Kapat
 
 Firmanı Ekle - Arama Arşivi - Site İçi Arama:      


  Tüm İlçeleri
 Adalar
 Avcılar
 Bağcılar
 Bahçelievler
 Bakırköy
 Bayrampaşa
 Beşiktaş
 Beykoz
 Beyoğlu
 Büyükçekmece
 Çatalca
 Eminönü
 Esenler
 Eyüp
 Fatih
 Gaziosmanpaşa
 Güngören
 Kadıköy
 Kağıthane
 Kartal
 Küçükçekmece
 Maltepe
 Pendik
 Sarıyer
 Silivri
 Sultanbeyli
 Şile
 Şişli
 Tuzla
 Ümraniye
 Üsküdar
 Zeytinburnu
  Gazete Oku
 Akşam
 Birgün
 Bugün
 Cumhuriyet
 Evrensel
 Güneş
 Halka Tercüman
 Hürriyet
 Kurultay
 Milli Gazete
 Milliyet
 Ortadoğu
 Radikal
 Sabah
 Star
 Şok Gazetesi
 Takvim
 Türkiye
 Vakit
 Vatan
 Yeni Asya
 Yeniçağ
 Yeni Mesaj
 Yeni Şafak
 Zaman
  Önemli Adresler
 118 Rehber
 Adsl Kota Bilgi
 Askerlik İşlemleri
 Aöf Sonuçları
 Çalıntı Oto Sorgu
 Ehliyet Sonuçları
 IETT Seferleri
 Igdaş Borç Sorma
 Iski Borç Sorma
 Kpss Sonuçları
 M.E.B Sınav Sonuç
 Pasaport Başvurusu
 Piyango Sonuçları
 Sahte Para Sorgu
 Sayısal Loto
 Ssk Gün Hesabı
 Sürücü Puanı Sorgu
 Tc No Sorgu
 Tren Bilet Satış
 Vergi No Sorgu
 Önemli Telefonlar
 Ösym Sonuçları

Uşak

Tarih: 03.06.2008

Uşak, Uşak ve çevresinin MÖ 4000 yılından itibaren yerleşime açıldığı anlaşılmaktadır.


