<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İstanbul burda</title>
    <link>https://www.istanbulburda.com</link>
    <description>İstanbul'a dair herşey</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.istanbulburda.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 12 Sep 2026 06:19:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Değişmeye Çalışırken Dağılmak ''Her An Tetikte Bir Zihin'']]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/degismeye-calisirken-dagilmak-kaygi-bizi-neden-hic-yalniz-birakmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/degismeye-calisirken-dagilmak-kaygi-bizi-neden-hic-yalniz-birakmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın Değişmeye Çalışırken Dağılmak '' Her An Tetikte Bir Zihin'' Adlı Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Değişmeye Çalışırken Dağılmak</strong> "Yine olmadı, düzeleceğine inancım kalmadı."</p>

<p>Kendini değiştirmeye çalışan birini düşünün. Yıllarca aynı düşünce kalıplarıyla, aynı döngüler içinde yaşamış. Sonunda bir şeyleri dönüştürmeye karar vermiş. Terapilere gitmiş, kitaplar okumuş, kendini gözlemlemiş. Hatta birkaç denemede başarıya da ulaşmış. Sabahları daha enerjik kalkmaya başlamış, ani öfke patlamaları yerine durup düşünmeye başlamış.</p>

<p>Ama bir gün, beklenmedik bir şey oluyor. Belki bir çatışma, bir başarısızlık, bir tetikleyici. Ve kişi birdenbire kendi içine kapanıyor. "Hiçbir şey düzelmeyecek," diyor. Birkaç adımda kazandığı içsel gücü yok sayıp, tüm çabalarını silip atıyor. Melankoli derinleşiyor. Sanki iç dünyasında bütün ışıklar sönmüş gibi hissediyor.</p>

<p>İşte bu an, sadece hayal kırıklığı değil. Aynı zamanda kaygının, korkunun, geçmişten gelen örüntülerin yeniden sahneye çıkışı. Bazen en çok korktuğumuz şey, tekrar başladığımız yere dönmek değil; aslında hiç başlamamış olduğumuzu fark etmek. Bu yüzden bu yazıda tam da buraya, o kırılgan ama dönüştürücü eşiğe bakacağız. Çünkü kaygı, korku ve kabulleniş, iyileşmenin vazgeçilmez duraklarıdır.</p>

<p><strong>Zihnin Diken Üstündeki Hâli: Kaygı Bizi Neden Hiç Yalnız Bırakmaz?</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="381" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/06/61d6739d-d31e-44bb-b383-40bbd851aa06-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="572" /></strong><br />
<strong>Bedenin Alarm Sistemi:</strong> Her An Tetikte Bir Zihin<br />
Kaygı, aslında beynimizin bizi hayatta tutmak için kullandığı eski ama çok etkili bir savunma mekanizmasıdır. Tehlikeyi sezdiğinde alarma geçer; kalbimiz hızlı atar, nefesimiz sıklaşır, kaslarımız gerilir. Çünkü beyin "tehlike var" mesajı verir. Bu tehlike fiziksel olmak zorunda değildir; duygusal, sosyal ya da psikolojik de olabilir.</p>

<p><strong>Peki, neden bazı insanlar bu alarmı daha sık ve yoğun yaşar?</strong></p>

<p>Çünkü beyin, özellikle amigdala ve hipokampus bölgeleri, geçmiş deneyimlerle yeni olaylar arasında hızlı bağlantılar kurar. Diyelim ki geçmişte bir başarısızlık yaşadınız. Belki bir sunumda zorlandınız ya da bir ilişkide terk edildiniz. Bu olayların bıraktığı duygusal izler zihninizde "tehlike" kategorisine kaydolur. Yani beyin der ki: "Bu durumu daha önce yaşadın ve canın yanmıştı. Şimdi benzer bir şey oluyor. Dikkat et!"</p>

<p><img alt="" height="381" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/06/8e386af1-ce7d-4d64-89c6-4164ae91d2a8.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="572" /></p>

<p>Bu nedenle kişi, bir adım ileri gittiğinde ama küçük bir olumsuzlukla karşılaştığında hemen geriye çekilir. Çünkü beyin otomatik olarak, "Bak yine olmadı," ya da "Sen zaten yapamıyorsun," gibi mesajlar verir. Bu, geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarının bugünkü olaylara yansımasıdır.</p>

<p><strong>Peki, Bu Mekanizmayı Nasıl Lehimize Çevirebiliriz?</strong><br />
İşte en önemli adım: bu sesin farkına varmak ama ona körü körüne inanmamak. Beynin bu tepkisinin sadece korumak için devrede olduğunu bilmek, onun hükmünü zayıflatır.</p>

<p><img alt="" height="520" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/06/ad3fdcb0-25a2-42dd-99cb-26abb4545ede-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="560" /></p>

<p><strong>1. Geçmiş ile Şimdiyi Ayırmak: </strong>"Bu şimdi o gün değil." Kendinize bu cümleyi sıkça hatırlatın. O gün başaramadığınız bir şey, bugün aynı sonuçla bitecek diye bir kural yok.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>2. Kaydı Yeniden Yazmak:</strong> Geçmiş deneyimleri yeniden değerlendirmek. "O zaman hazır değildim, ama şimdi daha donanımlıyım," gibi içsel telkinler beynin algısını değiştirir.</p>

<p><strong>3. Mini Zaferleri Fark Etmek: </strong>Beyne başarı sinyali göndermek gerekir. Her ne kadar küçük olursa olsun, olumlu bir gelişmeyi not alın. Örneğin, "Bugün duygularımı bastırmadım," ya da "Bu sabah yatağımdan umutla kalktım."</p>

<p><strong>4. Duygusal Tetikleyicileri Tanımak:</strong> Hangi durumlarda beyniniz otomatik "tehlike" moduna geçiyor? Bu tetikleyicileri belirlemek, tepkilerinizi yönetmenizi kolaylaştırır.</p>

<p><strong>5. Kendinize Soru Sorun: </strong>"Bu düşünceye neden inanıyorum? Gerçekten her zaman böyle mi oldu?" Bu tür sorular, otomatik düşünceleri sorgulamanıza ve onları dönüştürmenize yardımcı olur.</p>

<p>Unutmayın, beyin gelişebilir bir organdır. Nöroplastisite sayesinde, düşünce yollarınızı ne kadar fark ederseniz, onları o kadar yeniden şekillendirebilirsiniz. Yani her "yine olmadı" sesi aslında size, "Yeni bir şekilde dene" daveti de taşıyor olabilir.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img height="448" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="504" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/degismeye-calisirken-dagilmak-kaygi-bizi-neden-hic-yalniz-birakmaz</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/06/8a3244fa-502e-482b-8e21-3a2175eb67c0.jpeg" type="image/jpeg" length="24059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne ile Bağlanma Sorunları Namı Değer (MAMİ İŞUZ)]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/anne-ile-baglanma-sorunlari-nami-degermami-isuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/anne-ile-baglanma-sorunlari-nami-degermami-isuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın Anne ile Bağlanma Sorunları Namı Değer (MAMİ İŞUZ) Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anne ile olan bağlanma sorunları, bir kişinin çocukluk döneminde annesi veya başka bir kadın figürüyle yaşadığı güvensiz veya sağlıksız ilişki dinamikleri nedeniyle yetişkinlikte sağlıklı ilişkiler kuramaması ya da sürdürememesi anlamına gelir.</p>

<p>Bir çocuğun erken yaşlarda birincil bakım verenlerinden aldığı ilgi, şefkat ve bakım, onun gelişimi ve genel iyi oluşu üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Anneler, çocukların duygusal ve sosyal gelişiminde kritik bir rol oynar. Anne ve çocuk arasındaki bu temel bağın zarar görmesi veya kopması, çocuğun benlik algısını, güven duygusunu ve ilerleyen yıllarda kuracağı ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Sonuç olarak, anne ile bağlanma sorunu yaşayan kişiler düşük özsaygı, güvensizlik ve duygusal bağ kurma zorlukları yaşayabilir.</p>

<p>Bu yazıda, "anne ile bağlanma sorunu" kavramı, nedenleri, belirtileri ve bu durumun ilişkiler üzerindeki etkileri ele alınacaktır. Ayrıca, anne ile bağlanma sorunu olup olmadığınızı nasıl anlayabileceğinizi ve bu konuda nasıl yardım alabileceğinizi de inceleyeceğiz.</p>

<p>Bebekler doğduklarında, fiziksel ihtiyaçları ve güvenlikleri için anneye bağımlıdır. Uzmanlar, erken çocukluk döneminde annenin rolünü en önemli faktörlerden biri olarak kabul etmektedir. Üç yaşından küçük çocukların annelerinden ayrılması, onların sosyal-duygusal gelişiminde gecikmelere yol açabilir. Anneyle kurulan bağ, bireyin sosyal ve duygusal gelişimini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Bu, annenin kötü bir insan olduğu anlamına gelmez. Ancak annenin çocuk yetiştirme biçimi, bireyin kendine bakış açısını şekillendirebilir ve gelecekteki ilişkilerini etkileyebilir.</p>

<p><img alt="" height="643" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/02/whatsapp-image-2025-02-12-at-175631-2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="468" /></p>

<p><strong>Nedenleri</strong><br />
John Bowlby’nin bağlanma teorisine göre bebekler, birincil bakım verenleriyle yakın bir duygusal bağ kurma ihtiyacı duyar. Bu bağın kalitesi, kişinin yetişkinlikte nasıl yakın ilişkiler kuracağını belirler. Eğer bir kişi, annesiyle güvensiz, istismarcı veya kaotik bir ilişki yaşamışsa, bu durum bağlanma bozukluklarına yol açabilir ve kişinin başkalarıyla ilişkilerinde sorunlar yaşamasına neden olabilir.</p>

<p><strong>Yaygın Sağlıksız Anne-Çocuk Dinamikleri</strong><br />
<strong>Duygusal Ensest (Bağımlılık):</strong> Anne, çocuğuna bir partnerin sunması gereken duygusal desteği yükleyerek aşırı bağımlı bir ilişki geliştirir.</p>

<p><strong>Kontrolcü Davranışlar:</strong> Anne, çocuğun hayatını aşırı derecede kontrol ederek duygusal veya fiziksel tehditler kullanabilir.</p>

<p><strong>Duygusal İstismar: </strong>Çocuğun utandırılması, küçümsenmesi, diğer ilişkilerinden kıskanılması veya sürekli eleştirilmesi.</p>

<p><strong>Çocuklukta İhmal ve İstismar</strong>: Fiziksel, duygusal veya cinsel istismara maruz kalan çocuklar, ilerleyen yaşlarında psikolojik sorunlar yaşayabilir.</p>

<p><strong>Ebeveynleşme</strong>: Çocuğa yaşına uygun olmayan sorumluluklar verilerek ebeveyn rolü üstlenmeye zorlanması.</p>

<p><strong>Narsistik İstismar</strong>: Anne, çocuğunu kendi egosunu besleyen bir araç olarak görebilir, çocuğunu aşırı yüceltebilir veya sürekli eleştirebilir.</p>

<p><strong>Bu Konunun Tetiklediği Duygusal ve Davranışsal Sorunlar</strong><br />
Anne ile bağlanma sorunu yaşamış olan kişilerde şu sorunlar gözlemlenebilir:</p>

<p>Beden algısı bozukluğu ve düşük özgüven</p>

<p>Başkalarının anneleriyle iyi ilişkilerine karşı kıskanlık ve öfke</p>

<p>Bağlanma korkusu nedeniyle insanları kendinden uzaklaştırma</p>

<p>Otorite figürlerine aşırı bağlanma ya da mesafe koyma</p>

<p>Duygusal olarak bağımsız görünmeye çalışma ama içten içe aşırı ilgi ve onay ihtiyacı duyma</p>

<p>Kadın arkadaşlardan çok erkek arkadaşlara sahip olma</p>

<p>Aşırı feminist görüşler geliştirme</p>

<p>Duygularını ifade etmekte zorlanma, öfke sorunları yaşama</p>

<p>Astrolojiye ilgi duyma</p>

<p>Bağımsız görünme ama içten içe birine bağlanma ihtiyacı hissetme</p>

<p><strong>Belirtiler</strong><br />
Anne ile bağlanma sorununun belirtileri, kişinin çocuklukta yaşadığı deneyimlere ve bunları nasıl içselleştirdiğine bağlı olarak değişebilir. Temel belirtiler şunlardır:</p>

