<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İstanbul burda</title>
    <link>https://www.istanbulburda.com</link>
    <description>İstanbul'a dair herşey</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.istanbulburda.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 02 May 2026 16:30:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Değişmeye Çalışırken Dağılmak ''Her An Tetikte Bir Zihin'']]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/degismeye-calisirken-dagilmak-kaygi-bizi-neden-hic-yalniz-birakmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/degismeye-calisirken-dagilmak-kaygi-bizi-neden-hic-yalniz-birakmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın Değişmeye Çalışırken Dağılmak '' Her An Tetikte Bir Zihin'' Adlı Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Değişmeye Çalışırken Dağılmak</strong> "Yine olmadı, düzeleceğine inancım kalmadı."</p>

<p>Kendini değiştirmeye çalışan birini düşünün. Yıllarca aynı düşünce kalıplarıyla, aynı döngüler içinde yaşamış. Sonunda bir şeyleri dönüştürmeye karar vermiş. Terapilere gitmiş, kitaplar okumuş, kendini gözlemlemiş. Hatta birkaç denemede başarıya da ulaşmış. Sabahları daha enerjik kalkmaya başlamış, ani öfke patlamaları yerine durup düşünmeye başlamış.</p>

<p>Ama bir gün, beklenmedik bir şey oluyor. Belki bir çatışma, bir başarısızlık, bir tetikleyici. Ve kişi birdenbire kendi içine kapanıyor. "Hiçbir şey düzelmeyecek," diyor. Birkaç adımda kazandığı içsel gücü yok sayıp, tüm çabalarını silip atıyor. Melankoli derinleşiyor. Sanki iç dünyasında bütün ışıklar sönmüş gibi hissediyor.</p>

<p>İşte bu an, sadece hayal kırıklığı değil. Aynı zamanda kaygının, korkunun, geçmişten gelen örüntülerin yeniden sahneye çıkışı. Bazen en çok korktuğumuz şey, tekrar başladığımız yere dönmek değil; aslında hiç başlamamış olduğumuzu fark etmek. Bu yüzden bu yazıda tam da buraya, o kırılgan ama dönüştürücü eşiğe bakacağız. Çünkü kaygı, korku ve kabulleniş, iyileşmenin vazgeçilmez duraklarıdır.</p>

<p><strong>Zihnin Diken Üstündeki Hâli: Kaygı Bizi Neden Hiç Yalnız Bırakmaz?</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="381" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/06/61d6739d-d31e-44bb-b383-40bbd851aa06-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="572" /></strong><br />
<strong>Bedenin Alarm Sistemi:</strong> Her An Tetikte Bir Zihin<br />
Kaygı, aslında beynimizin bizi hayatta tutmak için kullandığı eski ama çok etkili bir savunma mekanizmasıdır. Tehlikeyi sezdiğinde alarma geçer; kalbimiz hızlı atar, nefesimiz sıklaşır, kaslarımız gerilir. Çünkü beyin "tehlike var" mesajı verir. Bu tehlike fiziksel olmak zorunda değildir; duygusal, sosyal ya da psikolojik de olabilir.</p>

<p><strong>Peki, neden bazı insanlar bu alarmı daha sık ve yoğun yaşar?</strong></p>

<p>Çünkü beyin, özellikle amigdala ve hipokampus bölgeleri, geçmiş deneyimlerle yeni olaylar arasında hızlı bağlantılar kurar. Diyelim ki geçmişte bir başarısızlık yaşadınız. Belki bir sunumda zorlandınız ya da bir ilişkide terk edildiniz. Bu olayların bıraktığı duygusal izler zihninizde "tehlike" kategorisine kaydolur. Yani beyin der ki: "Bu durumu daha önce yaşadın ve canın yanmıştı. Şimdi benzer bir şey oluyor. Dikkat et!"</p>

<p><img alt="" height="381" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/06/8e386af1-ce7d-4d64-89c6-4164ae91d2a8.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="572" /></p>

<p>Bu nedenle kişi, bir adım ileri gittiğinde ama küçük bir olumsuzlukla karşılaştığında hemen geriye çekilir. Çünkü beyin otomatik olarak, "Bak yine olmadı," ya da "Sen zaten yapamıyorsun," gibi mesajlar verir. Bu, geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarının bugünkü olaylara yansımasıdır.</p>

<p><strong>Peki, Bu Mekanizmayı Nasıl Lehimize Çevirebiliriz?</strong><br />
İşte en önemli adım: bu sesin farkına varmak ama ona körü körüne inanmamak. Beynin bu tepkisinin sadece korumak için devrede olduğunu bilmek, onun hükmünü zayıflatır.</p>

<p><img alt="" height="520" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/06/ad3fdcb0-25a2-42dd-99cb-26abb4545ede-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="560" /></p>

<p><strong>1. Geçmiş ile Şimdiyi Ayırmak: </strong>"Bu şimdi o gün değil." Kendinize bu cümleyi sıkça hatırlatın. O gün başaramadığınız bir şey, bugün aynı sonuçla bitecek diye bir kural yok.</p>

<p><strong>2. Kaydı Yeniden Yazmak:</strong> Geçmiş deneyimleri yeniden değerlendirmek. "O zaman hazır değildim, ama şimdi daha donanımlıyım," gibi içsel telkinler beynin algısını değiştirir.</p>

<p><strong>3. Mini Zaferleri Fark Etmek: </strong>Beyne başarı sinyali göndermek gerekir. Her ne kadar küçük olursa olsun, olumlu bir gelişmeyi not alın. Örneğin, "Bugün duygularımı bastırmadım," ya da "Bu sabah yatağımdan umutla kalktım."</p>

<p><strong>4. Duygusal Tetikleyicileri Tanımak:</strong> Hangi durumlarda beyniniz otomatik "tehlike" moduna geçiyor? Bu tetikleyicileri belirlemek, tepkilerinizi yönetmenizi kolaylaştırır.</p>

<p><strong>5. Kendinize Soru Sorun: </strong>"Bu düşünceye neden inanıyorum? Gerçekten her zaman böyle mi oldu?" Bu tür sorular, otomatik düşünceleri sorgulamanıza ve onları dönüştürmenize yardımcı olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Unutmayın, beyin gelişebilir bir organdır. Nöroplastisite sayesinde, düşünce yollarınızı ne kadar fark ederseniz, onları o kadar yeniden şekillendirebilirsiniz. Yani her "yine olmadı" sesi aslında size, "Yeni bir şekilde dene" daveti de taşıyor olabilir.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img height="448" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="504" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/degismeye-calisirken-dagilmak-kaygi-bizi-neden-hic-yalniz-birakmaz</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/06/8a3244fa-502e-482b-8e21-3a2175eb67c0.jpeg" type="image/jpeg" length="36954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne ile Bağlanma Sorunları Namı Değer (MAMİ İŞUZ)]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/anne-ile-baglanma-sorunlari-nami-degermami-isuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/anne-ile-baglanma-sorunlari-nami-degermami-isuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın Anne ile Bağlanma Sorunları Namı Değer (MAMİ İŞUZ) Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anne ile olan bağlanma sorunları, bir kişinin çocukluk döneminde annesi veya başka bir kadın figürüyle yaşadığı güvensiz veya sağlıksız ilişki dinamikleri nedeniyle yetişkinlikte sağlıklı ilişkiler kuramaması ya da sürdürememesi anlamına gelir.</p>

<p>Bir çocuğun erken yaşlarda birincil bakım verenlerinden aldığı ilgi, şefkat ve bakım, onun gelişimi ve genel iyi oluşu üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Anneler, çocukların duygusal ve sosyal gelişiminde kritik bir rol oynar. Anne ve çocuk arasındaki bu temel bağın zarar görmesi veya kopması, çocuğun benlik algısını, güven duygusunu ve ilerleyen yıllarda kuracağı ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Sonuç olarak, anne ile bağlanma sorunu yaşayan kişiler düşük özsaygı, güvensizlik ve duygusal bağ kurma zorlukları yaşayabilir.</p>

<p>Bu yazıda, "anne ile bağlanma sorunu" kavramı, nedenleri, belirtileri ve bu durumun ilişkiler üzerindeki etkileri ele alınacaktır. Ayrıca, anne ile bağlanma sorunu olup olmadığınızı nasıl anlayabileceğinizi ve bu konuda nasıl yardım alabileceğinizi de inceleyeceğiz.</p>

<p>Bebekler doğduklarında, fiziksel ihtiyaçları ve güvenlikleri için anneye bağımlıdır. Uzmanlar, erken çocukluk döneminde annenin rolünü en önemli faktörlerden biri olarak kabul etmektedir. Üç yaşından küçük çocukların annelerinden ayrılması, onların sosyal-duygusal gelişiminde gecikmelere yol açabilir. Anneyle kurulan bağ, bireyin sosyal ve duygusal gelişimini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Bu, annenin kötü bir insan olduğu anlamına gelmez. Ancak annenin çocuk yetiştirme biçimi, bireyin kendine bakış açısını şekillendirebilir ve gelecekteki ilişkilerini etkileyebilir.</p>

<p><img alt="" height="643" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/02/whatsapp-image-2025-02-12-at-175631-2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="468" /></p>

<p><strong>Nedenleri</strong><br />
John Bowlby’nin bağlanma teorisine göre bebekler, birincil bakım verenleriyle yakın bir duygusal bağ kurma ihtiyacı duyar. Bu bağın kalitesi, kişinin yetişkinlikte nasıl yakın ilişkiler kuracağını belirler. Eğer bir kişi, annesiyle güvensiz, istismarcı veya kaotik bir ilişki yaşamışsa, bu durum bağlanma bozukluklarına yol açabilir ve kişinin başkalarıyla ilişkilerinde sorunlar yaşamasına neden olabilir.</p>

<p><strong>Yaygın Sağlıksız Anne-Çocuk Dinamikleri</strong><br />
<strong>Duygusal Ensest (Bağımlılık):</strong> Anne, çocuğuna bir partnerin sunması gereken duygusal desteği yükleyerek aşırı bağımlı bir ilişki geliştirir.</p>

<p><strong>Kontrolcü Davranışlar:</strong> Anne, çocuğun hayatını aşırı derecede kontrol ederek duygusal veya fiziksel tehditler kullanabilir.</p>

<p><strong>Duygusal İstismar: </strong>Çocuğun utandırılması, küçümsenmesi, diğer ilişkilerinden kıskanılması veya sürekli eleştirilmesi.</p>

<p><strong>Çocuklukta İhmal ve İstismar</strong>: Fiziksel, duygusal veya cinsel istismara maruz kalan çocuklar, ilerleyen yaşlarında psikolojik sorunlar yaşayabilir.</p>

<p><strong>Ebeveynleşme</strong>: Çocuğa yaşına uygun olmayan sorumluluklar verilerek ebeveyn rolü üstlenmeye zorlanması.</p>

<p><strong>Narsistik İstismar</strong>: Anne, çocuğunu kendi egosunu besleyen bir araç olarak görebilir, çocuğunu aşırı yüceltebilir veya sürekli eleştirebilir.</p>

<p><strong>Bu Konunun Tetiklediği Duygusal ve Davranışsal Sorunlar</strong><br />
Anne ile bağlanma sorunu yaşamış olan kişilerde şu sorunlar gözlemlenebilir:</p>

<p>Beden algısı bozukluğu ve düşük özgüven</p>

<p>Başkalarının anneleriyle iyi ilişkilerine karşı kıskanlık ve öfke</p>

<p>Bağlanma korkusu nedeniyle insanları kendinden uzaklaştırma</p>

<p>Otorite figürlerine aşırı bağlanma ya da mesafe koyma</p>

<p>Duygusal olarak bağımsız görünmeye çalışma ama içten içe aşırı ilgi ve onay ihtiyacı duyma</p>

<p>Kadın arkadaşlardan çok erkek arkadaşlara sahip olma</p>

<p>Aşırı feminist görüşler geliştirme</p>

<p>Duygularını ifade etmekte zorlanma, öfke sorunları yaşama</p>

<p>Astrolojiye ilgi duyma</p>

<p>Bağımsız görünme ama içten içe birine bağlanma ihtiyacı hissetme</p>

<p><strong>Belirtiler</strong><br />
Anne ile bağlanma sorununun belirtileri, kişinin çocuklukta yaşadığı deneyimlere ve bunları nasıl içselleştirdiğine bağlı olarak değişebilir. Temel belirtiler şunlardır:</p>

<p><strong>Kaygılı Bağlanma</strong><br />
Eğer bir çocuk, annesinin ihtiyaçlarına her zaman cevap vermediğini öğrenirse, kaygılı bağlanma geliştirebilir. Bu kişiler genellikle aşırı derecede ilişkiye yatırım yapar ve sürekli olarak partnerlerinin kendilerini terk edeceğinden endişe eder.</p>

<p><strong>Belirtiler:</strong></p>

<p>Aşırı derecede ilgi ve yakınlık ihtiyacı</p>

<p>Negatif benlik algısı</p>

<p>Partnerin uzaklaştığına dair sürekli işaretler arama</p>

<p>Kendi ihtiyaçlarını ihmal ederek başkalarını memnun etme çabası</p>

<p><strong>Kaçıngan Bağlanma</strong><br />
Eğer bir çocuk, annesi tarafından ihmal edilirse veya annesi çok eleştirel ve talepkarsa, kaçıngan bağlanma geliştirebilir. Bu kişiler genellikle çatışma sırasında içe kapanır ve duygularını bastırır.</p>

<p><strong>Belirtiler:</strong></p>

<p>Duygusal bağımsızlık vurgusu</p>

<p>Güven sorunları</p>

<p>Sevgi göstermekte zorlanma</p>

<p>İlişkileri sürdürememe</p>

<p>Öfke kontrol problemleri</p>

<p><strong>Korkulu-Kaçıngan Bağlanma</strong><br />
Bu bağlanma biçimi, genellikle çocuklukta yaşanan aşırı travma veya ihmalden kaynaklanır. Bu kişiler, hem yakınlığa ihtiyaç duyar hem de yakın ilişkilerden korkar.</p>

<p><strong>Belirtiler:</strong></p>

<p>İlişkilerde öfke ve saldırganlık</p>

<p>Güvensizlik</p>

<p>Duygusal kararsızlık</p>

<p><img alt="" height="606" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/02/whatsapp-image-2025-02-12-at-175631-3-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="456" /></p>

<p><strong>Anne ile Bağlanma Sorununun Günlük Hayata Etkileri</strong><br />
Anne ile bağlanma sorunu, kişinin kişisel ve romantik ilişkilerini etkileyebilir ve ebeveynlik tarzını şekillendirebilir. Araştırmalar, bağlanma stilinin ebeveynlik üzerinde de etkili olduğunu göstermektedir. Güvensiz bağlanma stillerine sahip bireyler, daha az duyarlı ebeveynlik gösterebilir ve aşırı otoriter veya gevşek bir ebeveynlik tarzına sahip olabilir.</p>

<p><strong>Çocuklukta Güvensiz Bağlanma Geliştiren Kişiler</strong><br />
Yetişkinliklerinde şu durumlarla karşılaşabilirler:</p>

<p>Düşük benlik saygısı: Kendi değerlerini sorgulama ve sürekli olarak başkalarından onay bekleme.</p>

<p>Bağlanma sorunları: İlişkilerde bağımlılık veya aşırı mesafe koyma eğilimi.</p>

<p>Öfke problemleri: Bastırılmış duygular nedeniyle ani öfke patlamaları.</p>

<p>Mükemmeliyetçilik: Sürekli olarak kusursuz olmaya çalışma ve hata yapmaktan korkma.</p>

<p>Duygusal dalgalanmalar: Aniden depresif veya aşırı coşkulu hissetme.</p>

<p>İçsel boşluk hissi: Sürekli bir eksiklik veya tatminsizlik hissi.</p>

<p>Bazı kişiler, anne ile bağlanma sorunlarını farkında olmadan günlük hayatlarına yansıtabilir. Örneğin:</p>

<p>Bağımsızlık ihtiyacı: Kimseye muhtaç olmama arzusu.</p>

<p>Duygusal bağlanma korkusu: Yakın ilişkilerden kaçınma.</p>

<p>İlişkilerde aşırı fedakarlık: Anne rolünü üstlenme isteği.</p>

<p>Özgüven eksikliği: Sürekli olarak dış onaya ihtiyaç duyma.</p>

<p>Kontrol ihtiyacı: Çevresindeki her şeyi kontrol etme isteği.</p>

<p></p>

<p><strong>Sonuç</strong><br />
Hiçbir anne-çocuk ilişkisi mükemmel değildir. Ancak bu ilişkilerin kişinin hayatı üzerinde kalıcı etkileri olabilir. Anne ile bağlanma sorunlarının kökeninde genellikle çocuklukta gelişen bağlanma sorunları yatar. Kendi duygu ve davranışlarını anlamak, sağlıksız ilişki kalıplarını kırmaya yardımcı olabilir. Farkındalık ve sağlıklı ilişkiler kurma çabası, kişinin kendisini geliştirmesine ve geçmişin etkilerinden kurtulmasına yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>Kaynakça:</strong><br />
Bowlby, J. (1982). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.<br />
Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., &amp; Wall, S. (1978). Patterns of Attachment: A<br />
Psychological Study of the Strange Situation. Lawrence Erlbaum.<br />
Main, M., &amp; Solomon, J. (1986). Discovery of an insecure-disorganized/disoriented attachment<br />
pattern: Procedures, findings and implications for the classification of behavior. Cambridge<br />
University Press.<br />
Hazan, C., &amp; Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of<br />
Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524.<br />
Mikulincer, M., &amp; Shaver, P. R. (2016). Attachment in Adulthood: Structure, Dynamics, and<br />
Change. Guilford Publications.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Instagram</strong></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img height="597" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="489" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/anne-ile-baglanma-sorunlari-nami-degermami-isuz</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 00:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/02/whatsapp-image-2025-02-12-at-175631-1.jpeg" type="image/jpeg" length="37925"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezleri]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/ibb-psikolojik-danismanlik-ve-egitim-merkezleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/ibb-psikolojik-danismanlik-ve-egitim-merkezleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezleri]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adalar:</strong> Nizam Mahallesi 23 Nisan Caddesi No:7 İBB EK Hizmet Binası/Büyükada</p>

<p><strong>Ataşehir:</strong> Yeni Sahra Mah. 50. Yıl Caddesi No:2</p>

<p><strong>Avşar:</strong> Gümüşpala Mah. Çoban Çeşme Caddesi</p>

<p><strong>Bağcılar:</strong> Hürriyet Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No:5 Kat: 1</p>

<p><strong>Başakşehir:</strong> Altınşehir Mah. Osmanlı Caddesi No:49</p>

<p><strong>Bayrampaşa</strong>: Yenidoğan Mah. Şar Sok. No:68/A</p>

<p><strong>Beyoğlu:</strong> Halıcıoğlu Mah. Tokaç Sok. No:4/1</p>

<p><strong>Boğazköy</strong>: Yunus Emre Mah. 30 Ağustos Caddesi</p>

<p><strong>Büyükçekmece:</strong> Mimar Sinan Mah. Yıldırım Beyazıt Caddesi Poyraz Sok. No: 79/1</p>

<p><strong>Cevatpaşa:</strong> Cevatpaşa Mah. Eskieğir Asfaltı No:385</p>

<p><strong>Çengelköy:</strong> Çengelköy Mah. İmami Azam Cami Sok. No:8</p>

<p><strong>Esenler: </strong>Turgutreis Mah. Cengiz Topel Caddesi No: 68 D:3 Kat: 3</p>

<p><strong>Esenyurt:</strong> İnönü Mah. Balık Yolu Caddesi No:20-22 Kat:2</p>

<p><strong>Eyüpsultan:</strong> Nişanca Mahallesi Nişan Caddesi No: 10 Kat: 2</p>