TARİHÇE


Uşak ve ç evresinin MÖ 4000 yılından itibaren yerleşime açıldığı anlaşılmaktadı r. Özellikle bronz çağında yerleşimin daha yaygınlaştığı görülmektedir.
MÖ.2000 de Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran Hititlerin 1000 de ise Frizlerin batı sınırını oluşturan Uşak ve çevresi bu kültürlerden ziyade İon Kü ltürünün etkisi altında kalmıştır.
MÖ. 7. Yüzyılda Kral Gyges’in Lidya İmparatorluğunu ele geçirmesi ile topraklarının büyük kı smı Lidya’da kalan Uşak. MÖ. 620’de tamamen Lidya’nın egemenliğine girmiştir. Dünyada ilk kez parayı basan ve kullanan, döneminin en zengin krallığı olan Lidya’nın hâkimiyeti MÖ. 546 yılına kadar devam etmektedir. Bu süre içerisinde Efes’ten başlayan kral yolu yapılmıŞ ve yol Gediz (Hermos) nehrini takip ederek Uşak ili sınırları içerisinde Güre köyü, UŞak-Keromon-Agora kentlerine uğrayarak devam etmiŞtir.
MÖ. 546’da Lidya’nın son kralı Kroisos ile Pers Kralı Kyros arasındaki savaşta Lidya’nın tarihten silinmesi sonucu bölge İran’dan gelen Perslerin hakimiyetine girmiştir. Pers egemenliği MÖ. 334 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihte Makedonya’ lı Büyük İskender’ in Anadolu seferi sonucu bölge tüm Anadolu gibi Büyük İskender’ in hakimiyetine girmiş, İskender’ in ölümünden sonra ise bölge, Büyük İskender’ in generallerinden Antigon’ un payına verilmiştir. Daha sonra bir süre Bergama krallığına bağlanan Uşak ve çevresi MÖ. 189 yılında Roma Konsülü Montius’ un himayesine, başka bir ifadeyle Roma hakimiyetine geçmiş, Kavimler Göçünden sonra Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılması neticesinde Doğu Roma sınırları içinde kalan Uşak, MS. 12, Yüzyıla kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1071’den sonra yöre, zaman zaman Selçuklular ile Bizanslılar arasında el değ iştirmiş, 1176 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru Manüel Komnenos arasında yapılan Miryakefalon (Kumdanlı) Savaşı sonucunda Selçuklulara geçmiştir.
Sultan II.Kılıçarslan yeni bir fetih hareketine giriş erek 1182’de Uluborlu, daha sonra Kütahya civarını fethetti. Uşak yöresinin de bu sefer sırasında Selçuklu hakimiyetine geçtiği muhakkaktır. Çünkü; Selçuklu sınırları Denizli’ye kadar yaklaşmıştı. Bu arada Sultan ll. Kılıçarslan 1185 tarihinde ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırdı. Bu taksimat sonunda Kütahya-Usak-Uluborlu bölgesi Gıyaseddin Keyhüsrev’ e verildi. Bu taksimattan sonra kardeşler arasında hakimiyet mücadelesi haşladı. l. Gı yaseddin Keyhüsrev 1192 tarihinde devletin başına geçmeyi başardıysa da diğer kardeşlerini bertaraf edemedi ve 1196 da II. Süleyman Şah tarafından sürgüne gö nderildi. Kardeşler arasındaki bu taht mücadelesinden yararlanan Bizans Kütahya- Uşak civarını geri aldı. Bizans Hakimiyeti 1233 tarihine kadar sürdü. B u tarihten itibaren Uşak civarı artık tamamen Türk hakimiyetine geçti.
Uşak, Anadolu Selçukluları döneminde bu devletin bir anlamda sınır şehri olmuştu. Sultan Alaaddin Kevkubad zamanında, Kütahya ve Uşak civarının kesin olarak Türk hâkimiyetine girmesini takip eden yıllarda, bölgeye kesif bir Türkmen yerleşmesi olmuştur. Bundan sonra Uşak ve çevresini Germiyanoğulları Beyliği’ nin hakimiyetinde görüyoruz, XIII. Yüzyılın ilk yarısında Anadolu Selçuklu Devleti’nin hizmetinde olarak Malatya taraflarında meskun bulunan Germiyan Asireti’nin, muhtemelen 1241’de Baba İshak isyanının bastırı lmasından sonra II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında veya bir müddet sonra Kü tahya-Uşak bölgesine yerleştirildikleri anlaşılmaktadır. Çünkü Cimri (Alaaddin Siyavuş) hadisesinde Germiyanlıların faal bir rol oynamaları bu aşiretin Cimri hâ disesinin ortaya çıkısından (1277) önce Kütahya- Uşak yöresine yerleş tiklerini göstermektedir. Bu hâdise sırasında Sahip Ata Oğulları emrinde görülen Germiyanlılar, bundan sonra artık Batı Anadolu’da en kuvvetli beylik haline gelmiştir.
Beylikler döneminde Germiyanoğulları’ na tabi olan Uşak ve çevresi, 1391 de Yıldırım Bayezid’ in Germiyanoğulları hakimiyetine son vermesi ile Osmanlılara dahil olmuş, Fetret Devrinde beylikler tekrar canlanmış, 1429 yılında Germiyanoğulları’ nın son hükümdarı II. Yakup Bey’ in vasiyeti ile Osmanlı Devletine kalmıştır. Uşak, Osmanlı hakimiyetine girdikten bir süre sonra yapılan idari taksimata göre Anadolu Eyaletine bağlı Kütahya Sancağ ının bir kazasıdır. Her ne kadar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arş ivindeki 16.yüzyıla ait 48 numaralı Kütahya Sancağı Tapu Tahrir Defterinde Uş ak nahiye olarak geçmekte ise de Mustafa Çetin Varlık’ın "16.Yüzyılda Kütahya Sancağı" (1980) isimli kitabında, 1513 tarihinde Uşak Kütahya Sancağ ının kazaları arasında gösterilmektedir. Uşak bu statüsünü 1530 tarihinde de muhafaza etmektedir.
16.yüzyılda detaylı şekilde bilgi bulabildiğimiz Uşak kazası hakkında daha sonraki yıllarda belgelere dayalı fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır. 17.yüzyıla ait bilgiler çoğunlukla seyahatnamelerde mevcuttur. Bu yüzyılda yaşayan Katip Çelebi’nin (1605-1658) "Cıhannüma" adlı eserinde ; "Uşak, Kütahya’dan doğuya bir merhale Murat Dağı yakını nda, bir dere içinde kaleli bir kasaba, 150 adet köyü bulunan mamur bir kazadır. Kasabası geniş bir ovanın doğusuna düşüp köyleri o ovada bulunmaktadır. Seccade ve halısı meşhurdur." diye bahsedilmektedir.
Uşak hakkında aynı yüzyılda yazılmış bir diğer kaynak da Evliya Çelebi’nin "Seyahatname" adlı eseridir. Bu eser Katip Çelebi’nin Cihannüma’sı ndan daha sonraki yıllarda yazılmıştır. Verilen bilgiler kesin olmamakla birlikle Katip Çelebi’nin anlattıklarını teyit eder niteliktedir.
Seyahatname’ye göre Uşak; Kütahya Sancağı dahilinde bulunan bir kaza olup, Gevher Sultan ‘Has’sıdır. Şehir, doğuda Banaz, kıble tarafında Honaz, güneyde Komar, batıda Kule, kuzeyde Gediz olmak üzere beş kapısı olan bir kale ile ç evrilidir. Eserde kalenin özellikleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Buna g? ?re; kalenin müstahkem olmadığı, beş arşın yükseklikte , şeklinin kare olduğu, Buğday Pazarı kapısında hendek bulunduğu ve 1598 tarihinde Uşak halkının Celali İsyanlarından dolayı bu kaleyi tuğla ve taşlarla tamir ettikleri anlatılmakladır.
Uşak. Osmanlı yönetimi altında l7 ve 18. yüzyıllarda münferit olaylar hariç uzun süre barış içinde yaşamıştır. 19. yüzyılda siyasa! açıdan sakin bir dönem geçiren Uşak canlı bir ticaret şehri haline gelmiştir. Özellikle halı ve kilimleri İzmir yoluyla İngiltere ve Fransa’ya kadar ulaşmıştır. Alaşehir-Afyon Demiryolunun 1869 yılında tamamlanmasıyla İzmir Metropolü ile Uşak arasında ulaşım kolaylaşmış ve ticari hayat daha da canlanmıştır. 19.yüzyılın ikinci yarısındaki Uşak hakkında "La Turquie d’Asie" adlı eserinde bilgi veren Vital Cuinet, evlerin büyük çoğ unluğunun pişmemiş tuğladan yapıldığını, 1890 da ise hem daha sağlam hem de daha zarif olan ahşap evlerin tercih edildiğini belirtmekledir.
İzmir’in işgalinden sonra Batı Anadolu’da Gediz ve Menderes vadilerinde ilerlemeyi planlayan Yunan kuvvetleri; 25 Mayısta Manisa’yı, 29 Mayısta ise Turgutlu’yu işgal etti. Bu işgaller karşısında Alaşehir’de Kuvayı Milliye teşkilatı kuruldu. Akabinde Uşak’ta da kıpırdanmalar başladı. İzmir’in işgali sırasında 17. Kolordudan ayrılarak Uşak’a gelen Selanikli Kaymakam Fuat Bey, Yüzbaşı Hakkı Bey, ve Sökeli Hilmi Bey burada gizli bir cemiyet kurdular. Ödemiş’in 1 Haziranda istilaya uğraması üzerine Uş ak’a gelen Alaşehir Mevkii Kumandanı Süleyman Sururi Bey’in Teş kilatı Mahsusa ile bir irtibatı vardı. Sururi Bey’in etkisiyle bu cemiyetin adı "Müdafaa-i Hukuk Heyeti Milliyesi" şeklinde değiştirilerek Karakol Cemiyeti ile bağ lantısı sağlandı. Kuvayı Milliyeye karşı olan kaymakam ve belediye reisinin bütün baskılarına rağmen Uşak’ta milli hareket sindirilemedi.
Gizli cemiyetin çalışmaları neticesinde Salihli Cephesinden ayrılan bir bölük Eş me’den takviye alarak 17 Temmuz 1919 günü Uşak’a girdi ve şehre hakim oldu. Ardından Gediz ve Simav’da Kuvayı Milliye teşkilatı kuruldu.Kuvayı Milliyecilerin Uşak’ta hakimiyeti ele geçirmesi, İstanbul ve İş gal kuvvetlerine "Kuvayı Milliyeciler hrıstiyan nüfusa saldırdı" şeklinde aksetti. Düşman kuvvetleri İstanbul Hükümetine baskı yaparak Uşak’ta asayiş in sağlanmasını istedi. Hükümet, Afyonda bulunan l 500 kişilik 23. Fırkayı Uşak’a göndermek istedi. General Milne. fırkanın Kuvayı Mı lliye’ye katılabileceğin i düşünerek bunu kabul etmedi.
Eski bir ittihat? ?ı olan İbrahim Tahlakılıc (Dalkılıç) gizli bir cemiyet olan "Müdafaa-ı Hukuk Heyet-î Mılliyesi" cemiyetinin içinde yer almadı. Hatta bu cemiyetin zarar vermesinden endişe duyarak 30 Temmuz 1919 da "Redd-i İlhak" cemiyetini kurdu. İbrahim Bey’in başkanı olduğu bu cemiyet milli kuvvetlerin halka zarar vermelerini ö nlediği gibi Uşak’ta Kuvayı Milliye hareketini yaygınlaştırd? ?.
İzmir’in işgalinin ardından Uşak’ta bu gelişmeler yaşanı rken, bütün Batı Anadolu’yu kapsayacak bir üst kongre niteliğinde "Alaş ehir Kongresi" 15-16 Ağustos tarihinde toplandı. Kongreye; Balıkesir, Manisa-Alaşehir, Sındırgı, Buldan, Gördes, Uşak, Ödemiş, Bozdağ, İnegöl, Denizli-Nazilli, Akhisar ve Ayvalık’tan temsilciler katıldı. Kongrede Hacım Muhittin Çarı klı başkan, Uşak temsilcisi İbrahim Bey ise Başkan yardımcısı seçildiler. II. ve III. Balıkesir kongrelerinin ardından Ekim Ayı içerisinde Uşak’ta bir kongre toplandığına dair bilgiler bulunmakla birlikte oldukça sınırlıdır. Alaş ehir Kongresinde kurulması kararlaştırılan "Alaşehir Heyet-i Merkeziyesi" 14 Eylül 1919’ da ilk toplantısını yaptı. Daha sonra, Heyet-i Merkeziye Talimatnamesi’ nin 8. Maddesi olan "Heyet-i Merkeziye, karargahını kendisi için muafık göreceği mahalle nakil edebilir" hükmüne istinaden merkezini Uş ak’a nakletti. Heyet-i Merkeziye Uşak’ta ilk toplantısını İbrahim Bey’in başkanlığında gerçekleştirdi. Sivas Kongresinde bütün cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplanması karan alınmasına rağmen, Uşak’ta Heyet- i Merkeziye "Hareket- i Milliye Redd-i İlhak Cemiyeti Heyeti-i Merkeziyesi" adını korudu. Bu isimden daha önce Uş ak’ta kurulan Redd-i İlhak Cemiyeti ile Heyet-i Merkeziyenin bütünleştiği anlaşılmaktadır. Uşak Heyet-i Merkeziyesinin görevi sadece cepheye asker gö ndermek değildi. Cephe gerisinde de ihtiyaçları gidermek için büyük gayretler sarf ediyordu.
Sivas Kongresinin toplanmasından sonra Yunan kuvvetlerinin harekete geçmesiyle İzmit, Eskişehir ve Konya livaları en hassas bölgeler haline geldi. İstanbul Hükümeti bu bölgelerde Kuvayı Milliye teşkilatının kurulmasını önlemeye calıştı. Heyet-i Temsiliye ise İstanbul Hükümetini istifaya zorlayarak bu bölgelerde gücünü arttırmak istiyordu. Bu karmaşa içinde Garbi Anadolu Umum Kuvayı Milliye Kumandanlığına Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Eskişehir Mıntıka Kumandanlığına Atıf Bey, 23. Fırka Kumandanlığına Ömer Lütfi Bey getirildiler. Harbiye Nazırı Mersinli Cemal Paşa, Batı Cephesinde yaptığı yeni düzenleme ile 23. Fırkayı Konya’da bulunan 12. Kolorduya bağladı. Heyet-i Temsiliye yaptığı çalışmalar neticesinde 23. Fırkayı kendi denetimi altına aldı.
23. Fırkanın 68. Alayı bir taburu eksik olarak Uşak’a yerleşti. 8 Ocak 1920 tarihinde 23 Fırkanın kumandanlığına Aşir Bey tayin edildi. Fı rkanın içinde milis tümeni de vardı. İbrahim Bey’in isteğiyle kurulmuş olan Uşak Hücum Taburu Ocak 1920 tarihinde milis tümeninin içinde yer ald? ?.
Yunanlılar silah zoruyla Sevr Antlaşmasını Osmanlı Devletine kabul ettirebilmek için 22 Haziran 1920 tarihinde taarruza başladılar. Yunan kuvvetlerinin bir kolu Bursa tarafına, bir kolu da İzmir’in doğusuna doğru harekete geçti. 29 Ağustosta Uşak’ı işgal etti. Yunanlılar Uşak’a girdikleri zaman e? ?raftan ve köylülerden pek çoğunun evlerini yağmaladılar. Ayrıca işgal sı rasında Yunan askerleri pek çok kişiyi öldürdü. Bu katliamda ne suç tespiti yap? ?ldı ne de mahkeme kararı alındı. Yunanlılar işgalden sonra şehre yerleş mek için bazı evlere el koydular. Uşak’ta yerli halkı sindirmek gayesiyle nü fuzlu kişileri, Atina ve Yunan adalarındaki esir kamplarına sürdüler. Sürgüne gönderilen 300 kadar vatandaşımız 10-12 ay sürgünde kaldılar. Bunlar Kuvayı Milliyeye katıldıklarından dolayı sudan bahanelerle suçlandılar. 29 Ağustos 1920 de işgal edilen Uşak, iki yıl iki gün süren Yunan işgalinden 1 Eylül 1922 günü kurtuldu.
Milli mücadele yıllarında Uşak, maddi ve manevi bakımdan zarara uğramasına rağmen, Cumhuriyet Türkiyesi’nde ilk giriş imlerle sanayi hamlesini başlatmıştır.
Osmanlı devrinde Hüdavendigar Vilayetinin Kütahya Sancağına bağlı bir kaza olan Uşak, 20 Nisan 1924 tarihli 491 Sayılı Teşkilat-i Esasiye Kanunu ile yapılan idari düzenlemede yine Kütahya Vilayetinin bir kazası olarak kaldı. Türkiye Cumhuriyetinin yeni idari yapısı içinde Banaz, Sivaslı, Karahallı ve Ulubey Nahiyeleri, Uşak Kazasına bağlandı. 9 Temmuz l 953 tarih ve 6129 Sayılı kanunla vilayet haline getirilen Uşak’a . Manisa ilinden Eşme ilçesi bağlandı. Nahiyeler ilçe statüsüne getirildi

