23.03.2018, 21:55 490

Depresyon ve Korunma Yolları

Bu yeni yazım depresyon nedir, nasıl anlaşılır, nasıl korunuruz ve nasıl depresyondan çıkabileceğimizle ilgilidir. Öncelikle depresyonun ne olduğunu inceleyelim. Depresyon ruhsal anlamda bir çökkünlük halidir ve toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Kişi kendini çaresiz hisseder ve hayatın anlamsız olduğunu düşünür. Ayrıca eskiden yapmaktan zevk aldığı şeyleri yaparken dahi zevk alamamaktadır. Yapılan araştırmalara göre depresif bir ruh hali içerinde olan kişiler geleceğe umutsuz, karamsar bakarken geçmişten de en kötü anılarını hatırlayabilir. Kişi bu durum içerisinde bir kısır döngüye girer ve "geçmişte böyle kötüydü, şimdi de sıkıcı, doğal olarak bu durum değişmeyecek hep böyle gidecek" şeklindeki düşünceyi beyninde sürekli tekrarlar.

Depresyonu olan kişide önceden yapılan işlerden ve aktivitelerden zevk almamak, duygu değişiklikleri, çabuk sinirlenmek, her gün sürekli kendini üzgün hissetmek, çökkünlük hali, çok uyuma, uyku arasında sık sık uyanma, uykusuzluk çekme ya da az uyuma, bir işe motive olamama, dikkatin çabuk dağılması, huzursuzluk, kendini işe yaramaz, değeri olmayan biri olarak görme, ölmeyi düşünme, vücudun işlevlerinin azalması, cinsel isteksizlik, yorgunluk hisleri, geçmişi ve geleceği düşündüğünde karamsar olma, yaptıklarından kendini sorumlu tutma, intihar etmeyi düşünme ve planlama semptomları görülmektedir. Bu semptomların hepsi aynanda değil bunlardan beş ve daha fazlasının görülmesi de depresyon veya depresyon başlangıcını göstermektedir.

Depresyondan korunmak için yeme düzeniniz, aktiviteleriniz, hormonal durumunuz çok önemlidir. Bu semptomlardan intihar etme düşüncesi hariç diğerlerine sahip ise kişi en başta bir endokronoloji veya dahiliye doktoruna görünmelidir. Bir psikoloğa veya bir psikiyatriste gelen hasta da ilk başta fizyolojik durumu ele alınarak başlanmalıdır. Çünkü hastanın bilmediği bir şeker hastalığının olmasından kaynaklı bu semptomlar sergileniyor olabilir ve bu sebeple psikiyatrik ilaçlar ve terapi bir etkide bulunmayacaktır. Eğer bu fizyolojik durum düzeltildiği halde semptomlar devam ediyorsa kişi terapiye alınabilir. Depresyonu taklit eden bir çok fizyolojik rahatsızlık vardır. Depresyon omega-3 eksikliği, B6, B12, folik asit vitaminleri eksikliği, demir eksikliği, D vitamini noksanlığı gibi beslenme bozukluklarıyla da yakından ilişkilidir. Fazla miktarda un ve şeker tüketimi olan ve sık sık fast food beslenen kişilerde depresyonun daha sık görüldüğünü kanıtlayan pek çok çalışma vardır. Hipoglisemik ve gizli hipotiroidik kişilerin de depresyon bakımından daha risk altında oldukları kanıtlanmıştır. Aynı zamanda bunlar gibi bir çok hastalığın semptomları depresyonu taklit edebilmektedir. Bu durumu şu şekilde açabiliriz. Kalp hastası olan biri panik atak tanısı alırsa kalp hastası olduğunun üstü örtülürr ve kişi kalp hastalığında kaynaklı ölebilir. Bu sebeple önce kardiyoloğa sevk edilip gerekli incelemeler sonucuna yöre yol izlenmektedir ve izlenmelidir.

Ayrıca bazı araştırmalar bazı belli başlı kokuların kişide seretonin hormonunun artmasını sağladığını göstermektedir. Örneğin portakal kokusunun kişide bu şekilde bir etkisi vardır. Elbette seretonin adlı mutluluk hormonunun artması kişinin depresyondan korunması adına katkıda bulunacaktır.