<p><strong>Kaygılı Bağlanma</strong><br />
Eğer bir çocuk, annesinin ihtiyaçlarına her zaman cevap vermediğini öğrenirse, kaygılı bağlanma geliştirebilir. Bu kişiler genellikle aşırı derecede ilişkiye yatırım yapar ve sürekli olarak partnerlerinin kendilerini terk edeceğinden endişe eder.</p>

<p><strong>Belirtiler:</strong></p>

<p>Aşırı derecede ilgi ve yakınlık ihtiyacı</p>

<p>Negatif benlik algısı</p>

<p>Partnerin uzaklaştığına dair sürekli işaretler arama</p>

<p>Kendi ihtiyaçlarını ihmal ederek başkalarını memnun etme çabası</p>

<p><strong>Kaçıngan Bağlanma</strong><br />
Eğer bir çocuk, annesi tarafından ihmal edilirse veya annesi çok eleştirel ve talepkarsa, kaçıngan bağlanma geliştirebilir. Bu kişiler genellikle çatışma sırasında içe kapanır ve duygularını bastırır.</p>

<p><strong>Belirtiler:</strong></p>

<p>Duygusal bağımsızlık vurgusu</p>

<p>Güven sorunları</p>

<p>Sevgi göstermekte zorlanma</p>

<p>İlişkileri sürdürememe</p>

<p>Öfke kontrol problemleri</p>

<p><strong>Korkulu-Kaçıngan Bağlanma</strong><br />
Bu bağlanma biçimi, genellikle çocuklukta yaşanan aşırı travma veya ihmalden kaynaklanır. Bu kişiler, hem yakınlığa ihtiyaç duyar hem de yakın ilişkilerden korkar.</p>

<p><strong>Belirtiler:</strong></p>

<p>İlişkilerde öfke ve saldırganlık</p>

<p>Güvensizlik</p>

<p>Duygusal kararsızlık</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="606" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/02/whatsapp-image-2025-02-12-at-175631-3-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="456" /></p>

<p><strong>Anne ile Bağlanma Sorununun Günlük Hayata Etkileri</strong><br />
Anne ile bağlanma sorunu, kişinin kişisel ve romantik ilişkilerini etkileyebilir ve ebeveynlik tarzını şekillendirebilir. Araştırmalar, bağlanma stilinin ebeveynlik üzerinde de etkili olduğunu göstermektedir. Güvensiz bağlanma stillerine sahip bireyler, daha az duyarlı ebeveynlik gösterebilir ve aşırı otoriter veya gevşek bir ebeveynlik tarzına sahip olabilir.</p>

<p><strong>Çocuklukta Güvensiz Bağlanma Geliştiren Kişiler</strong><br />
Yetişkinliklerinde şu durumlarla karşılaşabilirler:</p>

<p>Düşük benlik saygısı: Kendi değerlerini sorgulama ve sürekli olarak başkalarından onay bekleme.</p>

<p>Bağlanma sorunları: İlişkilerde bağımlılık veya aşırı mesafe koyma eğilimi.</p>

<p>Öfke problemleri: Bastırılmış duygular nedeniyle ani öfke patlamaları.</p>

<p>Mükemmeliyetçilik: Sürekli olarak kusursuz olmaya çalışma ve hata yapmaktan korkma.</p>

<p>Duygusal dalgalanmalar: Aniden depresif veya aşırı coşkulu hissetme.</p>

<p>İçsel boşluk hissi: Sürekli bir eksiklik veya tatminsizlik hissi.</p>

<p>Bazı kişiler, anne ile bağlanma sorunlarını farkında olmadan günlük hayatlarına yansıtabilir. Örneğin:</p>

<p>Bağımsızlık ihtiyacı: Kimseye muhtaç olmama arzusu.</p>

<p>Duygusal bağlanma korkusu: Yakın ilişkilerden kaçınma.</p>

<p>İlişkilerde aşırı fedakarlık: Anne rolünü üstlenme isteği.</p>

<p>Özgüven eksikliği: Sürekli olarak dış onaya ihtiyaç duyma.</p>

<p>Kontrol ihtiyacı: Çevresindeki her şeyi kontrol etme isteği.</p>

<p></p>

<p><strong>Sonuç</strong><br />
Hiçbir anne-çocuk ilişkisi mükemmel değildir. Ancak bu ilişkilerin kişinin hayatı üzerinde kalıcı etkileri olabilir. Anne ile bağlanma sorunlarının kökeninde genellikle çocuklukta gelişen bağlanma sorunları yatar. Kendi duygu ve davranışlarını anlamak, sağlıksız ilişki kalıplarını kırmaya yardımcı olabilir. Farkındalık ve sağlıklı ilişkiler kurma çabası, kişinin kendisini geliştirmesine ve geçmişin etkilerinden kurtulmasına yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>Kaynakça:</strong><br />
Bowlby, J. (1982). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.<br />
Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., &amp; Wall, S. (1978). Patterns of Attachment: A<br />
Psychological Study of the Strange Situation. Lawrence Erlbaum.<br />
Main, M., &amp; Solomon, J. (1986). Discovery of an insecure-disorganized/disoriented attachment<br />
pattern: Procedures, findings and implications for the classification of behavior. Cambridge<br />
University Press.<br />
Hazan, C., &amp; Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of<br />
Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524.<br />
Mikulincer, M., &amp; Shaver, P. R. (2016). Attachment in Adulthood: Structure, Dynamics, and<br />
Change. Guilford Publications.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Instagram</strong></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img height="597" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="489" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/anne-ile-baglanma-sorunlari-nami-degermami-isuz</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 00:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/02/whatsapp-image-2025-02-12-at-175631-1.jpeg" type="image/jpeg" length="98942"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezleri]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/ibb-psikolojik-danismanlik-ve-egitim-merkezleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/ibb-psikolojik-danismanlik-ve-egitim-merkezleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezleri]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adalar:</strong> Nizam Mahallesi 23 Nisan Caddesi No:7 İBB EK Hizmet Binası/Büyükada</p>

<p><strong>Ataşehir:</strong> Yeni Sahra Mah. 50. Yıl Caddesi No:2</p>

<p><strong>Avşar:</strong> Gümüşpala Mah. Çoban Çeşme Caddesi</p>

<p><strong>Bağcılar:</strong> Hürriyet Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No:5 Kat: 1</p>

<p><strong>Başakşehir:</strong> Altınşehir Mah. Osmanlı Caddesi No:49</p>

<p><strong>Bayrampaşa</strong>: Yenidoğan Mah. Şar Sok. No:68/A</p>

<p><strong>Beyoğlu:</strong> Halıcıoğlu Mah. Tokaç Sok. No:4/1</p>

<p><strong>Boğazköy</strong>: Yunus Emre Mah. 30 Ağustos Caddesi</p>

<p><strong>Büyükçekmece:</strong> Mimar Sinan Mah. Yıldırım Beyazıt Caddesi Poyraz Sok. No: 79/1</p>

<p><strong>Cevatpaşa:</strong> Cevatpaşa Mah. Eskieğir Asfaltı No:385</p>

<p><strong>Çengelköy:</strong> Çengelköy Mah. İmami Azam Cami Sok. No:8</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Esenler: </strong>Turgutreis Mah. Cengiz Topel Caddesi No: 68 D:3 Kat: 3</p>

<p><strong>Esenyurt:</strong> İnönü Mah. Balık Yolu Caddesi No:20-22 Kat:2</p>

<p><strong>Eyüpsultan:</strong> Nişanca Mahallesi Nişan Caddesi No: 10 Kat: 2</p>

<p><strong>FATİH:</strong> Kalenderhane Mah. Cemal Yener Tosyali Cad. No:10 Fatih/İstanbul</p>

<p><strong>GAZİOSMANPAŞA:</strong> Yıldırım Mah. Eski Edirne Asfaltı No:203 K:4 D:3 Bayrampaşa/İstanbul</p>

<p><strong>GÜZELTEPE</strong>: Güzeltepe Mah. Osman Paşa Cad. No:1 Eyüpsultan/İstanbul</p>

<p><strong>KARTAL:</strong> Orhantepe Mah. Üsküdar Cad. No:133 Kat:1 (Zabıtanın Üstü) Cevizli-Kartal/İstanbul</p>

<p><strong>KÜÇÜKÇEKMECE:</strong> Halkalı Merkez Mah. Fatih Cad. No:20 Sima Plaza K:2 Küçükçekmece/İstanbul</p>

<p><strong>MALTEPE</strong>: Gülsuyu Mah. Fevzi Çakmak Cad. No:31-33/A Maltepe/İstanbul</p>

<p><strong>SULTANBEYLİ</strong>: Abdurrahmangazi Mah. Bosna Bulvarı Next Plaza No:5 Kat:2 Sultanbeyli/İstanbul</p>

<p><strong>SULTANGAZİ:</strong> Uğurmumcu Mah. Eski Edirne Asfaltı Cad. No:626 Kat:2 Sultangazi/İstanbul</p>

<p><strong>ŞİRİNEVLER</strong>: Şirinevler Mah. Adnan Kahveci Bulvarı Cad. No:208 Haydar Akın İş Merkezi 2 K:4 Şirinevler/İstanbul</p>

<p><strong>TUZLA</strong>: Aydınlı Mah. Başkomutan Cad. No:58 Tuzla/İstanbul</p>

<p><strong>ÜMRANİYE: </strong>Atatürk Mah. Alemdağ Cad. No:91 Kat:6-7 Ümraniye/İstanbul</p>

<p><strong>ÜSKÜDAR:</strong> Valide Atik Mah. Nuhkuyusu Cad. No:65 Üsküdar/İstanbul</p>

<p><strong>PENDİK PDM:</strong> Batı Mah. Erol Kaya Cad. No:95 Kat:5 (İBB Hasan İzzettin Dinamo Kütüphanesi Üst Katı)</p>

<p><strong>KAYIŞDAĞI PDM</strong>: Kayışdağı Mah. Uslu Cad. No:72/2</p>

<p><strong>ZEYTİNBURNU: </strong>Yenidoğan Mah. 58. Bulvar Cad. No:135A</p>

<p>Sosyal Hizmet Merkezleri: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı sosyal hizmet merkezlerinde danışmanlar, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları görev yapmaktadır.</p>

<p><strong>Devlet Hastaneleri: </strong>Devlet hastanelerinde ücretsiz psikolojik hizmet sunan psikologlar bulunmaktadır. Randevu kayıt sisteminden veya Alo 182 ile randevu talebi oluşturabilirsiniz.</p>

<p><strong>Belediyeler:</strong> Belediyeler de psikolojik destek hizmeti sunmaktadır. Kendi belediyenizden veya başka bir belediyeden randevu almak için 153'e arayıp "Sağlık Hizmetleri" menüsünden "Psikolojik Danışma" seçeneğine basabilirsiniz.</p>