Karun Hazineleri

--------------------------------------------------------------------------------

--------------------------------------------------------------------------------

Uşak ili'nin 25 km batısında, Uşak-İzmir Devlet Karayolu üzerinde yer alan Güre köyü'nün kuzeyindeki Hermos(Gediz) Nehri'nîn suladığı dar ovanın yakınlarında Lidya ve Greko-Pers(IVI.Ö. 6. yy.) tümülüsleri bulunmaktadır.
1965 yılında bu alandaki soygunlar, TOPTEPE Tümülüsü'nün kaçak kazısıyla başlamı? ?tır. Kaçak kazıları gerçekleştirenlerin ifadesine göre;mezar odasına girildiğ inde, yerdeki bir gümüş testi ile çok sayıda mermer alabastron tavandan düşen bir hatıl nedeniyle tahrip olmasına karşın, hazinenin büyük bölümü ölü nün yatırıldığı kline üzerinde bir tutam saç ve toz haline gelmiş kemiklerle birlikte bulunmuştur.

Bu odada bulunan;
1. İnsan kulplu gümüş oinochoe,
2. Sfenksi! ve altın başlı tutamaktı kepçe,
3. Tamamı altın, sallanınca ses veren makara,
4. Altından yapılmış içleri boş, iğ neli altın küpe,
5. Aynı tip ancak daha küçük boyutta iğneli küpe
6. Sallamalı, altından yapılmış kanatlı at şeklinde broş,
7. Meşe palamutu sallamalı altın ve renkli taştan yapılma kolye,
8. Akik ve taştan yapılmış geometrik şekilli kolye,
9. Mavi renkli camdan yapılmış uç ları, aplike arslanbaşı şeklinde bir çift bilezik,
10. Uçları taş boncuklu püskül şeklinde altın gerdanlık, kaçakçılar tarafından alınmıştı r.
Toptepe Tiimiilüs buluntuları aracılar yardımıyla, eski eser kaçakçıl? ?ğıyla örgütlü bir biçimde uğraşan alıcılara satılmıştı r.

1966 yılında Gure'de ikinci bir soygun yaşanmıştır. Güre Kö yii'nün yakınında yer alan, yörede ikizce olarak adlandırılan İHİZTEPE Tü mülüsü'nün batı yamacımla düzgün bir mermer blok, bir köylü taralından bulunur. Bu ipucunu değerlendiren ve bir yıl önceki soygunu bilen kaçakçılar Ikiztepe'de kaçak kazıya başlarlar. Bir türlü mezar odasına ulaşamayan kaçak kazı ekibi yeni katılanlarla, sonunda yeri bulunan mezar odasının tavanım barutla patlatarak içeri girmiştir. Ancak bir süre sonra paylaşımda haksızlığa uğrad? ?ğını düşünen bîr kişi durumu jandarmaya ihbar etmiştir.

