TARİH BOYUNCA SALGIN HASTALIKLARA NASIL TEPKİ VERDİK?

Tarih boyunca salgınlar ve insan

YAŞAM 25.07.2020, 13:07 25.07.2020, 13:55 BERKE EREN
48
TARİH BOYUNCA SALGIN HASTALIKLARA NASIL TEPKİ VERDİK?

İnsanların sıklıkla COVID-19 dönemi ile karşılaştırdıkları İspanyol Gribi (1918), Kara Ölüm Hıyarcıklı Vebası (1342-1353), Justinianus Veba Salgını (541-542) gibi eski pandemi dönemleri, arkeologlara o kadar da uzak görünmüyor. Arkeologlar yüzlerce hatta binlerce yıl önce yaşamış insanlar hakkında düşünmeye alışıklar. İskeletler üzerinde bulunan kanıtlar, türümüzün başlangıcından beri salgın hastalıkların bizimle olduğunu gösteriyor.

Bu yuvarlak lezyonlar silifilizin (frengi) patognomonik belirtileri. C: Charlotte Roberts

Charlotte Roberts, Gabriel D.Wrobel ve Michael Westaway gibi biyoarkeologlar, eski zamanlarda bulaşıcı hastalıkların nereden köken aldığı ve nasıl yayıldığını daha iyi ortaya çıkarmak için iskeletleri analiz ediyorlar.Eski insanların sosyal davranışları, hastalıkların yayılmasına nasıl sebep oldu? İnsanlar hastalığa çare bulmak için ne yaptılar? Bireyler ve toplumlar, kendilerini ve başkalarını korumak adına davranışlarını nasıl şekillendirdiler?

(İnsanlık Tarihinin Seyrini Değiştiren 11 Salgın Hastalık)

Bunları bilmek bilim insanlarının, COVİD-19’un niçin bu denli küresel bir çöküşe neden olduğunu ve gelecekteki pandemiden önce hangi ihtiyaçların göz önüne alınması gerektiğini anlamalarına yardımcı olabilir.

Çok zaman önceki hastalıklara dair ipuçları

Peki biyoarkeologlar, özellikle de erken kültürlere ait hiç yazılı kayıt yokken bu tür şeyleri nasıl bilebiliyorlar? Yazı kullanan toplumlarda bile daha fakir ve ötekileştirilmiş gruplar hakkında nadiren bahsediliyordu. Çoğu arkeolojik bağlamda atalarımızdan geriye kalan tek şey iskelet oluyor.

Tüberküloz, omur üzerinde izler bırakıyor. C: Charlotte Roberts

Sifiliz (frengi), tüberküloz ve cüzzam gibi bazı bulaşıcı hastalıklar için iskeletin kemiklerinin üzerindeki izlerin yerleri, nitelikleri ve dağılımları; bulaşıcı hastalığın ayırıcı “patognomonik” belirteçleri olarak hizmet eder.Hastalıkların iskelet üzerinde bıraktığı izlerin çoğu spesifik değildir; yine de biyoarkeologlar bugün izlerin net olarak hangi hastalıkla oluştuğu olmasa bile bireyin hasta olduğunu söyleyebilirler. Veba ve HIV, COVID-19 gibi viral (virüs kaynaklı) hastalıklar da dahil bazı hastalıklar iskelet üzerine hiç iz bırakmayabilirler. Ve kurbanın kemiklerine iz bırakamayacak kadar hızlı bir şekilde ölüme yol açan bazı hastalıklar da vardır.

(Pandemiler Nasıl Biter?)

Biyoarkeologlar, bariz kemik değişimlerinin arkasındaki spesifik hastalıklara dair kanıtları ortaya çıkarmak için genetikçiler ve parazitologlar gibi diğer uzmanların da yardımıyla çeşitli metotlar kullanırlar. Örneğin, mezardaki insanın pelvis kemiğinin yanından alınıp analiz edilen toprak örneği, tenya ve yuvarlak solucanlar gibi iç parazit kalıntılarını açığa çıkartabilir. Ayrıca genetik analizler antik kemik ve dişlere hala bağlı olan bulaşıcı patojenlerin DNA’sını saptayabiliyor.Bioarkeologlar, ayrıca çocuk yaştaki bireylerin dişlerinin ve kemiklerinin ne kadar gelişkin olduğuna ya da bir yetişkinin iskeletinin yaşamı boyunca ne kadar değişikliğe uğradığına bakarak ölüm yaşını tahmin edebiliyorlar. Ardından demograflar salgın hastalık sürecinde hayatını kaybetmiş olan popülasyonların yaş profillerini çizmek için biyoarkeologlara yardım ediyorlar. Çoğu bulaşıcı hastalık orantısız olarak en zayıf bağışıklık sistemine sahip olan genellikle çok genç ve çok yaşlı kesimleri etkiler.