<p><strong>Okullar: </strong>Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet ve özel okullarda görev yapan rehber öğretmenlerden psikolojik destek alabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/ibb-psikolojik-danismanlik-ve-egitim-merkezleri</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/02/ekran-goruntusu-2025-02-02-221855.png" type="image/jpeg" length="94902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Fatih Psikolojik Danışmanlık Merkezi (Fatih PDM)]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/ibb-fatih-psikolojik-danismanlik-merkezi-fatih-pdm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/ibb-fatih-psikolojik-danismanlik-merkezi-fatih-pdm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Fatih Psikolojik Danışmanlık Merkezi (Fatih PDM) Adres]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalenderhane Cemal Yener Tosyalı Caddesi No:10 34134 Fatih/İstanbul<br />
<a href="https://saglik.ibb.istanbul/psikolojik-danismanlik-merkezleri-pdm/" rel="nofollow">saglik.ibb.istanbul</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hizmet birimlerimiz, ruh sağlığı alanında destek almak üzere başvuran kişilerin psikoloji disiplini çerçevesinde klinik psikologlarla görüşmeler yaptığı merkezlerdir.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/ibb-fatih-psikolojik-danismanlik-merkezi-fatih-pdm</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/02/th-2.jpeg" type="image/jpeg" length="52358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyarı! Influenza Virüsü Hızla Yayılıyor: Halk Sağlığı Alarmda!]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/uyari-influenza-virusu-hizla-yayiliyor-halk-sagligi-alarmda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/uyari-influenza-virusu-hizla-yayiliyor-halk-sagligi-alarmda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık yetkilileri, virüsün yayılmasını engellemek için aşıların ve antivirallerin etkili olduğunu tekrar vurguluyor. Virüsün yayılım hızına karşı tedbirlerin artırılması gerektiği belirtiliyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, bu sezon yayılan influenza virüsünün hızla yayıldığını ve halk sağlığı üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Özellikle JN.1 varyantının etkileri mercek altına alınıyor. CDC, bu yeni türün COVID-19 virüsüyle bağlantısı olup olmadığını araştırıyor ve halkı dikkatli olmaya çağırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık yetkilileri, virüsün yayılmasını engellemek için aşıların ve antivirallerin etkili olduğunu tekrar vurguluyor. Virüsün yayılım hızına karşı tedbirlerin artırılması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Grip aşısı ve hijyen önlemlerine dikkat edilmesi, bu tehlikeli sezonu atlatmak için büyük önem taşıyor. Sağlığınız için tedbirlerinizi alın ve güncellemeleri takip edin!</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/uyari-influenza-virusu-hizla-yayiliyor-halk-sagligi-alarmda</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/01/ekran-goruntusu-2025-01-28-192308.png" type="image/jpeg" length="86687"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sevgi Maskesindeki Tehdit]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/sevgi-maskesinin-ardindaki-tehdit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/sevgi-maskesinin-ardindaki-tehdit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın 'Sevgi Maskesindeki Tehdit' Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hepimiz hayatımızda bir noktada, her şeyin mükemmel gittiğini düşündüğümüz ve kesinlikle<span style="color:#e74c3c"> "o"</span> kişi diye kendimize ve çevremize büyük heyecanla bahsettiğimiz insanla büyük bir ilişkiye koyuluruz ve her şey ütopik derecede harika gider. Partneriniz size sürekli ilgi gösteriyor, sizi anlıyor gibi davranıyor ve bir araya geldiğinizde her şeyin yolunu bulmuş gibi hissediyorsunuz. Sizi sürekli övüyor ve sürekli sizinle beraber olmak istiyor. Ama sonra bir anda bir şeyler değişiyor. Kendinizi yalnız, kararsız ve sıklıkla suçlu hissetmeye başlıyorsunuz. Bunlar aslında “narsist psikopati patternine sahip biriyle ilişkide olmanın” erken sinyalleri olabilir. İlk başta fark etmeseniz de, ağır bir duygusal manipülasyon ağının içine çekiliyorsunuz ve bu ağ sizi gitgide daha çok onlardan bağımsızlaşamayan bir insan haline getiriyor.<br />
<strong>Başlangıçtaki Büyüleyicilik ve Sonrasındaki Değişim</strong></p>

<p><img alt="" height="612" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135536-4.jpeg" width="574" /><br />
Düşünün, ilk kez tanıştığınızda partneriniz sizi büyülemişti. Size söyledikleri her şey doğruymuş gibi geldi. Mesajlarınızda her şey çok uyumluydu, birlikte vakit geçirirken gerçekten mutlu hissediyordunuz. O kadar tatlı, uyumlu ve etkileyiciydi ki, hayatınızdaki her şey birden güzelleşmiş gibiydi. Ama sonra yavaşça bir şeyler değişmeye başlıyor. İlk başlarda sıradan gibi görünen bir davranış, zamanla sizi rahatsız etmeye başlıyor. Örneğin, birlikte arkadaşlarınızla dışarı çıkarken size durduk yere "Senin diğer arkadaşların senin için daha önemli, değil mi?" diyebilir. Küçük bir şüphe yaratır, ama anında geçer. Ancak sonra aynı tip ifadeler artar: <span style="color:#2ecc71">"Beni her zaman bilgilendirmelisin"</span>, "Bana öncelik vermelisin." , "Çok basit bir şey istiyorum." Başta bunlar çok masum görünür, ama aslında bir kontrol biçimidir.<br />
Neden böyle oluyor? Çünkü partneriniz, sizin güveninizi ve kararlarınızı manipüle etmek istiyor. Bir zamanlar sizi büyüleyen o muhteşemlik, aslında onları sürekli bir "onay alma" ihtiyacıyla desteklemektedir. Bu, onların içsel boşluğunun dışa vurumudur; bir insanın sürekli onay almak ve başkalarını kontrol etmek için ilişkilerini kullanması, derin bir yetersizlik hissi ve değer eksikliği ile ilgilidir. Bu insanlar genelde aile öykülerinde büyük eksiklikler yaşamıştır.<br />
<strong>Duygusal Manipülasyon: Gerçeklik ve Suçluluk Duygusu Arasında</strong><br />
Bir gün partnerinizle bir konuda tartışıyorsunuz. Diyelim ki, partnerinizin sürekli geç kalması, sizin planlarınıza ve zamanınıza saygı göstermemesi konusunda biraz endişeleniyorsunuz. Bu konuda bir açıklama bekliyorsunuz. "Bunu her defasında yapıyorsun ve bu beni gerçekten rahatsız ediyor," diyorsunuz. Basit bir şekilde, duygularınızı ve ihtiyacınızı dile getiriyorsunuz; aslında son derece sağlıklı bir tepki veriyorsunuz. Ancak, beklediğinizden çok farklı bir cevap alıyorsunuz: "Seninle hiçbir şey yapamam! Ne zaman seni önemsediğimi söylesem, her şeyin yanlış olduğunu düşünüyorsun. Benimle ilgili hiçbir şeyden memnun değilsin, bu yüzden ben de her şeyden sıkıldım." Şaşkınsınız çünkü siz sadece bir duygusal ihtiyaçtan bahsettiniz, ancak aniden kendinizi yanlış yapan, bencil ve anlayışsız biri olarak hissetmeye başlıyorsunuz. Hatta "Acaba gerçekten çok mu abartıyorum?" diye düşünüyorsunuz. Bu neden oluyor? Çünkü partneriniz, aslında çok normal ve sağlıklı bir duyguya sahip olduğunuz bu durumda, duygularınızı ve ihtiyacınızı gerçeklikten saptırarak manipüle etmeye çalışıyor. Yani, sizin sesli bir şekilde duygu ve düşüncelerinizi ifade etmeniz, onların kendiliklerine ve kontrollerine tehdit gibi görünüyor. Böylece, durumu tersine çevirip suçluluğu size yüklüyor. Bu, onların duygusal sorumluluktan kaçma ve kendi güvensizliklerini gizleme biçimidir. Partnerinizin tepkisi aslında, kendisini savunmak için duygusal bir manevra yapmasından başka bir şey değildir. İçsel olarak kendine güvenmeyen bir insan, başkalarını suçlama yoluna giderek, eksikliklerini örtmeye çalışır. Bu tür manipülasyonlar, sizin doğru olanı ifade etmenize rağmen, bir tür gaslighting etkisi yaratır. Sonunda, kendinizi gerçekten hatalı gibi hissedersiniz, çünkü duygularınızın, aslında partnerinizin ihtiyaçları ve sınırları ile çeliştiği vurgulanır. Yavaşça, küçük bir şüphe doğar: "Ben mi yanlış davranıyorum? Gerçekten bu kadar hassas mı oluyorum?" İşte bu, duygusal manipülasyonun can alıcı noktasıdır: Sizin sağlıklı bir tepkiniz, tamamen gerçek dışı bir şekilde yanlış bir şeymiş gibi gösterilmeye çalışılır. Ve bir süre sonra, kendinizi her zaman hatalı ve bencil hissetmeye başlarsınız. Oysa ki, yalnızca duygusal sınırlarınızı savunuyordunuz.<br />
<strong>Psikolojik Manipülasyon ve Duygusal Tükenmişlik: Bir İlişkide Güç Dengesinin<br />
Bozulması</strong></p>

<p><img alt="" height="687" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135536-1-1.jpeg" width="548" /></p>

<p>Bir ilişkide, partnerinizin duygusal manipülasyonu ile karşılaşmak, zamanla çok ince bir şekilde kendinizi tükenmiş ve güçsüz hissetmenize yol açabilir. Örneğin, partnerinizle genellikle az vakit geçiriyorsunuz. Haftada sadece bir ya da iki kez buluşuyor ve o kısa zaman diliminde de sürekli aynı temalar etrafında dönüp duruyorsunuz. Ama partneriniz, bu az vakti, "kıymetli" ve "değerli" bir şeymiş gibi sunuyor.</p>

<p>Bir gün, partnerinize bu durum hakkında konuşmaya karar verdiğinizde ve daha fazla vakit geçirmek istediğinizi belirttiğinizde, aldığınız yanıt şu olur: <span style="color:#2980b9">"Napıyım, benim vaktim bu kadar.</span> Sürekli aynı şeyleri konuşuyoruz, bıktım ben artık!" İlk bakışta, bu tepki şaşırtıcı olabilir. Çünkü sizin basit bir şekilde birlikte daha fazla zaman geçirmek istemeniz, abartılı ve gereksiz bir talep olarak gösteriliyor. Buradaki cevap, aslında bir duygusal manipülasyon stratejisinin parçasıdır ve partnerinizin psikolojik savunma mekanizmaları devreye girmiştir.<br />
<strong>Gizli Manipülasyon ve Gaslighting</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="748" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135535.jpeg" width="557" /></strong><br />
Partnerinizin verdiği tepki, tipik bir gaslighting (gerçekliği çarpıtma) örneğidir. Gaslighting, bir kişinin, başka bir kişiyi gerçeklikten koparmak, düşüncelerini ve hislerini sorgulamasına sebep olmak için bilinçli olarak manipüle ettiği bir stratejidir. Buradaki "Sürekli aynı şeyleri konuşuyoruz, bıktım ben artık!" cümlesi, sizin duygusal ihtiyaçlarınızı ve talep ettiğiniz zamanın gerekliliğini sorgulamak için kullanılıyor. Partneriniz, az vakit geçirdiğiniz gerçeğini görmezden gelir ve bu durumu "kendi hatanız" olarak sunarak sizi suçlu hissettirir.<br />
<strong>Saldırgan İletişim ve Suçluluk Yükleme</strong><br />
Partnerinizin verdiği tepki, aynı zamanda saldırgan iletişim (aggressive communication) stilinin de bir örneğidir. Saldırgan iletişimde, kişi karşısındaki kişiye doğrudan suçlama ve eleştiri getirir, ancak asıl sorunlarını dile getirmek yerine, karşıdakini duygusal olarak manipüle eder. Burada partnerinizin söylediği, <span style="color:#e67e22">"bıktım ben artık!" </span>ifadesi, sizi "fazla talepte bulunan" ve "gereksiz bir şey istemekle suçlanan" biri gibi hissettirmeye yöneliktir.</p>

<p><img alt="" height="572" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/19c190ff-6343-439d-b90e-6ef95b2c4c54.jpeg" width="588" /></p>

<p>Bu tür bir psikolojik oyun, sürekli olarak duygusal yük yaratır ve ilişkinin dengesini bozar. Partneriniz, vakit geçirme konusunda yaşanan düşük sıklığı ve sizin taleplerinizi abartılı ya da gereksiz olarak göstererek, aslında kendilik değeri (self-worth) eksikliğini gizler. Kendi duygusal gereksinimlerini ve sorumluluklarını reddederek, duygusal mesafeyi sürdürme yoluna gider.<br />
<strong>Bipolar Duygusal Manipülasyon ve "Bıktım" Tepkisi</strong></p>