Gü venlik makamlarınca sürdürülen operasyonlarda bazı eserler ele geçirilmişse de, jandarmaya ateş açarak kaçmayı başaran kaçakçı, elindeki eserlerin tüm? ?nü, Toptepe Tümülüs buluntularını satın alan aynı kişiye ulaştı rmayı başarmıştır.
Operasyonlarda yakalanan kişiler çeşitli cezalara ? ?arptırılırlar. Ama olaylar yatıştıktan sonra Ikiztepe'de Gürelilerce yapılan kaçak kazı sonucunda ikinci mezar odasına da ulaşılır. Ancak, mezar hiçbir buluntuyu içermemektedir. Kaçakçılar eserlerin, kline içinde olabileceğini düşü nerek hırsa kapılmış ve klineyi parçalamışlardır. Bu klinenin bir parçası bir köy evinin duvarında yapı elemanı olarak görülebilir.
| yılında ise, aynı yöredeki bir başka tümülüs - Aktepe l'in mezar odası, avlanmakta olan k? ?ylülerce bulunmuştur. Tumülüste bulunan kırmızı, mavi, siyah ve yeşil renkteki duvar resimleri, bezemeli kline ayakları keskilerle parçalanarak satılmak üzere İzmir'e gönderilmiştir. Mezar odasının arka duvarı da, dana sonra üzerine sahte resimler yapılarak parçalanmış ve antikacıtara'satılmıştır. Sahte duvar resimlerinin satıldığının duyulması üzerine Aktepe l Tümülüsü'nün dromosuna ulaşılarak mezar odasının giriş kapısının iki yanında yer alan boyalı ve volütlü parçalar yerinden çıkarılmaya çalışılır. Bunlardan biri 1987 yılına kadar üir kaçakçı taralından saklanmış, diğeri ise kırı ldığından yerinde bırakılmıştır.

Uşak ve çevresindeki tü mülüslerin soyulmasından sonra esenler, İzmir'de oturan tüccar Ali Bayırlar ile istanbul Kapahçarşı 'da bulunan antikacılar Alaaddin Günler, Mehmet Müzeci, Rasim Gördü tarafından uluslaranası eser ticareti ile uğraşan John Klejman'a satılmıştır. LJdya eserleri Transturk Nakliye Şirketi sahibi Nizamettin Telliağaoğ lu'nca pazarlanmak üzere Münih, Basel ve Zürih üzerinden flmenika Binleşik Oevletleri'ne gb'ndenilmistir.

1870 yılında Metropolitan Museum ol Ant'a ç oğu gümüş olan bin grup eser geldiğine ilişkin haberlen basında yer almışt? ?n. Boston Müzesi'nden Emily Vermeule, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne 5 Şubat 1970 tarihinde bir mektup göndererek bu eserlerle ilgili bilgilen vermiştin. O tarihte Eski Esenlen ve Müzeler Genel Müdün Yardımcısı olan Burhan Tezcan, Metropolitan Müzesi Müdürü'nden bin meslekdaş olarak basında yer alan haberlere konu olan eserler hakkında bilgi ye fotoğraf istemişse de, herhangi bin yanıt alamamıştın. Tünk Hükümeti'nin müze aleyhine açtığı davada bu mektup "zaman aşımı" genekçesine dayanak olarak aleyhle delil gösterilmiş ancak sonuç alınamamış tın.

Bu sırada, çeşitli ülkelerin müzecilikle ilgili yetkililerinin davet edildiği bir program çerçevesinde ABD'ni ziyaret eden Burhan Tezcan, Metropolitan Mü zesi yetkilisi Dieîrich uon Bothmer'le, tüm engellemelere kansın görüşme olanağ ını sağlamış, ama yine de bin sonuç elde edememiştir.

yılında Washington Büyükelçiliğimiz aracılığıyla ABD Dışişleri Bakanlığı nezrimde yapılan girişimde, ülkelerine kaçak olarak getirilen eserlerin gümrük kayıtlarının araştırılması" için yandım talep edilmiştin.
1984 yı lında Metropolitan Müzesi'nce yeni bin sergi hazırlığı dolayısıyla "A Greek and Roman Treasuny" adlı bir katalog yayınlanmıştın. Yayın Sayın Özgen Acar tarafından T.C. Kültün Bakanlığı'na iletilmiştin.

Bu katalogda, Uşak ve çevresindeki tiimülüslerde kaçak kazılar sonucu bulunan ve yurtdış ına kaçırılan Lidya Eserleni'nin bin kısmının yen aldığı gönülmü ştün. Kaçakçılık olayları sırasında ele geçirilen buluntularla, katalogdaki esenlenin benzerliğini ve bu esenlenin ülkemize ait olduğunu belirten bin mektup, 10 Haziran 1386 tarihinde MET Müdünü'ne gönderilmiştir.
24 Haziran 1986 {tarihinde Charles Koczka (ABD Gümrük İdaresi'ne bağlı olarak llew York'da çalı şan ve görevi eski eser kaçakçılığı ile mücadele olan özel gümrük ajanı) Türk Hükümeti'nin 1973 yılında yaptığı başvuru ile ilgili olarak Başkonsolosluğunuzla temas kurmuştur. Lidya Eserleri'nin Türkiye'den çalınarak yasa dışı yollarla ABD'ne ithal edildiği inancını taşıdığını ve iadeleri için bize yardımcı olmayı kararlaştırdığını ifade ederek, eserlerin ABD'ne girişine dair bazı belgeleri Kültür Bakanlığımıza sağlamıştı r.

Metropolitan Müzesi'nce üdya Eserleri'nin alındığı dönemde mü zenin yönetiminde görev yapmış ve "Connoisseur" adlı sanat dergisinin yazı iş leri müdürlüğünü yürüten Thomas Hoving'le birlikte çalışan Melik Kaylan, 21 Şubat 1967 tarihli J.J.Klejman tarafından Dr.Von Bothmer adına düzenlenmiş iki adet faturayı, 28 Mart 1967 tarihli "Doğu Yunan Hazinesi'ne tahsis edilen fonlar"a ilişkin Von Bothmer imzalı memorandumu ye Müze Satınalma Komitesi'nin 7 Kasım 1968 tarihli toplantı tutanağını özel olarak temin etmiş ve T.C. Kültür Bakanlığ? ?'na ulaştırmıştır.
10 Haziran 1986 tarihinde MET'e gönderilen mektubun olumsuz yanıtlanması ve Charles Koczka ile Melik Kaylan tarafından sağlanan belgelerin varlığı eserlerin geri alınabilmesini ancak bir dava aracılığı ile m? ?mkün olabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, Koczka ve Kaylan'ın bugünkü başarıya katkıları büyüktür.

36 Mayıs 1987 arihinde Türk H? ?kümeti'ni temsil eden Botein, Hays and Sklar isimli hukuk firmasında görevli avukatlarımız Harry l. Rand ve Lavvrence M. Kaye aracılığıyla Metropolitan Museum of Art aleyhine llew York Federal Mahkemesi'nde dava açılmıştı r.
Dava dilekçesinde, Lidya Eserleri'nin ülkemize ait olduğu, kaçak kazılarla bulunarak kaçırıldığı ve ABD'ne ilk kez 1966-1967 yıllarında girdiğini kanıtlayıcı bilgi ve belgeler yer almıştır.

