Kağıthane'nin Tarihi

Kağıthane

Kağıthane 23.01.2021, 21:34 BERKE EREN
13
Kağıthane'nin Tarihi

Kağıthane Köyü Bizans’taki Barbyzes olan derenin kenarına Pissa ismiyle kurulur. Köy ve civarında yapılan çeşitli kazılarda elde edilen bilgilere göre, köydeki yerleşimin roma dönemine uzandığı söylenebilir. Bu bölgede Roma dönemi mezar taşları çıktığı gibi, derenin Haliç’le birleştiği ve Alibeyköy deresi ile üçgen bir tepede yapılan bir temel kazısı sırasında antik çağa ait büyük bir mabet ortaya çıkartılmıştır. Söz konusu eserler halen İstanbul Arkeoloji Müzesindedir.Kağıthane tarihinin temel özelliği görkemdir. Bu görkemli geçmiş, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi olan Lale Devri dönemini kapsar. Bu geçmişte Osmanlı İmparatorluğunun batılılaşma serüveninin bütün izleri de görülür. Kağıthane'nin tarihi İstanbul'un tarihi kadar eskidir. Haliç, özellikle Kağıthane deresi ve çevresi, Bizans döneminden başlayarak, İstanbul'un önemli coğrafyalarından biri olmuştur. Ne var ki Kağıthane'nin adı daima Haliç ile birlikte anıla gelmiştir. Bugün İstanbul'un ilk çekirdeği olan Byzantiyon kurulmadan önce Haliç üzerindeki ilk yerleşmenin bugünkü adlarıyla Alibeyköy ve Kağıthane derelerinin Haliç'e döküldüğü yerde Semystra altarı yanında kurulduğuna dair Bizanslı Dionisos'un naklettiği bir söylence vardır ve tarihi kaynaklar Bizanslı Dionisos'un naklettiği söylentiyi doğrulamaktadır.İstanbul surlarının yakın çevresinde kurulan köylerden biri olan Kağıthane'nin tarih sahnesine çıkışı ilk kez 626 yılına rastlar. Bu tarihte Avarlar'ın İstanbul'u kuşatması sırasında avar hanı daha çok slav kavimlerinden oluşan birliklerini Kağıthane'de konuşlandırmış, Kağıthane deresinin halice döküldüğü yerde kayıklardan kurulu bir hücum filosu oluşturmuştu. İstanbul'u savunan Patricius Bonus, Avar halkının bu planını öğrenince ani bir baskınla bu filoyu yok etmişti.

Bazı tarih kaynaklarında ise buradaki kağıt imalathanesinin çok daha eskilere dayandığı, İstanbul'un fethi sırasında burada zaten bir kağıt değirmeninin var olduğu ve bu değirmenin II. Beyazid dönemine kadar çalıştığı yazılıdır. Evliya Çelebi 17. y.y.'da Kağıthane ve çevresine tanıklık ederken, burada harap durumda bir Kağıthane'nin bulunduğunu yazmıştır. Öte yandan İstanbul'un fethinden sonra Kağıthane sarayın ve İstanbul halkının gereksinimi olan sebze ve sütün bir bölümü buradaki ağıl ve bostanlardan sağlanmıştır.Kanuni Sultan Süleyman Kağıthane'nin mesiresini görünce çok beğenmiş, avlanmak ve dinlenmek için sık sık buraya gelmeye başlamış. II. Beyazid döneminde yapılan Baruthaneyi kagir olarak yeniletmiştir. Kağıthane, suyunun bol oluşu nedeniyle Kanuni ile birlikte hem bir mesire , hem toplantı yeri, hem de o döneme göre bir sanayi bölgesi oldu. XV. yüzyıldan başlayarak, doğal güzellikleri ve koruları ile ünlenen Kağıthane, çok sevilen bir eğlence yeri haline gelmiş ve bu özelliğini uzun yüz yıllar korumuştur. XVII. yüzyılın ünlü şairi Nefi'nin şu beyti Kağıthane’nin o yüzyıldaki kimliğini sergilemektedir:

" Mahşer olmuş sahn-i Kağıthane Dünya buradadır. Cennete dönmüş güzellerle temaşa bundadır."