<p>Buradaki tepkinin arka planında, bipolar duygusal manipülasyon da yer alabilir. Bu terim, bir kişinin duygusal hallerinin aşırı uçlarda gezinmesi ve sürekli olarak karşısındaki kişiyi duygusal tükenmişliğe sürüklemek için sürekli değişkenlik göstermesidir. Önceden sizi önemseyen ve "değerli" anlar yaşadığınızı söyleyen partneriniz, şimdi ise "bıktım" diyerek size duygusal baskı yapıyor. Bu tür duygusal dalgalanmalara maruz kalmak, kişisel güven ve duygusal dengeyi sarsar. Bu, sürekli olarak sizin kendi duygusal ihtiyaçlarınızı sorgulamanıza ve zamanla tükenmiş hissetmenize neden olur.<br />
<strong>Psikolojik Bağımlılık ve Kontrol İhtiyacı</strong><br />
Bir başka açıdan bakıldığında, partnerinizin "bıktım" demesi, aslında kaygılı bağlanma stiline sahip olanlarda psikolojik bağımlılık yaratma amacına hizmet edebilir. Psikolojik bağımlılık, kişinin, partnerinin kontrolünü ve ilgisini sürekli olarak talep etmesi sonucu gelişir. Buradaki manipülasyonun amacı, sizin kendinizi gereksiz taleplerde bulunuyor gibi hissettirerek, aslında ilişkinin güç dengesini bozmaktır. Bu tür manipülasyonlar, partnerinizin kendi bağımsızlık ya da özsaygı eksikliklerini gizlemek için kullanılır. Partnerinizin az vakit geçirmesi ve bunu değerli bir şey olarak sunması, aynı zamanda bağımlılık yaratma stratejisidir. Çünkü bu şekilde, yalnızca kısıtlı vakitlerle ilişkinin merkezinde kalmaya çalışır ve duygusal kontrol sağlamaya devam eder. Bu, sizin suçluluk duygusu yaşamanıza neden olur, çünkü artık ihtiyacınız olan şeylerin gereksiz olduğunu düşünürsünüz. Sürekli olarak suçlu hissetmeniz ve ondan bağımsız hareket ettiğinizde suçlanmanız, duygusal baskı ve manipülasyonun en belirgin işaretlerindendir. Bu tür suçlamalarla, suçlu ve hatalı olduğunuz hissine sürüklenirsiniz. Bu, başlarda fark etmeyeceğiniz, ama derinlerde hissetmeye başladığınız bir bozulmadır. Neden böyle oluyor? Çünkü psikopatlar, karşılarındaki insanı tamamen kontrol altına almak için, sürekli suçluluk duygusu yaratırlar. Bu onların güç ve kontrol ihtiyaçlarının bir yansımasıdır. Bu tür kişiler, başkalarının duygusal sınırlarını aşarak kendilerini güçlü hissetme eğilimindedirler. Kendi içsel boşluklarını, başkalarının hatalarını suçlayarak ve başkalarını kontrol ederek doldururlar.<br />
<strong>Bir Kuklanın İpleri: "Beni Kaybetmekten Korkuyorum"</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="564" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135536-2.jpeg" width="557" /></strong></p>

<p>Bir psikopatla birlikteyken, ilişkinin başından itibaren sürekli bir kontrol etme ve bağımlılık yaratma arzusu ortaya çıkar. Bu kişiler, ilişkilerinde gücü ellerinde tutabilmek için başkalarının özgürlüklerini kısıtlamaya çalışır. Kaybetme korkusu, bu kişilerin temel motivasyonlarından biridir ve bu korku, başkalarını manipüle ederek, sürekli olarak bağımlı hale getirme ihtiyacını doğurur. Kendi kendilik değerleri ve özsaygıları son derece zayıftır, bu nedenle başkalarını kontrol ederek güvenlik sağlamaya çalışırlar.</p>

<p>Bu tür insanlar, ilişkilerde sürekli bir güç dinamiği kurmaya çalışır. Bunu yaparken, karşılarındaki kişiyi duygusal olarak zayıflatmaya ve bağımsızlıklarını yok etmeye yönelik stratejiler geliştirirler. Bu, partnerinin veya çevresindekilerin kararlarını belirleyerek, onların özgürlük alanlarını daraltarak gerçekleştirilir. Bu şekilde kişi, hem ilişkideki bağımlılığını artırır, hem de kaybetme korkusu nedeniyle karşısındaki kişiyi kendisine bağlar.</p>

<p>Manipülasyon, psikolojik baskı yoluyla yapılır ve kişinin duygusal ihtiyaçlarını sürekli olarak kontrol etme amacı taşır. Kişi, karşısındaki kişinin duygusal güvenliğini tehdit ederek, ona kendisinin tek güven kaynağı olduğunu hatırlatır. Bu şekilde kişi, güvenlik ve aidiyet duygusu sağlamak için sürekli olarak onun onayına bağımlı hale gelir. Bu tür bir ilişki, zamanla kişinin özgür iradesini zayıflatır ve onu güçsüz bir pozisyona sokar.</p>

<p>Sonuçta, psikopatın sürekli olarak manipülasyon yaparak ilişkideki dengeyi kontrol etmesi, bağımsızlık korkusu ve kendilik eksikliği ile doğrudan ilişkilidir. Bu kişiler, başkalarının hayatlarını kontrol ederek, kendi içsel boşluklarını ve değer eksikliklerini kapatmaya çalışırlar. Kontrol etme ihtiyacı, aslında derin bir güvensizlik ve bağımsızlık korkusunun dışa vurumudur. Bu şekilde, psikopatların ilişkilerdeki güç dinamikleri ve manipülasyon stratejileri, başkalarının özgürlüklerini tehdit eder ve kişiyi kendi isteklerine bağımlı hale getirir.</p>

<p>Psikopatların manipülasyon stratejilerinin çoğu bilinçlidir. Yani, yaptıkları eylemlerin amacını farkındadırlar ve sonuçları üzerinde düşünürler. Ancak, bazı psikopatlar, manipülasyonun kendi içsel boşluklarını nasıl beslediği ve onların egolarını nasıl güçlendirdiği konusunda farkındalık geliştirmiştir. Bu kişiler, başkalarını nasıl manipüle edebileceklerini, onların duygusal hassasiyetlerine nasıl hitap edebileceklerini gayet iyi bilirler.</p>

<p>Bilinçli manipülasyonda, psikopatlar, başkalarının duygusal zayıflıklarını, korkularını veya isteklerini kullanarak, o kişiyi duygusal olarak yönlendirmeyi hedeflerler. Bunun için başkalarının duygusal durumlarını çok iyi okur ve onlara göre şekil alırlar. Örneğin, bir kişi sürekli kaybetme korkusu yaşıyorsa, psikopat bu korkuyu tetikleyerek onu daha da derinleştirir ve bu sayede daha fazla kontrol sağlar.</p>

<p>Bununla birlikte, bazı durumlarda psikopatlar, yaptıkları manipülasyonların psikolojik arka planını o kadar da bilinçli bir şekilde düşünmeyebilirler. Yani, onları sürekli olarak başkalarını kontrol etme konusunda yönlendiren içsel dürtüler, bazen farkında olmadan devreye girebilir. İçsel eksikliklerini ve korkularını bastırma çabası, manipülasyonu yönlendirirken farkındalıkları tamamen kaybolmuş olabilir.</p>

<p><strong>Darth Vader olmamak için</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zamanla manipülasyon, suçluluk duygusu ve kaybolan kendilik duygusu ortaya çıkar. Bu tür ilişkiler, zamanla duygusal sağlığınıza zarar verir ve kendi değerinizin farkına varmak zorlaşır. Kendinizi korumak ve sağlıklı bir şekilde ilişkiden çıkmak için atmanız gereken birkaç adım vardır. Kendi değerinizin farkına varmak, bu manipülasyonların etkisinden kurtulmanıza yardımcı olur. Kendinize güvenmek, başkalarının onayına olan bağımlılığınızı ortadan kaldırır. Psikopatlar, başkalarının kendilik değerini zayıflatmaya çalışır, bu yüzden kendi değerinize sahip çıkmak, duygusal olarak bağımsız olmanızı sağlar.</p>

<p>Bir psikopat, sürekli olarak sınırlarınızı ihlal etmeye çalışacaktır. Kendi sınırlarınızı belirlemek ve bunları korumak, duygusal sağlığınız için önemlidir. Net sınırlar koymak, ilişkiyi kontrol altında tutmanıza yardımcı olur. Psikopatlar, başkalarını duygusal olarak bağımlı hale getirmek için manipülasyon yapar. Bu bağımlılığı kırmak, özgürlüğünüzü kazanmanıza ve sağlıklı bir şekilde ayrılmanıza yardımcı olur. Kendi içsel güç ve değerlerinizi keşfetmek, duygusal özgürlüğünüzü geri kazanmanızı sağlar.</p>

<p>Manipülasyonu tanımak ve ona karşı duçgusal olarak savunmasız olmamak, ilişkiden çıkmanızı kolaylaştırır. Psikopatlar, sıkça manipülasyon teknikleri kullanarak başkalarını kontrol etmeye çalışırlar. Bu manipülasyonları fark ettiğinizde, kendi duygusal doğrularınıza odaklanarak dışsal etkilerden korunabilirsiniz.</p>

<p>Bir terapist ya da psikologdan destek almak, sağlıklı bir iyileşme süreci için önemlidir. Böyle bir ilişkiden çıkmak, psikolojik travmalara yol açabilir. Profesyonel yardım almak, doğru adımlar atmanıza ve duygusal olarak yeniden güçlenmenize olanak sağlar. Aile ve arkadaşlarınızdan alacağınız destek, bu süreci daha kolay atlatmanıza yardımcı olur. Sağlıklı sınırlar koymanıza ve duygusal iyileşmenize rehberlik ederler. Destek ağınızın olması, yalnızlık hissini azaltır ve iyileşme sürecinizi hızlandırır.</p>

<p>Sonuç olarak, bir psikopatla ilişkiden çıkmak, sağlıklı sınırlar koymak ve duygusal bağımsızlık kazanmak için önemli bir adımdır. Kendinizi koruyarak, duygusal ve psikolojik sağlığınızı yeniden kazanabilir ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Instagram</strong></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img height="528" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="555" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/sevgi-maskesinin-ardindaki-tehdit</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/01/ekran-goruntusu-2025-01-24-174930.png" type="image/jpeg" length="74539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinthome Nedir ve Hayatımızdaki Yeri Nedir?]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/sinthome-nedir-ve-hayatimizdaki-yeri-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/sinthome-nedir-ve-hayatimizdaki-yeri-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Emre Yalçın'ın yazmış olduğu, Sinthome Nedir ve Hayatımızdaki Yeri Nedir? adlı makale yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Sinthome Nedir ve Hayatımızdaki Yeri Nedir?</strong><br />
Jacques Lacan’ın psikanalizle ilgilenenlere kazandırdığı “sinthome” kavramı, aslında hepimizin yaşamında farkında olmadan taşıdığı, ama anlamlandıramadığı bir parçaya işaret eder. Sinthome, bir nevi iç dünyamızdaki düğümleri çözmek yerine onları kendi tarzımızda bağlamanın yoludur. Hayatımızda bizi biz yapan şeylerin bir özeti gibi düşünebilirsiniz.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="590" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175947-1.jpeg" width="573" /><br />
Ancak bu terimi daha net anlayabilmek için “semptom” kavramından farkını açıklamak gerek.<br />
Çünkü sinthome ve semptom, birbirine benzer görünse de aslında farklı yerlerden beslenir.<br />
<strong>Sinthome ve Semptom Arasındaki Fark</strong><br />
Semptom, bir problem ya da rahatsızlık olarak karşımıza çıkar. Örneğin; sürekli baş ağrısı, iç<br />
sıkıntısı, ya da kendimizi ifade edememek gibi durumlar birer semptomdur. Çözmek veya<br />
iyileştirmek isteriz. Sinthome ise hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu, bir problemden çok bir anlam kaynağıdır. Sinthome, kim olduğumuzu ve dünyayla nasıl ilişki kurduğumuzu şekillendirir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="389" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175948-2-2.jpeg" width="564" /></p>

<p style="text-align:justify">Yani:* Semptom: Kurtulmaya çalıştığımız bir durumdur.<br />
* Sinthome: Bizi bir arada tutan, kimliğimizi belirleyen bir unsurdur.<br />
<strong>Bir örnekle açıklayalım:</strong><br />
* Bir kişinin stres altında dişlerini sıkması bir semptomdur. Bu sorun rahatsızlık verir ve<br />
çözülmesi gerekebilir.<br />
* Aynı kişinin resim yaparak rahatlaması ve kendini ifade etmesi ise onun sinthome’udur.<br />
Çünkü bu durum, sadece onu sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda hayatına anlam katar.<br />
Hepimizin hayatında eksik kalan parçalar, çözülmesi zor duygular ya da anlaşılmaz yönler vardır.<br />
Bu karmaşa, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Sinthome, bu eksikliklerin ve çatışmaların içinden<br />
bir anlam yaratmamıza yardımcı olur.<br />
<strong>1. Bizi Bir Arada Tutar</strong><br />
Sinthome, zor zamanlarımızda dağılmamızı engelleyen bir tutkal gibidir. Örneğin, birinin fotoğraf<br />
çekme tutkusu, sadece bir hobi değil, onun içsel dengesi için bir dayanak noktası olabilir.<br />
<strong>2. Hayatımıza Anlam Katar</strong><br />
Bazen anlamı dışarıda değil, kendi alışkanlıklarımızda buluruz. Bir yazarın hikâye yazmaya olan<br />
ilgisi, onun için sadece bir iş değil, aynı zamanda kendini ifade etme biçimidir. Bu, onun hayata<br />
bağlanma yoludur.<br />
<strong>3. Geçmişi Anlamlandırır</strong><br />
Sinthome, yaşadığımız zor anıları veya duyguları yeniden yorumlamamıza olanak tanır. Örneğin,<br />
bir sanatçının geçmiş acılarını eserlerinde anlatması, sadece bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir<br />
iyileşme sürecidir.<br />
<strong>Günlük Hayattan Sinthome Örnekleri</strong><br />
<strong>1. Sanat ve Yaratıcılık</strong><br />
Van Gogh’un resim yapma tutkusunu düşünelim. Resim yapmak onun sadece bir yeteneği<br />
değildi, aynı zamanda hayatını anlamlandırdığı bir araçtı. Bu, onun sinthome’uydu. Resim<br />
yapmasaydı belki de içsel çatışmaları onu çok daha derin bir kaosa sürükleyebilirdi.<br />
<strong>2. Sürekli Yazma Arzusu</strong><br />
Bir yazarın her gün yazma ihtiyacı, sinthome’un bir örneği olabilir. Yazmak, o kişinin hem<br />
içsel karmaşasını düzenlemesine hem de kendini ifade etmesine yardımcı olur.<br />
<strong>3. Bir Rol veya Sorumluluk Üstlenmek</strong><br />
Bazı insanlar için bir ebeveyn olmak, onların sinthome’u olabilir. Ebeveynlik, onların<br />
dünyayı anlamlandırdığı ve kimliklerini güçlendirdiği bir rol haline gelir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="572" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175948-1-2.jpeg" width="518" /><br />
Hayatta zaman zaman “neden böyle hissediyorum?” veya “bu benim için neden bu kadar önemli?”<br />
diye sorduğumuz anlar olur. İşte o anlarda sinthome devreye girer. Hayatımızdaki bazı alışkanlıklar,<br />
tutkular ya da sıradan görünen uğraşlar, aslında kimliğimizin önemli parçalarıdır.<br />
Örneğin, birisi için her gün günlük tutmak veya resim yapmak sadece bir uğraş değil, aynı zamanda<br />
onun hayatındaki anlam kaynağıdır. Bu, kişinin hayatındaki boşlukları doldurmasına ve zorluklarla<br />
başa çıkmasına yardımcı olur.<br />
Sinthome, kendimizi tanımamız ve hayatımızdaki anlamı fark etmemiz için bir rehber olabilir.<br />
Hayatınızdaki alışkanlıklara, tutkulara ve sizi mutlu eden küçük detaylara dikkat edin. Belki de<br />
yazmak, spor yapmak ya da sohbet etmek sizin sinthome’unuzdur.<br />
Sizce, sizin sinthome’unuz ne olabilir? Belki de o, hep hayatınızın bir parçasıydı; sadece şimdi ona<br />
bir isim koymuş olduk.<br />
<strong>Kaynakça</strong><br />
<strong>1- Lacan, J. (1975). Le Sinthome. Paris: Seuil.<br />
2- Fink, B. (1995). The Lacanian Subject: Between Language and Jouissance. Princeton University<br />
Press.<br />
3- Žižek, S. (1991). Looking Awry: An Introduction to Jacques Lacan Through Popular Culture.<br />
MIT Press.<br />
4- Evans, D. (1996). An Introductory Dictionary of Lacanian Psychoanalysis. Routledge.<br />
5- Vanheule, S. (2011). The Subject of Psychosis: A Lacanian Perspective. Palgrave Macmillan.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>---------------------------------------------------------------------------------------------------</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/?hl=tr" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p style="text-align:justify"><img height="520" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="500" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/sinthome-nedir-ve-hayatimizdaki-yeri-nedir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Dec 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175948.jpeg" type="image/jpeg" length="90446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendi Yansımandan Uzaklaşmak: Tükenmişlik Sendromu]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/kendi-yansimandan-uzaklasmak-tukenmislik-sendromu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/kendi-yansimandan-uzaklasmak-tukenmislik-sendromu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kendi Yansımandan Uzaklaşmak: Tükenmişlik Sendromu adlı makalesiyle Uzman Psikolog Emre Yalçın, Tükenmişlik Sendromu'nu incelikle aktarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendi Yansımandan Uzaklaşmak: Tükenmişlik Sendromu</strong><br />
Tükenmişlik sendromu, yalnızca bir iş yükünün ya da fiziksel yorgunluğun ötesinde, daha derin bir içsel kayıptır. Bir insan, dışarıdan bakıldığında her şeyin yolunda gittiği izlenimini verebilir; fakat içsel dünyasında, adım adım kimliğini yitirmeye başladığını fark etmeye başlar. Her gün bir hedefin peşinden koşmak, bir başarıya ulaşmak uğruna içsel benlikten kopmak, tükenmişliğin gerçek anlamını yansıtır. Bu süreç, aslında bireyin kendisini unutmasının, arzularının ve gerçek kimliğinin gölgede kalmasının bir sonucudur. Tükenmişlik, dışarıya yansıyan başarıların, bir kişinin içsel gerçekliğini nasıl yok saydığına dair sessiz bir çığlıktır.<br />
<strong>İçsel Çelişkiler</strong></p>

<p><img alt="" height="423" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180122-1-1.jpeg" width="564" /><br />
Kişi, yaşamını toplumsal onay ve başarılar etrafında şekillendirirken, bir noktada kimliğini yalnızca dışarıya sunulan görüntülerle tanımlamaya başlar. Bu, bir tür özdeşleşme problemidir. Kişi, kendini bir başkası gibi, toplumun beklediği şekilde tanımlar; oysa kendi arzusuyla olan bağlantısı giderek zayıflar. Bu çelişki, kişinin içindeki arzunun gerçek nesnesine ulaşma çabasıyla sürekli bir şekilde sürtüşme halindedir. Dışsal dünyada tanınan ve takdir edilen kimlik, bireyin kendi içsel kimliğiyle hiçbir zaman örtüşmez. Başarı, görünürlük, takdir – bunlar, aslında bireyi içsel benliğinden daha fazla uzaklaştıran araçlardır. Kişi, arzularına yabancılaşmış bir şekilde yaşar, dışarıya sunulan imajları korumak adına kendi gerçekliğinden ödün verir. Birey, toplumun ona sunduğu "başarı" tanımına yapışırken, aslında kendi öz arzularını görmezden gelir. Gerçek kimlik, arzu ve başkalarına sunulan "başarı" arasındaki bu mesafe, tükenmişliğin derinleşmesine neden olur. İnsan, kimlik dışı bir varlık gibi, sürekli bir dışsal tatmin arayışı içinde kaybolur. Ancak içsel dünyasında, kendisini bulmaya yönelik bir arayış vardır; bu arayış, zamanla bir boşluğa dönüşür.<br />
<strong>Yabancılaşma ve Kimlik Krizi</strong></p>

<p><img alt="" height="511" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180121-2.jpeg" width="577" /><br />
Kişi tükenmeye başladığında, bu yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda varoluşsal bir yabancılaşmadır. Dış dünyaya karşı daha fazla yabancılaşırken, içsel dünyasıyla olan bağlantısı da zayıflar. Kendi kimliğini, içsel ihtiyaçlarını ve arzularını yitiren bir insan, başkalarına bir şeyler kanıtlamak için sürekli bir çaba içindedir. Fakat bu çaba, kişinin kendisine olan yabancılaşmasını derinleştirir. Her geçen gün, daha fazla başarıya ulaşmaya çalışırken, insan kendisini giderek daha fazla kaybettiğini hisseder. Kimlik, toplumun kurallarına ve beklentilerine göre biçimlendirilen bir rol haline gelir; birey, gerçek benliğinden giderek uzaklaşır.<br />
Yabancılaşma, yalnızca toplumsal ilişkilerde değil, içsel dünyada da bir kopuş yaratır. İnsan, kendisini dış dünyada var olmaya çalışırken, içsel benliğiyle hiçbir bağ kurmaz hale gelir. Bu kopukluk, tükenmişliğin en derin ve acı verici yönüdür: İnsan, hem kendisinden hem de dünyadan yabancılaşır. Kimlik, sürekli değişen ve bir dışsal ölçüte göre biçimlendirilen bir imaja dönüşürken, birey içsel özüne yabancılaşır.<br />
<strong>Kimlik İnşası</strong><br />
Tükenmişlik, bir çöküşün ötesinde, aynı zamanda bir yeniden doğuş fırsatıdır. İçsel boşluk, ancak kişinin kendi kimliğini yeniden inşa etmeye başladığı noktada anlam kazanır. Bu yeniden doğuş, sabır gerektiren bir süreçtir. İnsan, içsel arzusuyla barışmaya başladığında, kaybolan kimliğini yeniden bulabilir. Ancak bu, dışarıdan gelen baskılara karşı bir direniş değil, daha çok kendi arzusuna doğru bir yöneliştir. Gerçek kimlik, içsel bir özdeşleşme yolculuğu gerektirir. Kişi,&nbsp;dışarıdan gelen baskılardan sıyrıldığında, hem kendisini hem de içsel arzularını daha açık bir şekilde görebilir. Bu yolculuk, bir çiçeğin karanlıkta filizlenmesine benzer: Zaman alır, ancak sonunda varoluşun anlamı yeniden bulunur.<br />
Yeniden kimlik inşası, bir arayışın değil, bir içsel uyumun ve özdeşleşmenin sürecidir. İnsan, toplumsal başarı tanımlarının ötesinde kendi içsel kimliğiyle bir bütünlük kurar. İçsel arzu, toplumsal normlar tarafından yönlendirilmiş "başarı" tanımlarına karşı bir başkaldırı değil, daha çok kendi özüne dönme çabasıdır. Ayrıca özellikle yaşadığımız coğrafyada sürekli isteyerek aktif tutulan anksiyete de,kolayca manipüle edilebilecek bir toplum yaratmanın yanı sıra, duygusal emperyal bir sömürü sonucu tükenmişlik üretir.<br />
<strong>Hep Birlikte İyileşmek</strong><br />
<strong><img alt="" height="525" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180122-3.jpeg" width="554" /></strong><br />
Tükenmişlik yalnızca bireysel bir sorundan çok, toplumsal bir sorun haline gelir. Birey tükenmeye başladığında, bu yalnızca o kişiyi etkilemez, çevresindeki dünyayı da etkiler. Bu, bir toplumsal çürümeyi simgeler: İnsanlar yalnızca dışarıdan tanınmak ve kabul edilmek için değil, aynı zamanda içsel dengeyi ve huzuru bulmak için de yaşamalıdır. Toplum, bireylerinin yalnızca üretken olmalarını değil, kendi kimliklerini ve içsel ihtiyaçlarını anlamalarına fırsat tanımalıdır.<br />
Tükenmişlikten kurtulmak, bir toplumsal dönüşüm gerektirir. İnsanlar, iş gücü olarak değil, duygu ve düşünce dünyasıyla değerli varlıklar olarak görülmelidir. Toplumlar, sadece dışsal başarıları değil, insanın içsel dünyasını anlamalı ve ona değer vermelidir. Bu şekilde, tükenmişlik sendromunun etkileri hem bireysel hem de toplumsal düzeyde aşılabilir.<br />
Tükenmişlik, kırılma noktasına işaret eden bir süreçtir. Ancak bu kırılma, aynı zamanda yeni bir başlangıcın da habercisidir. Hem bireyler hem de toplumlar, içsel huzuru ve anlamı yeniden bulduklarında, gerçek bir iyileşme başlayacaktır.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img alt="" height="514" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2-1.webp" width="502" /></p>

<p></p>

<p><strong>Kaynakça</strong><br />
—————————-<br />
1-Lacan, Jacques. Écrits: A Selection (1966).<br />
2-Freudenberger, Herbert J. Burnout: The High Cost of High Achievement (1974). 3-Maslach, Christina ve Jackson, Susan E. The Maslach Burnout Inventory (1981).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>&nbsp;4-Schaufeli, Wilmar B., Leiter, Michael P. &amp; Maslach, Christina. Burnout: 35 Years of Research and Practice (2009).<br />
5-Žižek, Slavoj. The Parallax View (2006)<br />
6-Hinsch, Hans-Jürgen. Psychodynamische Konzepte der Burnout-Prävention (2012).</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/kendi-yansimandan-uzaklasmak-tukenmislik-sendromu</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Dec 2024 19:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180122-2.jpeg" type="image/jpeg" length="79678"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gurbet Üzerine - Kime desem derdimi ben, bulutlar]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/gurbet-uzerine-kime-desem-derdimi-ben-bulutlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/gurbet-uzerine-kime-desem-derdimi-ben-bulutlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gurbet Üzerine - Kime desem derdimi ben, bulutlar adlı makalesiyle Uzman Psikolog Emre Yalçın, gurbet yaşamındaki zorlukları birer birer kaleme alıyor!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kendi ülkelerinin dışında yaşamayı deneyimleyen insanların karşılaştığı en yaygın sorunları incelediğinizde, konuların tekrarlayıcı olduğunu fark edersiniz. Bu sorunlardan bazılarını ve göçmen olmanın psikolojik sonuçlarını daha derinlemesine ele alalım.</p>

<p>Bahsedilen ilk sorun "kültür şoku"dur. Bu, yeni bir kültüre dâhil olmanın getirdiği kaygıyı ve stresi ifade eder. Ancak bu ifadenin biraz sorunlu olduğunu düşünüyorum, çünkü yeni bir kültüre "dâhil olmuşsanız", o kültüre adapte olmaya yönelik bir yol katettiğinizi varsayarız. Eğer bir şok yaşıyorsanız, bu henüz tam olarak yeni kültüre "giremediğiniz" anlamına gelir.</p>

<p><img alt="" height="695" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/1dfcf8c5-c2a8-4fe0-bd80-8c1a51534721.jpeg" width="620" />&nbsp;</p>

<p>Bir diğer yaygın belirtilen semptom ise "memleket özlemi"dir. Genellikle yalnızlık, izolasyon ve üzüntü ile ilişkilendirilirir. Bu durumlarda verilen genel tavsiye, yeni bir sosyal ağ oluşturulurken sevdiklerinizle irtibatta kalmaktır.</p>

<p>Ancak göçmenlik deneyimi ile en sık ilişkilendirilen iki ana semptom genellikle kaygı ve depresyondur. Bu durum öyle yaygınlaşmıştır ki "göçmen kaygısı" ve "göçmen depresyonu" literatürde geniş alan oluşturmuştur. Bu deneyimi patolojik bir boyuta taşımadan önce, bu yeni rahatsızlık kategorilerini genellikle yurtdışına taşınmayı planlayan kişilere ürün satan sağlık sigortası şirketlerinin web sitelerinde bulabileceğinizi söyleyebilirim. Yine de, kaygı ve depresyon genel ruh sağlığıyla en sık ilişkilendirilen rahatsızlıklardır ve bu rahatsızlıklar insanlar arasında en yaygın olanlarıdır, bu nedenle yurtdışına taşınırsanız, bu rahatsızlıklar deneyiminizin bir parçası olma ihtimali oldukça yüksek.</p>

<p><img alt="" height="797" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/ad3dd046-0f27-414f-95d9-7c3a28e6a0dc.jpeg" width="637" /></p>

<p>Ancak daha derine inip göçmenlik deneyiminde etkili olan bazı faktörleri düşünelim. İlk faktör beklentilerdir. Birisi başka bir ülkeye veya şehre taşındığında, "bilinmeyen şeyler", belirsizlikler ve bu yeni deneyimin nasıl olacağına dair kaygılarla karşı karşıya kalır. Ancak şunu söyleyebilirim ki, "bilinmeyen şeyler" veya "belirsizlik" eğer çok fazlaysa, bu en azından bir bilgi "eksikliğinin" olduğuna işaret eder.</p>

<p>Herhangi bir eksikliğe verilen yaygın tepkilerden biri, o eksikliği doldurmaktır ve bunu yapmanın yaygın yollarından biri de fanteziler oluşturmaktır. Bu üretilen fanteziler, biz psikanalistler için çok ilginç materyaller sunar. Çünkü bu fantezilerde, insanların başkalarıyla, "ötekiyle" ve kendileriyle ilişkilerinde nasıl pozisyon aldıklarını ve kendilerini nasıl gördüklerini gözlemleriz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burada kastettiğimiz fanteziler farklı türde olabilir. Başka bir ülkeye taşınma ile ilgili, bu deneyimin bizi nasıl değiştireceği, sosyal hayatımızı ne kadar zenginleştireceği, ne kadar eğleneceğimiz gibi fanteziler kolayca tanınabilir. Ancak birkaç hafta veya ay sonra, gerçeklik devreye girdiğinde, bu fantezilerin çoğu ya hiç gerçekleşmez ya da sadece bazı yönleriyle örtüşür. Bunun sonucunda hayal kırıklığı ve üzüntü yaşanır.</p>

<p>Bu fanteziler bilinçli olduğunda, onlara "beklentiler" diyebiliriz. Yani, yeni bir ülkedeki işimizle, yerel iş arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizle, yurtdışındaki araştırma projelerimizle ve sosyal hayatımızla ilgili net beklentilerimiz olabilir. Ancak bu fantezilerin en önemli kısımları çoğu zaman bilinçsizdir. Daha doğrusu, bilinçdışında saklıdır.</p>

<p>Örneğin, prestijli bir burs ile başka bir ülkeye taşınma fantezisini ele alalım. Bu durumda, artık bu prestijli gruba dâhil olursunuz ve bu durum bazıları için bilinçaltında narsistik veya grandiyöz fantezilerin gerçekleşmesi anlamına gelebilir. Ancak bu tür narsistik fantezilerin bilinçdışında gerçekleşmesi, bazı sorunlara yol açabilir, çünkü o büyüklük hissi, başkalarının size nasıl yaklaştığı ile örtüşmeyebilir.</p>

<p>Veya tam tersi bir etkisi olabilir. Prestijli bir burs kazanmış olmanız, üzerinizde büyük bir baskı yaratır çünkü artık belirli bir standartta performans göstermeniz gerektiğini düşünürsünüz ve bu baskı altında yeterince iyi olmadığınızı hissetmeye başlarsınız. Bu durumda, burs kendinizi küçültme davranışlarınızı artırabilir ve sonuç olarak inhibisyon gelişebilir. Hayatınızda büyük bir fırsat olarak görülen bir süreçte, üretken olamama, konsantre olamama gibi sorunlar yaşamaya başlarsınız. Artan öz eleştiri ve düşük benlik saygısı, günlük hayatınızda erteleme ve engellenme hissini artırabilir.</p>

<p>Bir diğer önemli faktör ise, göçmenlik deneyiminin başında evde sahip olduğunuz sosyal ağın olmamasıdır. Bu önemlidir, çünkü ilişkilerimiz, farkında olduğumuzdan daha fazla bizi ayakta tutar. Bu, bu ilişkilerin her zaman sağlıklı ya da yapıcı olduğu anlamına gelmez. Ancak, bu ilişkilerde belirli bir konumda yer aldığımız gerçeği önemlidir. Bu ilişkisel ağı kaybetmek, kendimizi boşlukta hissetmemize neden olabilir. Tıpkı altında güvenlik ağı olmayan bir ip cambazı gibi. Başka bir ülkede olmak, ancak "düşerseniz" sizi tutacak bir ağın olmaması, işte bu anlama gelir.</p>

<p><img alt="" height="1072" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/18779cd0-6e95-489b-8413-b4b4f61114dc.jpeg" width="637" /></p>

<p>Daha spesifik olmak gerekirse, bir ülkeden başka bir ülkeye taşınırken, başkalarıyla etkileşimde bulunduğumuz o öznelerarası alanları geride bırakmış oluruz. Bu alanlar, kimlik ve benlik hissimizin bir parçasıdır. Taşındığınızda, hem yeni bir sosyal ağ kurmanız hem de bu öznelerarası alanları yeniden oluşturmanız gerekir. Öznelerarası alan kavramı, insanlar arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan paylaşılan duygusal ve sosyal alanı ifade eder. Bunu daha basit bir şekilde açıklamak gerekirse, her insan bir başkasıyla iletişim kurarken sadece konuşmak ya da fiziksel olarak bir arada olmakla kalmaz; aynı zamanda bir bağ ve karşılıklı bir etkileşim alanı oluşur. Bu alanda, insanlar birbirlerini nasıl gördükleri, birbirlerine nasıl davrandıkları ve birbirlerinden neler bekledikleri gibi unsurlar yer alır.</p>

<p>Örneğin, bir ailede ya da arkadaş grubunda zaman geçirdiğinizde, sadece sohbet etmekle kalmaz, aynı zamanda aranızda bir bağ, bir güven ve anlayış ortamı oluşur. İşte bu ortam, "öznelerarası alan"dır. Bu alan, kimliğinizi ve kendinizi nasıl gördüğünüzü etkiler çünkü insanlar çoğu zaman başkalarının tepkilerine ve davranışlarına göre kendilerini tanımlarlar. Kısacası, insanlar arasındaki görünmez ama çok güçlü bir bağdır, bu bağ sayesinde duygusal olarak birbirimizi anlar ve etkileriz.</p>

<p>Günlük alışkanlıklar da diğer bir faktördür. Başka bir ülkeye taşınırken geride bıraktığınız şeylerden biri de, kimlik hissinizi korumada önemli olan bazı pratikler ve rutinlerdir. Belirli saatlerde spor yapmak, okumak ya da yazmak, belirli yiyecekleri belirli saatlerde tüketmek gibi alışkanlıklar, kimlik hissimizin üretiminde ve korunmasında önemli rol oynar. Bu rutinler bozulduğunda, benlik algımız da bundan etkilenir.</p>

<p>Bu sürecin neden olabileceği stres faktörlerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. İki ana stres kaynağı, benlik algınızı veya daha geniş anlamda, genel iyilik halinizi etkileyebilir.&nbsp;</p>

<p>İlk stres kaynağı, fantezi ve gerçeklik arasındaki çatışmadır. İkinci stres kaynağı ise, göçmen olarak henüz bir sosyal ağınızın olmaması, öznelerarası alanların oluşmamış olması ve günlük rutininizin hâlâ belirsizliğini korumasıdır.</p>

<p>Son olarak bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Henüz yerleşik bir sosyal ağınız ve öznelerarası alanlarınız oluşmadığı için, bu süreç aynı zamanda büyük bir fırsat da sunar. İlk kez, diğerlerinin beklentilerinden özgürleştiğinizi hissedebilirsiniz. Başkalarının taleplerine göre kendimizi şekillendiririz ve bu durum, arzularımızı gerçekleştirmemizi sınırlar. Bu deneyim, size arzularınıza yeni bir şekilde yaklaşma fırsatı sunabilir ve fark etmediğiniz bir yükten kurtulmanızı sağlayabilir.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img alt="" height="652" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="399" /></p>

<p></p>

<p><strong>Kaynakça:</strong></p>

<p>• Habermas, J. (1987). The Theory of Communicative Action: Lifeworld and System. Beacon Press.</p>

<p>• Mead, G. H. (1934). Mind, Self, and Society. University of Chicago Press.</p>

<p>• Lacan, J. (1977). Écrits: A Selection. W.W. Norton &amp; Company.</p>

<p>• Sullivan, H. S. (1953). The Interpersonal Theory of Psychiatry. W. W. Norton &amp; Company.</p>

<p>• Fiske, S. T., &amp; Taylor, S. E. (2013). Social Cognition: From Brains to Culture. Sage Publications.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/gurbet-uzerine-kime-desem-derdimi-ben-bulutlar</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 23:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/09/whatsapp-image-2024-09-30-at-170732.jpeg" type="image/jpeg" length="56068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendine Zarar Verme: Sessiz Çığlık]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/kendine-zarar-verme-sessiz-ciglik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/kendine-zarar-verme-sessiz-ciglik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın Kendine Zarar Verme: Sessiz Çığlık adlı Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendine Zarar Verme: Sessiz Çığlık</strong><br />
Bazen öyle anlar olur ki, içimizdeki acı taşınamaz hale gelir. Kimi zaman yaşadığımız duygusal sıkıntıları kimseye anlatamayız, çünkü kelimeler yetersiz gelir. İşte tam da bu noktada, bazı insanlar bu yoğun acıyı dindirmek için vücutlarına zarar verme yoluna başvururlar. Dışarıdan bakıldığında korkutucu ve anlaşılmaz gibi görünen bu davranış aslında kişinin içindeki karmaşayı susturma çabasıdır. Tıpkı içimizdeki yoğun öfkeyi, başımızı duvara vurmak gibi fiziksel bir acıyla bastırmak istemek gibi.</p>

<p><img alt="" height="512" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/7b4c5bb1-0873-441f-b165-59c712ac80d4-1.jpeg" width="644" /><br />
<strong>Kendine Zarar Verme Nedir?</strong><br />
Kendine zarar verme, kişinin bilinçli bir şekilde vücuduna zarar vererek içsel acısını hafifletmeye çalıştığı bir davranıştır. Çoğu zaman bunu yapan kişi, hayatına son vermek istemez. Aksine, bu davranışla hayatta kalmayı ve zihnindeki acıyı bir süreliğine dindirmeyi hedefler. Fiziksel acı, o an için zihinsel acının üzerine çıkar ve kişi bir an için rahatlama hisseder.<br />
Bu davranışı şöyle düşünebiliriz: Elinizde ağır bir yük taşıdığınızı hayal edin. Bu yük sizi o kadar zorluyor ki, nefes almak bile güç hale geliyor. O an aklınıza gelen tek çözüm, yere düşüp bu yükten kurtulmak oluyor. İşte kendine zarar vermek de kişinin taşıdığı duygusal yükü hafifletme çabasıdır. Fiziksel bir yara açarak zihnindeki acıyı bir süreliğine susturur.</p>

<p><img alt="" height="446" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/whatsapp-image-2024-09-25-at-192434-1.jpeg" width="637" /><br />
<strong>Neden Kendimize Zarar Veririz?</strong><br />
Kendine zarar veren insanların geçmişlerinde genellikle travmatik deneyimler vardır. Çocukluk döneminde yaşanan duygusal ya da fiziksel istismar, ilerleyen yaşlarda bu tür davranışlara zemin hazırlayabilir. Bir tür "cezalandırma" gibi düşünebiliriz bunu. Kendimize zarar vererek içimizde biriken duygusal acıyı dışa vururuz.<br />
Örneğin, çocuklukta sürekli eleştirilen ve değersiz hissettirilen bir insan, yetişkinlik döneminde de aynı duyguları hissettiğinde bu duyguları bastırmak yerine fiziksel acıya başvurarak kendini cezalandırır. Aslında burada olan şey, kişinin kendini değersiz hissettiği için bunu bir şekilde dışa vurma çabasıdır.</p>

<p><strong>Kendine Zarar Vermenin Gizli Mesajı</strong><br />
Birçok insan, kendine zarar vererek çevresine bir mesaj vermeye çalışır. "Kontrol bende!" der gibidir. Bu, aslında dış dünyaya karşı bir sınır koyma çabasıdır. "Kimse benim acılarımı anlamıyor, ama ben kendim üzerimde söz sahibiyim" mesajını verir.&nbsp;</p>

<p>Kendi bedenini zedeleyerek hem duygusal hem de fiziksel bir kontrol kazanma hissi yaratır.Bunu tıpkı elinizden kontrolü kaybetmek üzereyken son anda direksiyonu tutup sert bir dönüş yapmak gibi düşünebilirsiniz. Kendi hayatınızda kontrolü kaybettiğinizi hissettiğinizde, bedeninizde bir acı yaratarak bu kontrolü yeniden kazanma çabasına girebilirsiniz.</p>

<p><strong>Peki Bu Durumu Nasıl Anlayabiliriz?</strong><br />
Kendine zarar verme davranışı, aslında kişinin çevresine sessiz bir yardım çığlığıdır. Bu insanlara yaklaşırken onları yargılamak yerine, acılarını anlamaya çalışmalıyız. Fiziksel acının, duygusal bir rahatlama sağladığını bilmek önemli. Bu, kişilerin yaşadıkları içsel sıkıntıyı bir şekilde ifade etme yoludur. Onlara duygusal anlamda destek olmak, güvenebilecekleri bir alan yaratmak ve ihtiyaç duydukları yardımı sağlamak gerekir.<br />
Kendine zarar veren birini anlamaya çalışırken şunu hatırlayalım: Bu davranış, onların içsel acılarının bir ifadesidir. Doğru bir yaklaşımla bu kişilere ulaşmak, onların duygusal yüklerini hafifletmek mümkündür.</p>

<p><strong>Çözüm Yolları: Duygusal Yükü Hafifletmek</strong><br />
Kendine zarar veren insanlara yaklaşırken, en önemli şey empati kurmaktır. Onların davranışlarını yargılamak yerine, yaşadıkları duygusal karmaşayı anlamaya çalışmalıyız. Bu kişiler genellikle duygularını ifade etmekte zorlanırlar ve acılarını susturmak için fiziksel acıya başvururlar. O yüzden, onları dinlemek ve yalnız olmadıklarını hissettirmek çok kıymetlidir.<br />
Bu noktada profesyonel destek almak da kritik bir rol oynar. Terapi süreçleri, özellikle bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemler, kişilerin duygularını daha sağlıklı bir şekilde ifade etmelerine ve acılarını yönetmelerine yardımcı olabilir. Duygu düzenleme terapileri de kişinin olumsuz duygularla nasıl başa çıkacağını öğrenmesine olanak sağlar. Eğer birey geçmişte travmatik bir olay yaşadıysa, EMDR gibi travma odaklı terapiler, bu travmatik anıların işlenmesine ve duygusal yükün hafifletilmesine destek olabilir.<br />
Bireyin hayatında anlam bulabileceği faaliyetler sunmak da önemli bir adım. Sanat, spor, müzik gibi uğraşlar, kişinin enerjisini doğru yönlendirmesine yardımcı olabilir. Aile ve arkadaş çevresinin de destekleyici olması, bu süreçte büyük bir fark yaratır. Aile bireylerinin, ergenlerle nasıl sağlıklı iletişim kurabileceklerini öğrenmeleri, çatışmaları ve yanlış anlamaları en aza indirebilir.<br />
Unutulmamalıdır ki, kendine zarar verme davranışı bir yardım çığlığıdır. Bu çığlığı duymak, anlamak ve doğru şekilde karşılık vermek, o kişinin yaşamında pozitif bir değişimin kapısını aralayabilir.</p>

<p><br />
<strong>KAYNAKÇA</strong></p>

<p>Yaşam Dönemleri ve Uyum Sorunları, Çelik- Baştemur, Ocak 2020, Nobel Akademik Yayıncılık.<br />
https://www.psychologytoday.com/us/blog/how-be-yourself/201610/self-injury-4-reasons-people-cut-and-what-do<br />
Ergenlik, L. Steinberg, Mart 2013.<br />
https://www.dbe.com.tr/Yetiskinveaile/tr/psikoloji-konulari/kendine-zarar-verme/<br />
http://www.cappsy.org/archives/vol9/no2/cap_09_02_07.pdf<br />
Öne Çıkan Resim Gerd Altmann tarafından Pixabay‘a yüklendi</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="561" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="548" /></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/kendine-zarar-verme-sessiz-ciglik</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Sep 2024 02:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/09/whatsapp-image-2024-09-25-at-192435.jpeg" type="image/jpeg" length="14018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin en büyük Dijital Deneyim Müzesi’nde YogaKioo ile yoga deneyimi başlıyor]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/turkiyenin-en-buyuk-dijital-deneyim-muzesinde-yogakioo-ile-yoga-deneyimi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/turkiyenin-en-buyuk-dijital-deneyim-muzesinde-yogakioo-ile-yoga-deneyimi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gençler ve çocuklar için kültür sanatta geleceği inşa etmeyi hedefleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden KÜLTÜR AŞ yenilikçi ve çağdaş yaklaşımlarla yeni değerler yaratmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gençler ve çocuklar için kültür sanatta geleceği inşa etmeyi hedefleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden KÜLTÜR AŞ yenilikçi ve çağdaş yaklaşımlarla yeni değerler yaratmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Avrupa’nın “en”leri ve “ilk”lerine de ev sahipliği yapacak olan İBB Kültür AŞ Dijital Deneyim Müzesi’nde YogaKioo ile eğitmenler eşliğinde “Immersive Yoga” etkinlikleri başlıyor.</strong></p>

<p><strong>“Immersive Yoga”, Night Shift etkinlikleri dahilinde 24 Eylül’de Sevim Parıltı, 1 Ekim’de&nbsp; Ayla Karakoç,&nbsp; 8 Ekim’de Yeliz Balcı, 15 Ekim’de Gaye Beste Kiper eğitmenliğinde düzenlenecek.&nbsp; Katılımcılar Avrupa’nın en büyük immersive odalarından biri olan “Sürükleyici Deneyim” odasında 360 derece duvar ve zemin projeksiyonuyla adeta içine çeken görsel bir şölende sürükleyici yoga bir deneyimi yaşayacak.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;“Immersive Yoga” etkinliği&nbsp; şehrin stresinden uzaklaşıp, İBB Kültür AŞ Dijital Deneyim Müzesi’nde görsel ahengin yaratacağı sınırların ötesinde bir deneyimle&nbsp; dinginliği yakalamak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat!</strong></p>

<p><strong>Etkinlik biletleri şimdi Passo’da!</strong></p>

<p><strong>Etkinlik Takvimi:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>24 Eylül, 20.30-22.00 Sevim Parıltı</strong></p>

<p><strong>1 Ekim, 20.30-22.00 Ayla Karakoç</strong></p>

<p><strong>8 Ekim, 20.30-22.00 Yeliz Balcı</strong></p>

<p><strong>15 Ekim, 20.30-22.00 Gaye Beste Kiper</strong></p>

<p><strong>Matların katılımcılar tarafından getirilmesi gerekmektedir.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/turkiyenin-en-buyuk-dijital-deneyim-muzesinde-yogakioo-ile-yoga-deneyimi-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 01:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/09/immersive-yoga-1920x1080-1.jpg" type="image/jpeg" length="58173"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendimizi neden sabote ederiz?]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/kendimizi-neden-sabote-ederiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/kendimizi-neden-sabote-ederiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Pelin Hazer'in Kendimizi neden sabote ederiz? Adlı Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;“Arkamda bıraktığım köprüleri yıkarım ki, ilerlemekten başka çarem kalmasın.”</strong></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Fridtjof Nansen</strong></p>

<p>Kendini sabote etme, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, hedeflerimize ulaşmamızı engelleyen düşünce ve davranış kalıplarıdır. Peki, neden böyle yapıyoruz? İşte bazı içsel engeller ve onlarla başa çıkma yollarını. İşte bazı teorik bakış açıları ve örneklerle açıklamak isterim;</p>

<p><img alt="" height="553" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/2b82048a505a87773435488516f9cc5f.jpg" width="541" /></p>

<p><strong>1. Psikodinamik Yaklaşım:</strong> Psikodinamik teoriye göre, kendini sabote etme bilinçdışı çatışmaların bir yansıması olabilir. İçsel çatışmalar, bastırılmış duygular veya geçmiş travmalar, kişinin kendi başarısını engellemesine yol açabilir.</p>

<p><strong>Örnek: </strong>Bir kişi, başkalarına karşı hoşgörülü ve bağışlayıcı bir tutum sergilerken, kendisine karşı acımasız ve eleştirel olabilir. Bu içsel çatışma, kişinin kendi iç dünyasında tutarsızlık yaratır. İş hayatında başkalarının işlerine yardımcı olup onların işlerini bitirmelerine yardım ederken kendi işlerini teslim etme konusunda geciktirme yaşatmak ve bunu düzenli bir şekilde yapmak olabilir.</p>

<p><strong>2. Kognitif Yaklaşım: </strong>Kognitif teori, düşünce kalıplarının davranışları etkilediğini vurgular. Kendini sabote eden kişiler genellikle olumsuz düşüncelere sahiptir. Bu teoriye göre, bu düşünce kalıplarını değiştirmek, kendini sabote etmeyi azaltabilir.</p>

<p><strong>Örnek:</strong> bir kişi işe alım konusunda kabul edilmeyeceğini, yetersiz bulunabileceği&nbsp; &nbsp; &nbsp;düşüncesiyle iş görüşmesine giderken geç kalabilir, bir öğrenci kendisi için önemli olan bir sunumu hazırlayacağı bir akşam uyuyakalabilir.</p>

<p><strong>3.</strong> Benlik Saygısı Teorisi: Kendini sabote etme, düşük benlik saygısı ile ilişkilidir. Benlik saygısı düşük olan kişiler, başarıya ulaşmaktan kaçınabilirler. Bu teoriye göre, benlik saygısını artırmak, kendini sabote etmeyi önleyebilir.</p>

<p><strong>Örnek:</strong> Bir kişi kilo vermek istiyorsa ve bu hedefe ulaşmak için sağlıklı beslenme ve&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;düzenli egzersiz yapması gerekiyorsa, kendini sabote edici bazı davranışlarda bulunabilir:</p>

<p><strong>• Öz-İnandırma Eksikliği: Kişi, </strong>“Zaten başaramam” veya “Bu diyeti uygulayamam ve sürdüremem” gibi olumsuz düşüncelere kapılırsa, yememek yerine daha çok yiyerek kendini sabote edebilir.&nbsp;</p>

<p><strong>• Öz-İzleme İhmal: </strong>Kilo verme sürecinde beslenme günlüğü tutmak veya ilerlemeyi takip etmek önemlidir. Kişi bu günlüğü tutmayı unutur veya ertelerse kendini sabote edebilir.</p>

<p><strong>• Duygusal Yeme:</strong> Stres, üzüntü veya sıkıntı anlarında yeme alışkanlığı, kilo verme hedeflerini engelleyebilir. Kendini sabote etmek, bu duygusal yeme alışkanlığını sürdürmek anlamına gelebilir. (Başka bir yazıda bu konuyu daha geniş ele alacağım).</p>

<p><strong>• Kendini Cezalandırma</strong>: Başarısızlık sonrası kendini cezalandırmak, kilo verme sürecini olumsuz etkileyebilir. Örneğin, “Bugün diyeti bozdum, o zaman yarın da bozarım” düşüncesiyle bir tane tatlı yediğinde durabilecekken bütün bir tatlı kutusunu yiyerek kendini sabote edebilir.</p>

<p><strong>4. Sosyal ve Kültürel Yaklaşımlar:</strong> Sosyal ve kültürel faktörler, kendini sabote etme davranışını etkiler. Örneğin, aile veya toplumun beklentileri, kişinin kendi hedeflerini engelleyebilir.</p>

<p><strong>Örnek</strong>: Bir genç ailesi üniversite parasını ödediği için bilinçdışında bir suçluluk duyuyorsa sınavlarda başarısız olarak kendini sabote edebilir.</p>

<p><img alt="" height="512" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/11aff93821cf5965826c4af0a7b1d4a4.jpg" width="558" /></p>

<p><strong>Kendimizi Sabote Etmemizdeki Nedenler Neler?</strong></p>

<p><strong>1. Bilinçdışı Süreçler: </strong>Psikodinamik teoriye göre, bilinçdışı süreçler bireyin davranışlarını etkiler. Kendini sabote etme, bilinçdışındaki çatışmaların bir yansıması olabilir. Örneğin, içsel çatışmalar, bastırılmış duygular veya geçmiş travmalar, kişinin kendi başarısını engellemesine yol açabilir.</p>

<p><strong>2. Öz-İmaj ve Benlik Saygısı:</strong> Kendini sabote eden kişiler genellikle düşük öz-İmaj ve benlik saygısına sahiptir. Bu, bilinçdışında “Ben başarılı olamam” veya “Ben değerli değilim” gibi inançların yerleşmesine neden olabilir. Bu inançlar, kişinin kendi başarısını engellemesine yol açar.</p>

<p><strong>3. Savunma Mekanizmaları:</strong> Psikodinamik teori, kaçınma mekanizmalarının (örneğin inkar, projeksiyon, bölünme) bilinçdışında çalıştığını söyler. Kendini sabote etme, bu mekanizmaların bir sonucu olabilir. Örnek: Bir kişi yıllarca çalışsa bile babasının aldığı evden arabanın daha iyisini almayı reddetme, kendini sürekli iflasa sürükleme olabilir.</p>

<p><strong>4. İçsel Çatışmalar:</strong> Kendini sabote etme, içsel çatışmaların bir ifadesi olabilir. Bu çatışmalar, bilinçaltında farklı istekler, hedefler veya değerler arasında oluşur. Örneğin, bir kişi hem başarılı olmak istiyor hem de başarısızlık korkusu yaşıyorsa, bu içsel çatışma kendini sabote etmeye yol açabilir.</p>

<p><strong>5. Geçmiş Deneyimler</strong>: Psikodinamik açıdan, geçmiş deneyimler kişinin davranışlarını şekillendirir. Ebeveyn ilişkileri, çocukluk travmaları veya olumsuz deneyimler, kişinin kendini sabote etme eğilimini artırabilir. Örnek: çocukluğunda matematik problemi çözerken bir ebeveyni tarafından beceriksiz olarak bulunan bir çocuğun ileride kendini başarılı olabileceği tüm matematiksel problemlerden kaçınması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6. Mükemmeliyetçilik: </strong>Her şeyin mükemmel olması gerektiği yanılgısına kapılırız. Oysaki mükemmel olmak, insan doğasına aykırıdır. Örnek: kitap yazabilecek birinin kitabının mükemmel olmasını arzu ettiği için bir türlü kitabını yazamaması veya bitirememesi.&nbsp;</p>

<p><strong>7. İçsel Eleştiri:</strong> Kendimize acımasızca eleştiri yaparız. Bu, motivasyonumuzu düşürür. Kendimize daha nazik davranmalı ve hatalarımızı bir öğrenme fırsatı olarak görmeliyiz. Örnek: sosyal bir ortamda kendisine yöneltilen basit bir soruyu o sırada kaygı duyduğu için cevap verememiş olan birinin kendisine ‘’beceriksiz, aptal, bir cevap bile veremedin’’ gibi cümlelerle kendisine acımasızca yaklaşımı sonucunda insanlarla görüşmeyerek kendisini sabote edebilir.</p>

<p>Yukarıda anlatmaya çalıştığım şeylerin bütününe bakacak olursak, insan her zaman ilerlemeye yönelik bir canlıdır. Çünkü hayat doğuma değil ölüme doğrudur. İnsanın ilerleyebileceği durumlar illa adım atmalıdır anlamında değildir. Her zaman ilerlememiz gerektiği anlamında da değildir. Ama bazı konu veya olaylarda sürekli geriye gitmeye yönelik eylemlerde bulunuyorsanız mutlaka terapi anlamında bir danışmanlık alması gerektiğini düşünmekteyim. Herkes bu hayatta bir ölçüde sabote eder ancak önemli olan bizi sabote eden kör noktaları görebilmektir.</p>

<p><strong>&nbsp; Klinik Psikolog Pelin HAZER</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:</strong></p>

<p><a href="https://www.bing.com/search?EID=MBSC&amp;form=BGGCMF&amp;pc=U763&amp;DPC=BG02&amp;q=instagram+psikolog+pelin+hazer" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong><a href="https://pelinhazer.com/" rel="nofollow">https://pelinhazer.com/</a></strong></p>

<p><strong>+90 212 247 49 47&nbsp;</strong></p>

<p><strong>+90 530 247 01 99</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="367" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/maxresdefault-1.jpg" width="521" /></strong></p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/kendimizi-neden-sabote-ederiz</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 01:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/08/59d4f0bd27919f99e058a86386a1489b.jpg" type="image/jpeg" length="63136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareket etmek ya da etmemek işte tüm mesele bu]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/hareket-etmek-ya-da-etmemek-iste-tum-mesele-bu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/hareket-etmek-ya-da-etmemek-iste-tum-mesele-bu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog İsmail Otçu'nun Kaygı üzerine çalışması sizlerle..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hayatımızda sınav, konuşma, iş görüşmesi ve birçok alanında karşımıza çıkan kaygı, tehlike veya zorluklarla karşılaştığımızda vücudumuzun verdiği doğal ve olağan bir tepkidir. Fakat ne kadar olağan da olsa bu tepkinin etkileri bir hayli karmaşıktır; bazen bizi harekete geçirirken bazen de donup kalmamıza neden olabilir.<br />
Örneğin bu tepki aşırı hale geldiğinde, zihinsel ve fiziksel performansımızı olumsuz etkileyerek düşünme ve problem çözme yeteneklerimizi zayıflatır. Bu durumda kaygı, bizi hedeflerimizden uzaklaştıran bir engel haline gelir ve potansiyelimizi gerçekleştirmemizi zorlaştırır.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="425" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-155805.jpeg" width="637" /><br />
Ancak, önemli bir sınav veya iş görüşmesi öncesinde hissettiğimiz kaygı, daha fazla çalışmamıza ve daha iyi hazırlanmamıza neden olur. Bu tür kaygı, performansımızı artırarak bizi daha çok çalışmaya teşvik eder. Yani, kaygı doğru düzeyde olduğunda bizim için bir yakıttır.<br />
Bu ikisi arasındaki dengeyi bulmak hem kişisel hem de profesyonel hayatımızda büyük önem taşır. Bu duyguyu yönetmek için de çeşitli yöntemler vardır ancak her bireyin kaygı ile başa çıkma tarzı farklıdır, bu nedenle kişisel bir yaklaşım geliştirmek birey için önemlidir. Profesyonel destek almak da kaygıyı yönetmede ve başarıya giden yolda destekleyici bir rol oynar.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="424" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-155805-1.jpeg" width="637" /><br />
Tam olarak bu noktada da terapi, bireye yaşanılan kaygının ne olduğunu fark ettirmeye ve bireyin daha olumlu ve gerçekçi düşünceler geliştirmesine yardımcı olur. Böylece, kişi kaygı ile daha etkili bir şekilde başa çıkabilir ve potansiyelini gerçekleştirebilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Psikolog İsmail Otçu</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.instagram.com/psikologismailotcu/" rel="nofollow">iismailotcu@gmail.com</a><br />
<strong>90 530 247 01 99</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="546" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-221824-1.jpeg" width="450" /></p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/hareket-etmek-ya-da-etmemek-iste-tum-mesele-bu</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 01:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-155805-2.jpeg" type="image/jpeg" length="71760"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