<p><strong>FATİH:</strong> Kalenderhane Mah. Cemal Yener Tosyali Cad. No:10 Fatih/İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GAZİOSMANPAŞA:</strong> Yıldırım Mah. Eski Edirne Asfaltı No:203 K:4 D:3 Bayrampaşa/İstanbul</p>

<p><strong>GÜZELTEPE</strong>: Güzeltepe Mah. Osman Paşa Cad. No:1 Eyüpsultan/İstanbul</p>

<p><strong>KARTAL:</strong> Orhantepe Mah. Üsküdar Cad. No:133 Kat:1 (Zabıtanın Üstü) Cevizli-Kartal/İstanbul</p>

<p><strong>KÜÇÜKÇEKMECE:</strong> Halkalı Merkez Mah. Fatih Cad. No:20 Sima Plaza K:2 Küçükçekmece/İstanbul</p>

<p><strong>MALTEPE</strong>: Gülsuyu Mah. Fevzi Çakmak Cad. No:31-33/A Maltepe/İstanbul</p>

<p><strong>SULTANBEYLİ</strong>: Abdurrahmangazi Mah. Bosna Bulvarı Next Plaza No:5 Kat:2 Sultanbeyli/İstanbul</p>

<p><strong>SULTANGAZİ:</strong> Uğurmumcu Mah. Eski Edirne Asfaltı Cad. No:626 Kat:2 Sultangazi/İstanbul</p>

<p><strong>ŞİRİNEVLER</strong>: Şirinevler Mah. Adnan Kahveci Bulvarı Cad. No:208 Haydar Akın İş Merkezi 2 K:4 Şirinevler/İstanbul</p>

<p><strong>TUZLA</strong>: Aydınlı Mah. Başkomutan Cad. No:58 Tuzla/İstanbul</p>

<p><strong>ÜMRANİYE: </strong>Atatürk Mah. Alemdağ Cad. No:91 Kat:6-7 Ümraniye/İstanbul</p>

<p><strong>ÜSKÜDAR:</strong> Valide Atik Mah. Nuhkuyusu Cad. No:65 Üsküdar/İstanbul</p>

<p><strong>PENDİK PDM:</strong> Batı Mah. Erol Kaya Cad. No:95 Kat:5 (İBB Hasan İzzettin Dinamo Kütüphanesi Üst Katı)</p>

<p><strong>KAYIŞDAĞI PDM</strong>: Kayışdağı Mah. Uslu Cad. No:72/2</p>

<p><strong>ZEYTİNBURNU: </strong>Yenidoğan Mah. 58. Bulvar Cad. No:135A</p>

<p>Sosyal Hizmet Merkezleri: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı sosyal hizmet merkezlerinde danışmanlar, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları görev yapmaktadır.</p>

<p><strong>Devlet Hastaneleri: </strong>Devlet hastanelerinde ücretsiz psikolojik hizmet sunan psikologlar bulunmaktadır. Randevu kayıt sisteminden veya Alo 182 ile randevu talebi oluşturabilirsiniz.</p>

<p><strong>Belediyeler:</strong> Belediyeler de psikolojik destek hizmeti sunmaktadır. Kendi belediyenizden veya başka bir belediyeden randevu almak için 153'e arayıp "Sağlık Hizmetleri" menüsünden "Psikolojik Danışma" seçeneğine basabilirsiniz.</p>

<p><strong>Okullar: </strong>Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet ve özel okullarda görev yapan rehber öğretmenlerden psikolojik destek alabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/ibb-psikolojik-danismanlik-ve-egitim-merkezleri</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/02/ekran-goruntusu-2025-02-02-221855.png" type="image/jpeg" length="37359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Fatih Psikolojik Danışmanlık Merkezi (Fatih PDM)]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/ibb-fatih-psikolojik-danismanlik-merkezi-fatih-pdm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/ibb-fatih-psikolojik-danismanlik-merkezi-fatih-pdm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Fatih Psikolojik Danışmanlık Merkezi (Fatih PDM) Adres]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalenderhane Cemal Yener Tosyalı Caddesi No:10 34134 Fatih/İstanbul<br />
<a href="https://saglik.ibb.istanbul/psikolojik-danismanlik-merkezleri-pdm/" rel="nofollow">saglik.ibb.istanbul</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hizmet birimlerimiz, ruh sağlığı alanında destek almak üzere başvuran kişilerin psikoloji disiplini çerçevesinde klinik psikologlarla görüşmeler yaptığı merkezlerdir.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/ibb-fatih-psikolojik-danismanlik-merkezi-fatih-pdm</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/02/th-2.jpeg" type="image/jpeg" length="99682"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyarı! Influenza Virüsü Hızla Yayılıyor: Halk Sağlığı Alarmda!]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/uyari-influenza-virusu-hizla-yayiliyor-halk-sagligi-alarmda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/uyari-influenza-virusu-hizla-yayiliyor-halk-sagligi-alarmda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık yetkilileri, virüsün yayılmasını engellemek için aşıların ve antivirallerin etkili olduğunu tekrar vurguluyor. Virüsün yayılım hızına karşı tedbirlerin artırılması gerektiği belirtiliyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, bu sezon yayılan influenza virüsünün hızla yayıldığını ve halk sağlığı üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Özellikle JN.1 varyantının etkileri mercek altına alınıyor. CDC, bu yeni türün COVID-19 virüsüyle bağlantısı olup olmadığını araştırıyor ve halkı dikkatli olmaya çağırıyor.</p>

<p>Sağlık yetkilileri, virüsün yayılmasını engellemek için aşıların ve antivirallerin etkili olduğunu tekrar vurguluyor. Virüsün yayılım hızına karşı tedbirlerin artırılması gerektiği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Grip aşısı ve hijyen önlemlerine dikkat edilmesi, bu tehlikeli sezonu atlatmak için büyük önem taşıyor. Sağlığınız için tedbirlerinizi alın ve güncellemeleri takip edin!</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/uyari-influenza-virusu-hizla-yayiliyor-halk-sagligi-alarmda</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/01/ekran-goruntusu-2025-01-28-192308.png" type="image/jpeg" length="94757"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sevgi Maskesindeki Tehdit]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/sevgi-maskesinin-ardindaki-tehdit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/sevgi-maskesinin-ardindaki-tehdit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın 'Sevgi Maskesindeki Tehdit' Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hepimiz hayatımızda bir noktada, her şeyin mükemmel gittiğini düşündüğümüz ve kesinlikle<span style="color:#e74c3c"> "o"</span> kişi diye kendimize ve çevremize büyük heyecanla bahsettiğimiz insanla büyük bir ilişkiye koyuluruz ve her şey ütopik derecede harika gider. Partneriniz size sürekli ilgi gösteriyor, sizi anlıyor gibi davranıyor ve bir araya geldiğinizde her şeyin yolunu bulmuş gibi hissediyorsunuz. Sizi sürekli övüyor ve sürekli sizinle beraber olmak istiyor. Ama sonra bir anda bir şeyler değişiyor. Kendinizi yalnız, kararsız ve sıklıkla suçlu hissetmeye başlıyorsunuz. Bunlar aslında “narsist psikopati patternine sahip biriyle ilişkide olmanın” erken sinyalleri olabilir. İlk başta fark etmeseniz de, ağır bir duygusal manipülasyon ağının içine çekiliyorsunuz ve bu ağ sizi gitgide daha çok onlardan bağımsızlaşamayan bir insan haline getiriyor.<br />
<strong>Başlangıçtaki Büyüleyicilik ve Sonrasındaki Değişim</strong></p>

<p><img alt="" height="612" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135536-4.jpeg" width="574" /><br />
Düşünün, ilk kez tanıştığınızda partneriniz sizi büyülemişti. Size söyledikleri her şey doğruymuş gibi geldi. Mesajlarınızda her şey çok uyumluydu, birlikte vakit geçirirken gerçekten mutlu hissediyordunuz. O kadar tatlı, uyumlu ve etkileyiciydi ki, hayatınızdaki her şey birden güzelleşmiş gibiydi. Ama sonra yavaşça bir şeyler değişmeye başlıyor. İlk başlarda sıradan gibi görünen bir davranış, zamanla sizi rahatsız etmeye başlıyor. Örneğin, birlikte arkadaşlarınızla dışarı çıkarken size durduk yere "Senin diğer arkadaşların senin için daha önemli, değil mi?" diyebilir. Küçük bir şüphe yaratır, ama anında geçer. Ancak sonra aynı tip ifadeler artar: <span style="color:#2ecc71">"Beni her zaman bilgilendirmelisin"</span>, "Bana öncelik vermelisin." , "Çok basit bir şey istiyorum." Başta bunlar çok masum görünür, ama aslında bir kontrol biçimidir.<br />
Neden böyle oluyor? Çünkü partneriniz, sizin güveninizi ve kararlarınızı manipüle etmek istiyor. Bir zamanlar sizi büyüleyen o muhteşemlik, aslında onları sürekli bir "onay alma" ihtiyacıyla desteklemektedir. Bu, onların içsel boşluğunun dışa vurumudur; bir insanın sürekli onay almak ve başkalarını kontrol etmek için ilişkilerini kullanması, derin bir yetersizlik hissi ve değer eksikliği ile ilgilidir. Bu insanlar genelde aile öykülerinde büyük eksiklikler yaşamıştır.<br />
<strong>Duygusal Manipülasyon: Gerçeklik ve Suçluluk Duygusu Arasında</strong><br />
Bir gün partnerinizle bir konuda tartışıyorsunuz. Diyelim ki, partnerinizin sürekli geç kalması, sizin planlarınıza ve zamanınıza saygı göstermemesi konusunda biraz endişeleniyorsunuz. Bu konuda bir açıklama bekliyorsunuz. "Bunu her defasında yapıyorsun ve bu beni gerçekten rahatsız ediyor," diyorsunuz. Basit bir şekilde, duygularınızı ve ihtiyacınızı dile getiriyorsunuz; aslında son derece sağlıklı bir tepki veriyorsunuz. Ancak, beklediğinizden çok farklı bir cevap alıyorsunuz: "Seninle hiçbir şey yapamam! Ne zaman seni önemsediğimi söylesem, her şeyin yanlış olduğunu düşünüyorsun. Benimle ilgili hiçbir şeyden memnun değilsin, bu yüzden ben de her şeyden sıkıldım." Şaşkınsınız çünkü siz sadece bir duygusal ihtiyaçtan bahsettiniz, ancak aniden kendinizi yanlış yapan, bencil ve anlayışsız biri olarak hissetmeye başlıyorsunuz. Hatta "Acaba gerçekten çok mu abartıyorum?" diye düşünüyorsunuz. Bu neden oluyor? Çünkü partneriniz, aslında çok normal ve sağlıklı bir duyguya sahip olduğunuz bu durumda, duygularınızı ve ihtiyacınızı gerçeklikten saptırarak manipüle etmeye çalışıyor. Yani, sizin sesli bir şekilde duygu ve düşüncelerinizi ifade etmeniz, onların kendiliklerine ve kontrollerine tehdit gibi görünüyor. Böylece, durumu tersine çevirip suçluluğu size yüklüyor. Bu, onların duygusal sorumluluktan kaçma ve kendi güvensizliklerini gizleme biçimidir. Partnerinizin tepkisi aslında, kendisini savunmak için duygusal bir manevra yapmasından başka bir şey değildir. İçsel olarak kendine güvenmeyen bir insan, başkalarını suçlama yoluna giderek, eksikliklerini örtmeye çalışır. Bu tür manipülasyonlar, sizin doğru olanı ifade etmenize rağmen, bir tür gaslighting etkisi yaratır. Sonunda, kendinizi gerçekten hatalı gibi hissedersiniz, çünkü duygularınızın, aslında partnerinizin ihtiyaçları ve sınırları ile çeliştiği vurgulanır. Yavaşça, küçük bir şüphe doğar: "Ben mi yanlış davranıyorum? Gerçekten bu kadar hassas mı oluyorum?" İşte bu, duygusal manipülasyonun can alıcı noktasıdır: Sizin sağlıklı bir tepkiniz, tamamen gerçek dışı bir şekilde yanlış bir şeymiş gibi gösterilmeye çalışılır. Ve bir süre sonra, kendinizi her zaman hatalı ve bencil hissetmeye başlarsınız. Oysa ki, yalnızca duygusal sınırlarınızı savunuyordunuz.<br />
<strong>Psikolojik Manipülasyon ve Duygusal Tükenmişlik: Bir İlişkide Güç Dengesinin<br />
Bozulması</strong></p>

<p><img alt="" height="687" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135536-1-1.jpeg" width="548" /></p>

<p>Bir ilişkide, partnerinizin duygusal manipülasyonu ile karşılaşmak, zamanla çok ince bir şekilde kendinizi tükenmiş ve güçsüz hissetmenize yol açabilir. Örneğin, partnerinizle genellikle az vakit geçiriyorsunuz. Haftada sadece bir ya da iki kez buluşuyor ve o kısa zaman diliminde de sürekli aynı temalar etrafında dönüp duruyorsunuz. Ama partneriniz, bu az vakti, "kıymetli" ve "değerli" bir şeymiş gibi sunuyor.</p>

<p>Bir gün, partnerinize bu durum hakkında konuşmaya karar verdiğinizde ve daha fazla vakit geçirmek istediğinizi belirttiğinizde, aldığınız yanıt şu olur: <span style="color:#2980b9">"Napıyım, benim vaktim bu kadar.</span> Sürekli aynı şeyleri konuşuyoruz, bıktım ben artık!" İlk bakışta, bu tepki şaşırtıcı olabilir. Çünkü sizin basit bir şekilde birlikte daha fazla zaman geçirmek istemeniz, abartılı ve gereksiz bir talep olarak gösteriliyor. Buradaki cevap, aslında bir duygusal manipülasyon stratejisinin parçasıdır ve partnerinizin psikolojik savunma mekanizmaları devreye girmiştir.<br />
<strong>Gizli Manipülasyon ve Gaslighting</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="748" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135535.jpeg" width="557" /></strong><br />
Partnerinizin verdiği tepki, tipik bir gaslighting (gerçekliği çarpıtma) örneğidir. Gaslighting, bir kişinin, başka bir kişiyi gerçeklikten koparmak, düşüncelerini ve hislerini sorgulamasına sebep olmak için bilinçli olarak manipüle ettiği bir stratejidir. Buradaki "Sürekli aynı şeyleri konuşuyoruz, bıktım ben artık!" cümlesi, sizin duygusal ihtiyaçlarınızı ve talep ettiğiniz zamanın gerekliliğini sorgulamak için kullanılıyor. Partneriniz, az vakit geçirdiğiniz gerçeğini görmezden gelir ve bu durumu "kendi hatanız" olarak sunarak sizi suçlu hissettirir.<br />
<strong>Saldırgan İletişim ve Suçluluk Yükleme</strong><br />
Partnerinizin verdiği tepki, aynı zamanda saldırgan iletişim (aggressive communication) stilinin de bir örneğidir. Saldırgan iletişimde, kişi karşısındaki kişiye doğrudan suçlama ve eleştiri getirir, ancak asıl sorunlarını dile getirmek yerine, karşıdakini duygusal olarak manipüle eder. Burada partnerinizin söylediği, <span style="color:#e67e22">"bıktım ben artık!" </span>ifadesi, sizi "fazla talepte bulunan" ve "gereksiz bir şey istemekle suçlanan" biri gibi hissettirmeye yöneliktir.</p>

<p><img alt="" height="572" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/19c190ff-6343-439d-b90e-6ef95b2c4c54.jpeg" width="588" /></p>

<p>Bu tür bir psikolojik oyun, sürekli olarak duygusal yük yaratır ve ilişkinin dengesini bozar. Partneriniz, vakit geçirme konusunda yaşanan düşük sıklığı ve sizin taleplerinizi abartılı ya da gereksiz olarak göstererek, aslında kendilik değeri (self-worth) eksikliğini gizler. Kendi duygusal gereksinimlerini ve sorumluluklarını reddederek, duygusal mesafeyi sürdürme yoluna gider.<br />
<strong>Bipolar Duygusal Manipülasyon ve "Bıktım" Tepkisi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buradaki tepkinin arka planında, bipolar duygusal manipülasyon da yer alabilir. Bu terim, bir kişinin duygusal hallerinin aşırı uçlarda gezinmesi ve sürekli olarak karşısındaki kişiyi duygusal tükenmişliğe sürüklemek için sürekli değişkenlik göstermesidir. Önceden sizi önemseyen ve "değerli" anlar yaşadığınızı söyleyen partneriniz, şimdi ise "bıktım" diyerek size duygusal baskı yapıyor. Bu tür duygusal dalgalanmalara maruz kalmak, kişisel güven ve duygusal dengeyi sarsar. Bu, sürekli olarak sizin kendi duygusal ihtiyaçlarınızı sorgulamanıza ve zamanla tükenmiş hissetmenize neden olur.<br />
<strong>Psikolojik Bağımlılık ve Kontrol İhtiyacı</strong><br />
Bir başka açıdan bakıldığında, partnerinizin "bıktım" demesi, aslında kaygılı bağlanma stiline sahip olanlarda psikolojik bağımlılık yaratma amacına hizmet edebilir. Psikolojik bağımlılık, kişinin, partnerinin kontrolünü ve ilgisini sürekli olarak talep etmesi sonucu gelişir. Buradaki manipülasyonun amacı, sizin kendinizi gereksiz taleplerde bulunuyor gibi hissettirerek, aslında ilişkinin güç dengesini bozmaktır. Bu tür manipülasyonlar, partnerinizin kendi bağımsızlık ya da özsaygı eksikliklerini gizlemek için kullanılır. Partnerinizin az vakit geçirmesi ve bunu değerli bir şey olarak sunması, aynı zamanda bağımlılık yaratma stratejisidir. Çünkü bu şekilde, yalnızca kısıtlı vakitlerle ilişkinin merkezinde kalmaya çalışır ve duygusal kontrol sağlamaya devam eder. Bu, sizin suçluluk duygusu yaşamanıza neden olur, çünkü artık ihtiyacınız olan şeylerin gereksiz olduğunu düşünürsünüz. Sürekli olarak suçlu hissetmeniz ve ondan bağımsız hareket ettiğinizde suçlanmanız, duygusal baskı ve manipülasyonun en belirgin işaretlerindendir. Bu tür suçlamalarla, suçlu ve hatalı olduğunuz hissine sürüklenirsiniz. Bu, başlarda fark etmeyeceğiniz, ama derinlerde hissetmeye başladığınız bir bozulmadır. Neden böyle oluyor? Çünkü psikopatlar, karşılarındaki insanı tamamen kontrol altına almak için, sürekli suçluluk duygusu yaratırlar. Bu onların güç ve kontrol ihtiyaçlarının bir yansımasıdır. Bu tür kişiler, başkalarının duygusal sınırlarını aşarak kendilerini güçlü hissetme eğilimindedirler. Kendi içsel boşluklarını, başkalarının hatalarını suçlayarak ve başkalarını kontrol ederek doldururlar.<br />
<strong>Bir Kuklanın İpleri: "Beni Kaybetmekten Korkuyorum"</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="564" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2025/01/whatsapp-image-2025-01-24-at-135536-2.jpeg" width="557" /></strong></p>

<p>Bir psikopatla birlikteyken, ilişkinin başından itibaren sürekli bir kontrol etme ve bağımlılık yaratma arzusu ortaya çıkar. Bu kişiler, ilişkilerinde gücü ellerinde tutabilmek için başkalarının özgürlüklerini kısıtlamaya çalışır. Kaybetme korkusu, bu kişilerin temel motivasyonlarından biridir ve bu korku, başkalarını manipüle ederek, sürekli olarak bağımlı hale getirme ihtiyacını doğurur. Kendi kendilik değerleri ve özsaygıları son derece zayıftır, bu nedenle başkalarını kontrol ederek güvenlik sağlamaya çalışırlar.</p>