Bazı meyve, sebze ve bitkilerden de doğal yolla seretonin alabilmekteyiz. Sarı kantaron, metan kökü, papatya, kedi otu, melisa otu, japon eriği, sibirya ginsengi gibi bitkiler doğal antidepresanlar gibi etki gösterirken, kişinin stresinin azalmasına ve seretoninin artmasına destek verir. Muz, üzüm, portakal, çilek gibi meyveler de meletonin ağırlıklıdır ve kişiye dinginlik vererek stresin azalmasını sağlar.

Çikolata ise özellikle kadınların en sevdiği tatlı seretonindir. Bitter çikolata da kişiye seretonin verir, tabi dozunu kaçırıp sonrasını düşünerek daha fazla kaygıya destek vermemek şartıyla. Fıstık, buğday ekmeği ve susam da destekçidir. Yani depresyondan korunma açısından yediklerimiz çok önemlidir.

Ayrıca gün içerisinde aktivitemizi arttırmalı, kısa süreli dahi olsa dışarıya çıkılmalı, yürüyüşler, bisiklet, koşu, vb size hangisi daha uygun görünüyorsa o yönde bir aktivasyon seçilmelidir. Spor yaptığında kişi doğal yolla seretonin salgılar ve acıları azalır. Özellikle de mensturasyon dönemindeki bayanların spor yapması ağrılarının azalması, vücuttan fazla ödemin atılması ve o dönem içerindeki kısa süreli çökkünlük halinden kurtulmaları açısından oldukça destekleyicidir. Seretonin kişideki ağrı iletimini azaltacaktır ve spor anında oluşan dopamin artışı olur. Bu sayesinde de kişi gündelik işlerine daha iyi odaklanacaktır ve daha az dikkat dağınıklığı yaşayacaktır. Çünkü dopamin dikkat üzerinde oldukça etkili bir hormondur ve sporla bu hormon arttırılabildiği araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.

Ayrıca Avrupa Gıda Güvenliği Derneği (EFSA), günde 2-3 fincan kahve içenlerin zihinsel performanslarının arttığını, depresyona girme risklerinin ise düştüğünü bildirdi. Yani sabah kalktığınızda ve ya gün içerisinde kendinizi sevdiğiniz tarzda bir kahve ile ödüllendirebilirsiniz.

Gün içerisinde yapacak işleriniz olsun ve boş zamanlarınızı insanlara yardım etme ve iyi davranma yönünde kullanın. Bunu kendiniz için de yapmış olacaksınız çünkü California Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma depresyonun, başkalarına yardım etmek ve nazik davranmak gibi olumlu kişilik özellikleri ile aşılabileceğini gösterdi. ABD’de yapılan araştırma, olumlu davranışları günlük hayatın bir parçası haline getirmenin insan psikolojisi üzerinde ''iyileştirici'' etkisi olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, depresyon geçiren ya da depresyona meyilli kişiler, başkalarına yardım ederek, nazik davranarak, sahip olduklarına şükrederek ve hayata iyimser bakarak kendileri hakkında daha olumlu düşünceler edinebiliyor. Olumlu düşüncenin iyileştirici etkisi sayesinde depresyonun ''masrafsız'' ve ''ilaçsız'' bir biçimde tedavi edilebileceğine dikkati çeken araştırma, depresif kişilerin günlük yaşamlarının 10 dakikasını bile olumlu davranışlara ayırmalarının onlara uzun vadede yarar sağlayacağını vurguluyor.

Depresyonun en önemli nedenlerinden biri de olumlu düşünce eksikliğidir. Olumlu yaklaşımın ruh halini iyileştirdiğini, başkalarının sorunlarına odaklanmanın ise kişiye kendi dertlerini unutturduğunu ve kendisini iyi hissettirdiğini bir çok araştırma göstermiştir.

Peki depresyonda bir birey ilaç mı kullanmalıdır yoksa terapi mi almalıdır? Aslında bu durumun ciddiyetine, kişiye göre değişir ancak burada önemli olan ve dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Psikiyatrik ilaçları kesinlikle doktor gözetimi olmadan kullanılmamalı ve intihar düşüncesi olan kişiler kesinlikle hastane ortamında ilaca başlanmalıdır. Çünkü psikiyatrik ilaçların yan etkilerine baktığınızda intihara meyil ettirme durumu olduğu yazmaktadır. Bu durum ilacın intihara sevk etmesi durumundan ziyade şu şekilde açıklayabiliriz.