O yıllarda Kağıthane’de; Lale tarlaları, havuzlar, fıskiyeler ve renk renk görünen Köşkler birbirini tamamlayan unsurlardı. Göz kamaştıran Kağıthane bahçe ve Kasr’larının öyküleri, halk arasında türlü dedikodulara yol açmış, bilhassa eğlencelerin alıp yürümesi, hoşnutsuzluklara, eleştirilere neden olmuştur. Edebiyatımıza da konu olan bu görünüm ve yapıtlar Patrona Halil İsyanı’nda yıkılarak düz bir alan haline getirilmiştir. Kağıthane eğlence merasiminin zamanı İlkbahardı. Hıdırellez’den itibaren Halk kayıklarla, arabalarla tatil günlerinde bu yöreyi doldururdu.Nitekim Haliç’e doğru Kağıthane ve Alibeyköy dereleri kıyılarında devletçe parsellenerek, devrin ileri gelenlerine verilen arazide yaptırılan ve sayıları 170’i aşan birbirinden zarif Köşk ve güzel bahçelerle Kağıthane bir yazlık dinlenme sitesi haline gelmişti. Halkın kullandığı geniş mesire çayırlıklarıyla kuşatılan bu kasırlar topluluğu, Sadabad Sarayı ve bahçesiyle birleşerek Haliç’ten Kağıthane köyüne kadar birbirinden güzel bir dizi peyzajı içeren bir bahçe ve su şehri oldu.Böylece Osmanlı tarihi içinde peyzaj mimarlığı yönünden kentin belli bir kesimi planlı bir biçimde ve kısa bir zaman süresinde rekreasyon amacıyla geliştirilmesi gibi bir olgu ile karşılaşmaktayız. Bu gelişmenin olduğu “Lale Devri”nde doğa ve bahçe tutkusu sınırlarını aşarak halka kadar ulaştı. O devirde genel kültürümüzün çeşitleri sanat bölümlerindeki gelişmeler bahçe sanatı da önemli bir yer almıştır.