<p>Bu tür insanlar, ilişkilerde sürekli bir güç dinamiği kurmaya çalışır. Bunu yaparken, karşılarındaki kişiyi duygusal olarak zayıflatmaya ve bağımsızlıklarını yok etmeye yönelik stratejiler geliştirirler. Bu, partnerinin veya çevresindekilerin kararlarını belirleyerek, onların özgürlük alanlarını daraltarak gerçekleştirilir. Bu şekilde kişi, hem ilişkideki bağımlılığını artırır, hem de kaybetme korkusu nedeniyle karşısındaki kişiyi kendisine bağlar.</p>

<p>Manipülasyon, psikolojik baskı yoluyla yapılır ve kişinin duygusal ihtiyaçlarını sürekli olarak kontrol etme amacı taşır. Kişi, karşısındaki kişinin duygusal güvenliğini tehdit ederek, ona kendisinin tek güven kaynağı olduğunu hatırlatır. Bu şekilde kişi, güvenlik ve aidiyet duygusu sağlamak için sürekli olarak onun onayına bağımlı hale gelir. Bu tür bir ilişki, zamanla kişinin özgür iradesini zayıflatır ve onu güçsüz bir pozisyona sokar.</p>

<p>Sonuçta, psikopatın sürekli olarak manipülasyon yaparak ilişkideki dengeyi kontrol etmesi, bağımsızlık korkusu ve kendilik eksikliği ile doğrudan ilişkilidir. Bu kişiler, başkalarının hayatlarını kontrol ederek, kendi içsel boşluklarını ve değer eksikliklerini kapatmaya çalışırlar. Kontrol etme ihtiyacı, aslında derin bir güvensizlik ve bağımsızlık korkusunun dışa vurumudur. Bu şekilde, psikopatların ilişkilerdeki güç dinamikleri ve manipülasyon stratejileri, başkalarının özgürlüklerini tehdit eder ve kişiyi kendi isteklerine bağımlı hale getirir.</p>

<p>Psikopatların manipülasyon stratejilerinin çoğu bilinçlidir. Yani, yaptıkları eylemlerin amacını farkındadırlar ve sonuçları üzerinde düşünürler. Ancak, bazı psikopatlar, manipülasyonun kendi içsel boşluklarını nasıl beslediği ve onların egolarını nasıl güçlendirdiği konusunda farkındalık geliştirmiştir. Bu kişiler, başkalarını nasıl manipüle edebileceklerini, onların duygusal hassasiyetlerine nasıl hitap edebileceklerini gayet iyi bilirler.</p>

<p>Bilinçli manipülasyonda, psikopatlar, başkalarının duygusal zayıflıklarını, korkularını veya isteklerini kullanarak, o kişiyi duygusal olarak yönlendirmeyi hedeflerler. Bunun için başkalarının duygusal durumlarını çok iyi okur ve onlara göre şekil alırlar. Örneğin, bir kişi sürekli kaybetme korkusu yaşıyorsa, psikopat bu korkuyu tetikleyerek onu daha da derinleştirir ve bu sayede daha fazla kontrol sağlar.</p>

<p>Bununla birlikte, bazı durumlarda psikopatlar, yaptıkları manipülasyonların psikolojik arka planını o kadar da bilinçli bir şekilde düşünmeyebilirler. Yani, onları sürekli olarak başkalarını kontrol etme konusunda yönlendiren içsel dürtüler, bazen farkında olmadan devreye girebilir. İçsel eksikliklerini ve korkularını bastırma çabası, manipülasyonu yönlendirirken farkındalıkları tamamen kaybolmuş olabilir.</p>

<p><strong>Darth Vader olmamak için</strong></p>

<p>Zamanla manipülasyon, suçluluk duygusu ve kaybolan kendilik duygusu ortaya çıkar. Bu tür ilişkiler, zamanla duygusal sağlığınıza zarar verir ve kendi değerinizin farkına varmak zorlaşır. Kendinizi korumak ve sağlıklı bir şekilde ilişkiden çıkmak için atmanız gereken birkaç adım vardır. Kendi değerinizin farkına varmak, bu manipülasyonların etkisinden kurtulmanıza yardımcı olur. Kendinize güvenmek, başkalarının onayına olan bağımlılığınızı ortadan kaldırır. Psikopatlar, başkalarının kendilik değerini zayıflatmaya çalışır, bu yüzden kendi değerinize sahip çıkmak, duygusal olarak bağımsız olmanızı sağlar.</p>

<p>Bir psikopat, sürekli olarak sınırlarınızı ihlal etmeye çalışacaktır. Kendi sınırlarınızı belirlemek ve bunları korumak, duygusal sağlığınız için önemlidir. Net sınırlar koymak, ilişkiyi kontrol altında tutmanıza yardımcı olur. Psikopatlar, başkalarını duygusal olarak bağımlı hale getirmek için manipülasyon yapar. Bu bağımlılığı kırmak, özgürlüğünüzü kazanmanıza ve sağlıklı bir şekilde ayrılmanıza yardımcı olur. Kendi içsel güç ve değerlerinizi keşfetmek, duygusal özgürlüğünüzü geri kazanmanızı sağlar.</p>

<p>Manipülasyonu tanımak ve ona karşı duçgusal olarak savunmasız olmamak, ilişkiden çıkmanızı kolaylaştırır. Psikopatlar, sıkça manipülasyon teknikleri kullanarak başkalarını kontrol etmeye çalışırlar. Bu manipülasyonları fark ettiğinizde, kendi duygusal doğrularınıza odaklanarak dışsal etkilerden korunabilirsiniz.</p>

<p>Bir terapist ya da psikologdan destek almak, sağlıklı bir iyileşme süreci için önemlidir. Böyle bir ilişkiden çıkmak, psikolojik travmalara yol açabilir. Profesyonel yardım almak, doğru adımlar atmanıza ve duygusal olarak yeniden güçlenmenize olanak sağlar. Aile ve arkadaşlarınızdan alacağınız destek, bu süreci daha kolay atlatmanıza yardımcı olur. Sağlıklı sınırlar koymanıza ve duygusal iyileşmenize rehberlik ederler. Destek ağınızın olması, yalnızlık hissini azaltır ve iyileşme sürecinizi hızlandırır.</p>

<p>Sonuç olarak, bir psikopatla ilişkiden çıkmak, sağlıklı sınırlar koymak ve duygusal bağımsızlık kazanmak için önemli bir adımdır. Kendinizi koruyarak, duygusal ve psikolojik sağlığınızı yeniden kazanabilir ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Instagram</strong></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img height="528" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="555" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/sevgi-maskesinin-ardindaki-tehdit</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2025/01/ekran-goruntusu-2025-01-24-174930.png" type="image/jpeg" length="30119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinthome Nedir ve Hayatımızdaki Yeri Nedir?]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/sinthome-nedir-ve-hayatimizdaki-yeri-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/sinthome-nedir-ve-hayatimizdaki-yeri-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Emre Yalçın'ın yazmış olduğu, Sinthome Nedir ve Hayatımızdaki Yeri Nedir? adlı makale yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Sinthome Nedir ve Hayatımızdaki Yeri Nedir?</strong><br />
Jacques Lacan’ın psikanalizle ilgilenenlere kazandırdığı “sinthome” kavramı, aslında hepimizin yaşamında farkında olmadan taşıdığı, ama anlamlandıramadığı bir parçaya işaret eder. Sinthome, bir nevi iç dünyamızdaki düğümleri çözmek yerine onları kendi tarzımızda bağlamanın yoludur. Hayatımızda bizi biz yapan şeylerin bir özeti gibi düşünebilirsiniz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="590" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175947-1.jpeg" width="573" /><br />
Ancak bu terimi daha net anlayabilmek için “semptom” kavramından farkını açıklamak gerek.<br />
Çünkü sinthome ve semptom, birbirine benzer görünse de aslında farklı yerlerden beslenir.<br />
<strong>Sinthome ve Semptom Arasındaki Fark</strong><br />
Semptom, bir problem ya da rahatsızlık olarak karşımıza çıkar. Örneğin; sürekli baş ağrısı, iç<br />
sıkıntısı, ya da kendimizi ifade edememek gibi durumlar birer semptomdur. Çözmek veya<br />
iyileştirmek isteriz. Sinthome ise hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu, bir problemden çok bir anlam kaynağıdır. Sinthome, kim olduğumuzu ve dünyayla nasıl ilişki kurduğumuzu şekillendirir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="389" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175948-2-2.jpeg" width="564" /></p>

<p style="text-align:justify">Yani:* Semptom: Kurtulmaya çalıştığımız bir durumdur.<br />
* Sinthome: Bizi bir arada tutan, kimliğimizi belirleyen bir unsurdur.<br />
<strong>Bir örnekle açıklayalım:</strong><br />
* Bir kişinin stres altında dişlerini sıkması bir semptomdur. Bu sorun rahatsızlık verir ve<br />
çözülmesi gerekebilir.<br />
* Aynı kişinin resim yaparak rahatlaması ve kendini ifade etmesi ise onun sinthome’udur.<br />
Çünkü bu durum, sadece onu sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda hayatına anlam katar.<br />
Hepimizin hayatında eksik kalan parçalar, çözülmesi zor duygular ya da anlaşılmaz yönler vardır.<br />
Bu karmaşa, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Sinthome, bu eksikliklerin ve çatışmaların içinden<br />
bir anlam yaratmamıza yardımcı olur.<br />
<strong>1. Bizi Bir Arada Tutar</strong><br />
Sinthome, zor zamanlarımızda dağılmamızı engelleyen bir tutkal gibidir. Örneğin, birinin fotoğraf<br />
çekme tutkusu, sadece bir hobi değil, onun içsel dengesi için bir dayanak noktası olabilir.<br />
<strong>2. Hayatımıza Anlam Katar</strong><br />
Bazen anlamı dışarıda değil, kendi alışkanlıklarımızda buluruz. Bir yazarın hikâye yazmaya olan<br />
ilgisi, onun için sadece bir iş değil, aynı zamanda kendini ifade etme biçimidir. Bu, onun hayata<br />
bağlanma yoludur.<br />
<strong>3. Geçmişi Anlamlandırır</strong><br />
Sinthome, yaşadığımız zor anıları veya duyguları yeniden yorumlamamıza olanak tanır. Örneğin,<br />
bir sanatçının geçmiş acılarını eserlerinde anlatması, sadece bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir<br />
iyileşme sürecidir.<br />
<strong>Günlük Hayattan Sinthome Örnekleri</strong><br />
<strong>1. Sanat ve Yaratıcılık</strong><br />
Van Gogh’un resim yapma tutkusunu düşünelim. Resim yapmak onun sadece bir yeteneği<br />
değildi, aynı zamanda hayatını anlamlandırdığı bir araçtı. Bu, onun sinthome’uydu. Resim<br />
yapmasaydı belki de içsel çatışmaları onu çok daha derin bir kaosa sürükleyebilirdi.<br />
<strong>2. Sürekli Yazma Arzusu</strong><br />
Bir yazarın her gün yazma ihtiyacı, sinthome’un bir örneği olabilir. Yazmak, o kişinin hem<br />
içsel karmaşasını düzenlemesine hem de kendini ifade etmesine yardımcı olur.<br />
<strong>3. Bir Rol veya Sorumluluk Üstlenmek</strong><br />
Bazı insanlar için bir ebeveyn olmak, onların sinthome’u olabilir. Ebeveynlik, onların<br />
dünyayı anlamlandırdığı ve kimliklerini güçlendirdiği bir rol haline gelir.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="572" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175948-1-2.jpeg" width="518" /><br />
Hayatta zaman zaman “neden böyle hissediyorum?” veya “bu benim için neden bu kadar önemli?”<br />
diye sorduğumuz anlar olur. İşte o anlarda sinthome devreye girer. Hayatımızdaki bazı alışkanlıklar,<br />
tutkular ya da sıradan görünen uğraşlar, aslında kimliğimizin önemli parçalarıdır.<br />
Örneğin, birisi için her gün günlük tutmak veya resim yapmak sadece bir uğraş değil, aynı zamanda<br />
onun hayatındaki anlam kaynağıdır. Bu, kişinin hayatındaki boşlukları doldurmasına ve zorluklarla<br />
başa çıkmasına yardımcı olur.<br />
Sinthome, kendimizi tanımamız ve hayatımızdaki anlamı fark etmemiz için bir rehber olabilir.<br />
Hayatınızdaki alışkanlıklara, tutkulara ve sizi mutlu eden küçük detaylara dikkat edin. Belki de<br />
yazmak, spor yapmak ya da sohbet etmek sizin sinthome’unuzdur.<br />
Sizce, sizin sinthome’unuz ne olabilir? Belki de o, hep hayatınızın bir parçasıydı; sadece şimdi ona<br />
bir isim koymuş olduk.<br />
<strong>Kaynakça</strong><br />
<strong>1- Lacan, J. (1975). Le Sinthome. Paris: Seuil.<br />
2- Fink, B. (1995). The Lacanian Subject: Between Language and Jouissance. Princeton University<br />
Press.<br />
3- Žižek, S. (1991). Looking Awry: An Introduction to Jacques Lacan Through Popular Culture.<br />
MIT Press.<br />
4- Evans, D. (1996). An Introductory Dictionary of Lacanian Psychoanalysis. Routledge.<br />
5- Vanheule, S. (2011). The Subject of Psychosis: A Lacanian Perspective. Palgrave Macmillan.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>---------------------------------------------------------------------------------------------------</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/?hl=tr" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p style="text-align:justify"><img height="520" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="500" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/sinthome-nedir-ve-hayatimizdaki-yeri-nedir</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Dec 2024 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-12-11-at-175948.jpeg" type="image/jpeg" length="16294"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendi Yansımandan Uzaklaşmak: Tükenmişlik Sendromu]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/kendi-yansimandan-uzaklasmak-tukenmislik-sendromu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/kendi-yansimandan-uzaklasmak-tukenmislik-sendromu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kendi Yansımandan Uzaklaşmak: Tükenmişlik Sendromu adlı makalesiyle Uzman Psikolog Emre Yalçın, Tükenmişlik Sendromu'nu incelikle aktarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendi Yansımandan Uzaklaşmak: Tükenmişlik Sendromu</strong><br />
Tükenmişlik sendromu, yalnızca bir iş yükünün ya da fiziksel yorgunluğun ötesinde, daha derin bir içsel kayıptır. Bir insan, dışarıdan bakıldığında her şeyin yolunda gittiği izlenimini verebilir; fakat içsel dünyasında, adım adım kimliğini yitirmeye başladığını fark etmeye başlar. Her gün bir hedefin peşinden koşmak, bir başarıya ulaşmak uğruna içsel benlikten kopmak, tükenmişliğin gerçek anlamını yansıtır. Bu süreç, aslında bireyin kendisini unutmasının, arzularının ve gerçek kimliğinin gölgede kalmasının bir sonucudur. Tükenmişlik, dışarıya yansıyan başarıların, bir kişinin içsel gerçekliğini nasıl yok saydığına dair sessiz bir çığlıktır.<br />
<strong>İçsel Çelişkiler</strong></p>

<p><img alt="" height="423" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180122-1-1.jpeg" width="564" /><br />
Kişi, yaşamını toplumsal onay ve başarılar etrafında şekillendirirken, bir noktada kimliğini yalnızca dışarıya sunulan görüntülerle tanımlamaya başlar. Bu, bir tür özdeşleşme problemidir. Kişi, kendini bir başkası gibi, toplumun beklediği şekilde tanımlar; oysa kendi arzusuyla olan bağlantısı giderek zayıflar. Bu çelişki, kişinin içindeki arzunun gerçek nesnesine ulaşma çabasıyla sürekli bir şekilde sürtüşme halindedir. Dışsal dünyada tanınan ve takdir edilen kimlik, bireyin kendi içsel kimliğiyle hiçbir zaman örtüşmez. Başarı, görünürlük, takdir – bunlar, aslında bireyi içsel benliğinden daha fazla uzaklaştıran araçlardır. Kişi, arzularına yabancılaşmış bir şekilde yaşar, dışarıya sunulan imajları korumak adına kendi gerçekliğinden ödün verir. Birey, toplumun ona sunduğu "başarı" tanımına yapışırken, aslında kendi öz arzularını görmezden gelir. Gerçek kimlik, arzu ve başkalarına sunulan "başarı" arasındaki bu mesafe, tükenmişliğin derinleşmesine neden olur. İnsan, kimlik dışı bir varlık gibi, sürekli bir dışsal tatmin arayışı içinde kaybolur. Ancak içsel dünyasında, kendisini bulmaya yönelik bir arayış vardır; bu arayış, zamanla bir boşluğa dönüşür.<br />
<strong>Yabancılaşma ve Kimlik Krizi</strong></p>

<p><img alt="" height="511" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180121-2.jpeg" width="577" /><br />
Kişi tükenmeye başladığında, bu yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda varoluşsal bir yabancılaşmadır. Dış dünyaya karşı daha fazla yabancılaşırken, içsel dünyasıyla olan bağlantısı da zayıflar. Kendi kimliğini, içsel ihtiyaçlarını ve arzularını yitiren bir insan, başkalarına bir şeyler kanıtlamak için sürekli bir çaba içindedir. Fakat bu çaba, kişinin kendisine olan yabancılaşmasını derinleştirir. Her geçen gün, daha fazla başarıya ulaşmaya çalışırken, insan kendisini giderek daha fazla kaybettiğini hisseder. Kimlik, toplumun kurallarına ve beklentilerine göre biçimlendirilen bir rol haline gelir; birey, gerçek benliğinden giderek uzaklaşır.<br />
Yabancılaşma, yalnızca toplumsal ilişkilerde değil, içsel dünyada da bir kopuş yaratır. İnsan, kendisini dış dünyada var olmaya çalışırken, içsel benliğiyle hiçbir bağ kurmaz hale gelir. Bu kopukluk, tükenmişliğin en derin ve acı verici yönüdür: İnsan, hem kendisinden hem de dünyadan yabancılaşır. Kimlik, sürekli değişen ve bir dışsal ölçüte göre biçimlendirilen bir imaja dönüşürken, birey içsel özüne yabancılaşır.<br />
<strong>Kimlik İnşası</strong><br />
Tükenmişlik, bir çöküşün ötesinde, aynı zamanda bir yeniden doğuş fırsatıdır. İçsel boşluk, ancak kişinin kendi kimliğini yeniden inşa etmeye başladığı noktada anlam kazanır. Bu yeniden doğuş, sabır gerektiren bir süreçtir. İnsan, içsel arzusuyla barışmaya başladığında, kaybolan kimliğini yeniden bulabilir. Ancak bu, dışarıdan gelen baskılara karşı bir direniş değil, daha çok kendi arzusuna doğru bir yöneliştir. Gerçek kimlik, içsel bir özdeşleşme yolculuğu gerektirir. Kişi,&nbsp;dışarıdan gelen baskılardan sıyrıldığında, hem kendisini hem de içsel arzularını daha açık bir şekilde görebilir. Bu yolculuk, bir çiçeğin karanlıkta filizlenmesine benzer: Zaman alır, ancak sonunda varoluşun anlamı yeniden bulunur.<br />
Yeniden kimlik inşası, bir arayışın değil, bir içsel uyumun ve özdeşleşmenin sürecidir. İnsan, toplumsal başarı tanımlarının ötesinde kendi içsel kimliğiyle bir bütünlük kurar. İçsel arzu, toplumsal normlar tarafından yönlendirilmiş "başarı" tanımlarına karşı bir başkaldırı değil, daha çok kendi özüne dönme çabasıdır. Ayrıca özellikle yaşadığımız coğrafyada sürekli isteyerek aktif tutulan anksiyete de,kolayca manipüle edilebilecek bir toplum yaratmanın yanı sıra, duygusal emperyal bir sömürü sonucu tükenmişlik üretir.<br />
<strong>Hep Birlikte İyileşmek</strong><br />
<strong><img alt="" height="525" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180122-3.jpeg" width="554" /></strong><br />
Tükenmişlik yalnızca bireysel bir sorundan çok, toplumsal bir sorun haline gelir. Birey tükenmeye başladığında, bu yalnızca o kişiyi etkilemez, çevresindeki dünyayı da etkiler. Bu, bir toplumsal çürümeyi simgeler: İnsanlar yalnızca dışarıdan tanınmak ve kabul edilmek için değil, aynı zamanda içsel dengeyi ve huzuru bulmak için de yaşamalıdır. Toplum, bireylerinin yalnızca üretken olmalarını değil, kendi kimliklerini ve içsel ihtiyaçlarını anlamalarına fırsat tanımalıdır.<br />
Tükenmişlikten kurtulmak, bir toplumsal dönüşüm gerektirir. İnsanlar, iş gücü olarak değil, duygu ve düşünce dünyasıyla değerli varlıklar olarak görülmelidir. Toplumlar, sadece dışsal başarıları değil, insanın içsel dünyasını anlamalı ve ona değer vermelidir. Bu şekilde, tükenmişlik sendromunun etkileri hem bireysel hem de toplumsal düzeyde aşılabilir.<br />
Tükenmişlik, kırılma noktasına işaret eden bir süreçtir. Ancak bu kırılma, aynı zamanda yeni bir başlangıcın da habercisidir. Hem bireyler hem de toplumlar, içsel huzuru ve anlamı yeniden bulduklarında, gerçek bir iyileşme başlayacaktır.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img alt="" height="514" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/12/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2-1.webp" width="502" /></p>