Depresyonda bir birey düşünelim ve intiharı düşüncesi de vardır. Bunu çevresine söylemiş ve ya söylememiş olan bu birey depresyonun semptomlarından olan isteksizlik ve halsizlikten dolayı hiç bir şey yapmaya gücü yetmemektedir. Bu durum onu daha da çaresiz hissettirmekte, elini kolunu bağlamaktadır. Yapılan araştırmaların sonucuna göre Psikotik ilaçlar ilk iki veya üç hafta içerisinde vücuda etki eder, vücudun enerjisini kazanmasını sağlar, sonrasında düşüncelere etki eder. Yani sıralamasını önce bedene enerji pompalar sonra ruha diye düşünebiliriz. Terapi de ise bu durum tam tersidir. Önce kişinin bilişsel süreçlerine etki eder, bilişsek süreçlerinin değişmesi sonucu beyin vücuda ihtiyacı olan enerjiyi ileriki zamanda verir. Önce ruh sonra ruhun etkisiyle beden hareketlenir yani. Ancak kişi kafasına göre ilaç aldığında ve ya hastane ortamında olmadan ilaç aldığında, ilaç kişinin vücuduna enerji verir ve halsizliği ortadan kaldırır. Halsizlik ortadan kalkmıştır ancak kişideki intihar düşüncesi devam etmektedir. Kişi daha öncesinde intihar etmeye gücü yokken artık intihara etmeye gücü vardır ve intihara yeltenir. Yani bir nebze de olsa depresyonun halsizlik semptomu kişiyi ölümden korumaktadır. Bu sebeple intihar düşüncesi olan hastalar psikiyatristlerin gözetimi altında hastanede ilaç kullanır ve bu evreyi atlattıktan sonra hastaneden çıkartılırlar. Önemli olan bu durumundaki kişinin intihar boyutu bilinmeli ve ona göre hareket edilmelidir. Elbette ki ilacın etkileşimin sağlandığı kişiler de sonradan bir terapi alıp depresyonun altta yatan sebepleri incelenmelidir. Ne sadece ilaç, ne de sadece terapi diyebileceğimiz kadar basittir insan oğlu. Multidisipliner bir biçimde yaklaşılmalı intihar eyilimi varsa ilaçla başlanmalı ve ileri zamanlarda terapiyle desteklenmelidir. Elbette ki her ilaç gibi bir çok yan etkileri olmalarında ötürü intihar düşüncesi olmayan kişiler bu durumu terapiler ile halletmeye çalışmalıdır. Çünkü sadece ilaç ile bunu çözme yolunda ilerlenen çözüm yetersiz kalacak ve sanki problemleri buzluğa kaldırmış gibi, ilaç bırakıldığında hasta sorunları en taze şekliyle yeniden yaşayacaktır. İlaç kullanma evresi önemli olduğu kadar bırakma evresi de önemlidir bu sebeple ilaç kullanmaya başlamış kişinin kafasına göre bırakmaması gerekmektedir. Çünkü bu durum kişinin bulunduğu yüksek kattan altındaki zemini çekmek gibi daha derine düşmesine sebep olur.

Depresyona girmemek için hayatımızdaki ufak değişikliklerle kendimize destek verebiliriz. Eğer bu durumlarda olduğunuzu düşünüyorsanız ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız bir uzmana başvurun. Eğer bu çevrenizden biri ise onu uzmana gitmesi yönünde yönlendirin ve hayatınıza yukarıdaki değişiklikleri katarak korunmaya çalışın. Her insanın bir psikoloğa ihtiyacı vardır çünkü her insan hayatında problemlere sahiptir. Psikologların ve psikiyatristlerin bile... Bu sebeple kendiniz için iyi bir şeyler yapın ve destek alın.

Uzm. Psikolog Sümeyye Arslan

PARLAK HAYAT PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK MERKEZİ

www.parlakhayat.com

Yorumlar (0)
22°
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 13 Temmuz 2020
İmsak 03:42
Güneş 05:36
Öğle 13:15
İkindi 17:13
Akşam 20:43
Yatsı 22:29
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Athletic Bilbao 36 51
8. Real Sociedad 35 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 35 35
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24