Kağıthane’nin en önemli tanıklarından biri de Şair Nedim olmuştur. Onun meşhur şiirinden bir dörtlük şöyledir:“Bir sefa bahşedelim gel şi Dil-i naşade, Gidelim serv-i revanım yürü Sa’dabad’a, İşte üç çifte kayık iskelede amade, Gidelim serv-i revanım yürü Sa’dabad’a.”Doğal bir çayırlık olan Kağıthane; vadi tabanı, su kıyısı ve vejetasyonun da bir kordon gibi dere boylarını takip etmesi ile ortaya çıkan bir görünümdeydi. Gürgen, çınar, kızılağaç, söğüt, ardıç ağaçlıklarının doğal olarak kümelenmiş vadiyi kuşatan dik sırtlar ve tepeler, maki vb. toplulukları ile kaplı idi. Bodur, yaprağını dökmeyen meşe, yabani sakız, funda, defne, Laden, kocayemiş,katır tırnağı, ateş dikeni,erguvan, çeti vb. çoğunluğunu her dem yeşil makiler teşkil ettiği bu gümrah dokuya yer yer Belgrat ormanlarının uzantısını oluşturan yapraklı orman ağaçları hatırlatılırdı.Derenin adı ise Barbyzes'tir. Bizans döneminde Kağıthane vadisi ormanlıkları, av sahası;  dere kıyılarındaki geniş çayırlıklar ise mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Pissa köyü ile Haliç arasında kalan bölgede dere kıyısında bir kaç tane kağıt imal atölyeleri bulunmaktadır. Osmanlı döneminde de Kağıthane vadisi, av sahası ve mesire alanı olarak kullanılmaya devam eder. Buradaki Bizans kağıt atölyelerinden dolayı köy ve dere "Kağıthane" diye anılmaya başlar. Kağıt atölyelerinin II. Beyazıt dönemine kadar kullanıldığı sanılmaktadır. Yine II. Beyazıt tarafından Kağıthane'ye (dere kenarına) bir baruthane kurulur. Geniş ve niteliği yüksek çayırları nedeniyle sarayın atları burada otlatılmaya başlanır.Saray ahırlarının ve hayvanlarının sorumlusu "Mir-i Âhur" un makam köşkü Kağıthane'ye kurulur. Saray ahırları ve saraya ait çayırlıklar da buraya alınır. Atların çayıra çıkma mevsiminde Mir-i Âhur köşkünde padişaha ziyafet verilmesi kanun gereğidir. Kağıthane Baruthanesi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yangına karşı önlem olması açısından kagire çevrilir, kubbesi de kurşunla kaplatılır.İstanbul üzerine çeşitli eserler yazmış olan Doğan Kuban, özellikle İstanbul'un tarihi yapısı eserinde kentin gelişimini genel çizgileriyle betimlemekte, bu arada Kağıthane'yi de bu tarihi gelişimin içine oturtmaktadır. Üçüncü Ahmet devri bu gün ancak çok soluk hatıralarını görebildiğimiz bir İstanbul yaratmıştır. İmparatorluk nıspi bir sulh devresine girmişti. Osmanlı dünyasına batıya şimdiye kadar olmayan bir ozmosun havası hakim olmaya başlıyordu. Gerçekte batıyla ilişkiler sadece Osmanlılar için değil fakat, daha doğuda İranlılar için de bu devirde artmıştır.Batıda 14. ve 15. Louis devirleriyle doğuda Safavi saltanatının haşmetli mimari ve şehircilik uygulamalarının aşağı yukarı eş zamanlı bir örneğini İstanbul'da Lale devrinde buluyoruz. Yüz yılın bu ilk çeyreğinde büyük imar hareketi Kağıthane'de Sâdâbâd kompleksinin temelinin atılmasıyla başlıyordu. Kağıthane deresinin mecrası değiştirilmiş ve Halicin doğu yakasında baruthaneye kadar uzanan mermer rıhtımlar yapılmış ve bu yeni suni kanal etrafına bahçeler,havuzlar,küçük köprüler arasına kasırlar yerleştirilmiştir. Ayrıca, çevreye diğer devlet büyüklerinin yaptıkları köşk ve kasırların batıya bahariye sırtlarına kadar çıktığını A. Refik bey belirtiyor. Alibeyköyü yakında başka bir kasr-ı hümayun , hüsrevabad vardı. Halicin iki yakasında da saray mensuplarına ve diğer devlet erkanına ait başka köşkler inşa edilmişti. Yüzyılın diğer iki karakteristik gelişmesinin de şehir tarihi ve fizyonomisi açısından önemi büyüktür. Bunların birisi Lale devrinden itibaren Türk bahçesinde belgelerden edinilen izlenime göre Fransız saray bahçelerinden esinlenen bir mimari düzen fikrinin girmesidir. Şüphesiz İslam uygarlığında bölgenin iklim koşullarının da etkisi altında suyun hakim rol oynadığı büyük bahçe fikri batıdan önce vardı. Osmanlı devrinin ilk zamanlarından itibaren İstanbul çevresine yayılan büyük has bahçelerin varlığı bir gerçekti. Fakat, Sadabad'ta olduğu gibi büyük su kanalları bunların iki tarafını bir birine bağlayan köprüler, bunlar arasına serpiştirilmiş kasırlarla yabancı seyyahlarla Fontainebleau veya Marly'yi hatırlatan bahçe fikrinin İstanbul'a Lâle devrinde girdiği anlaşılıyor. Üzüntüyle belirtmek gerekir ki bu bahçelerinde en ufak bir izi kalmamıştır. Bunun sebebi bahçeleri süsleyen yapıların az ömürlü malzemelerden yapılmış olmasıdır.

SADABAD SARAYLARI

III. Ahmed döneminde sarayda başlayan halka açılma ve mimaride sivilleşme hareketi sonucu Kağıthane deresi üzerine bir yazlık saray yaptırılır. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın bizzat üzerinde durarak yapılan çalışma neticesinde saray üç ayda bitirilir. Açılış sırasında şairler padişaha söyledikleri methiyelerde sarayın adını "Sadabad" olarak koyarlar. 1722'de kurulan Sadabad Sarayı ve önündeki Çadır Köşkü, su mimarisine yönelik olarak derede yapılan değişiklikler ile kurulan havuzlar ve çağlayanlar, (Cetvel-i Sim=Gümüş dere, Gümüş Cetvel) 1730'a kadar bütün görkemiyle yaşar. Bu sekiz yıllık dönem içinde saraydan Haliç’e kadar her iki yamaca toplam 173 adet kasır kurulur. Kaynaklara göre vezirlere ve paşalara ait bu kasırların her biri birbirinden güzel ve göz alıcıdır. 1730'da patlak veren Patrona Halil isyanında kasırların tamamı önce yağmalanır sonra tamamen yakılır. Sadabad Sarayı'nın yakılmasına ise o sırada 3. Ahmed'in yerine geçen I. Mahmud izin vermez. Fakat tahrip edilmesine de ses çıkarmaz. Uzun süre bu haliyle kalan Sadabad Sarayı'nı 3. Selim tamir ettirerek yeniden kullanmaya başlar. Bazı çevrelerin tepkilerinden çekindiği için önce bazı askeri manevraları ve talimleri Kağıthane'de yaptırır, bunları seyre gitmeye bahane olarak göstererek sarayı kullanır. II. Mahmud, 1809 yılında, birinci Sadabad Sarayı'nı artık iyice eskidiği için tamamen yıktırır ve döneminin mimarisine göre yeniden inşa ettirir. Sarayın tam anlamıyla bitirilmesi 1816'ya kadar sürer. II. Sadabad Sarayı ise yaklaşık 50 yıl ayakta kalır. Bu defa Sultan Abdülaziz tarafından 1862-1863'te ikinci saray yıktırılır ve yine aynı yere 3. Sadabad Sarayı (diğer adıyla Çağlayan Sarayı) yaptırılır. Sadabad Camii, 3. Ahmed döneminde yapıldığı gibi Sultan Abdülaziz dönemine kadar gelir. O da zamanın tahribatını yaşadığı için sarayla birlikte cami de tamamen yıktırılır ve yeni baştan yaptırılır. Bu nedenle Sadabad Camii'ne Aziziye Camii de denilir. Çadır Köşkü ise 2. Mahmud döneminde yeniden inşa edildiği haliyle1940'a ulaşır. O yıl, bir çınar ağacının üzerine devrilmesi nedeniyle yıkılır. Sadabad Sarayı 1943'te resmi eller ile yıktırılır. Yerine 1952’de tarihi yerin korunması koşuluyla askeri Levazım Okulu inşa edilir. Bina halen Kağıthane Belediyesi Hizmet Binası olarak kullanılmaktadır.

