Sultangazi'nin Tarihi

Sultangazi

Sultangazi 20.02.2021, 18:56 20.02.2021, 19:25 BERKE EREN
28
Sultangazi'nin Tarihi

06.03.2008  Kabul  Tarih;  22.03.2008  26284 Mükerrer  Resmi Gazete  Tarihli  5747 Sayılı Büyükşehir  Belediyesi  Sınırları  İçerisinde  İlçe  Kurulması  Ve  Bazı  Kanunlarda Değişiklik  Yapılması  Hakkında Kanun” un İlçe Kurulması Başlıklı 1.Madde 24.Esas “Ekli (22) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere  İstanbul  İlinde Sultangazi  adıyla İlçe kurulmuştur.” Hükmüne istinaden İlçemiz Sultangazi kurulmuştur. İstanbul’un kuzeybatısında, denizden 50 metre yükseklikte, 36 km² yüz ölçüme sahip Sultangazi ilçesi doğuda Eyüp, batıda Esenler, güneyde Gaziosmanpaşa, kuzeybatıda Başakşehir ilçeleriyle sınır oluşturmaktadır. İlçemizde 15 mahalle bulunmaktadır. TÜİK 2018 Nüfus verilerine göre ilçemizin nüfusu 523.765 kişidir.Sultangazi, her ne kadar yeni kurulmuş bir ilçe olsa da, eldeki veriler burasının İstanbul civarındaki en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu göstermektedir. Osmanlı öncesi ile ilgili net bir bilgiye sahip olmamakla beraber bölgenin İstanbul’un su yolları üzerinde yer aldığını, günümüze ulaşan su yolu kalıntılarından tespit etmekteyiz. Fetihten önce İstanbul’un su ihtiyacı Halkalı Suları diye adlandırılan, Halkalı köyü ile Cebeciköy’ün güneyindeki bölgeden gelen menba sularından ve Belgrat ormanlarından gelen yüzeysel sulardan, bir bölümü de Istıranca Dağları’ndan gelen sulardan karşılanmakta idi. İmparator Kostantinus döneminde yaptırılan ve Istıranca dağlarından getirilen 242 kilometrelik isale hattı bu bölgeden geçmekte idi. Bu isale hattı üzerinde 6-7 tane 2-3 katlı büyük kemer ve 30’dan fazla tek gözlü kemerin kalıntılarını görmek mümkündür. 

Cebeciköy deresi üzerinde rastlanan Ceneviz galeri kalıntıları fetih öncesi suyollarının bölgedeki varlığının en önemli delilleridir. Bölge, Osmanlı döneminde de özellikle su medeniyeti açısından çok önem taşımaktadır.Özellikle Fatih’in İstanbul’u feth etmesinden sonra, büyük isale hatlarının hemen hemen hepsi yıkıldığı için halk su ihtiyacını sarnıçlardan karşılamakta idi. Fatih Sultan Mehmet, I.Theodosius tarafından yaptırıldığı kabul edilen Belgrat Ormanları’ndan gelen galeri şeklindeki isale hattını, Cebeciköy ve Bozdoğan Kemeri altında yaptırdığı sıra çeşmelere kadar olan bölümünü adeta yeniden yaptırır gibi tamir ettirdi.  Tarihi yarımadayı besleyen Osmanlı su tesisleri Halkalı suyolu, Kırkçeşme suyu, küçük menbalardan beslenen ve hayır sahipleri tarafından yaptırılan çeşmelerden oluşur. Halkalı ve Cebeciköy arasındaki alandan gelen sulara Halkalı suları denilir. 

   Ayrıca II. Bayezid tarafından yaptırılan ve Bayezid Suyolu adıyla bilinen suyolu, Cebeciköy’ün 1700 m güneyindeki bir menbaadan başlayarak güneye doğru devam eder, Çiçoz kubbesinden önce tünele girer ve daha sonra da sırasıyla Edirnekapı, Fatih Camii avlusu, Bozdoğan kemeri ve daha sonra da Bayezid meydanına kadar ulaşır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul’un nüfusunun hızlı artması sebebiyle, su sıkıntısı baş göstermiştir. Kanuni su ihtiyacını karşılamak için araştırmalar yaptırmış, Mimar Sinan ile müşaverede bulunarak Belgrat Ormanları’ndan su getirilmesine karar vermiş ve bu iş için Mimar Sinan’ı görevlendirmiştir. Suyolları güzergahında bulunan ve Suyolcu köyleri diye adlandırılan köylerin halkı su yolları ve müştemilatının korunması, tamiratı gibi hizmetleri görmekle mükellef idiler. Bu hizmetleri gören köylerin halkı vergilerden muaf tutulmuşlardır. Nitekim 1520 tarihli tahrir kaydında Cebeci köyü halkının Kırkçeşme su yolunu tamir edip bakımını üstlendikleri için her türlü vergiden muaf oldukları görülmektedir.

 Osmanlı idari sisteminde bölge Haslar kazasına bağlı çeşitli köyler ve çiftlikler olarak kendisini göstermektedir.Cebeci köyü, Pirinççi köyü, Çavuşköy ve Çınarlıhan (Habipler), belgelerde adı geçen ve bu bölgede yer alan köylerdir. Suyolcu köyleri genellikle Hıristiyan olup, hemen hepsinde kilise bulunmakta idi. Cebeci köyünde bulunan kilise harabesi bunun en müşahhas bir örneğidir.  Tanzimat sonrası bölgede Müslüman nüfus Balkanlardan gelen göçlerle yoğunlaşmaya başlamıştır. Belgelerden bölgeye yerleşen göçmenlerin daha çok Şumnu, Cuma ve Lofça’dan gelenler olduklarını görmekteyiz. Bölge, İstanbul – Edirne, Balkanlar yolu üzerinde olup tarihi kuzey fetih yolu buradan geçmekte idi. Şu anda Topkapı – Habipler tramvay hattının geçtiği yol tarihi Edirne şosesi idi. Yine bölgede ilk belediye teşkilatının kurulduğu yer olan Kemerburgaz ve civarına bu bölgeden ulaşım sağlanırdı.Cumhuriyet döneminde bölge uzun yıllar Eyüp ilçesine bağlı olarak idare edilmiştir. 27/8/1963 tarihinde,Arnavutköy, Boğazköy,Bolluca,Çilingir gibi köylerle birlikte Cebeciköy’de Eyüp ilçesi Rami bucağından alınıp yeni kurulan Gaziosmanpaşa ilçesine bağlanmıştır.Nihayet 6/3/2008 tarihinde kabul edilen “Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 24. maddesi hükmünce “Ekli (22) sayılı listede adları yazılı mahalleler ile mahalle kısımları merkez olmak ve aynı adla bir belediye kurulmak üzere İstanbul İlinde Sultangazi” ilçesi kurulmuştur.

Yorumlar (0)