<p></p>

<p><strong>Kaynakça</strong><br />
—————————-<br />
1-Lacan, Jacques. Écrits: A Selection (1966).<br />
2-Freudenberger, Herbert J. Burnout: The High Cost of High Achievement (1974). 3-Maslach, Christina ve Jackson, Susan E. The Maslach Burnout Inventory (1981).</p>

<p>&nbsp;4-Schaufeli, Wilmar B., Leiter, Michael P. &amp; Maslach, Christina. Burnout: 35 Years of Research and Practice (2009).<br />
5-Žižek, Slavoj. The Parallax View (2006)<br />
6-Hinsch, Hans-Jürgen. Psychodynamische Konzepte der Burnout-Prävention (2012).</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/kendi-yansimandan-uzaklasmak-tukenmislik-sendromu</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Dec 2024 19:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/12/whatsapp-image-2024-11-30-at-180122-2.jpeg" type="image/jpeg" length="53569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gurbet Üzerine - Kime desem derdimi ben, bulutlar]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/gurbet-uzerine-kime-desem-derdimi-ben-bulutlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/gurbet-uzerine-kime-desem-derdimi-ben-bulutlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gurbet Üzerine - Kime desem derdimi ben, bulutlar adlı makalesiyle Uzman Psikolog Emre Yalçın, gurbet yaşamındaki zorlukları birer birer kaleme alıyor!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kendi ülkelerinin dışında yaşamayı deneyimleyen insanların karşılaştığı en yaygın sorunları incelediğinizde, konuların tekrarlayıcı olduğunu fark edersiniz. Bu sorunlardan bazılarını ve göçmen olmanın psikolojik sonuçlarını daha derinlemesine ele alalım.</p>

<p>Bahsedilen ilk sorun "kültür şoku"dur. Bu, yeni bir kültüre dâhil olmanın getirdiği kaygıyı ve stresi ifade eder. Ancak bu ifadenin biraz sorunlu olduğunu düşünüyorum, çünkü yeni bir kültüre "dâhil olmuşsanız", o kültüre adapte olmaya yönelik bir yol katettiğinizi varsayarız. Eğer bir şok yaşıyorsanız, bu henüz tam olarak yeni kültüre "giremediğiniz" anlamına gelir.</p>

<p><img alt="" height="695" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/1dfcf8c5-c2a8-4fe0-bd80-8c1a51534721.jpeg" width="620" />&nbsp;</p>

<p>Bir diğer yaygın belirtilen semptom ise "memleket özlemi"dir. Genellikle yalnızlık, izolasyon ve üzüntü ile ilişkilendirilirir. Bu durumlarda verilen genel tavsiye, yeni bir sosyal ağ oluşturulurken sevdiklerinizle irtibatta kalmaktır.</p>

<p>Ancak göçmenlik deneyimi ile en sık ilişkilendirilen iki ana semptom genellikle kaygı ve depresyondur. Bu durum öyle yaygınlaşmıştır ki "göçmen kaygısı" ve "göçmen depresyonu" literatürde geniş alan oluşturmuştur. Bu deneyimi patolojik bir boyuta taşımadan önce, bu yeni rahatsızlık kategorilerini genellikle yurtdışına taşınmayı planlayan kişilere ürün satan sağlık sigortası şirketlerinin web sitelerinde bulabileceğinizi söyleyebilirim. Yine de, kaygı ve depresyon genel ruh sağlığıyla en sık ilişkilendirilen rahatsızlıklardır ve bu rahatsızlıklar insanlar arasında en yaygın olanlarıdır, bu nedenle yurtdışına taşınırsanız, bu rahatsızlıklar deneyiminizin bir parçası olma ihtimali oldukça yüksek.</p>

<p><img alt="" height="797" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/ad3dd046-0f27-414f-95d9-7c3a28e6a0dc.jpeg" width="637" /></p>

<p>Ancak daha derine inip göçmenlik deneyiminde etkili olan bazı faktörleri düşünelim. İlk faktör beklentilerdir. Birisi başka bir ülkeye veya şehre taşındığında, "bilinmeyen şeyler", belirsizlikler ve bu yeni deneyimin nasıl olacağına dair kaygılarla karşı karşıya kalır. Ancak şunu söyleyebilirim ki, "bilinmeyen şeyler" veya "belirsizlik" eğer çok fazlaysa, bu en azından bir bilgi "eksikliğinin" olduğuna işaret eder.</p>

<p>Herhangi bir eksikliğe verilen yaygın tepkilerden biri, o eksikliği doldurmaktır ve bunu yapmanın yaygın yollarından biri de fanteziler oluşturmaktır. Bu üretilen fanteziler, biz psikanalistler için çok ilginç materyaller sunar. Çünkü bu fantezilerde, insanların başkalarıyla, "ötekiyle" ve kendileriyle ilişkilerinde nasıl pozisyon aldıklarını ve kendilerini nasıl gördüklerini gözlemleriz.</p>

<p>Burada kastettiğimiz fanteziler farklı türde olabilir. Başka bir ülkeye taşınma ile ilgili, bu deneyimin bizi nasıl değiştireceği, sosyal hayatımızı ne kadar zenginleştireceği, ne kadar eğleneceğimiz gibi fanteziler kolayca tanınabilir. Ancak birkaç hafta veya ay sonra, gerçeklik devreye girdiğinde, bu fantezilerin çoğu ya hiç gerçekleşmez ya da sadece bazı yönleriyle örtüşür. Bunun sonucunda hayal kırıklığı ve üzüntü yaşanır.</p>

<p>Bu fanteziler bilinçli olduğunda, onlara "beklentiler" diyebiliriz. Yani, yeni bir ülkedeki işimizle, yerel iş arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizle, yurtdışındaki araştırma projelerimizle ve sosyal hayatımızla ilgili net beklentilerimiz olabilir. Ancak bu fantezilerin en önemli kısımları çoğu zaman bilinçsizdir. Daha doğrusu, bilinçdışında saklıdır.</p>

<p>Örneğin, prestijli bir burs ile başka bir ülkeye taşınma fantezisini ele alalım. Bu durumda, artık bu prestijli gruba dâhil olursunuz ve bu durum bazıları için bilinçaltında narsistik veya grandiyöz fantezilerin gerçekleşmesi anlamına gelebilir. Ancak bu tür narsistik fantezilerin bilinçdışında gerçekleşmesi, bazı sorunlara yol açabilir, çünkü o büyüklük hissi, başkalarının size nasıl yaklaştığı ile örtüşmeyebilir.</p>

<p>Veya tam tersi bir etkisi olabilir. Prestijli bir burs kazanmış olmanız, üzerinizde büyük bir baskı yaratır çünkü artık belirli bir standartta performans göstermeniz gerektiğini düşünürsünüz ve bu baskı altında yeterince iyi olmadığınızı hissetmeye başlarsınız. Bu durumda, burs kendinizi küçültme davranışlarınızı artırabilir ve sonuç olarak inhibisyon gelişebilir. Hayatınızda büyük bir fırsat olarak görülen bir süreçte, üretken olamama, konsantre olamama gibi sorunlar yaşamaya başlarsınız. Artan öz eleştiri ve düşük benlik saygısı, günlük hayatınızda erteleme ve engellenme hissini artırabilir.</p>

<p>Bir diğer önemli faktör ise, göçmenlik deneyiminin başında evde sahip olduğunuz sosyal ağın olmamasıdır. Bu önemlidir, çünkü ilişkilerimiz, farkında olduğumuzdan daha fazla bizi ayakta tutar. Bu, bu ilişkilerin her zaman sağlıklı ya da yapıcı olduğu anlamına gelmez. Ancak, bu ilişkilerde belirli bir konumda yer aldığımız gerçeği önemlidir. Bu ilişkisel ağı kaybetmek, kendimizi boşlukta hissetmemize neden olabilir. Tıpkı altında güvenlik ağı olmayan bir ip cambazı gibi. Başka bir ülkede olmak, ancak "düşerseniz" sizi tutacak bir ağın olmaması, işte bu anlama gelir.</p>

<p><img alt="" height="1072" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/18779cd0-6e95-489b-8413-b4b4f61114dc.jpeg" width="637" /></p>

<p>Daha spesifik olmak gerekirse, bir ülkeden başka bir ülkeye taşınırken, başkalarıyla etkileşimde bulunduğumuz o öznelerarası alanları geride bırakmış oluruz. Bu alanlar, kimlik ve benlik hissimizin bir parçasıdır. Taşındığınızda, hem yeni bir sosyal ağ kurmanız hem de bu öznelerarası alanları yeniden oluşturmanız gerekir. Öznelerarası alan kavramı, insanlar arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan paylaşılan duygusal ve sosyal alanı ifade eder. Bunu daha basit bir şekilde açıklamak gerekirse, her insan bir başkasıyla iletişim kurarken sadece konuşmak ya da fiziksel olarak bir arada olmakla kalmaz; aynı zamanda bir bağ ve karşılıklı bir etkileşim alanı oluşur. Bu alanda, insanlar birbirlerini nasıl gördükleri, birbirlerine nasıl davrandıkları ve birbirlerinden neler bekledikleri gibi unsurlar yer alır.</p>

<p>Örneğin, bir ailede ya da arkadaş grubunda zaman geçirdiğinizde, sadece sohbet etmekle kalmaz, aynı zamanda aranızda bir bağ, bir güven ve anlayış ortamı oluşur. İşte bu ortam, "öznelerarası alan"dır. Bu alan, kimliğinizi ve kendinizi nasıl gördüğünüzü etkiler çünkü insanlar çoğu zaman başkalarının tepkilerine ve davranışlarına göre kendilerini tanımlarlar. Kısacası, insanlar arasındaki görünmez ama çok güçlü bir bağdır, bu bağ sayesinde duygusal olarak birbirimizi anlar ve etkileriz.</p>

<p>Günlük alışkanlıklar da diğer bir faktördür. Başka bir ülkeye taşınırken geride bıraktığınız şeylerden biri de, kimlik hissinizi korumada önemli olan bazı pratikler ve rutinlerdir. Belirli saatlerde spor yapmak, okumak ya da yazmak, belirli yiyecekleri belirli saatlerde tüketmek gibi alışkanlıklar, kimlik hissimizin üretiminde ve korunmasında önemli rol oynar. Bu rutinler bozulduğunda, benlik algımız da bundan etkilenir.</p>

<p>Bu sürecin neden olabileceği stres faktörlerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. İki ana stres kaynağı, benlik algınızı veya daha geniş anlamda, genel iyilik halinizi etkileyebilir.&nbsp;</p>

<p>İlk stres kaynağı, fantezi ve gerçeklik arasındaki çatışmadır. İkinci stres kaynağı ise, göçmen olarak henüz bir sosyal ağınızın olmaması, öznelerarası alanların oluşmamış olması ve günlük rutininizin hâlâ belirsizliğini korumasıdır.</p>

<p>Son olarak bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Henüz yerleşik bir sosyal ağınız ve öznelerarası alanlarınız oluşmadığı için, bu süreç aynı zamanda büyük bir fırsat da sunar. İlk kez, diğerlerinin beklentilerinden özgürleştiğinizi hissedebilirsiniz. Başkalarının taleplerine göre kendimizi şekillendiririz ve bu durum, arzularımızı gerçekleştirmemizi sınırlar. Bu deneyim, size arzularınıza yeni bir şekilde yaklaşma fırsatı sunabilir ve fark etmediğiniz bir yükten kurtulmanızı sağlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><img alt="" height="652" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="399" /></p>

<p></p>

<p><strong>Kaynakça:</strong></p>

<p>• Habermas, J. (1987). The Theory of Communicative Action: Lifeworld and System. Beacon Press.</p>

<p>• Mead, G. H. (1934). Mind, Self, and Society. University of Chicago Press.</p>

<p>• Lacan, J. (1977). Écrits: A Selection. W.W. Norton &amp; Company.</p>

<p>• Sullivan, H. S. (1953). The Interpersonal Theory of Psychiatry. W. W. Norton &amp; Company.</p>

<p>• Fiske, S. T., &amp; Taylor, S. E. (2013). Social Cognition: From Brains to Culture. Sage Publications.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/gurbet-uzerine-kime-desem-derdimi-ben-bulutlar</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 23:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/09/whatsapp-image-2024-09-30-at-170732.jpeg" type="image/jpeg" length="87568"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendine Zarar Verme: Sessiz Çığlık]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/kendine-zarar-verme-sessiz-ciglik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/kendine-zarar-verme-sessiz-ciglik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Emre Yalçın'ın Kendine Zarar Verme: Sessiz Çığlık adlı Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendine Zarar Verme: Sessiz Çığlık</strong><br />
Bazen öyle anlar olur ki, içimizdeki acı taşınamaz hale gelir. Kimi zaman yaşadığımız duygusal sıkıntıları kimseye anlatamayız, çünkü kelimeler yetersiz gelir. İşte tam da bu noktada, bazı insanlar bu yoğun acıyı dindirmek için vücutlarına zarar verme yoluna başvururlar. Dışarıdan bakıldığında korkutucu ve anlaşılmaz gibi görünen bu davranış aslında kişinin içindeki karmaşayı susturma çabasıdır. Tıpkı içimizdeki yoğun öfkeyi, başımızı duvara vurmak gibi fiziksel bir acıyla bastırmak istemek gibi.</p>

<p><img alt="" height="512" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/7b4c5bb1-0873-441f-b165-59c712ac80d4-1.jpeg" width="644" /><br />
<strong>Kendine Zarar Verme Nedir?</strong><br />
Kendine zarar verme, kişinin bilinçli bir şekilde vücuduna zarar vererek içsel acısını hafifletmeye çalıştığı bir davranıştır. Çoğu zaman bunu yapan kişi, hayatına son vermek istemez. Aksine, bu davranışla hayatta kalmayı ve zihnindeki acıyı bir süreliğine dindirmeyi hedefler. Fiziksel acı, o an için zihinsel acının üzerine çıkar ve kişi bir an için rahatlama hisseder.<br />
Bu davranışı şöyle düşünebiliriz: Elinizde ağır bir yük taşıdığınızı hayal edin. Bu yük sizi o kadar zorluyor ki, nefes almak bile güç hale geliyor. O an aklınıza gelen tek çözüm, yere düşüp bu yükten kurtulmak oluyor. İşte kendine zarar vermek de kişinin taşıdığı duygusal yükü hafifletme çabasıdır. Fiziksel bir yara açarak zihnindeki acıyı bir süreliğine susturur.</p>

<p><img alt="" height="446" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/whatsapp-image-2024-09-25-at-192434-1.jpeg" width="637" /><br />
<strong>Neden Kendimize Zarar Veririz?</strong><br />
Kendine zarar veren insanların geçmişlerinde genellikle travmatik deneyimler vardır. Çocukluk döneminde yaşanan duygusal ya da fiziksel istismar, ilerleyen yaşlarda bu tür davranışlara zemin hazırlayabilir. Bir tür "cezalandırma" gibi düşünebiliriz bunu. Kendimize zarar vererek içimizde biriken duygusal acıyı dışa vururuz.<br />
Örneğin, çocuklukta sürekli eleştirilen ve değersiz hissettirilen bir insan, yetişkinlik döneminde de aynı duyguları hissettiğinde bu duyguları bastırmak yerine fiziksel acıya başvurarak kendini cezalandırır. Aslında burada olan şey, kişinin kendini değersiz hissettiği için bunu bir şekilde dışa vurma çabasıdır.</p>

<p><strong>Kendine Zarar Vermenin Gizli Mesajı</strong><br />
Birçok insan, kendine zarar vererek çevresine bir mesaj vermeye çalışır. "Kontrol bende!" der gibidir. Bu, aslında dış dünyaya karşı bir sınır koyma çabasıdır. "Kimse benim acılarımı anlamıyor, ama ben kendim üzerimde söz sahibiyim" mesajını verir.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kendi bedenini zedeleyerek hem duygusal hem de fiziksel bir kontrol kazanma hissi yaratır.Bunu tıpkı elinizden kontrolü kaybetmek üzereyken son anda direksiyonu tutup sert bir dönüş yapmak gibi düşünebilirsiniz. Kendi hayatınızda kontrolü kaybettiğinizi hissettiğinizde, bedeninizde bir acı yaratarak bu kontrolü yeniden kazanma çabasına girebilirsiniz.</p>

<p><strong>Peki Bu Durumu Nasıl Anlayabiliriz?</strong><br />
Kendine zarar verme davranışı, aslında kişinin çevresine sessiz bir yardım çığlığıdır. Bu insanlara yaklaşırken onları yargılamak yerine, acılarını anlamaya çalışmalıyız. Fiziksel acının, duygusal bir rahatlama sağladığını bilmek önemli. Bu, kişilerin yaşadıkları içsel sıkıntıyı bir şekilde ifade etme yoludur. Onlara duygusal anlamda destek olmak, güvenebilecekleri bir alan yaratmak ve ihtiyaç duydukları yardımı sağlamak gerekir.<br />
Kendine zarar veren birini anlamaya çalışırken şunu hatırlayalım: Bu davranış, onların içsel acılarının bir ifadesidir. Doğru bir yaklaşımla bu kişilere ulaşmak, onların duygusal yüklerini hafifletmek mümkündür.</p>