1966 ve 1967 yıllarında ABD'ne ithal edilen eserlere ait 6 adet gümrük giriş formu ve ekinde yer alan bazı T? ?rk firmalarına ait faturalar kaçakçılığın yapıldığı yıllarda yakalanan sanıkların ifadelerinde yer alan kişilerin adlarını doğrulamıştır.
Gü mrük giriş formlarından, bu eserlerin Münih, Basel ve Zürih üzerinden ABD'ne geldiği ve J.J. Klejman adlı antikacı tarafından satın alındığı anlaşı lmıştır. J.J. Klejman'ın adı 1984 yılında yayınlanan katalogda da anı lmaktadır.

Metropolitan Müzesi'nin 7 Kasım 1968 tarihli tutanağında ise satın alınmasına karar verilen eserler arasında "Greek and Roman Art"
baş lığı altında 96 parça eserden Doğu Yunan kökenli olarak sözedilmekte ve İ.Ö. 6. yüzyılın ikinci yarısına ait bu eserlerin 1966 ve 1967 yıllarında alınan "Doğu Yunan Hazinesi" gibi Orta Anadolu'nun aynı bölgesinden geldiğinin ifade edildiği belirtilmiştir. Bu eserler Metropolitan'ın 1984 katalogunda 28 Mart 1967 tarihli Müze Memorandumumda belirtilen eserlerin envanter numaralarıyla aynen yer almıştı r.

Metropolitan Müzesi'nin kaçak eserleri edinişine ilişkin bu uerilef, uşak ue çevresindeki kazılardan dolayı yakalanan sanıkların mahkeme tutanaklarıyla desteklenmiştir.

Bu lorm ve faturaların îek başlarına hukuken esaslı bir kanıt değeri taşımaya yeterli olmadıkları, nefti sadece bir karine oluş turabilecekleri düşünül düğünden, MET'e gelmiş eserlerin sayıları ve nitelikleri itibarıyla ülkemizden kaçak çıkarılmış eserlerle aynı oldukları nın kanıtlanması önem taşımaktaydı.

Bu bağlantıları aç? ?klayabilecek veriler kaçak kazılar sırasında yakalanan sanıkların ifadeleri ve mahkeme tutanaklarındaydı.
Ayrıca, bu eserlerin devlet mülkü olduğunu belirten ye bunların yurtdışına ihracını yasaklayan ilgili yasalarımız ve h? ?kümleri, açılan davada eserlerin mülkiyetini ve yasadışı ithal edildiğini kamtlayıcı bir diğer nokta olmuştur.

Temmuz 1990'da hukuksal savaş ımızda ülkemiz açısından büyük önem taşıyan ara karar New York Federal Matıkemesi'nce açıklanmıştır. Bu karar, MET'in "Bu eserlerin yeri konusunda, Türkiye'nin yeterli gayreti göstermediği ve bu nedenle davanın zaman a? ?ımına uğramış olduğu" iddiasını reddetme yönünde olmuştur. Karar uyarınca MET depoları Bakanlığımızca seçilen bilim heyetine açılmış ve dava konusu Lidya Eserleri teşhis edilmiştir.

Müze depolarında gerç ekleştirilen çalışmalar 1960'lı yıllarda kaçakçıların buldukları eserlerin tanımını İçeren itadelerle o yıllarda Burhan Tezcan tarafından yapılan kurtarma kazıları ile kaçakçılardan müsadere edilen eserlerin aynılığı bir kez daha hukuksal çerçevede kanıtlara dayanılmasını sağlamıştı r.

MET depolarında belirlenen duvar resimlerinin, kline parçalarının ve iki mermer sfenksin, mezar odaları belirlenen Uşak, Güre', flkîepe ve Manisa, Kı rkağaç, Harta tÜmülüslerinden parçalanıp sökülerek kaçırıldığı, ? ?lkemizde kalan parçalarla sağladıkları uyum nedeniye çok açık bir biçimde kanıtlanmıştır.

Tüm bu gelişmelerden sonra, davanın ilerleyen safhalarında Metropolitan Müzesi avukatları, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdü rlüğü'nü arayarak konunun dava dışında karşılıklı görüşmelerle çözümü önerilerini iletmişlerdir.
Yaklaşık bir yıl önce başlayan bu görüşmelerde teklifler değerlendilirilmiş, lidya Eserleri'nin MET'de kalması karşı lığında mali destek verilmesi, az sayıda eseri Türkiye'ye vererek, eserler üzerinde ortak mülkiyet kurulması gibi çözümleri içeren öneriler
Reddedilmiş tir.

Ekim 1993 de, 60'lı yıllarda kaçak kazılarla edinilen 363 eserin ü lkemize iadesi sağlanmıştır. Böyle bir anlaşmanın temeli bilimsel etiğe dayandırılmış ve Metropolitan Museum of Art'ın kaçak eserlerin ait oldukları topraklara geri verilmesi ilkesini mutlaka hukuksal bir davaya dayanmaksızın işletmesi Türkiye'nin eski eser kaçakçılığı ile uluslararası platformda verdiği mü cadelenin ZAFERİ olmuştur


COĞRAFİ YAPI

Uşak ili, Ege Bölgesinin İçbatı Anadolu bölümünde, Ege Bölgesi ile İç Anadolu bölgesinin birbirlerinden ayrıldığı İçbatı Anadolu eşiğinin bat kenarında, 38 derece 13 dakika ve 38 derece 56 dakika enlemleri ile 28 derece 48 dakika ve 29 derece 57 dakika boylamları arasında yer alır. Kuzeyde Kütahya, doğuda Afyon, güneyde Denizli ve batıda Manisa illeri bulunmaktadır. 5 341 km 2 alana sahip olan Uşak yüzölçü mü itibariyle iller sıralamasında plaka numarası gibi 64. sıradadır. Ülke yüzö lçümünün % 0.7 lik kısmını oluşturmaktadır.

Murat Dağı, Bulkaz Dağı ve Ahır Dağı ilin kuzey, kuzeydoğu ve doğudaki doğal sınırlarını oluştururlar. İl topraklarının batısı, Gediz vadisi ile Ege Bö lgesine açılır. İl toprakları bir çok vadiyle yarılmış dalgalı yaylalar görü nümündedir. Bu yaylalar kuzeydoğudan güneybatıya doğru alçalarak bazı kesimlerde hafif dalgalı bir görünüş alırlar.

İl arazisi genel olarak dalgalı plato görünümündedir. Kuzey ve doğu kesimleri dağlık, güney ve batı kesimleri ise ovalar ve dalgalı arazilerden oluşmaktadır. İl topraklarının % 57,5i platolardan, % 37 si dağlardan ve % 5.5 i de ovalardan meydana gelmektedir.

Zengin bir bitki örtüsü, sıcak-soğuk su kaynakları ve doğal güzelliğe sahip olan Murat Dağının zirvesini 2309 metre yükseklikte bulunan Kartaltepe oluşturmaktadır. Zirve noktası Kütahya ili sınırları içinde bulunan Murat dağı’nın Uşak sınırları içersinde kalan tepelik alanlarının ortalama yükseltisi 1500 m. civarındadır.

Bulkaz Dağı, Sivaslı ilçesinin doğu ve güneydoğusunda bulunmaktadır. Zirve noktası 1930 m. de bulunan dağın yapısında kireçtaşları hakim durumdadır. Kabaca kuzey- güney istikametinde uzanan Bulkaz Dağı, aynı zamanda Uşak-Afyon illerinin doğal sınırını oluşturmaktadır. Zengin su kaynaklarına sahip olan dağ, bitki ö rtüsü bakımından fazla zengin değildir.