Atiye Sultan Sarayı

Sultan Abdülaziz zamanında II. Mahmud 'un kızı Atiye Sultan için yaptırılmıştır. Birbirinden bağımsız 5 ayrı binadan oluşan bir bütünsel yapıdır. İttihat Terakki döneminde Küçük Zabit Mektebi yapılır. Cumhuriyet döneminde 66. Piyade Taburu binası olur. 1970'lerin ilk yarısında askeriyenin boşalttığı kasır binası civar halkı tarafından peyderpey sökülür. Halen Kağıthane otobüs duraklarının arkasında taş kalıntılarının bir kısmı ayaktadır.

Poligon Sarayı

2. Abdülhamid tarafından Almanya’dan alınan mavzer tüfeklerinin denenmesi için Kağıthane'ye kurulan poligon sahasının başına atışları seyretmek üzere kurulur. İki odalı küçük bir saraydır. İttihat Terakki'nin ünlü celladı Yakup Cemil 1916'da burada kurşuna dizilir. Tamamen ayakta iken 1956'da yerine Gazhane yaptırılmak üzere yıktırılır. Halen yerinde İETT Poligon Otobüs Garajı vardır.

İmrahor Kasrı

Kanuni Sultan Süleyman tarafından Sadabad'ın sarayın has bahçeleri içine alınması ile birlikte dere kenarına sahili olacak biçimde iki katlı olarak kurulur. Ahşap bir yapıdır. Sadabad'daki her inşai faaliyet zamanında tamir ettirilerek Sultan Abdülaziz dönenime kadar gelir. Sultan Abdülaziz, 3. Sadabad Sarayı'nı yaptırırken İmrahor Köşkü'nü de tamamen yıktırarak yeniden yaptırır. 1943'te Sadabad Sarayı ile aynı günlerde aynı kaderi paylaşır. Aynı işlem ile yıktırılır. Günümüzde yerinde Lale Sitesi bulunmaktadır.

ÇEŞMELER

III. Murat Çeşmesi

III. Murat, Mirahur (İmrahor) ziyaretinde alanda gezinirken bir çeşme yapılmasını emredince; III. Murat Çeşmesi ya da Mirahur (İmrahor) Çeşmesi denilen çeşme Mirahur Nuh Ağa tarafından yaptırılır. Sadabad alanının günümüze kalabilmiş en eski mimari yapısıdır. (Çeşme günümüze kadar ayakta kalabilmiş, geçtiğimiz yıl Sadabad Projesini yapan firma tarafından yeniden kurulmak üzere sökülmesine rağmen halen yerine konmamıştır. Yeri göçmen bloklarının karşısında TEM viyadüğünün altıdır)

Poligon Çeşmesi

Poligon Sarayı'nın üç subayı tarafından 1915'te maliyeti ceplerinden karşılanarak yaptırılır. Soğan kubbeli, selsebilleri bulunan çeşme 1970'li yıllara kadar kullanılır. Sonrasında tahrip olur. Halen İETT Poligon Garajı'nın yan tarafından viyadük ayağının dibinde, yol kenarında kalıntısı mevcuttur.