<p><strong>Çözüm Yolları: Duygusal Yükü Hafifletmek</strong><br />
Kendine zarar veren insanlara yaklaşırken, en önemli şey empati kurmaktır. Onların davranışlarını yargılamak yerine, yaşadıkları duygusal karmaşayı anlamaya çalışmalıyız. Bu kişiler genellikle duygularını ifade etmekte zorlanırlar ve acılarını susturmak için fiziksel acıya başvururlar. O yüzden, onları dinlemek ve yalnız olmadıklarını hissettirmek çok kıymetlidir.<br />
Bu noktada profesyonel destek almak da kritik bir rol oynar. Terapi süreçleri, özellikle bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemler, kişilerin duygularını daha sağlıklı bir şekilde ifade etmelerine ve acılarını yönetmelerine yardımcı olabilir. Duygu düzenleme terapileri de kişinin olumsuz duygularla nasıl başa çıkacağını öğrenmesine olanak sağlar. Eğer birey geçmişte travmatik bir olay yaşadıysa, EMDR gibi travma odaklı terapiler, bu travmatik anıların işlenmesine ve duygusal yükün hafifletilmesine destek olabilir.<br />
Bireyin hayatında anlam bulabileceği faaliyetler sunmak da önemli bir adım. Sanat, spor, müzik gibi uğraşlar, kişinin enerjisini doğru yönlendirmesine yardımcı olabilir. Aile ve arkadaş çevresinin de destekleyici olması, bu süreçte büyük bir fark yaratır. Aile bireylerinin, ergenlerle nasıl sağlıklı iletişim kurabileceklerini öğrenmeleri, çatışmaları ve yanlış anlamaları en aza indirebilir.<br />
Unutulmamalıdır ki, kendine zarar verme davranışı bir yardım çığlığıdır. Bu çığlığı duymak, anlamak ve doğru şekilde karşılık vermek, o kişinin yaşamında pozitif bir değişimin kapısını aralayabilir.</p>

<p><br />
<strong>KAYNAKÇA</strong></p>

<p>Yaşam Dönemleri ve Uyum Sorunları, Çelik- Baştemur, Ocak 2020, Nobel Akademik Yayıncılık.<br />
https://www.psychologytoday.com/us/blog/how-be-yourself/201610/self-injury-4-reasons-people-cut-and-what-do<br />
Ergenlik, L. Steinberg, Mart 2013.<br />
https://www.dbe.com.tr/Yetiskinveaile/tr/psikoloji-konulari/kendine-zarar-verme/<br />
http://www.cappsy.org/archives/vol9/no2/cap_09_02_07.pdf<br />
Öne Çıkan Resim Gerd Altmann tarafından Pixabay‘a yüklendi</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="561" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/09/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-2.webp" width="548" /></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/kendine-zarar-verme-sessiz-ciglik</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Sep 2024 02:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/09/whatsapp-image-2024-09-25-at-192435.jpeg" type="image/jpeg" length="32347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin en büyük Dijital Deneyim Müzesi’nde YogaKioo ile yoga deneyimi başlıyor]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/turkiyenin-en-buyuk-dijital-deneyim-muzesinde-yogakioo-ile-yoga-deneyimi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/turkiyenin-en-buyuk-dijital-deneyim-muzesinde-yogakioo-ile-yoga-deneyimi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gençler ve çocuklar için kültür sanatta geleceği inşa etmeyi hedefleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden KÜLTÜR AŞ yenilikçi ve çağdaş yaklaşımlarla yeni değerler yaratmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gençler ve çocuklar için kültür sanatta geleceği inşa etmeyi hedefleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden KÜLTÜR AŞ yenilikçi ve çağdaş yaklaşımlarla yeni değerler yaratmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Avrupa’nın “en”leri ve “ilk”lerine de ev sahipliği yapacak olan İBB Kültür AŞ Dijital Deneyim Müzesi’nde YogaKioo ile eğitmenler eşliğinde “Immersive Yoga” etkinlikleri başlıyor.</strong></p>

<p><strong>“Immersive Yoga”, Night Shift etkinlikleri dahilinde 24 Eylül’de Sevim Parıltı, 1 Ekim’de&nbsp; Ayla Karakoç,&nbsp; 8 Ekim’de Yeliz Balcı, 15 Ekim’de Gaye Beste Kiper eğitmenliğinde düzenlenecek.&nbsp; Katılımcılar Avrupa’nın en büyük immersive odalarından biri olan “Sürükleyici Deneyim” odasında 360 derece duvar ve zemin projeksiyonuyla adeta içine çeken görsel bir şölende sürükleyici yoga bir deneyimi yaşayacak.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;“Immersive Yoga” etkinliği&nbsp; şehrin stresinden uzaklaşıp, İBB Kültür AŞ Dijital Deneyim Müzesi’nde görsel ahengin yaratacağı sınırların ötesinde bir deneyimle&nbsp; dinginliği yakalamak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat!</strong></p>

<p><strong>Etkinlik biletleri şimdi Passo’da!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Etkinlik Takvimi:</strong></p>

<p><strong>24 Eylül, 20.30-22.00 Sevim Parıltı</strong></p>

<p><strong>1 Ekim, 20.30-22.00 Ayla Karakoç</strong></p>

<p><strong>8 Ekim, 20.30-22.00 Yeliz Balcı</strong></p>

<p><strong>15 Ekim, 20.30-22.00 Gaye Beste Kiper</strong></p>

<p><strong>Matların katılımcılar tarafından getirilmesi gerekmektedir.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/turkiyenin-en-buyuk-dijital-deneyim-muzesinde-yogakioo-ile-yoga-deneyimi-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 01:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/09/immersive-yoga-1920x1080-1.jpg" type="image/jpeg" length="80145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Emre Yalçın'ın Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri Hakkındaki Makale Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri</strong><br />
Boşanma, sadece hukuksal bir sözleşmenin sona ermesi değil, aynı zamanda bir ailenin içsel dünyasında yaşanan bir kırılmadır. Bu süreç, bireylerin sadece sosyal ve ekonomik hayatlarını değil, psikolojik yapılarını da derinden etkileyebilir. Tıpkı bir ağacın köklerinden koparılması gibi, çocuklar da bu olayla birlikte hayatlarının temel dayanaklarından birinin yıkıldığını hissedebilirler. Bu kopuş, çocuğun dünyasında güvenlik ve aidiyet duygularını sarsabilir.<br />
Boşanma süreci ile birlikte çocuk, alıştığı evinden ve sosyal çevresinden ayrılmak zorunda kalabilir. Bu durum, bir kuşun her gün yuvasına geri dönüp kendini güvende hissetme arzusu gibidir. Ancak, boşanma ile birlikte çocuk, bu güvenli yuvadan mahrum kalabilir. Bu da çocuğun yeni bir yaşam alanı ve arkadaş çevresi oluşturma zorunluluğu ile yüzleşmesine neden olur. En önemlisi, çocuk artık ebeveynlerinden birine dilediği zaman ulaşamayabilir. Bu durum, anne-baba ilişkisinin çocuğun psikolojik sağlığı üzerindeki önemini bir kez daha vurgular. Eğer ebeveynler boşanma sürecinde birbirlerine karşı saygılarını korurlar ve çocuğa olan sorumluluklarını unutmadan hareket ederlerse, bu zorlu dönem çocuğun ruhsal dünyasında daha az iz bırakabilir.<br />
Boşanma, çocuğa anlatılması zor bir gerçektir. Bu nedenle, çocuğun yaşına uygun bir dille ve ebeveynlerin ortak bir kararla bu durumu açıklamaları gerekir. Okul öncesi dönemdeki çocuklara durumu yalın ve kısa bir şekilde anlatmak yeterli olabilirken, daha büyük çocuklar için daha detaylı ve açık bir açıklama gerekebilir. Ancak her yaş grubunda, çocuğun bu olayın bir parçası olmadığını ve bu durumun onun suçu olmadığını anlaması kritik öneme sahiptir.</p>

<p><img alt="" height="640" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/79d088d9-2f82-4542-9c16-396884461638-1.jpg" width="637" /><br />
<strong>Boşanma Olayına Karşı Çocuğun Verebileceği Tepkiler: Psikolojik Yansımalar</strong><br />
Çocuklar, boşanma gibi travmatik olaylara farklı şekillerde tepki verebilirler. Bu tepkiler, çocuğun yaşına, kişilik yapısına ve boşanma sürecinin nasıl yönetildiğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.<br />
<strong>İnkar: </strong>İnkar, çocuklar için bir tür savunma mekanizmasıdır. Tıpkı bir serabın ortasında suyun gerçekten orada olduğunu düşünmek gibi, çocuk da ebeveynlerinin tekrar bir araya geleceğine dair umudunu koruyabilir. Bu yanılsama, çocuğun acıdan kaçınmasına yardımcı olabilir.<br />
Üzüntü ya da Depresyon: Boşanma, çocuğun iç dünyasında büyük bir yas sürecini başlatabilir. Bu durum, çocuğun günlük yaşamına yorgunluk, halsizlik ve kilo kaybı gibi fiziksel belirtilerle yansıyabilir. Ancak depresyon daha derin bir sorun olarak ele alınmalı ve gerektiğinde profesyonel yardım aranmalıdır.<br />
<strong>Suçluluk: </strong>Çocuklar, ebeveynlerinin ayrılmasından kendilerini sorumlu tutabilirler. Bu, bir kelebek etkisi gibi küçük bir hareketin büyük sonuçlar doğuracağına inanan çocuğun zihninde şekillenir. Bu suçluluk duygusu, çocuğun özgüvenini ve dünyaya olan bakışını olumsuz etkileyebilir.<br />
<strong>Utanç: </strong>Utanç duygusu, boşanma sürecinde çocukların en yaygın yaşadığı duygulardan biridir. Bu duygu, çocuğun kendini sosyal çevresinden izole etmesine ve kendi içine kapanmasına neden olabilir. Bu süreçte, öğretmenler ve ebeveynlerin çocuğa destek olması büyük önem taşır.<br />
<strong>Kızgınlık:</strong> Özellikle 9-12 yaş aralığındaki çocuklar, boşanma sürecine kızgınlıkla tepki verebilirler. Bu, çocuğun dünyasında her şeyin bir anda yıkıldığını hissetmesinden kaynaklanabilir. Bu yaş grubundaki çocuklar, boşanma olayını adeta bir fırtına gibi algılayabilir ve bu fırtına onların içsel dünyasında büyük bir yıkım yaratabilir.<br />
<strong>Terk edilme korkusu:</strong> Çocuk, boşanma sürecinde “bana kim bakacak?” sorusuyla karşı karşıya kalabilir. Bu korku, çocuğun ebeveynlerinden birine duyduğu özlem ve bağımlılık duygusunu artırabilir.<br />
<strong>Gerileme (Regresyon): </strong>Gerileme, çocuğun gelişimsel olarak geri adım atması olarak tanımlanabilir. Bu durum, bir çocuğun daha önce öğrendiği bağımsız davranışları bırakıp, ebeveynine daha fazla bağımlı hale gelmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu, bir anlamda çocuğun içsel dünyasında bir güvenlik arayışıdır.<br />
Fiziksel belirtiler: Boşanma süreci, çocuklarda fiziksel belirtilerle de kendini gösterebilir. Wallerstein’e göre, ilkokul çağındaki çocuklarda baş ve karın ağrısı gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Bu durum, çocuğun duygusal dünyasındaki karmaşanın fiziksel bir yansıması olarak değerlendirilebilir.</p>

<p><img alt="" height="612" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/whatsapp-image-2024-08-25-at-181915-1.jpeg" width="637" /><br />
<strong>Boşanma ve Çocuk İlişkisinde Neler Yapılabilir?</strong><br />
Boşanma sürecinde, ebeveynlerin çocuklarına durumu açıklarken, çocuğun bu olayın bir parçası olmadığını ve her iki ebeveynin de her zaman onun yanında olacağını hissettirmeleri büyük önem taşır. Çocuğun, boşanmanın anne-babasını kaybetmek anlamına gelmediğini anlaması, onun psikolojik sağlığını korumasına yardımcı olabilir.<br />
Öğretmenler, boşanma sürecinde çocukla olan ilişkilerinde duyarlı olmalı ve okuldaki psikolojik danışmanla işbirliği yaparak gerekli desteği sağlamalıdırlar. Ayrıca, öğretmenlerin çocuğun yanında nötr kalmaları, ailenin iç meselelerine dahil olmamaları ve çocuğun iyiliğini ön planda tutmaları önemlidir.<br />
Ebeveynler, çocuklarına onları sevdiklerini ve boşanmanın onların suçu olmadığını sürekli olarak hatırlatmalıdırlar. Ebeveynler, çocuklarını eski eşleri hakkında kötüleyerek onları taraf tutmaya zorlamamalı ve çocuklarının yanında saygısızca konuşmalardan kaçınmalıdırlar. En önemlisi, ebeveynler çocuklarının duygularını anlamaya çalışmalı, onları dikkatle dinlemeli ve fikirlerine saygı duymalıdırlar.<br />
Boşanma süreci, doğru yönetildiğinde, çocuk için sadece bir fırtına değil, aynı zamanda bir yeniden doğuş süreci de olabilir. Çocuğa sağlanan sevgi, ilgi ve anlayış, bu sürecin yaralarını sarmasında en büyük yardımcı olacaktır.</p>

<p><img alt="" height="652" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f-1.webp" width="637" /></p>

<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow">Instagram</a></p>

<p><strong>İletişim Numarası:</strong></p>

<p><strong>+𝟗𝟎 𝟐𝟏𝟐 𝟐𝟒𝟕 𝟒𝟗 𝟒𝟕<br />
+𝟗𝟎 𝟓𝟑𝟎 𝟐𝟒𝟕 𝟎𝟏 𝟗𝟗</strong></p>

<p><strong>0530 500 1850</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></p>

<p>1-Gelişim Psikolojisi , Yrd. Doç. Dr. H. Ergin &amp; Doç. Dr. S. A. Köseoğlu, 8. Basım, Kasım 2017, Nobel Yayıncılık.<br />
2-http://www.guncedanismanlik.net/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=64:bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkileri&amp;catid=21&amp;Itemid=113&amp;lang=tr<br />
3-Springate, Stegelin, 1999, s.162.<br />
4-http://www.gripsikiyatri.com/bosanmanin-cocuklara-etkisi/<br />
5-https://dergipark.org.tr/tr/pub/spcd/issue/21120/227484<br />
6-Resim OpenClipart-Vectors tarafından Pixabay‘a yüklendi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/bosanmanin-cocuk-uzerindeki-etkileri</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 05:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/08/9c99780d-aa39-41d7-838e-e4dcdd5469bd.jpg" type="image/jpeg" length="19080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendimizi neden sabote ederiz?]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/kendimizi-neden-sabote-ederiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/kendimizi-neden-sabote-ederiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Pelin Hazer'in Kendimizi neden sabote ederiz? Adlı Makalesi Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;“Arkamda bıraktığım köprüleri yıkarım ki, ilerlemekten başka çarem kalmasın.”</strong></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Fridtjof Nansen</strong></p>

<p>Kendini sabote etme, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, hedeflerimize ulaşmamızı engelleyen düşünce ve davranış kalıplarıdır. Peki, neden böyle yapıyoruz? İşte bazı içsel engeller ve onlarla başa çıkma yollarını. İşte bazı teorik bakış açıları ve örneklerle açıklamak isterim;</p>

<p><img alt="" height="553" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/2b82048a505a87773435488516f9cc5f.jpg" width="541" /></p>

<p><strong>1. Psikodinamik Yaklaşım:</strong> Psikodinamik teoriye göre, kendini sabote etme bilinçdışı çatışmaların bir yansıması olabilir. İçsel çatışmalar, bastırılmış duygular veya geçmiş travmalar, kişinin kendi başarısını engellemesine yol açabilir.</p>

<p><strong>Örnek: </strong>Bir kişi, başkalarına karşı hoşgörülü ve bağışlayıcı bir tutum sergilerken, kendisine karşı acımasız ve eleştirel olabilir. Bu içsel çatışma, kişinin kendi iç dünyasında tutarsızlık yaratır. İş hayatında başkalarının işlerine yardımcı olup onların işlerini bitirmelerine yardım ederken kendi işlerini teslim etme konusunda geciktirme yaşatmak ve bunu düzenli bir şekilde yapmak olabilir.</p>

<p><strong>2. Kognitif Yaklaşım: </strong>Kognitif teori, düşünce kalıplarının davranışları etkilediğini vurgular. Kendini sabote eden kişiler genellikle olumsuz düşüncelere sahiptir. Bu teoriye göre, bu düşünce kalıplarını değiştirmek, kendini sabote etmeyi azaltabilir.</p>

<p><strong>Örnek:</strong> bir kişi işe alım konusunda kabul edilmeyeceğini, yetersiz bulunabileceği&nbsp; &nbsp; &nbsp;düşüncesiyle iş görüşmesine giderken geç kalabilir, bir öğrenci kendisi için önemli olan bir sunumu hazırlayacağı bir akşam uyuyakalabilir.</p>

<p><strong>3.</strong> Benlik Saygısı Teorisi: Kendini sabote etme, düşük benlik saygısı ile ilişkilidir. Benlik saygısı düşük olan kişiler, başarıya ulaşmaktan kaçınabilirler. Bu teoriye göre, benlik saygısını artırmak, kendini sabote etmeyi önleyebilir.</p>

<p><strong>Örnek:</strong> Bir kişi kilo vermek istiyorsa ve bu hedefe ulaşmak için sağlıklı beslenme ve&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;düzenli egzersiz yapması gerekiyorsa, kendini sabote edici bazı davranışlarda bulunabilir:</p>

<p><strong>• Öz-İnandırma Eksikliği: Kişi, </strong>“Zaten başaramam” veya “Bu diyeti uygulayamam ve sürdüremem” gibi olumsuz düşüncelere kapılırsa, yememek yerine daha çok yiyerek kendini sabote edebilir.&nbsp;</p>

<p><strong>• Öz-İzleme İhmal: </strong>Kilo verme sürecinde beslenme günlüğü tutmak veya ilerlemeyi takip etmek önemlidir. Kişi bu günlüğü tutmayı unutur veya ertelerse kendini sabote edebilir.</p>

<p><strong>• Duygusal Yeme:</strong> Stres, üzüntü veya sıkıntı anlarında yeme alışkanlığı, kilo verme hedeflerini engelleyebilir. Kendini sabote etmek, bu duygusal yeme alışkanlığını sürdürmek anlamına gelebilir. (Başka bir yazıda bu konuyu daha geniş ele alacağım).</p>

<p><strong>• Kendini Cezalandırma</strong>: Başarısızlık sonrası kendini cezalandırmak, kilo verme sürecini olumsuz etkileyebilir. Örneğin, “Bugün diyeti bozdum, o zaman yarın da bozarım” düşüncesiyle bir tane tatlı yediğinde durabilecekken bütün bir tatlı kutusunu yiyerek kendini sabote edebilir.</p>

<p><strong>4. Sosyal ve Kültürel Yaklaşımlar:</strong> Sosyal ve kültürel faktörler, kendini sabote etme davranışını etkiler. Örneğin, aile veya toplumun beklentileri, kişinin kendi hedeflerini engelleyebilir.</p>

<p><strong>Örnek</strong>: Bir genç ailesi üniversite parasını ödediği için bilinçdışında bir suçluluk duyuyorsa sınavlarda başarısız olarak kendini sabote edebilir.</p>

<p><img alt="" height="512" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/11aff93821cf5965826c4af0a7b1d4a4.jpg" width="558" /></p>

<p><strong>Kendimizi Sabote Etmemizdeki Nedenler Neler?</strong></p>

<p><strong>1. Bilinçdışı Süreçler: </strong>Psikodinamik teoriye göre, bilinçdışı süreçler bireyin davranışlarını etkiler. Kendini sabote etme, bilinçdışındaki çatışmaların bir yansıması olabilir. Örneğin, içsel çatışmalar, bastırılmış duygular veya geçmiş travmalar, kişinin kendi başarısını engellemesine yol açabilir.</p>

<p><strong>2. Öz-İmaj ve Benlik Saygısı:</strong> Kendini sabote eden kişiler genellikle düşük öz-İmaj ve benlik saygısına sahiptir. Bu, bilinçdışında “Ben başarılı olamam” veya “Ben değerli değilim” gibi inançların yerleşmesine neden olabilir. Bu inançlar, kişinin kendi başarısını engellemesine yol açar.</p>