Sivil Mimari Örnekleri
------- -------------------------------------------------------------------------

Bedesten : Evliya ç elebi 300 sene evvel, 300 sene evvel ki uşak’ın hanlarını, hamamlarını yazdıktan sonra uşak bir kusur gibi, noksanlık gibi(amma bezanı yoktur.) der. Bu s? ?z Uşak’lılara dokunmuş olmalı ki, her fırsatta Hacı Gedikoğlu, Hacı Mustafa Efendi Uşak’ın bu eksiğini gidermiş, çok güzel bir bedesten yapmaya geçmiştir. Yapılmasına paşa hanından üç sene sonra (1901) yılında başlanan bu yapı paşa hanı’na nazire olacak şekilde mimari bir güzelliktedir.

İki katlı,simetrik planlıdır.Eni 16m.boyu 44m, alt ve ast kat yükseklikleri 5.5m. olan yapının alt katında her iki giriş kapısı arasında uzun bir koridor bulunmaktadır. Bu koridorun sağ ve solunda sıralanmış 21 adet dükkan bulunmaktadır. Altlı üstlü 30 kadar odası vardır. Hep demir malzeme ve kireç harçlıdır. Paşa hanı’nın bir Fransız, bedestenin de İtalyan bir mimar tarafından yapıldığı söylenir. Bedestenin dış cephesindeki süsleme taşları binanın ihtişamını okşar. Bedestende paşahanı gibi şehre süs ve güzellik veren yapıt değerinde bir eserdir.

Yapının çatısının yarısı camdır. Bu nedenle üstün ışıklandırma özelliği vardır. Onarımdan sonra önce manifaturacılar ve terziler çarşısı olan bu yapı günümüzde sarraflar ve kuyumcular çarşısı olmuştur.

Tarihi Uşak Evleri :Uşak’taki tarihi evler çoğunlukla iki katlı olarak inşa edilmiştir. Tek ya da üç katlı olanlarda vardır. Zemin katlar tasarruflu bir düşünceyle günlük ve kışlık ihtiyaca göre düzenlenmiştir. Birinci katlar esas ikamet bölümü olduğu için daha fazla önem kazanmış, evin ası planı da burada teşekkül etmiştir. Üç katlı evlerde ise, genellikle yazlık olarak düşünülmüştür.

Türk evleri için karakteristik diyebileceğimiz kat aralarındaki kışlık odalar bazı Uşak Evlerinde de bulunmaktadır. Bunlar çoğunlukla kapısı merdiven sahanlığına açılan, ocaklı bir odadan ibaret mekanlar halindedir. Kullanılan inşa malzemesinin sağladığı imkanla, katlar arasında plan serbestliğine az da olsa rastlanır. Ancak, çıkmaların dışında buna pek gefrek görülmediği; sağlamlık açısı ndan mümkün olduğu kadar alt kattan yükselen beden duvarlarına uyulmak istendiği gözlenir.

Uşak evlerinin planlanmasında haremlik-selaml? ?k ayrımına rastlanmamıştır. Ancak, söz konusu anlayış , erkeklerle kad? ?nların ayrı oturmaları şeklinde uygulanmıştır. Tarihi uşak evlerinin en belirleyici özelliği ve merkezi sofa’lardır. Uşak’taki tarihi evlerin hemen hemen hepsinde küçük bir avlu ve bahçesi vardır. Evlerin avlu ve bahçeleri birbirinden farklılık gösterirler. Ancak, çoğunun ortak özelliğ, içlerinde fırın, ocak ve ekmek evi gibi elemanlarının bulunması, ön avlularında kayrak taşlar? ?yla döşeli taşlık denilen bir kısmının yer almasıdır.

İlimizde bu evlere Aybey, Işık ve Karaağaç Mahallerinde rastlamak mümkündür.


--------------------------------------------------------------------------------
MÜZELER
--------------------------------------------------------------------------------

1-Arkeoloji Mü zesi : İlimizde müzecilik çalışması 1970 yılına kadar Milli Eğitim Müdürl? ?ğünce yürütülmüştür. İlk önce Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak d? ?zenlenen bina 1 Eylül 1978 yılında Atatürk ve Etnografya Müzesinin açı lmasından sonra Arkeoloji ve idari merkez binası olarak kullanılmıştır. 1970 yı lında açılan müzede; kalkolitik dönemden başlayarak Bizans döneminin sonuna kadar uzanan bir zaman dilimine ait idol, pişmiş toprak eserler, taş eserler, cam eserler, altın ve gümüşten yapılmış çeşitli ziynet eşyaları, bronz eserler, altı n, gümüş,bronz sikkeler, heykeller, lahitler ve mezar taşları kronolojik olarak teşhir edilmektedir. 1996 yılında Karun Hazinelerinin gelmesiyle yeniden düzenlenmiş olup “Karun Hazineleri “ de bu müzede sergilenmektedir.

M? ?zenin en önemli koleksiyonu; Karun Hazineleri olarak bilinen Lidya eserleridir. 1965-1968 yıllarında kaçak kazılarla ortaya çıkarılarak Amerika’ya kaçırılan bu eserler 1993 yılında geri getirilerek, 1996 yılından itibaren müzemizde teşhire sunulmuştur. Büyük bir kısmı altın ve gümüş takılar,içki ve koku kapları, bronz kalıplar,süs eşyaları, tütsü kaplarından oluşan M.Ö. 6. yü zyıla ait Karun hazineleri 363 parçadan oluşmaktadır.

2005 Yılı İstatistiklerine göre Müzedeki eser sayısı;

Arkeolojik Eser + Sikke Sayısı = 35573

Etnoğrafik Eser Sayısı = 1447 Son 10 (On) Yılın Ziyaretçi Sayısı ;

2005 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 14 856 kişi.

2004 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 11925 kişi.

2003 Yı lı Ziyaretçi Sayısı : 14674 kişi

2002 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 15341 kişi.

2001 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 9377 kişi.

2000 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 12397 kişi.

1999 Yılı Ziyaretçi Sayı sı : 14206 kişi.

1998 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 10261 kiş i.

1997 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 14832 kişi.

1996 Yılı Ziyaretçi Sayısı : 10783 kişi.

1995 Yılı Ziyaretçi Sayısı : Tadilat nedeni ile Müze ziyarete kapalı.

2-Atatürk ve Etnografya Müzesi : Uşak, Merkez Bozkurt Mah. Hisarkapı Uluyolu No:77’de bulunan Atatürk ve Etnografya Müzesi 1890’lı yıllarda konut olarak yapılmış bir binadır.

Kurtuluş Savaşının son dönemlerinde karargah binası olarak kullanılan, Atatürk’ün 2 Eylül 1922’de esir alınan Yunan Orduları Başkomutanı General Trikopis’in teslim olduğu bina, 1 Eylül 1978’de kamulaştırılarak Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete a? ?ılmıştır.
19.yy sonlarında geleneksel Türk mimarisi tipinde inşa edilen iki katlı yapının giriş katında; Uşak halkının yaşantısını yansıtan giysiler, ünlü uşak halıları,eşme kilimleri ve kullanım araçları ndan oluşan etnografik nitelikteki silahlar, takılar ve giyim eşyaları, üst katta Anı tkabir Müzesinden getirilen Atatürk’e ait özel eşyaları ile düzenlenmiş, ? ?alışma odası, yatak odası, toplantı odası ile konuk ağırlama odası bulunmaktadır.


