Eski Darphane (Darphane-i Amire)

Osmanlı tarihinin siyasi, iktisadi ve mali gelişmeleriyle birlikte değerlendirildiğinde Darphane-i Âmire'nin dönemleri

Eski Darphane (Darphane-i Amire)

Osmanlı tarihinin siyasi, iktisadi ve mali gelişmeleriyle birlikte değerlendirildiğinde Darphane-i Âmire'nin dönemleri

BERKE EREN
BERKE EREN
19 Kasım 2019 Salı 09:26
81 Okunma
Eski Darphane (Darphane-i Amire)

Büyük bir imparatorluğun payitahtı olarak tarih sahnesine çıkan İstanbul’un en köklü kurumlarından birisi Darphane’dir.

Uzun asırlar boyunca Doğu Roma sikkeleri basılan İstanbul’da, Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilmesini müteakiben Osmanlı sikkeleri basılmaya başlanmıştır.İstanbul Darphanesi bu tarihten Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına kadar önemini korumuş ve faaliyetlerini sürdürmüştür.Devletin merkezî darphanesi olduğu için “Darphane-i Âmire” olarak adlandırılan İstanbul Darphanesi, Tanzimat sonrasında genellikle “Meskûkât-ı Şâhâne İdaresi” şeklin de anılmıştır.İstanbul Darphanesi’nde basılan sikkelerde darp yeri ise Konstantiniyye, İslambol ,Darülhilafe gibi adlandırmalarla gösterilmiştir.

Osmanlı tarihinin siyasi, iktisadi ve mali gelişmeleriyle birlikte değerlendirildiğinde Darphane-i Âmire’nin tarihi üç döneme ayrılarak incelenebilir:

İlki, fetihten sonra başlayıp XVII. yüzyılın sonlarına kadar devam eden geleneksel dönem(1453-1687); ikincisi Darphane ve para reformunun ardından başlayıp Tashih-i Sikke’ye kadar süren mihanikî darp usulünün hâkim olduğu dönem(1687-1844); üçüncüsü Tashih-i Sikke’den saltanatın ilgasına kadar devam eden modern dönem (1844-1922). Bu üç dönemde Darphane’nin teşkilat yapısı, darp teknolojisi ve bastığı para türleri birbirinden büyük farklılıklar taşımıştır.

Geleneksel Dönem (1453-1687)

İstanbul’un fethinin ardından Darphane’nin faaliyetlerine nasıl ve tam olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir. Bu dönemde Darphane-i Âmire, Beyazıt civarında hizmet vermiş, oldukça basit bir teknikle para basmıştır.

Söz konusu yöntemde altın ve gümüş, öncelikle potalarda eritiliyor, içine gereği kadar ayar katıldıktan sonra kalıplara dökülüp çubuk şekline getiriliyordu. Çubuklar gerekli inceliğe gelene değin yassılaştırılıp sonra sikke çapı uzunluğunda kareler hâlinde kesiliyor, kehle olarak adlandırılan bu kare hâlindeki pullar, köşeleri kırpılarak daire şekline sokuluyordu. Ardından sikkezenlere teslim edilen pullar, kalıplar arasına konulup çekiçleniyor, böylelikle pulların iki yüzüne gerekli yazı ve şekiller nakşedilmiş oluyordu. Bu usulle Darphane’de altın ,sultanî ,bakır, mangır, gümüş, akçe ve pâre basılmıştır.

Mihanikî Darp Usulünün Hâkim Olduğu Dönem (1687-1844)

Darphane-i Âmire’nin ve para sisteminin içine düştüğü istikrarsızlık XVII. yüzyılın sonlarında gerçekleştirilen reformla nihayete erdirildi. II. Süleyman döneminde teknik açıdan modernize edilen Darphane’de, kuruşa dayalı güçlü bir para sistemi oluşturuldu. Cerrah Mustafa adlı Frenk asıllı bir teknisyen tarafından gerçekleştirilen modernizasyonun ardından Darphane mihanikî darp usulüyle para basmaya başladı.

Mihanikî darp usulünde çarh(laminoir), doğrama/kesme-zımba(decoupoire veya emporte-piece) verakkas (balançoire) adı verilen aletler kullanılıyordu. Çarh; külçe hâlindeki madenleri yassılaştırıyor, doğrama; yassı madenî levhaları pul şeklinde kesiyordu. Rakkas ise pulların üzerine vurulması gereken damga ve yazıları nakşediyordu. Öte yandan Darphane, bu dönemin hemen başlarında Beyazıt’tan Topkapı Sarayı’nın bahçesine taşınmıştır.