3.Ahmed Çeşmesi (Çeşme-i Nur)

1722'de birinci Sadabad Sarayı ile birlikte sarayın karşısına mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından inşa edilir. Çift yüzlü ve çatılıdır. Diğer adıyla Çeşme-i Nur da denir. Günümüze kalıntıları gelebilmiştir. halen Kağıthane Belediye Binası önünde çatısız şekilde durmaktadır.

2. Abdülhamid Çeşmesi

Diğer adıyla Yeni Çeşme de denilen bu çeşme, Atiye Sultan Sarayı önünde "Kağıthane Mesiresi" denilen çayırlığın orta yerine 2. Abdülhamid tarafından yaptırılır ve buradan Kağıthane Ayazması'nın suyu akıtılır. Dört yüzlü ve saçaklı bir çeşmedir. Günümüzde oldukça kötü 1987 restorasyonu ile sadece iki mermer aynası durmaktadır. Diğer iki ayna ise Kağıthane Merkez'de bulunan çeşmenin üzerindedir.

KÖPRÜLER

Sünnet Köprüsü

İmrahor Kasrı ile Poligon Sarayı'nın arasında, 3. Murad Çeşmesi'nin yakınında dere üzerindedir. 20. yüzyıla kadar çeşitli tamirlerle gelebilmiş, 1940'lar sonrasında yıktırılmış, yerine beton bir köprü yapılmıştır. Bu köprü de 1998'de kaldırılmıştır.

Doğancılar Köprüsü

Aziziye Camii'nin önünde yer alan saçaklı, süslü bir köprüdür. 20. yüzyıl ilk yarısında yok olmuştur.

Ahşap Köprü

Kağıthane Köyü’ne giriş için kullanılan köprüdür. Günümüzde yerinde eskisinden daha geniş beton bir köprü bulunmaktadır.

NİŞANTAŞLARI

2. Mahmud Nişantaşı

2. Mahmud'un Okmeydanı sırtlarından bir testiye yaptığı top atışı neticesinde atışın hatırasına dikilmiştir. Padişahın testiye vurması nedeniyle methiyelerin yazılı olduğu bir kitabesi vardır.Nişantaşı’nın üzerinde döneminde konulan 2. Mahmud tuğrası 15-20 yıl önce çalınmış, daha sonra Kağıthane Belediyesi tarafından bulunarak belediyeye kazandırılmıştır.

Kağıthane Merkez'deki Nişan Taşları

Günümüzde Nişantaşlar Mahallesi olarak bilinen bölgede yer alan fakat gecekondulaşma döneminde çoğu içinde altın bulma ümidiyle parçalanan nişan taşlarında arta kalanlardır. 1074'te dönemin belediye başkanı Celal Altınay tarafından yıkıldıkları yerlerden toplanarak korunmak amacıyla merkezdeki parka dikilmiş, böylelikle kurtulmuşlardır.

Yorumlar (0)
12°
açık
Namaz Vakti 06 Mart 2021
İmsak 05:59
Güneş 07:24
Öğle 13:20
İkindi 16:32
Akşam 19:07
Yatsı 20:26
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 27 57
2. Beşiktaş 26 57
3. Fenerbahçe 27 55
4. Trabzonspor 27 51
5. Hatayspor 27 46
6. Alanyaspor 27 43
7. Gaziantep FK 27 43
8. Karagümrük 27 41
9. Göztepe 27 36
10. Antalyaspor 27 35
11. Sivasspor 26 33
12. Konyaspor 26 32
13. Malatyaspor 27 31
14. Kasımpaşa 27 29
15. Kayserispor 26 28
16. Rizespor 27 28
17. Başakşehir 27 26
18. Erzurumspor 27 26
19. Ankaragücü 26 23
20. Denizlispor 26 21
21. Gençlerbirliği 26 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 24 15
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 27 65
2. M. United 27 51
3. Leicester City 27 50
4. Chelsea 27 47
5. Everton 26 46
6. West Ham 26 45
7. Liverpool 27 43
8. Tottenham 26 42
9. Aston Villa 25 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 27 34
13. Crystal Palace 27 34
14. Southampton 26 30
15. Burnley 27 29
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 27 23
19. West Bromwich 27 17
20. Sheffield United 27 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 25 53
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 25 42
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 26 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Valencia 26 30
12. Celta de Vigo 25 30
13. Osasuna 25 28
14. Getafe 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20