<p><strong>3. Savunma Mekanizmaları:</strong> Psikodinamik teori, kaçınma mekanizmalarının (örneğin inkar, projeksiyon, bölünme) bilinçdışında çalıştığını söyler. Kendini sabote etme, bu mekanizmaların bir sonucu olabilir. Örnek: Bir kişi yıllarca çalışsa bile babasının aldığı evden arabanın daha iyisini almayı reddetme, kendini sürekli iflasa sürükleme olabilir.</p>

<p><strong>4. İçsel Çatışmalar:</strong> Kendini sabote etme, içsel çatışmaların bir ifadesi olabilir. Bu çatışmalar, bilinçaltında farklı istekler, hedefler veya değerler arasında oluşur. Örneğin, bir kişi hem başarılı olmak istiyor hem de başarısızlık korkusu yaşıyorsa, bu içsel çatışma kendini sabote etmeye yol açabilir.</p>

<p><strong>5. Geçmiş Deneyimler</strong>: Psikodinamik açıdan, geçmiş deneyimler kişinin davranışlarını şekillendirir. Ebeveyn ilişkileri, çocukluk travmaları veya olumsuz deneyimler, kişinin kendini sabote etme eğilimini artırabilir. Örnek: çocukluğunda matematik problemi çözerken bir ebeveyni tarafından beceriksiz olarak bulunan bir çocuğun ileride kendini başarılı olabileceği tüm matematiksel problemlerden kaçınması</p>

<p><strong>6. Mükemmeliyetçilik: </strong>Her şeyin mükemmel olması gerektiği yanılgısına kapılırız. Oysaki mükemmel olmak, insan doğasına aykırıdır. Örnek: kitap yazabilecek birinin kitabının mükemmel olmasını arzu ettiği için bir türlü kitabını yazamaması veya bitirememesi.&nbsp;</p>

<p><strong>7. İçsel Eleştiri:</strong> Kendimize acımasızca eleştiri yaparız. Bu, motivasyonumuzu düşürür. Kendimize daha nazik davranmalı ve hatalarımızı bir öğrenme fırsatı olarak görmeliyiz. Örnek: sosyal bir ortamda kendisine yöneltilen basit bir soruyu o sırada kaygı duyduğu için cevap verememiş olan birinin kendisine ‘’beceriksiz, aptal, bir cevap bile veremedin’’ gibi cümlelerle kendisine acımasızca yaklaşımı sonucunda insanlarla görüşmeyerek kendisini sabote edebilir.</p>

<p>Yukarıda anlatmaya çalıştığım şeylerin bütününe bakacak olursak, insan her zaman ilerlemeye yönelik bir canlıdır. Çünkü hayat doğuma değil ölüme doğrudur. İnsanın ilerleyebileceği durumlar illa adım atmalıdır anlamında değildir. Her zaman ilerlememiz gerektiği anlamında da değildir. Ama bazı konu veya olaylarda sürekli geriye gitmeye yönelik eylemlerde bulunuyorsanız mutlaka terapi anlamında bir danışmanlık alması gerektiğini düşünmekteyim. Herkes bu hayatta bir ölçüde sabote eder ancak önemli olan bizi sabote eden kör noktaları görebilmektir.</p>

<p><strong>&nbsp; Klinik Psikolog Pelin HAZER</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:</strong></p>

<p><a href="https://www.bing.com/search?EID=MBSC&amp;form=BGGCMF&amp;pc=U763&amp;DPC=BG02&amp;q=instagram+psikolog+pelin+hazer" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong><a href="https://pelinhazer.com/" rel="nofollow">https://pelinhazer.com/</a></strong></p>

<p><strong>+90 212 247 49 47&nbsp;</strong></p>

<p><strong>+90 530 247 01 99</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="367" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/08/maxresdefault-1.jpg" width="521" /></strong></p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/kendimizi-neden-sabote-ederiz</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 01:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/08/59d4f0bd27919f99e058a86386a1489b.jpg" type="image/jpeg" length="71839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gökhan Çınar - Katarsis - Gel Yeniden Başlayalım]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/gokhan-cinar-katarsis-gel-yeniden-baslayalim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/gokhan-cinar-katarsis-gel-yeniden-baslayalim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Gökhan Çınar ile Katarsis Gel Yeniden Başlayalım, 19 Eylül akşamı Oran Açıkhava sahnesinde sizlerle..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>Gökhan Çınar - Katarsis - Gel Yeniden Başlayalım</strong><br />
Oran Açık Hava Sahnesi, Ankara<br />
19 Eyl 2024<br />
21:00<br />
Gökhan Çınar - Katarsis - Gel Yeniden Başlayalım<br />
<a href="https://www.biletix.com/performance/3PSM4/001/TURKIYE/tr" rel="nofollow">bilet</a><br />
<strong>Etkinliğe Dair</strong><br />
Uzman Psikolog Gökhan Çınar ile Katarsis Gel Yeniden Başlayalım, 19 Eylül akşamı Oran Açıkhava sahnesinde sizlerle..</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/gokhan-cinar-katarsis-gel-yeniden-baslayalim</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 23:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/07/katarsis-123.jpg" type="image/jpeg" length="20952"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ERTELEME DAVRANIŞINA PSİKOLOJİK YAKLAŞIM]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/erteleme-davranisina-psikolojik-yaklasim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/erteleme-davranisina-psikolojik-yaklasim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Mahmut Yalçın'ın Erteleme Davranışına Psikolojik Yaklaşım adlı makalesi yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erteleme, kişinin yerine getirmesi gereken sorumluluklarını yapması gereken son ana kadar ertelemesidir. Erteleme olası olumsuz sonuçlara rağmen görevlerin geciktirilmesi olarak da tanımlanabilir. Tam olarak bir hastalık olmasa da kişi ertelediği görevlerden dolayı psikolojik olarak rahatsızlık hissedebilir.<br />
Erteleme uygun şekilde gerçekleştirildiğinde kişiye fayda sağlayabilir. Örneğin, daha az önemli olan bir görev ertelenerek daha önemli olanlara odaklanmak yararlı olabilir. Ancak kişi ertelemeyi sıklaştırmaya başladığında bu durum da dezavantajlı bir hal alabilir. Özellikle erteleme sonucunda karşılaşılacak olası sorunlardan dolayı kişi kendini ertelediği süreçte yoğun stres ve kaygı altında hissedebilir.</p>

<p><img alt="" height="389" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/0ca8a7f3-5ac8-41c5-83e9-fa4f9076fd0f.jpeg" width="619" /></p>

<p>"Procrastination" olarak da bilinen erteleme davranışı; kişinin yetiştirmesi gereken işleri ötelemesi, yapmaktan kaçınması ya da sürekli olarak ertelemesi olarak tanımlanır. Yapılması gereken işin başına oturmadan önce son bir kez başka bir şey yapma, harekete geçerek işi tamamlamak yerine kasıtlı ve bilinçli olarak yapılması gereken eylemden kaçınma, ağırdan alma olarak da açıklanabilen erteleme davranışı, toplumda oldukça yaygın olarak görülür. Bu kişiler eyleme geçmek yerine kendi kendilerine bahaneler ve kaçış yolları bularak görevlerini erteler. Bunun sonucunda iş ve okul hayatlarının yanı sıra sosyal ve duygusal ilişkileri de olumsuz etkilenir.</p>

<p><strong>Erteleme davranışının Nedenleri Nelerdir?</strong><br />
Zaman zaman herkes üretken olmak konusunda sıkıntı yaşayabilir ve sorumluluklarını erteleyebilir. Ertelemenin nedenleri ise kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ertelemeye yol açan en yaygın sebepleri belirmek gerekirse:<br />
Motivasyon eksikliği ertelemenin önemli bir nedenidir. Kişi bir işi yapmak istemeyebilir ya da o işi yapmaya hazır hissetmeyebilir. Bununla birlikte depresyon ve stres de kişinin sorumluluklarını ertelemesine sebep olabilir.<br />
Yapılan bazı araştırmalarla ertelemenin obsesif kompülsif bozukluk ile ilişkili olabildiği ortaya koyulmuştur. OKB’si olan bireylerin karar almaktan kaçındıkları ve sorumluluklarını erteledikleri görülmüştür. OKB’ li bireylerin kusursuz ve düzenli bir kişilik yönleri de olduğu için, herhangi bir kusur ve olumsuzluk durumundan kaçınıp erteleme davranışında bulunabilirler.<br />
Ertelemenin bir diğer nedeni başarısızlık korkusudur. Kişi bir işteki başarısını kendi değeriyle eşdeğer görüyor olabilir. Başka bir deyişle başarının kişi için gerekenden daha önemli olması başarısızlık yerine yapması gerekenleri yapmamayı tercih etmesine neden olabilir. Diğer yandan sosyal anksiyete bozukluğu sebebiyle kişi başkaları tarafından onaylanma korkusu yaşadığı zamanlarda da sorumluluklarını ertelemeye eğilimli olabilir. Bazı araştırmalar, kişinin başkaları tarafından değerlendirilmeyi geciktirmek için sorumluluklarını erteleyebildiğini göstermiştir. Çünkü başkası tarafından değerlendirilmek fikri, yapmış olduğu eylem veya işe gelen bir eleştiri olarak görmeyip direkt kendi kişiliğine bir saldırı olarak algılama eğilimindedirler.&nbsp;<br />
Yapılan araştırmalar panik bozukluğu ve ertelemenin bağlantılı olduğunu göstermiştir. Panik atak, ertelemeye yol açan önemli nedenler arasındadır. Kişi kendisi için zor ya da utanç verici olan durumlardan kaçınmak için yapması gerekenleri erteleyebilir.<br />
Mükemmeliyetçi bir kişilik de ertelemeye yol açabilir. Her işin mükemmel bir şekilde tamamlanması gerektiğine inanmak kişi üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Kusurlu veya eksik bir şey yapıp buna gelecek eleştirilerle strese gireceğime hiç yapmam veya sürekli ertelerin fikrine sahiptirler.&nbsp; Bu durumda kişi kendini stresli hissetmeye başlar ve sorumluluklarını erteler.&nbsp;<br />
Düşük benlik saygısı ve yeterince iyi olmadığını düşünmek ertelemeye neden olabilir. Kişinin çabalarını değersiz görmesi ve kendine karşı aşırı eleştirel davranarak yaptığı işlerin kötü olduğunu düşünmesi motivasyonunu düşürebilir. Birey kendisine karşı acımasız ve yıkıcı bir yargıdadır. Başkasına eleştiri hakkı vermemek ve bu düşünceden kaçmak için&nbsp; yapması gerekenleri erteleyecektir.<br />
Kişinin bir iş için zorunluluk hissetmesi ve kendine işe hemen başlaması gerektiğini sürekli hatırlatması ertelemeye yol açan önemli bir nedendir. Böyle bir durumda kişi işe başlamadığı her an kendini suçlu ve stresli hissederek yapması gereken işten kaçınır.<br />
Sosyal medya ve internet gibi dikkat dağınıklığına neden olan faktörler de ertelemeye yol açar. Kişi dikkatini dağıtan faktörlerden uzaklaşamadığında yerine getirmesi gereken sorumluluklarını erteleyebilir.</p>

<p><img alt="" height="398" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/e1d6c264-22b2-4594-b014-b328c2aec73b.jpeg" width="637" /><br />
Zaman Yönetimi Becerilerinin Eksikliği: Zaman yönetimi becerilerinin yetersiz olması, kişinin görevlerini etkili bir şekilde planlayamamasına ve sonuç olarak işleri ertelemesine neden olabilir.<br />
Dikkat Dağıtıcı Faktörler: Çevresel faktörler, dijital oyalanmalar, sosyal medya, televizyon veya diğer dikkat dağıtıcı unsurlar, kişinin işlerini ertelemesine neden olabilir.<br />
Başlama Güçlüğü: Görevin başlamasıyla ilgili başlama güçlüğü yaşamak da ertelemenin bir nedeni olabilir. Bir kez başlandığında işlerin daha kolay ilerleyeceği düşüncesi olabilir.<br />
Erteleme aynı zamanda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun bir semptomu olarak ortaya çıkan bir davranış olabilir. DEHB dolayısıyla ertelemenin nedeni, kişinin görevine nasıl başlaması gerektiğine karar verememesinden kaynaklanır. Bundan dolayı kişi kendini bunalmış hisseder ve bu sorumluluktan kaçar.</p>

<p><strong>DUYGUSAL ERTELEME</strong><br />
Duygusal erteleme, kişinin duygusal olarak zorlayıcı veya rahatsız edici durumlardan kaçınmak amacıyla duygularını veya bu duygularla ilgili görevleri ertelemesi anlamına gelir. Bu davranışın arkasında genellikle duygusal rahatsızlık ve stresle başa çıkma zorlukları yatar. Duygusal erteleme, çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir:</p>

<p><strong>1. </strong>Duygusal Ağrıdan Kaçınma: Kişi, olumsuz duygular (üzüntü, kaygı, öfke) yaşama korkusuyla bu duygularla yüzleşmekten kaçınabilir. Bu durum, duygusal olarak zorlayıcı görevleri ertelemeye neden olabilir.<br />
<strong>2. </strong>Stres ve Anksiyete: Yüksek düzeyde stres veya anksiyete yaşayan bireyler, bu duygularla başa çıkmakta zorlanabilir ve bu nedenle duygusal olarak zorlayıcı görevleri erteleyebilirler.<br />
<strong>3</strong>. Duygusal Düzenleme Zorlukları: Bazı insanlar, duygularını yönetme ve düzenleme konusunda zorluk yaşar. Bu, duygusal olarak yoğun durumlarla başa çıkmada güçlük yaşamalarına ve bu durumları ertelemelerine yol açabilir.</p>

<p><strong>4. </strong>Düşük Duygusal Farkındalık: Kişi, duygularını tanımlamakta veya anlamakta zorlanıyorsa, bu duygularla başa çıkmak için gerekli adımları atmakta da zorlanabilir. Bu, duygusal ertelemeye neden olabilir.<br />
<strong>5.</strong> Öz-Şefkat Eksikliği: Kişinin kendisine karşı anlayışlı ve nazik olmaması, duygusal olarak zor durumlarla başa çıkma yeteneğini azaltabilir ve ertelemeye yol açabilir.</p>

<p>Duygusal erteleme, bireyin yaşam kalitesini düşürebilir ve uzun vadede duygusal sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu tür bir erteleme ile başa çıkmak için bazı stratejiler şunlar olabilir:<br />
<strong>1.</strong> Duygusal Farkındalığı Artırmak: Duygularınızı tanımlama ve anlama becerilerinizi geliştirmek, bu duygularla başa çıkmayı kolaylaştırabilir.<br />
<strong>2.</strong> Öz-Şefkat Geliştirmek: Kendinize karşı nazik ve anlayışlı olmak, duygusal olarak zorlayıcı durumlarla başa çıkmayı kolaylaştırabilir.<br />
<strong>3. </strong>Profesyonel Destek Almak: Terapistler veya danışmanlar, duygusal erteleme ile başa çıkma konusunda etkili stratejiler sunabilirler.<br />
<strong>4.</strong> Duygusal Düzenleme Teknikleri Öğrenmek: Meditasyon, derin nefes alma egzersizleri ve diğer stres yönetimi teknikleri, duygusal düzenlemeyi iyileştirebilir.<br />
<strong>5.</strong> Küçük Adımlar Atmak: Duygusal olarak zorlayıcı görevleri küçük, yönetilebilir parçalara ayırarak adım adım ilerlemek, erteleme davranışını azaltabilir.</p>

<p><strong>SEVGİYİ-SEVDİĞİNİ ERTELEMEK</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="437" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/d4b49f8a-f805-42be-b5d8-bd348fd6d989.jpeg" width="637" /></strong><br />
Sevdiğini ertelemek, birini sevdiğini ifade etmeyi veya ona sevgi göstermeyi geciktirmeyi ifade eder.&nbsp; Bunun çeşitli nedenlerle olabilir: korku, çekingenlik, zamanın doğru olmadığını düşünmek veya başka önceliklerin olması olabilir. Ya da bireyin daha önce yaşamış olduğu ilişkilerinden edinmiş olduğu olumsuz deneyimler bu ertelemeye neden oluyor olabilir. ( bu da eskisi gibi olacak ve yine tek taraflı bir sevgi varsayımına kapılıp tek başıma üzüleceğim, düşüncesi ) Ancak sevdiğini ertelemek, bazen kaybedilmiş fırsatlara, pişmanlıklara ve ilişki dinamiklerinin olumsuz etkilenmesine yol açabilir. Sevgi ve duyguların zamanında ifade edilmesi, hem kişisel mutluluğun hem de ilişkilerin sağlığı açısından önemlidir.<br />
<strong>Terapist görüşü:</strong><br />
Her ne olursa olsun sevin. Sevme duygusunu köreltip küstürmeyin. Karşı tarafın duygusunu merak etmeden, karşılık beklemeden sevin hemde. Bunu yapabildiğinizde tüm ertelenmişliklerin yersiz olduğunu anlayacaksınız.</p>

<p><strong>Erteleme Davranışını Anlamaya Yönelik Bazı Psikolojik Yaklaşımlar:</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="306" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/61959492-42dd-4edb-a80d-cee73388b1ab.jpeg" width="637" /></strong></p>

<p><strong>1. Bilişsel Yaklaşım</strong></p>

<p><strong>•Öz-Yeterlilik:</strong> Birey, bir görevi-ödevi yerine getirebileceğine dair inancını düşük gördüğü zaman erteleme davranışını gösterecektir.<br />
<strong>•Başarısızlık Korkusu:</strong> yapacağı işi başaramama korkusu, erteleme davranışına yol açabilir. Birey, başarısızlıkla yüzleşmek ve anksiyete yaşamak yerine görevi ertelemeyi tercih edebilir.<br />
<strong>•Mükemmeliyetçilik:</strong> Bireyin&nbsp; kendisinden gerçek dışı çok yüksek beklentileri varsa, görevin mükemmel yapılmaması kaygısına düşüp ertelemeye başvurabilir.</p>

<p><strong>2. Duygusal Yaklaşım</strong></p>

<p>•Anksiyete ve Stres:Birey görevle ilgili yoğun kaygı ve stres yaşıyorsa, bireyin bu durumdan kaçınmak için görevi ertelemesine neden olacaktır.<br />
•Motivasyon Eksikliği: Görev, bireyin ilgisini çekmiyorsa veya motive edici değilse, erteleme davranışı daha sık görülecektir.</p>

<p><strong>3. Davranışsal Yaklaşım</strong></p>

<p>•Alışkanlıklar: Erteleme davranışı, zamanla bir alışkanlık haline gelebilir. Bu durumda, birey bilinçli olarak ertelemese bile, otomatik olarak bu davranış kendiliğinden sergileyebilir.<br />
•Ödül ve Ceza: Kısa vadeli ödüller (örneğin, sosyal medya kullanımı) uzun vadeli amaçların önüne geçebilir. Aynı zamanda, erteleme sonucunda gelen cezalar (örneğin, son dakikada stres) bile zamanla kabullenip normalleşebilir.</p>

<p><strong>4. Psikodinamik Yaklaşım</strong></p>

<p>•İçsel Çatışmalar: Bireyin bilinçdışında görevle ilgili içsel çatışmaları, olumsuz hatırlatmaları olabilir. Bu çatışmalar, erteleme davranışının bir göstergesi olarak ortaya çıkabilir.<br />
•Ego ve Superego Çatışması: Ego, gerçekçi ve mantıklı bir yaklaşımı temsil ederken, superego ahlaki ve mükemmeliyetçi beklentileri temsil eder. Bireysellik ve toplum çatışması.Bu iki yapı arasındaki çatışma, erteleme davranışına yol açabilir.</p>

<p><br />
<strong>5. Sosyal Psikolojik Yaklaşım</strong></p>

<p>•Çevresel Faktörler: Bireyin sosyal çevresi, erteleme davranışını etkileyebilir. Destekleyici bir çevre, ertelemenin azalmasına yardımcı olabilirken, olumsuz bir çevre bu davranışı pekiştirebilir.<br />
•Sosyal Karşılaştırma: Bireyin kendisini başkalarıyla kıyaslaması ve yetersiz hissetmesi, erteleme davranışını tetikleyebilir. Nasıl olsa onlar gibi olmayacak düşüncesi.</p>

<p><strong>Erteleme Davranışını Azaltma Stratejileri</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="354" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/614539fa-5eaa-425d-9135-25e9942f9073.jpeg" width="637" /></strong></p>

<p>•Görevleri Parçalama: Büyük görevleri küçük ve yönetilebilir parçalara ayırmak.<br />
•Zaman Yönetimi: Etkili zaman yönetimi teknikleri kullanarak planlama yapmak. Hangi işin ne zaman yapılacağını belirleyip o zaman dilimine sadık kalmak.<br />
•Öz-Farkındalık: Kendi erteleme alışkanlıklarının farkına varmak ve bunları değiştirmek için bilinçli adımlar atmak.<br />
<strong>•Profesyonel Destek:</strong> Psikolog veya terapistten yardım almak, psikolojik nedenlerini derinlemesine anlamlandırmak ve başa çıkma stratejileri geliştirebilmek&nbsp; faydalı olacaktır.</p>

<p>Erteleme davranışının altında yatan nedenler kişiden kişiye değişebilir, bu nedenle bireysel bir değerlendirme ve kişiselleştirilmiş psikoterapi müdahalesi en etkili sonuçları verebilir.</p>

<p><br />
<strong>Erteleme Davranışının Belirtileri Nelerdir?</strong><br />
Erteleme davranışı yaşayan bireylerde şu belirtiler görülebilir:<br />
-Görevlerin düzenli olarak son ana bırakılması<br />
-Yalnızca iş değil, sosyal yaşamla ilgili sorumlulukların da ertelenmesi<br />
-Erteleme olduğu halde erteleme eğilimi hakkında konuşmalardan kaçınmak<br />
-Yapılması gereken işlerin ertelenmesinden dolayı uykusuzluk gibi fiziksel sorunlar yaşamak<br />
-Performansta düşüş<br />
-Anksiyete<br />
-Dikkat dağınıklığı<br />
-Ertelemeye bağlı yoğun Stres<br />
-Pişmanlık<br />
-Olumsuz sonuçlar olduğu halde sorumluluklardan kaçmaya devam etmek<br />
Kişi yerine getirmesi gereken bir sorumluluğu ertelerken daha çok vakit alacak diğer bir işle ilgilenebilir. Bir işi tamamlamayı ertelemek kişi için stresli ise bu işi yapmayı kısa süreliğine erteleyebilir. Ancak uzun süre ertelemek daha yüksek seviyede stres ve endişeye de neden olacaktır.<br />
<strong>Erteleme Davranışı Bir&nbsp; Hastalıkmıdır, Nasıl Tedavi Edilir?</strong><br />
Erteleme davranışı için özel bir tıbbi tedavi yoktur. Yani bir hastalık diyemeyiz. Ancak ertelemenin davranışının altında yatan sorunları bulmak ve çözmek&nbsp; için psikoterapi yöntemlerine başvurulabilir. Bu sayede kişi ertelemeye yol açan psikolojik sorunları bularak bunlarla başa çıkmayı&nbsp; öğrenebilir. Eğer dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedeniyle erteleme davranışı görülüyorsa öncelikle bunun tedavisine yoğunlaşılabilir. Böyle bir durumda ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte yürütülür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Mahmut&nbsp;</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/klinik.psk.mahmutyalcin/?hl=tr" rel="nofollow">İnstagram</a></p>

<p><strong>+90 212 247 49 47&nbsp;</strong></p>

<p><strong>+90 530 247 01 99</strong></p>

<p><img alt="" height="772" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/2f3dcae3-3cc7-47f2-9d85-0800ebf10b94.jpeg" width="637" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/erteleme-davranisina-psikolojik-yaklasim</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 21:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/07/8f6f2885-907c-41c7-8d76-9f8995e8b28a.jpeg" type="image/jpeg" length="98413"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kusursuz Maskenin Ardındaki Gerçek: Narsizm]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/kusursuz-maskenin-ardindaki-gercek-narsizm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/kusursuz-maskenin-ardindaki-gercek-narsizm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog Dilara Toprak'ın Narsizm ile ilgili makalesi yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ‘narsizm’ terimi, özellikle sosyal medya ve popüler diziler sayesinde hayatımızın merkezinde bir yer oluşturdu. Gençlerin arasında da oldukça yayılan bu terim sosyal medya içeriklerine ilham kaynağı oldu.&nbsp; Narsistler partnerine nasıl davranır?, Narsist üzmekten keyif mi alır?, Sevgilim bir Narsist mi?, Narsist neden terk eder?, Narsist taktikleri?.. Peki bu narsist kim?</p>

<p>Pek çoğumuz narsistleri hor görmeye çalışırız, bencil ve kibirli yırtıcılar oldukları görüşlerine sahibizdir. Narsizm aslında kişinin kendini çok sevmesiyle alakalı değildir. Sevebileceğiniz bir öz benliğe sahip olmamakla ilgilidir yani zemin çürüktür.&nbsp; Sağlıklı bir benlik saygısı geliştirememiş, onu yetiştiren kişiler tarafından ‘empatik uyum’ sağlayamamış olmalarından veya yaşadıkları travmalardan kaynaklı ortaya çıkan sonuç kendilerinin akıllı, güzel, yetenekli ve hayranlık duyulması gerekilen kişiler olduklarına inanmalarıdır. Çoğu zaman bu kişiler çocukluklarında bir mükemmeliyetçilik, başarı ve güzellik imajı çizmek zorunda kalmışlardır. Bunun sonucu olarakta sahte bir benlik maskesi takarlar ve diğerlerinin yetersizliklerini hissetmesinden korkarlar. İçsel hayatlarında ise bir şeyler orada bulunmamaktadır, eksiktir.</p>

<p><img alt="" height="650" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/eb16c9c8-7211-464b-a2de-6220154a30c4.jpeg" width="563" /></p>

<p>Bu kusursuz maskenin ardındaki narsist bireylerle bir ilişki kurmak ne kadar zor olabilir?<br />
İlk başta her şey mükemmeldir. Bir peri masalına adım atmaya hazırlanıyorsunuzdur. Büyüleyici gülümsemesi ve kendinden emin duruşuyla sizi adeta büyüler. Onun yanında bu dünyadaki en özel ve değerli kişi sizsinizdir. AMA avının ağına tam olarak düşmesini sağladıktan sonra maskenin ardı zamanla ortaya çıkmaya başlayacaktır. Narsist partner önce sizi idealize ederek, size kendisini rahat ve güvende hissettirme yetkisini verir. Yavaş yavaş, narsistin size dair idealleştirmesinde çatlaklar belirir. Sizin mükemmel olmadığınızı fark ettikçe, kendini güvensiz hissetmeye başlar ve size öfkelenir ve en ufak kusurlarınızı eleştirmeye başlayabilir. Güvensizlik ve yetersizlik duygularından büyüklenmeci hareketler sergileyerek kendisini korumaya alır. Size karşı egosunu yükseltir ve arkasında ne bıraktığına bakmadan göklere doğru süzülür. Bu kısımda narsist partnere tahammül etmek zorlaşır çünkü kendi iyi hissedebilsin diye size kendinizi kötü hissettirmek gibi işlevleri vardır. Bununla da kalmaz kendinde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor ve sizin bunların tümüne sahip olduğunuzu algılıyorsa, sizin sahip olduklarınızı beğenmeyerek, küçümseyerek ve alay ederek tahrip eder. Bunca şeyi yaparken kendilerini her zaman haklı olduklarına ikna etmekte hiç zorlanmazlar. Eğer haksız veya hatalıysa bile bunun için sizi suçlamaktan çekinmez ve bunu tüm kalbiyle inanarak yapar. Bunu yaparken de küstah, kibirli ve kayıtsız tavırlar sergilemesi çileden çıkmanız için yeterli olur. BU şekilde hissetmenize rağmen narsist sizden aşırı miktarda zaman, enerji ve duygusal kaynak ayırmak zorunda olduğunuzu hissettirmeyi de başarır. İstekleri yerine gelmez ve aykırı bir şekilde davranırsanız sizi ilişkiye son vermekle tehdir eder. Sizi kontrol etmek ve gücünü hissettirebilmek için bu noktada manipülatif davranışlarını sergilemeye başlayacaktır. Narsist size öyle bir duygusal şantaj yapar ki kendinizi zaten suçluluk duygusu içerisinde bulursunuz. İlişkinin bu aşamasından sonra bir yıkım dönemine geçiş yapılır. Duygusal iniş çıkışlar fazlalaşır, duygusal istismarlar yaşanır, öngürülemez davranışlar ortaya çıkar ve empati denilen bir şey ortada yoktur. Muhtemelen sizi ilk başta önemseyen kişinin aslında iyiliğinizi zerre düşünmüyor oluşunu fark ettiğinizde büyük bir şok ve ihanete uğramışlık hissi içinde boğuluyor olacaksınız. İlişki kısır bir döngüye dönüşür; ayrılmalar ve barışmalar yaşanır. ‘Toksik’ dediğimiz ilişki tipi sinyalleri görülür. Ayrılıklar olur ve tekrar barışmalar sonrasında başta yine jestler, romantiklikler sonra yine aynı patlamalar ve karmaşalarla devam eder. Kendinizi belirsizlik ve stres içerisinde bulursunuz. Özgüveniniz ciddi şekilde zedelenmiştir, duygusal olarak tükenmişsinizdir ve hem psikolojik hem de duygusal düzeyde bağımlılık geliştirmişsinizdir. Narsist partner içinde ayrılık aslında düşündüğümüz kadar umrunda olmayan bir durum değildir çünkü sizi bir kaynak olarak görür ve sürekli ihtiyaç duyduğu onay, hayranlık ve duygusal desteğin ortadan kalkması onu ciddi şekilde rahatsız eder. Bu yüzden genelde narsist bireyler bu durumla başa çıkabilmek için kısa sürede yeni bir ilişkiye başlarlar. Genelde yeni ilişkisini eskiyi doldurmak için bir araç olarak kullanır. Sizin kafanızda: ‘Her şey yalan mıydı?’, ‘Aslında beni hiç sevmedi mi?’ gibi sorular dolaşır ve kendinizi yiyip bitirmenize sebep olur.&nbsp;</p>

<p><strong>Peki şimdi ne yapacaksınız?&nbsp;</strong><br />
Narsist bir partnerle geçinmek oldukça zor ve karmaşık olabilir. Size karşı büyüklenmeci davrandığında ani çıkışlar yerine daha sakin zamanlarda yaklaşmayı denemelisiniz. Ona somut örnekler vererek empati yapmasını sağlayın. Risk almaktan çekinmeyin ve kendi kırılganlıklarınıza sahip çıkın. Kötü duyguların üstesinden gelmeyi öğrendiğinizde aslında onların size değil narsist partnerinize ait olduğunu anlayacaksınız. Sınırlarınızı belirlemekten çekinmeyin. Ona hayır diyebilme hakkınız olduğunu bilin ve kendi duygularınız farkında olun. ‘Şu anda nasıl hissediyorum?’. Kutuplaşmış durum ve duyguların üstesine beraber giderek bunları değerlendirin. İlişkiniz için gerçekçi beklentiler oluşturun. Bunun yanı sıra çift veya bireysel terapilerede başvurabilirsiniz.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Psikolog Dilara Toprak</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.instagram.com/psikolog.dilaratoprak/?hl=tr" rel="nofollow">Instagram</a></strong></p>

<p><strong>+90 212 247 49 47</strong></p>

<p><strong>+90 530 247 01 99</strong></p>

<p><strong>toprakdilara01@gmail.com</strong></p>

<p></p>

<p><img alt="" height="647" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/f0efe209-7ae9-4f60-b3ce-f7fc1111a2b0.jpeg" width="430" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/kusursuz-maskenin-ardindaki-gercek-narsizm</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jul 2024 23:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/07/69d111ee-cb40-4205-81fd-efc660d8ec87.jpeg" type="image/jpeg" length="13385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İyi Diyelim İyi Olalım | Plasebo Etkisinin Nörobiyolojisi]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/iyi-diyelim-iyi-olalim-plasebo-etkisinin-norobiyolojisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/iyi-diyelim-iyi-olalim-plasebo-etkisinin-norobiyolojisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Emre Yalçın'ın Plasebo Etkisinin Nörobiyolojisi Hakkındaki Makale Yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başı ağrıdığında bir arkadaşınıza ağrı kesici vermek yerine ona vitamin ya da basit bir şeker vermeyi denediniz mi? Ya da siğil tedavisi için garip yöntemler deneyerek siğillerinizden kurtulduğunuz oldu mu? Sınavda okunmuş su ya da pirinç yiyerek daha zeki olduğunuzu hissettiniz mi? İşte bu tür örnekler, psikolojide plasebo denilen bir durumu gösterir. Peki, plasebo nedir?</p>

<p><img alt="" height="467" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/72f8d66d-6476-43ae-b68f-cad85cfc671d.jpeg" width="637" /><br />
Plasebo, tedavi gerektiren bir durum için aslında etkisi olmayan ama kişinin iyileşeceğine inandığı bir şeydir. Yani ağrı, depresyon ya da kaygı için gerçek bir faydası olmasa da kullanılan bir ilaç, şeker ya da herhangi bir nesnenin, belirtileri hafifletmesi durumu plasebo etkisi olarak bilinir. Plasebo etkisi, aslında etkisi olmayan bir şeyin, kişinin iyileşeceğine inanması sonucu ortaya çıkan etkidir. Peki, ağrımız ağrı kesici olmadan nasıl geçebilir ya da depresyonda bir vitamin nasıl mutlu hissetmemizi sağlar? Sadece inanmak, insan psikolojisini ve vücudunu nasıl etkileyebilir? Bu soruların cevaplarını plasebonun beyin üzerindeki etkilerini anlayarak bulabiliriz.<br />
Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde plasebonun etkileri beyin görüntüleme cihazları ile incelenebiliyor. Yapılan çalışmalar, plasebonun beyin aktivitesi, sinir taşıyıcıları ve hormonlar üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Beyin görüntüleme çalışmaları, plasebonun gerçek bir ilaçla aynı bölgeleri harekete geçirdiğini ortaya koymuştur. Plasebo etkisini daha iyi anlamak için ağrı, kaygı ve depresyon gibi konuları ayrı ayrı ele almak gerekir.<br />
<strong>Ağrı ve Plasebo</strong><br />
Plasebo çalışmaları ilk olarak ağrı üzerine yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. Plasebonun ağrı üzerindeki etkisini anlamak için ağrıdan sorumlu beyin yapıları incelenmiştir. Yapılan bir çalışmada, ağrı kesici ve plasebo verilen sağlıklı gönüllülerin beyinleri PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) ile incelenmiştir. Hem plasebo hem de ağrı kesici alan grupta aynı beyin bölgeleri (ön singulat ve ön beyin kabuğu) aktif olmuştur. Bir başka çalışmada ise katılımcıların ön kollarına elektrik şoku verilmiştir. Ardından plasebo krem sürülmüştür. Katılımcılar, hissettikleri ağrıda azalma olduğunu bildirmişlerdir. Bu çalışmalarda plasebo etkisi olan, kimyasaldan uzak ilaçların kullanılabileceği düşünülmüştür.<br />
<strong>Kaygı ve Plasebo</strong><br />
Plasebonun kaygı üzerindeki etkisini incelemek için yapılan bir çalışmada, gönüllülere rahatsız edici görüntüler gösterilmiş ve duygusal algı seviyeleri ölçülmüştür. Daha sonra katılımcılara sakinleştirici ve plasebo verilmiştir. Çalışma sonuçları, plasebo verilen grupta kaygı etkisinin ön beyin tarafından değiştirildiğini göstermiştir. Bu durum, beklenti ve inanmanın kaygıyı azaltabileceğini göstermektedir.<br />
<strong>Depresyon ve Plasebo</strong><br />
Majör depresif bozukluğu olan kişilerle yapılan bir çalışmada, bazı hastalara plasebo, bazılarına ise antidepresan tedavisi uygulanmıştır. EEG ile yapılan beyin görüntülemesinde, plasebo tedavisine cevap veren grupta antidepresan tedavisiyle aynı beyin bölgelerinin (ön beyin) aktif olduğu görülmüştür.&nbsp;<br />
Plasebo ve antidepresan karşılaştırıldığında, plaseboya cevap veren grup ile antidepresan verilen grubun PET ölçümleri benzerlik göstermiştir. Bu çalışmalar, plasebonun beklentiyle birlikte serotonin artışına neden olduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p><img alt="" height="395" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/87bccc9a-ee31-447e-9516-7d5d791833d8.jpeg" width="637" /><br />
Ağrı, kaygı ve depresyon üzerinde yapılan çalışmalar, plasebonun genellikle beynin düşünce ve karar merkezi olan ön bölgesine etkisi olduğunu göstermektedir. İnançların ve beklentilerin işlendiği ön beyin kabuğu, fizyolojik ve psikolojik süreçlere önemli bir etki yapmaktadır. Bu durum, beklenti ödül modeli ile açıklanmaktadır. Yapılan çalışmalar, plasebo beklentisinin ön beyinden ödül merkezine uzanan yolda aktivasyonu artırdığını göstermiştir. Bu durum, ödül ve mutluluktan sorumlu bu yolun beklentiyle birlikte iyi olma hali oluşturduğunu desteklemektedir.<br />
<strong>Başka Bir Bakış Açısıyla Plasebo</strong><br />
Bilinçaltımız ve ortak bilinçdışımız, düşüncelerimiz ve inançlarımız üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Plasebo etkisi de, bu bilinçaltı süreçlerin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.Bilinçaltı bireyin davranışlarını ve deneyimlerini şekillendirir. Plasebo etkisi, kişinin iyileşeceğine dair güçlü bir inanç beslemesiyle, bilinçaltının bu inancı gerçeğe dönüştürme çabası olarak görülebilir.<br />
Bilinçaltının gücü, semboller ve arketipler aracılığıyla kendini gösterir. Bir ilaç ya da tedavi, bilinçaltında iyileştirici bir sembol olarak algılandığında, plasebo etkisi devreye girer. Bu durumda, kişinin kendi iyileşme potansiyeli harekete geçer ve vücut, bu inancı desteklemek için biyokimyasal değişiklikler gerçekleştirir. Jungiyen teorilerine göre, plasebo etkisi, bilinçaltının ve ortak bilinçdışının gücünün bir kanıtıdır ve bu modern nörobiyolojik bulgularla da örtüşmektedir.<br />
Sonuç olarak, plasebo etkisi, hem nörobiyolojik hem de psikolojik boyutları olan ilgi çekici bir fenomendir. Bilimsel araştırmalar ve analitik bakış açısı bu etkinin arkasındaki mekanizmaları anlamamıza yardımcı olur ve inanmanın gücünü bizlere gösterir.</p>

<p><strong>Uzman Psikolog Emre Aydın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><img alt="" height="496" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/a484297d-c328-4b88-962d-f0cd1adfbf8f.jpeg" width="578" /></strong></p>

<p><strong>Kaynakça</strong><br />
-Erdem, M., Akarsu, S., Gülsün, M. (2013). Plasebo Etkinin Nörobiyolojisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar<br />
-Neil R. Carlson (Çev. ed.: Muzaffer Şahin) “Fizyolojik Psikoloji: Davranışın Nörolojik Temelleri” Nobel Yayınevi,</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/iyi-diyelim-iyi-olalim-plasebo-etkisinin-norobiyolojisi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jul 2024 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/07/0cfaa098-ea77-47ff-925a-db6f783e9f4d.jpeg" type="image/jpeg" length="54694"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Empati: İnsan Bağlarını Güçlendiren Gizli Süper Güç]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/empati-insan-baglarini-guclendiren-gizli-super-guc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/empati-insan-baglarini-guclendiren-gizli-super-guc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Emre Yalçın'ın 'Empati' üzerine makalesi..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba, ben Klinik Psikolog Emre Yalçın. İnsanların duygusal dünyalarına rehberlik etmek ve onların daha sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı olmak için buradayım. İletişimin en kritik unsurlarından biri olan empatinin önemini sizinle paylaşmak istiyorum.</p>

<p><strong>Empati</strong>, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyarak onun bakış açısıyla olayları görmektir. Bu, başkalarının duygularını anlamak ve bu anlayışı onlara hissettirmek demektir. Günlük yaşamın karmaşasında, empati bizi birleştiren ve ilişkilerimizi güçlendiren bir köprüdür. Empati, sadece kelimelerle sınırlı kalmaz; bir bakış, bir dokunuş veya sessiz bir anlayışla da ifade edilebilir.</p>

<p><strong>Empati Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir?</strong></p>

<p>Empati, sadece başkalarını anlamakla kalmaz, aynı zamanda onlara değer verdiğimizi de gösterir. Karşımızdaki kişinin ne hissettiğini ve düşündüğünü anladığımızda, ona daha duyarlı ve anlayışlı bir şekilde yaklaşırız. Empati, işte bu yüzden önemlidir: İlişkilerimizi derinleştirir, iletişimdeki engelleri kaldırır ve bizi daha iyi birer insan yapar.</p>

<p><img alt="" height="511" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/5d3817fa-a502-45c3-810f-82e145896ece-1.jpeg" width="637" /></p>

<p>Jungiyen bakış açısına göre, empati, kolektif bilinçdışının bir yansımasıdır. Carl Jung, her bireyin bilinçdışında ortak insan deneyimlerini barındıran arketipler bulunduğunu öne sürer. Bu arketipler, empati kurmamızı ve başkalarının duygularını anlamamızı kolaylaştırır. Empati, insan olmanın özünde bulunan bir bağlanma biçimidir ve hepimiz, kolektif bilinçdışımız aracılığıyla birbirimize bağlıyız.</p>

<p><strong>Empatiyi Nasıl Geliştirebiliriz?</strong></p>

<p>Empati, doğuştan gelen bir yetenek olabilir ama aynı zamanda öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceridir. İşte empatiyi geliştirmek için birkaç ipucu:</p>

<p><strong>1. Aktif Dinleme:</strong> Karşımızdaki kişiyi gerçekten dinlemek, onun duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışmak çok önemlidir. Dinlerken, sadece söylenenlere odaklanmak yetmez, aynı zamanda beden dilini ve yüz ifadelerini de dikkate almak gerekir.</p>

<p><strong>2. Empatik Tepki:</strong> Karşımızdaki kişiye onu anladığımızı hissettirmek için sözlü ve sözsüz tepkiler vermek çok etkilidir. Basit bir "Seni anlıyorum" demek veya başını sallamak bile büyük fark yaratabilir.</p>

<p><strong>3. Kendi Duygularımızı Yönetmek: </strong>Kendi duygularımızı tanımak ve yönetmek, başkalarının duygularını anlamamızı kolaylaştırır. Kendi duygularımızı kontrol edebilmek, daha empatik tepkiler vermemizi sağlar.</p>

<p><strong>Empati ve Sempati Arasındaki Fark</strong></p>

<p>Empati ile sempati arasında ince ama önemli bir fark vardır. Sempati, bir başkasının duygularını paylaşmaktır. Yani, onunla birlikte üzülmek veya sevinmektir. Ancak empati, başkasının duygularını anlamak ve bu anlayışı ona hissettirmektir. Empati, daha derin bir anlayış ve bağ kurmayı sağlar.&nbsp;</p>

<p>Empati, bireyin kendi "gölge" yanlarıyla yüzleşmesini ve başkalarının gölge yanlarını anlamasını da içerir. "Gölge," bilinçdışımızda saklı olan ve genellikle kabul etmediğimiz, bastırılmış duygu ve düşüncelerimizdir. Empati kurduğumuzda, karşımızdaki kişinin duygu ve davranışlarını anlamaya çalışırken, aslında kendi gölge yanlarımızla da yüzleşiriz. Bu süreç, hem kendimizi hem de karşımızdakini daha derin bir düzeyde anlamamızı sağlar. Başkalarının gölge yanlarını tanımak, onlara karşı daha hoşgörülü ve anlayışlı olmamıza yardımcı olur, bu da insan ilişkilerinde derin bir bağ ve anlayış oluşturur.</p>

<p>Örneğin, bir iş arkadaşınızın sürekli olarak agresif ve savunmacı davrandığını düşünün. Herhangi bir eleştiri veya öneriye karşı sert tepki veriyor ve hemen kendini savunma pozisyonuna geçiyor. Bu durumu anlamak için empati kurmaya çalışın. Belki de bu iş arkadaşınız, geçmişte sürekli olarak eleştirilen bir ortamda büyümüştür ve bu yüzden kendini savunma mekanizması geliştirmiştir.</p>

<p>Bir gün, iş arkadaşınızın bu davranışına yönelik olarak sabrınızı kaybetmek üzere olduğunuzu hissediyorsunuz. Ancak, onunla empati kurarak durumu farklı bir gözle değerlendirmeye karar veriyorsunuz. Ona açık bir şekilde "Senin sürekli kendini savunma pozisyonunda olman dikkatimi çekiyor. Bu durum seni nasıl hissettiriyor?" diye soruyorsunuz. İş arkadaşınız, belki de ilk kez, çocukluğunda ailesinden sürekli eleştiri aldığını ve bu yüzden savunma mekanizmasını geliştirdiğini paylaşabilir.</p>

<p>Bu noktada, siz de kendi geçmişinize bir bakış atıyorsunuz ve fark ediyorsunuz ki, benzer bir şekilde, siz de eleştirildiğinizde hemen savunmaya geçiyorsunuz. Bu anlayış, kendi gölge yanlarınızla yüzleşmenize yardımcı olur. Kendinizin ve iş arkadaşınızın benzer gölge yanlarını tanıyarak, hem kendinize hem de ona karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olabilirsiniz. Bu empatik yaklaşım, aranızda daha derin ve anlamlı bir bağ kurmanıza yardımcı olur, ve iş ortamında daha sağlıklı ve destekleyici bir ilişki geliştirmenizi sağlar.</p>

<p><img alt="" height="394" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/4c1f343f-cb37-4133-bd6f-4a7d7c8621ef.jpeg" width="637" /></p>

<p><strong>Çocuklarda Empatinin Gelişimi</strong></p>

<p>Empati, bebeklik döneminden itibaren gelişmeye başlar. Bebekler, başka bir bebek ağladığında onunla birlikte ağlayarak empati göstermeye başlarlar. Bu, empatik cevabın ilk aşamasıdır. Çocuklar büyüdükçe, başkalarının duygularını daha iyi anlar ve empati becerileri gelişir.</p>

<p><strong>Empatinin gelişim aşamaları şöyledir:</strong></p>

<p><strong>1. Global Empati (Bebeklik Dönemi):</strong> Bebekler, başka bir bebek ağladığında onunla birlikte ağlayarak empati göstermeye başlarlar. Bu, empatik cevabın ilk aşamasıdır ve bebekler bu dönemde başkalarının duygularını hissederler.</p>

<p><strong>2. Egosantrik Empati (1-2 Yaş):</strong> Küçük çocuklar, başkalarının mutsuzluğuna üzülerek tepki verirler, ancak hala kendi bakış açılarını aşmakta zorlanırlar. Bu aşamada, empati gösterirken genellikle kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini ön planda tutarlar.</p>

<p><strong>3. Diğerlerinin Duygularına Empati (2-3 Yaş):</strong> Çocuklar, başkalarının duygularını daha iyi anlamaya başlarlar ve onların ne hissettiğini kavrayabilirler. Bu aşamada, çocuklar başkalarının üzüntü veya sevinç gibi duygularına daha uygun tepkiler verebilirler.</p>

<p><strong>4. Diğerlerinin Yaşam Koşullarına Empati (Ergenlik Dönemi):</strong> Ergenler, başkalarının yaşam koşullarını ve bu koşulların onların duygularını nasıl etkilediğini anlayabilirler. Bu aşamada, empati daha soyut ve karmaşık durumları kapsar, ergenler toplumsal ve duygusal bağlamı daha geniş bir perspektiften değerlendirirler.</p>

<p><strong>Empatinin Psikolojik Danışmada Önemi</strong></p>

<p>Psikolojik danışma sürecinde empati, danışan ve danışman arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Danışan, anlaşıldığını ve değer verildiğini hissettiğinde, terapi süreci daha verimli olur. Empati, danışanın kendini açmasını ve duygularını ifade etmesini kolaylaştırır. Bu da, terapinin başarısını artırır. Ayrıca empati danışanın kendi arketiplerini ve bilinçdışı motiflerini anlamasında kritik bir rol oynar. Bu süreç, danışanın içsel dünyasını keşfetmesine ve daha bütünleşmiş bir benlik geliştirmesine yardımcı olur.</p>

<p><strong>Empati ile Hayatınızı Zenginleştirin</strong></p>

<p>Sonuç olarak, empati, insan ilişkilerinde ve toplumsal hayatta çok önemli bir beceridir. Empati, bizi daha duyarlı ve anlayışlı bireyler yapar, ilişkilerimizi güçlendirir ve toplumsal sorunların çözümünde önemli bir rol oynar. Empatinin gücünü keşfedin ve hayatınızı daha zengin, daha anlamlı kılın. Eğer siz de empati becerilerinizi geliştirmek ve daha sağlıklı ilişkiler kurmak istiyorsanız, profesyonel destek almak için bana ulaşabilirsiniz. Size bu yolculukta rehberlik etmekten mutluluk duyarım.</p>

<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Emre Yalçın</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psk.emreyalcin/" rel="nofollow"><strong>Instagram</strong></a></p>

<p><strong>İletişim Numarası: 0530 500 1850</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="796" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-06-21-at-190552.webp" width="637" /></strong></p>

<p>---------------------------------------------------------------------------</p>

<p><strong><u>Yararlanılan Kaynaklar</u></strong></p>

<p><strong>Gelişim Psikolojisi, Ergin &amp; Köseoğlu, Nobel Yayıncılık: Kasım 2017.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;İnsan Doğası, Adler, Yason Yayınları: 2016.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;https://kortopsikoloji.com/dergi/empati-ogrenilen-en-degerli-sey</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>&nbsp; http://www.dergipdr.com/empati-nedir-4369h.htm</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/empati-insan-baglarini-guclendiren-gizli-super-guc</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jul 2024 20:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/07/5859253d-0838-4d58-bbd0-57e0f6e6a8e4.jpeg" type="image/jpeg" length="10172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayatımızın Kontrolünü Ele Almak: Dopaminin Gücünü Yönetmek]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/hayatimizin-kontrolunu-ele-almak-dopaminin-gucunu-yonetmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/hayatimizin-kontrolunu-ele-almak-dopaminin-gucunu-yonetmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog İsmail Otçu'nun Hayatımızın Kontrolünü Ele Almak: Dopaminin Gücünü Yönetmek adlı makalesi yayında!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımda, hayatımızın birçok alanında ve şu sıralar sosyal medyada sık sık karşılaştığımız ve birbiriyle sıkı sıkıya ilişkili olan dopamin, motivasyon ve bağımlılık kavramlarını ele alacağım. Bu üç kavramın nasıl etkileşime girdiğini anlamak hem disiplin konusunu da bir yandan anlayıp kişisel gelişimimizde ilerlememize hem de sahip olduğumuz ve potansiyel bağımlılıklardan korunmamıza yardımcı olur.</p>

<p><strong>Öncelikle motivasyon ve dopamin arasındaki bağlantıyı ele alalım;</strong></p>

<p>Motivasyon, hayatımızdaki hedeflere ulaşmak için gerekli olan içsel gücü temsil ederken, dopamin bu sürecin biyokimyasal temelini oluşturur. Beynimizin ödül sistemi üzerinde dopaminin oynadığı kritik rol, motivasyonumuzu ve davranışlarımızı doğrudan etkiler.<br />
Dopamin, beynimizin ödül-motivasyon döngüsünün anahtarı olan bir nörotransmiterdir. Sadece bir hedefe ulaştığımızda veya ödüllendirici bir etkinlik gerçekleştirdiğimizde değil, bir yandan da bu aksiyonları almadan da önce, beynimiz dopamin salgılar. Böylelikle beynimiz sadece haz aldığımızda değil, haz alacağımızı düşündüğümüzde de dopamin salgılamış olur. Örneğin, bir projeyi tamamlama sürecinde gösterdiğimiz çaba, dopamin seviyesini yükseltir ve bizi daha çok çalışmaya teşvik eder. Bu teşvik bizde beklenti oluşturur ve bu beklenti, gelecekteki ödülleri düşündüğümüzde bile dopamin salgılamamıza neden olur, bu da motivasyonumuzu artırır.<br />
Bunların yanı sıra dopamin, öğrenme süreçlerinde de önemli bir rol oynar. Pozitif geri bildirim ve ödüller, dopamin seviyemizi artırarak beynimizin ödüllendirici davranışları tekrarlama olasılığını yükselterek bir yandan da “disiplin” adını verdiğimiz kavramı güçlendirir.</p>

<p><img alt="" height="468" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-01-at-160601.jpeg" width="559" /></p>

<p><strong>Peki dopamin ve bağımlılık arasındaki ilişki nasıl işliyor?</strong><br />
Dopaminin ödül ve haz ile olan bağlantısı, bağımlılığın da temelini oluşturur. Bağımlılık, bir maddenin veya davranışın sürekli ve kontrolsüz bir şekilde tekrar edilmesidir. Bu tekrar, beynimizde dopamin seviyesini artırır ve geçici bir haz yaratır. Ancak zamanla, beyindeki dopamin reseptörleri duyarlılığını kaybeder ve aynı hazzı almak için daha fazla madde veya davranış gerekebilir. Bu döngü de, bağımlılığı pekiştirir ve kişinin hayat kalitesini düşürür.&nbsp;<br />
Eğer bahsedilen bağımlılık madde bağımlılığıysa bu konuda en iyi sonuç verecek çözümün bir Psikiyatriste veya Tıp Uzmanına danışmak olduğunu söyleyebilirim. Fakat bu bağımlılık davranışsal bağımlılık (kumar, sosyal medya, kötü rutinler) ise bu konuda bir uzmana danışmadan önce bu konu ile ilgili kendinize stratejiler oluşturmayı deneyebilirsiniz. Örneğin, bağımlılıktan uzak durmak için farklı bir rutin oluşturmak, sistematik bir şekilde bu bağımlılığa kısıtlamalar koymak veya stres yönetimi için kendinize uygun teknikleri keşfetmek.&nbsp;</p>

<p><img alt="" height="567" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-01-at-161133.jpeg" width="550" /></p>

<p><strong>Terapi bu konularda nasıl yardımcı olabilir?</strong></p>

<p>Konu davranışsal bağımlılıklar, disiplin veya motivasyon olduğunda terapi size sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmenize ve bağımlılıkları yönetmenize yardımcı olur. Bunu size, farkındalık kazandırarak, daha sonrasında bu farkındalıklarınızın üzerine kişisel stratejiler geliştirmenize ve olumsuz davranış düşüncelerini değiştirmenize yardımcı olarak yapar.</p>

<p>Sonuç olarak, dopamin, motivasyon ve bağımlılık arasındaki ilişkiyi anlamak, hayatımızın kontrolünü ele almamız için kritik öneme sahiptir. Sağlıklı bir dopamin dengesi hem hedeflerimize ulaşmamızı hem de bağımlılıklardan korunmamızı sağlar. Bu süreçte, gerektiğinde profesyonel yardım alarak daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürebiliriz. Unutmayın, dopaminin gücünü doğru yönetmek, hayatınızı olumlu yönde dönüştürecektir.</p>

<p><strong>Psikolog İsmail Otçu</strong></p>

<p><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/psikologismailotcu/" rel="nofollow"><strong>İnstagram&nbsp;</strong></a></p>

<p><strong>iismailotcu@gmail.com</strong><br />
<strong>90 530 247 01 99</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><img alt="" height="554" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-06-27-at-221824-2.jpeg" width="388" /></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/hayatimizin-kontrolunu-ele-almak-dopaminin-gucunu-yonetmek</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 01:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/07/whatsapp-image-2024-07-01-at-160819.jpeg" type="image/jpeg" length="98078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareket etmek ya da etmemek işte tüm mesele bu]]></title>
      <link>https://www.istanbulburda.com/hareket-etmek-ya-da-etmemek-iste-tum-mesele-bu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbulburda.com/hareket-etmek-ya-da-etmemek-iste-tum-mesele-bu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog İsmail Otçu'nun Kaygı üzerine çalışması sizlerle..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hayatımızda sınav, konuşma, iş görüşmesi ve birçok alanında karşımıza çıkan kaygı, tehlike veya zorluklarla karşılaştığımızda vücudumuzun verdiği doğal ve olağan bir tepkidir. Fakat ne kadar olağan da olsa bu tepkinin etkileri bir hayli karmaşıktır; bazen bizi harekete geçirirken bazen de donup kalmamıza neden olabilir.<br />
Örneğin bu tepki aşırı hale geldiğinde, zihinsel ve fiziksel performansımızı olumsuz etkileyerek düşünme ve problem çözme yeteneklerimizi zayıflatır. Bu durumda kaygı, bizi hedeflerimizden uzaklaştıran bir engel haline gelir ve potansiyelimizi gerçekleştirmemizi zorlaştırır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="425" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-155805.jpeg" width="637" /><br />
Ancak, önemli bir sınav veya iş görüşmesi öncesinde hissettiğimiz kaygı, daha fazla çalışmamıza ve daha iyi hazırlanmamıza neden olur. Bu tür kaygı, performansımızı artırarak bizi daha çok çalışmaya teşvik eder. Yani, kaygı doğru düzeyde olduğunda bizim için bir yakıttır.<br />
Bu ikisi arasındaki dengeyi bulmak hem kişisel hem de profesyonel hayatımızda büyük önem taşır. Bu duyguyu yönetmek için de çeşitli yöntemler vardır ancak her bireyin kaygı ile başa çıkma tarzı farklıdır, bu nedenle kişisel bir yaklaşım geliştirmek birey için önemlidir. Profesyonel destek almak da kaygıyı yönetmede ve başarıya giden yolda destekleyici bir rol oynar.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="424" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-155805-1.jpeg" width="637" /><br />
Tam olarak bu noktada da terapi, bireye yaşanılan kaygının ne olduğunu fark ettirmeye ve bireyin daha olumlu ve gerçekçi düşünceler geliştirmesine yardımcı olur. Böylece, kişi kaygı ile daha etkili bir şekilde başa çıkabilir ve potansiyelini gerçekleştirebilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Psikolog İsmail Otçu</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İletişim ve Randevu Bilgileri:&nbsp;</strong></p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.instagram.com/psikologismailotcu/" rel="nofollow">iismailotcu@gmail.com</a><br />
<strong>90 530 247 01 99</strong></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="546" src="https://istanbulburdacom.teimg.com/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-221824-1.jpeg" width="450" /></p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.istanbulburda.com/hareket-etmek-ya-da-etmemek-iste-tum-mesele-bu</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Jun 2024 01:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbulburdacom.teimg.com/crop/1280x720/istanbulburda-com/uploads/2024/06/whatsapp-image-2024-06-27-at-155805-2.jpeg" type="image/jpeg" length="36390"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