XVII. yüzyıl sonlarından Tashih-i Sikke uygulamasına kadar mihanikî darp usulüyle para basılmaya devam edilmiştir. Kuruş, zolota, pâre, akçe,sultanî ,rûmî ,adliyye gibi gümüş sikkeler; şerifî ,cedid ,eşrefî ,zer-i mahbub,İstanbul altını, cedid zencirli, sultanî ,fındık, hayriyye, rûmî ,mahmudiyye, darülhilafe, adlî gibi altın paralar ve bakır mangır bu dönemde Darphane’de basılan paralardan bazılarıdır.

Para basılırken ihtiyaç duyulan madenin en iyi şartlarda temin edilebilmesini mümkün kılacak bir mekanizma inşa edilmiş, Darphane adına piyasadan maden toplayan kimseler önemli yetkilerle donatılmıştı. Bunlardan en önemlileri altın ve gümüş işlenirken kullanılan, tizap adlı maddenin üretim tekelinin Darphane’ye verilmesi, büyük maden ocaklarının, sarraf ve simkeş gibi kıymetli madenle uğraşan esnaf gruplarının Darphane’ye bağlanmasıydı.

Mihanikî darp usulünün hâkim olduğu dönemde Darphane, emanet usulüyle idare olunmuştur. Emaneten idare, Darphane’de profesyonel bürokratlardan oluşan bir kadro zümresiydi. İdare ve kontrol heyetini emin, sahib- iayar, kefçe nazırı, kâtip, sikkegen, gözcü, arayıcı, imam gibi görevliler; tüccar sınıfını ifrazcıbaşı, kalcı, mübayaacı ve sarraf; amele sınıfını ise atölyelerde çalışan usta ve işçiler oluşturuyordu.

Modern Dönem (1844-1922)

Darphanenin modern döneme geçişini iki dinamik belirlemiştir. Bunlardan ilki; para sistemini iflas ettiren tağşiş politikasına son verilmesidir. Bu amaçla darp teknolojisinde ve para sisteminde önemli bir reform yapılmıştır.

İkinci olarak da Darphane, para basımı dışındaki faaliyetlerinden büyük oranda arındırılmıştır.1844 yılındaki Tashih-i Sikke uygulamasının hemen öncesinde darp tekniği, İngiltere’den davet edilen uzmanlarca modernleştirilmiş, belgelerde vapur çarhı olarak anılan ve buhar enerjisiyle çalışan aletlerle para basılmaya başlanmıştır.

Yapılan teknik reformun bir sonucu olarak, personel ihtiyacında büyük bir azalma meydana gelmiştir. Bu dönemde 1altın lira; 100 gümüş kuruş esası kabul edilerek, sağlam bir para sisteminin temelleri atılmıştır.

Ayrıca Darphane para dışında; nişan, madalya, ziynet altını ve kıymetli evrak da basmıştır. Modern dönemde Darphane’nin personel politikalarında da büyük değişiklikler ortaya çıkmıştır .Bunun temel sebebi Tanzimat Fermanı sonucu ortaya çıkan yeni uygulamaların Darphane’ye de sirayet etmesidir. Söz konusu değişimlerinin önemlisi; kurumun idaresine gayrimüslimlerin de gelebilmesidir. Meskûkât-ı Şâhâne İdaresi olarak anılmaya başlayan ve Maliye Nezareti’ne bağlı bir müdürlük hâline getirilen Darphane’nin müdüriyetini uzun süre Düzoğlu ailesine mensup Ermeniler üstlenmiştir.

Bu dönemde Darphane’nin faaliyetleri bir müdürün idaresi altında nispeten küçük bir kadroyla sürdürülmüştür. Musa Kâzım, bu dönemde Darphane personelinin müdüriyet, muhasebe, kitabet, encümen, çaşni, çarhane, sikkehane, ağartma, sikkegen, teksirhane, müze, kazan, tamirhane, kefçe ve dökümhane gibi birimlerde çalıştığını ifade etmektedir. Darphane-i Âmire, I. Dünya Savaşı ve Mütareke Dönemi’nde de faaliyetlerini sürdürmüş; 1922yılında saltanatın ilgası ve Ankara idaresinin İstanbul’a teşmiliyle birlikte, Ankara’daki Maliye Vekâleti’ne bağlanmıştır. Darphane, Ankara’ya taşınmamış, sadece ismi Darphane-i Millî olarak değiştirilmiştir.

Alıntı:

DARPHANE-İ ÂMİRE, Ömerül Faruk BÖLÜKBAŞI, Darphane-i Amire" Antikçağdan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, cilt 6

Son Güncelleme: 19.11.2019 09:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.