--------------------------------------------------------------------------------

ANTİK KENTLER :


------------------------------------------------------------------ --------------

Banaz İlçesi, Ahat Köyünde bulunan, Akmonia Antik Kenti : İlimiz, Banaz İlçesi, Ahat Köyü, Asar Mevkii, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 21.1.1983 tarih ve A- 4049 sayılı kararı ile I. Derece Arkeolojik Sit olarak tescil edilmiştir. Uşak İli merkezine 38 km. Banaz İlçesine 8km. uzaklıkta, Ahat köyü nün güney tarafında üç tarafı dere ile çevrili ( Kuruçay ) hakim bir tepe ü zerinde Akmonia antik yerleşimi yer almaktadır. Akmonia’nın İ:Ö. 7 yy’da kurulduğu Roma Devrinde önemli bir yerleşim merkezi haline geldiği bilinmektedir.Ele geçen sikkelerden buranın bir sikke darphanesine sahip olduğunu kanıtlamaktadır.En parlak dönemini İ:Ö. 1yy ile İ.S. 3yy’ları arası yaş adığı ele geçen buluntulardan anlaşılmaktadır. Antik kent büyük tahriplere uğradığı, birçok mimari parçaların taşındığı sanılmaktadır.Halen sit alanı içerisinde bazı temel taşları dışında herhangi bir yapı kalıntı sına rastlanılmamaktadır.

Sivaslı İlçesi, Selçikler Kasabasında bulunan, Sebaste Antik Kenti : İlimiz, Sivaslı İlçesi, Selçikler Kasabasında bulunan Sebaste antik kenti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 21.1.1983 tarih ve A- 4049 sayılı kararı ile I. Derece Arkeolojik Sit olarak tescil edilmiştir. Uşak İline32 km. Sivaslı İlçesine 2 km. uzaklıktaki Selçikler köyü ndeki yerleşim alanı üzerindedir. Köyde tepe mahallesinde bir höyük tespit edilmi? ?tir.Burada önceden yapılmış olan araştırmalarda İ.Ö:4 bin yıllarına ait buluntulara rastlanmıştır.Köyün güneydoğu kısmında 1966 da Nezih FIRATLI tarafından yapılan arkeolojik kazılarda iki kilise kalıntısı ortaya çı karılmış ayrıca köyün güney tarafına düşen Çingil Çayırının etrafındaki alan nekropol sahası olarak tespit edilmiş burada üç ayrı tümülü se rastlanmıştır.Bu tümülüslerin daha önce açılarak tahrip edildiği bilinmektedir. Sebaste şehri Roma imparatoru Augustus’a Sadık anlamına gelen şehirlerden biridir.Bizans devrinde piskoposluk merkezi haline gelmiştir.

Ulubey İlçesi, Sülümenli Köyü, Blaundus Antik Kenti : İlimiz, Ulubey İl? ?esi, Sülümenli Köyünün kuzey doğusunda yer alan Blaundus antik kenti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Baş kanlığı’nın 21.1.1983 tarih ve A- 4049 sayılı kararı ile I. Derece Arkeolojik Sit olarak tescil edilmiştir.

Uşak İl merkezine 40km.Ulubey İlçesine 10km. uzaklıkta bulunan Sülümenli köyünün kuzey doğusunda ç evreye hakim bir tepe üzerinde üç tarafı, dere yatağı ile çevrili yarımada gö rünümünde bir arazi üzerinde kurulmuştur. İskender’in Anadolu seferinden sonra Makedonyalılar tarafından kurulduğu ve şehir halkının kendilerine Makedonyalı Blaundus adını verdiğini bazı kaynaklardan öğrenmekteyiz. İskender den sonra Bergama krallığına daha sonra da Roma İmparatorluğuna bağ landığını ve bu zamanda önemli bir merkez olduğu görülmektedir. Şehirde bir darphanenin yanında, tapınak, tiyatro, stadyum, giriş kapısı, şehir surları ve idari binalar yer almaktadır.


----------------------------------------------------------------------- ---------
LİDYA ESERLERİ (KARUN HAZİNELERİ):
-------------------------------------------- ------------------------------------

Antik çağda Anadolu’nun batısında yer alan, güneyi Karia, kuzeyi Mysia, doğusu Frigya, batısı Ionia ve Aiolia bölgeleriyle ? ?evrili alana Lidya denmektedir.

Ünlü tarihçi Heredot’a göre ? ?ç sülalenin yönettiği Lidya’nın son sülalesi Mermnad’lar 141 yıl egemen olmuş, Lidya’nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden önemli bir ü lke olmasını sağlamışlardır.

Saray entrikalarıyla ikinci sülale Heraklidlerden krallığı ele geçiren üçüncü sülale Mermnadlar kral Gyges ile başlar. Ardys, Sadyattes, Alyattes ile devam edip Kroisos yani Karun ile son bulur. M.Ö. 7.yy’ın ilk yarısında Gyges ile başlayan Lidya imparatorluğu parayı icat ederek insanlık tarihinde önemli buluşlardan birini gerçekleştirmişlerdir. Bu buluş, İlkçağ dünyasının ekonomik gelişimini hızlandıran bir olay olmuştur.

Lidya’nın İlkçağ dünyasının en zengin ülkesi olmasının bir nedeni, Tmolos dağlarından çıkan ve Hermos nehrine karışan başkent Sardes’ten geçen Paktalos deresinin alüvyonları içindeki altı ndır. Buradan çıkarılan altın Lidya’nın kaderini belirlemiştir. Üçü ncü sülalenin son kralı Kroisos babası Alyattes’in ölümünden sonra M.Ö. 560’da tahta geçmiş ve akıl almaz zenginliği sayesinde “Karun kadar zengin” deyimiyle ününü günümüze kadar taşımıştı r.

M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dö nemine ait, Uşak’ın 25 km batısında ve İzmir Karayolu üzerinde bulunan Güre Köyü yakınlarındaki Lidya tümülüslerinden çıkarılarak kaçır? ?lan ve 1993 yılında geri alınan eserlere KARUN HAZİNELERİ denmektedir.

Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen bu hazine 1965-66-68 yıllarında kaçırılmıştır. İlk soygun 1965 yılında Toptepe tümülüsünde gerçekleşmiştir. 5 kişilik grup tünel kazarak mezar odasına ulaşmışlardır. Kapıyı kırarak içeri giren soyguncular kline ü zerinde yatan ve sadece bir tutam saçı kalmış prensesin tüm mezar hediyelerini toplamışlar ve bu eşsiz hazineyi 65000 TL’ye satmışlardır.

Toptepe tümülüsünün soyulmasından 1 yıl sonra 6.6.1966 tarihinde ikiztepe tümülüsü kazılır. Kaçakçılar mezarın tavanını delerek içeri girerler. Oda içerisinde iki kline ve üzerlerinde birer ceset vardır. Ölülerle birlikte oda içerisinde 150 parça; altın takı, gümüş kap ve tütsü kabı bulunmaktaydı. 11 kiş iden oluşan soyguncular eserleri topladıktan sonra saklamışlardır. Bir süre sonra olay jandarmaya ihbar edilir. Kaçakçılar yakalanır ama eserlerin çoğu satılmı? ?tır. İkiztepe hazinesi de Toptepe hazinesi gibi aynı kişi ve yollarla Amerika’ya kaçırılmıştır. Bu eser ise 160000 TL’ye satılmıştır.

Güre’deki 3. soygun 1968 yılında Aktepe tümülüsünde yapılır. Tesadüfen bulunan mezar odasında bu kez altın, gümüş gibi hediyeler yoktur. ? ?ünkü mezar Bizans çağında soyulmuştur. Ama odadaki duvar resimleri, klinenin boyalı ve kabartmalı ayakları duruyordu. Soyguncular bu kez, bu çok nadir eserleri yerlerinden söküp 40000 TL’ye satmışlardır. Hazinenin tamamı Amerika’daki Metropolitan Müzesindeydi. Gerideyse tahrip edilmiş anıtsal mezarlar ile talan edilmiş Lidya kültürü kalmıştı.

1985 yıl? ?na kadar gizlenen eserler o yıl sergiye çıkarılır. Teşhirde 55 eser vardır, gerisi depolarda saklanır. Müze bu sergiyle ilgili bir katalog yayınlamış ve Lidya eserlerine Doğu Yunan eseri diyerek buluntu yerini gizlemeye çalışmışlardır.

Uzun yıllar olayı araştıran gazeteci Özgen ACAR’ın konuyu basında yayınlaması üzerine Kültür Bakanlığı girişimlerde bulunarak hazineyi Metropolitan Müzesinden ister. Müzenin olumsuz tavrı üzerine 1987 yılında mü ze aleyhine, New York eyalet mahkemesine dava açılır. Kültür Bakanlığınca açılan dava üzerine bir taraftan belge toplanmaya başlanırken diğer taraftan da Uşak Müzesi eserlerin çıktığı alanda kazılara başlamıştır.

1987 yılında Aktepe tümülüsünde yapılan çalışmada, kaçak kazıdan geri kalan parçalar ele geçmiş ve buluntular çok önemli delil olmuştur. 1989 yılında ise yine Uşak Müzesi Basmacı tümülüsünde kazı yapmış ve tahrip edilmemiş Lidya dönemi mezar odasını bulmuştur. Ele geçen buluntular, kaçırılan eserlerin bu bölgeye ait olduğunu kanıtlaması aç ısından önemlidir.

En önemli belgeler ise kaçak kazıyı yapanların anlattıkları olmuştur. Olayların bilinmeyen yönleri bu sayede aydı nlanmış ve belgelendirilerek Amerika’daki avukatlara gönderilmiştir. Ayrıca, 1990 yılında eyalet mahkemesi kararıyla 4 Türk, 2 Amerikalı, 6 kişilik bilir kişi grubu, Metropolitan Müzesi depolarında tespit çalışmasında bulunarak detaylı raporu avukatlara vermiştir.

1987 yılında, zaman aşımına 3 gün kala açılan Karun Hazineleri davası 1993 yılına kadar devam etmiştir. Aynı yıl mahkemeyi kaybedeceğini anlayan müze Türkiye’ye anlaşma teklifleri getirir. Hiçbir teklif kabul edilmez. Sonuçta müze, Güre’den kaçırı lan hazineyi vermeyi kabul eder.Karşılığında ise, davadan çekilmemiz istenir. Gö rüşmeler sonunda 1993 yılında anlaşma sağlanır ve aynı yıl Karun Hazinesi ülkemize geri getirilir.

Önce Ankara’da sergilenen, 1996 yılından itibaren Uşak Müzesinde sergilenen Kroisos’un bu muhteşem hazinesi, 2500 yıl önce yaşadığı topraklardan kalan tek hazine olsa gerek.

14 yıl sahip olduğu zenginliğinin 14 gün gibi kısa sürede kaybeden Kroisos’un hazineleri 2500 yıl sonra yine talan edildi. Bu kez Karun yoktu ama hazineleri, kaçırıldığı topraklara geri gelmişti.


---------------- ----------------------------------------------------------------
TURİZM
----------------------------------------------- ---------------------------------

Turizm Tesisleri

Son 10 yıla ait ilimizde faaliyet gösteren otel, lokanta ve seyahat acentalarını gösteren çizelgeler aşağ? ?dadır.

YILI TOPLAM TESİS SAYISI TOPLAM ODA SAYISI TOPLAM YATAK SAYISI
1995 5 134 256
1996 5 134 134
1997 6 154 296
1998 6 150 286
1999 6 150 286
2000 7 230 333
2001 7 230 333
2002 7 230 333
2003 7 230 333
2004 7 230 333
2005 7 230 333

Kaynak: İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Tablo-118: Yıllara Göre İldeki Turizm İşletme Belgeli Lokantalar

YILI SAYISI SINIFI
1995 - -
1996 - -
1997 - -
1998 - -
1999 - -
2000 1 2.sınıf
2201 “ “
2002 “ “
2003 “ “
2004 2 2 ve 1.sınıf lokanta
2005 3 2 ad.1.sınıf lokanta ile 1 ad.2. sınıf lokanta

Kaynak :İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

İlde Faaliyet G? ?steren Seyahat Acentaları

İlde 3 adet seyahat acentası vardır. Bunlardan birisi (A), birisi ((B) ve diğeri ise (C) grubu olarak faaliyetlerini sürdü rmektedir.

İLİN TURİZM POTANSİYELİNİ OLUŞTURAN DOĞAL KAYNAKLAR

a) Dağlar

Dağlar il alanının kuzey-kuzey- doğu ve iç kesimlerinde kümelenmiştir. İlin % 37’sini kaplayan dağlık alanlar kapladığı alan itibariyle platolardan sonra ikinci sırada yer almaktadır.
Muratdağı : Uşak ile Kütaha sınırı boyunca uzanan dağ’ın bir kı smı il sınırları içerisinde kalmaktadır. Yüksekliği 2309 metreyi bulan Muratdağı zengin bir orman örtüsü ile kaplıdır. Doğusunda 1644 metre yü kseklikte olan Tahtalı Tepe bulunmaktadır.Murat dağı’ının Kütahya sınırları içinde kalan kesiminde kaplıcalar, yaylalar ve zengin su kaynakları bulunmaktadır. Engin bir floraya sahiptir. Kayak merkezi olabilir.

Bulkaz Dağı : Sivaslı İlçesi’nin doğusunda bulunan bu dağın yüksekliği 1990 metreyi bulmaktadır. Dağda zengin su kaynakları bulunmaktadır. Av turizmi için ideal bir yapısı vardır. Çevre Orman İl Müdürlüğünün bir projesi mevcuttur.

Ahır Dağı : Afyon-Kütahya sınırını oluşturan bu dağ? ?n bir kısmı ilimiz sınırları içerisinde kalmaktadır. Yüksekliği 1915 metreyi bulan bu dağda Kartal ve Sümbüllü tepelerinde zengin ormanlar yer almaktadı r.

Elma Dağı : Yüksekliği 1805 metreyi bulan Elma dağı merkezin kuzeyinde yer almaktadır. Geniş otlak ve yaylalarla kaplıdır.

b) Yaylalar ve Ovalar Uşak ilinin en önemli ovaları Büyük Menderes’in kollar? ?ndan olan Banaz Çayı etrafında gelişen Banaz Ovası’yla, bunun batı sındaki Uşak ovasıdır.

Uşak Ovası : Adını kenarında kurulu bulunan Uşak şehrinden alan bu ova doğu ve batı istikametine uzanmaktadı r.

Bu ovanın tabanı kalın bir alüvyon tabakasıyla örtülü dür. