Trafik Terörü, Maganda ve Polis

Gelişmiş ülkelerin trafik düzenine baktığımızda şahit olunan en önemli farklılık, araç şoförlerinin ve yayaların; kendi güvenlikleri ve öncelikleri kadar trafiğin diğer unsurlarının güvenliklerine ve önceliklerine önem göstermeleri ve saygı göstermeleri görülebiliyor. Buradan yola çıkarak ülkemize baktığımız da gün geçmiyor ki ülkemizin karayollarında ya da yaya yollarında bir trafik terörü yaşanmasın. Bu anlamda baktığımızda İstanbul Pendik’te yaşanan son olayın bardağı taşıran son damla olmasından öte bardağın kırılmış olduğu ortaya çıkıyor.

Aynayı kırıp aracın üzerinde tepindi

İddiaya göre Trafik polisine yakalanmamak için emniyet şeridinden çıkmaya çalışan otomobil sürücüsü, bir başka aracın önüne kırarak tehlike yarattı. Bunun üzerine tartışma çıktı. Sonrasında maganda aracını diğer sürücünün önüne kırdı. Aracın durmasının ardından otomobilden inen maganda camı yumruklamaya başladı. Bununla da yetinmeyen işadamı aracın üzerine çıkarak kanguruya taş çıkartırcasına zıplamaya başladı. Belinde silah olduğu da iddia edilen saldırgan karşısında araçlarının kapısını açmayan hamile kadın ve eşinin ise saldırı görüntülerini kaydederek şikayetçi olmasıyla duyulan skandal, toplum vicdanını yaraladı.

Öfkeli sürücüler insani değerlerden uzak görülüyor

Girişte belirttiğim gibi neredeyse hiçbir konuda gelişmiş ülkeler seviyesine gelmeyi başaramayan insanlarımız, üzülerek belirtmeliyim ki trafik konusunda da benzer durumu sürdürmekte ısrar edeceğe benziyor. Tüm Türkiye’de infiale yol açan Pendik’de ki olaya karışan iki magandanın ünlü bir baklava firmasının ortakları olan iki kardeşin olması ise büyük şaşkınlığa yol açtı. Belli ki eğitimlisi ve eğitimsizi, zengini ya da yoksulu ile insanlarımızda bir şeyler fazlasıyla eksik kalıyor. Kanunların gelişmiş ülke devletleri ile benzer olduğunu düşündüğümüzde denetim ve ceza uygulamalarının çok yetersiz olduğu net bir şekilde görülüyor.

Magandalar polis tarafından kapıda karşılandı

İlginç olan ise, olaya şahit olan tüm insanların tepkisini çeken iki işadamı kardeşin polis karakoluna ifade vermek için gittiklerinde kapıda karşılanarak ellerinin sıkılması duyarlı tüm vatandaşlarda ‘pes’ dedirtti.

Mağdurlara bile böyle bir karşılama yapılmayıp zanlılara gösterilen yakın ilgi herkesin haklı tepkisini çekti. Tam tersi bir işlem olması gerekirken işadamlarının kapılarda karşılanması ikinci bir şaşkınlığa neden oldu. Her ne kadar işadamının tutuklandığı ve polisin ise açığa alındığı belirtildiyse de bu kişilerin yaptıklarının bedelini ödeyecekleri konusu ise pek inandırıcı bulunmadı.

İşadamından komik açıklama

Hamile kadına ve eşine trafikte dehşet yaşatan işadamı, polis karakolunda verdiği komik ifade arsızlığın boyutunun ne kadar büyük olduğunu göstermiştir. “Bu üzücü olayda araç içindeki şahıslara yönelik hiçbir şekilde fiili ve sözlü müdahalede bulunmayıp, aksine olayların yatışması için çaba sarf ettiği görülmüştür.”

Mağdurların araç kapısını kilitli tutarak olası bir saldırıyı önlediği açıkken, fiili bir saldırıda bulunmadığını iddia ediyor. Üstelik aracın hem dikiz aynasını kırıp hem de kaput üzerine çıkarak kanguru gibi zıplayarak olayın yatışmasına katkı sağladığını söylüyor. Yaptıkları yetmezmiş gibi bir de kamuoyu zekası ile adeta alay ediyor.

Devlet ne yapıyor?

Devlet yukarıda belirtildiği gibi bu dehşeti yaşatan işadamı kardeşleri karakol kapısında ellerini sıkarak karşılıyor. Böyle olunca da bu tür olaylar sürgit benzer şekilde devam edip gidiyor.

Devlet kanunları uygulamadığı için ise bu kez vatandaş kendi kanununu koyup kendi uygulamalarına geçiyor. Ya vuruyor ya da darp ediyor. Edenin yanına da kar kalıyor. Böyle bir düzeni sağlamanın da imkansız olduğu açıkça görülüyor.

Dahası motorlu birçok araç, bisiklet ya da kağıt toplayan birçok insan yaya yollarında üstelik yayaların can güvenliklerini de hiçe sayarak turlar atıyor. Buna karşın hiç bir trafik polisinin müdahalesi ile karşılaşılmıyor.

İnşaat kamyonları, servis otoları, dolmuşlar ve hatta belediye otobüsleri yüksek sesli havalı kornaları ile gürültü kirliliğine yol açarken, insanların kalp krizi geçirebileceği ya da hamile kadınların çocuklarını düşürebileceği ihtimali bile trafik polisini ilgilendirmiyor.

Sadece fahiş trafik cezası kesmenin rahatlığı ile “Devletime bugün de büyük para kazandırdım” huzuru ile evine giden trafik polisi anlayışının toplum düzenine hiçbir katkı yapmadığı net bir şekilde anlaşılmaktadır.

Şöyle bir soru geliyor aklıma son yaşanan olayda o hamile kadının eşinin bir an için yer altı dünyasından biri olduğunu varsaydık, olayın nerelere varacağını hesaplayabilir miydik?

Devlet düzeni kişilere bırakılamayacak kadar hassas bir konudur. Resmi ya da sivil herkese hukuk karşısında eşit davranılmalıdır. Aksi kaos olur.

Son söz, ”Ya devlet başa ya kuzgun leşe”