Yere nüfuz eden radar, Avustralya’daki Cherbourg’daki küçük Aborijin yerleşim yerindeki toplu mezarları gösteriyor. C: Kelsey Lowe

Örneğin; Kara Ölüm, ayrım yapmıyordu. 14. yüzyılın mezar çukurları Kara Ölüm kurbanları için olmadığı bilinen mezarlıklarda belli yaş dağılımını içeriyordu. Aksine, 1918 grip pandemisi alışılmışın çok dışındaydı. Hastalık, en kuvvetli bağışıklık sistemine sahip olması beklenen sağlıklı genç yetişkinleri vurmuştu. Bugünün COVID-19’u da arkasında ayırt edilebilir bir profil bırakıyor: Hastalıktan ölümler çoğunlukla yaşlı ve korunmasız insanlar ile belirli etnik grupları hedef alıyor.Atalarımızın kalıntıları aracılığıyla geçmişte hangi enfeksiyonların bulunduğunu öğrenebiliriz; ama bu bizlere enfeksiyonların kökeni ve evrimi hakkındaki büyük tabloda ne anlatıyor? Arkeolojik ipuçları araştırmacılara sosyoekonomik organizasyon, çevre ve teknoloji yönlerini yeniden oluşturmaya yardımcı olabiliyor. Ve bilim insanları dünyanın farklı bölgelerinde ve hatta aynı toplumda yaşayan insanlar arasında görülen risk faktörlerindeki bu çeşitliliğin hastalıkların zaman içerisinde değişimine nasıl sebep olduğunu çalışabiliyorlar.

Bulaşıcı hastalık ilk çıkışını nasıl yaptı?

İnsan biyolojisi, kültürü çok çeşitli yollarla etkiliyor. Kültür de biyolojiyi etkiliyor, her ne kadar hızlı kültürel değişime vücutlarımızın ayak uydurması zor olabilse de. Örneğin, 20. yüzyılda yüksek oranda işlenmiş fast food (hızlı tüketim) gıdalar birçoğumuz için daha dengeli ve sağlıklı diyetin yerini aldı. İnsan vücudunun evrimi ve farklı bir dünyaya adapte olmuş yapısından dolayı, bu diyet değişimi diyabet, kalp hastalıkları ve obezite gibi hastalıkların hızla artışıyla sonuçlandı.Paleoepidemiyolojik çerçeveden bakıldığında, türümüzün tarihindeki en önemli değişim tarıma geçiş olarak görülür. Tarım, yaklaşık 12.000 yıl önce başlayarak dünyanın çeşitli yerlerinde bağımsız olarak ortaya çıktı.

İngiltere’de gömülmüş bir kişiye alt bacak kemiğinden iyileşmiş bir kırık. C: Charlotte Roberts

Bu değişimden önce insanlar onlara eşlik eden tek hayvan köpeklerle birlikte avcı-toplayıcı olarak yaşadılar. Bu insanlar aktif bir yaşam sürdüler. Protein ve lif bakımından yüksek; kalori ve yağ bakımından düşük çeşitli ve gayet dengeli diyetleri vardı. Bu küçük gruplar halindeki insanlar vahşi hayvanları avlarken ve ara ara birbirleriyle kavga ederken parazitleri, bakteriyel enfeksiyonları ve yaralanmaları deneyimlediler. Ayrıca bu insanlar aşırı aşınma, plak oluşumu ve diş eti hastalıkları da dahil dişlere dayalı problemlerle de uğraştılar.Buna rağmen, avcı-toplayıcı toplumların çok fazla endişe duymalarına gerek kalmayan tek şey ise geniş bir coğrafi bölge boyunca insandan insana hızlı bir şekilde bulaşabilecek virüs kaynaklı bulaşıcı hastalıklardı. Grip virüsü gibi patojenler etkili bir şekilde yayılım gösteremiyorlardı veya küçük, hareketli ve sosyal olarak izole popülasyonlarda varlıklarını sürdüremiyorlardı.Tarımın ortaya çıkışı yakın çevrelerde yaşayan daha büyük, yerleşik insan popülasyonlarına yol açtı. Bu yeni ortamda yeni hastalıklar gelişebilirdi. Tarıma geçiş, çocukların %30 veya daha fazlasının 5 yaşından önce öldüğü yüksek çocukluk çağı ölümlerinin sembolü oldu.Milyonlarca yıla uzanan evrimsel tarihte ilk kez, farklı memeli ve kuş türleri yakın kapı komşusu oldular. İnsanlar bir kere yeni evcilleştirilmiş hayvanlarla yaşamaya başlayınca, hayatlarına yeni grup hastalıkların yaşam döngülerini de eklemiş oldular. Zoonoz hastalıklar olarak adlandırılan bu çeşit hastalıklar önceden sadece vahşi hayvanlarla sınırlı olan ama artık insanlara da sıçrayabilen hastalıklardır.

2.600 yıldan fazla bir zaman önce Peru’da yaşamış olan bir insana ait kafatası, belki de kafa yaralanmasını tedavi için yapılmış olan cerrahi girişimin izlerini gösteriyor.Tüm bu stresleri, zayıf sağlık önlemleri ve yetersiz diyete ve ayrıca uzak komüniteler arası bağların göç ve özellikle kentsel arasındaki ticaretle arttığı bir ortama eklediğinizde; bulaşıcı hastalık salgınları ilk defa tutunacak bir fırsat buldular.

Hastalığın küreselleşmesi

İnsanlık tarihinde daha sonraki olaylar da hastalığa bağlı büyük epidemiyolojik geçişlerle (salgın hastalıklara bağlı durumlarla) sonuçlandı.10.000 yıldan daha fazla süre boyunca; Avrupa, Orta Doğu ve Asya’nın insanları yerel çevrelerinde belli başlı zoonoz hastalıklarla evrimleştiler. İnsanlarla ilişkileri olan hayvanlar bölgeden bölgeye farklılık gösterdi. İnsanlar belirli hayvan türlerinin yanında uzun süre yaşadıkça simbiyoz yaşam (ortakyaşama) gelişebilir; ve de insanlarda yerel zoonoz hastalıklara karşı bağışıklık direnci gelişebilir.Modern tarihin başında Avrupalı imparatorluklarından insanlar ayrıca; dünyayı dolaşmaya başladılar. Bu insanlar, “Eski Dünya” hastalıklarını yanlarında taşıyarak; onları, bu hastalıklarla evrimleşmemiş olan insanlara taşımış oldular. Avusturalya, Pasifik ve Amerika’nın yerli insanlarının bu yeni patojenlere biyolojik olarak aşinalığı yoktu. Bağışıklığın yokluğunda, birbiri ardına salgın hastalıklar bu insan gruplarını harap ettiler. Yaklaşık ölüm oranı yüzde 60 ila 90 arasında değişti.

1800lerin sonlarında Brezilya’nın São Paulo Kentin’den bir tüberküloz sanatoryumu. C: Wellcome Collection

İskeletler, mumyalar ve geçmiş insanlara ait diğer kalıntılar üzerinde yapılan hastalık çalışması pandemilerin kökeni ve evrimini yeniden oluşturmada kritik rol oynadı. Ayrıca bu çalışma trepanasyon (kafatasında delik açma), dişçilik, amputasyon (bir uzvun kesilmesi), protez, bitkisel ilaçlar ve cerrahi aletler gibi tıbbi müdahalelerin de dahil olduğu şefkat ve bakıma dair ipuçları sağladı.Diğer kanıt, insanların hastalıklardan kendilerini korumak harici diğerlerini de korumak için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını gösteriyor. Belki de bunun en ünlü örneklerinden biri, 1665 yılında Londra’da vebanın yayılmasını önlemek amacıyla kendilerini feda eden kararı vererek kendini izole eden İngiliz köyü Eyam’dı.Diğer çağlarda, tüberkülozlu hastalar sanatoryumlara yerleştirildiler, cüzzamlı hastalar bu amaçla kurulmuş hastanelere kabul edildiler ya da izole adalara, boş arazilere yerleştirildiler ve veba geldiğinde kent sakinleri şehirlerden kaçtılar.Dünya bir başka salgınla yüzleşirken, arkeolojik ve tarihsel kayıtlar, insanların binlerce yıldır bulaşıcı hastalıklarla yaşadığını hatırlatıyor. Patojenler medeniyeti şekillendirmeye yardımcı oldu ve insanlar bu tür krizler karşısında dirençliydi.

Kaynak:https://arkeofili.com/tarih-boyunca-salgin-hastaliklara-nasil-tepki-verdik/

Yorumlar (0)
12°
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 24 Ocak 2021
İmsak 06:47
Güneş 08:15
Öğle 13:21
İkindi 15:53
Akşam 18:16
Yatsı 19:40
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Fenerbahçe 19 39
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Trabzonspor 20 33
6. Alanyaspor 19 31
7. Hatayspor 19 31
8. Karagümrük 19 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Rizespor 20 25
13. Sivasspor 19 24
14. Başakşehir 20 24
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Bursaspor 18 30
7. Tuzlaspor 17 30
8. Ankara Keçiörengücü 17 28
9. Altınordu 17 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Burnley 18 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 18 37
3. Sevilla 19 36
4. Barcelona 18 34
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 19 28
8. Real Betis 20 27
9. Cádiz 20 24
10. Levante 19 23
11. Getafe 18 23
12. Celta de Vigo 19 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Real Valladolid 20 20
16. Eibar 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 19 16
20. Huesca 20 13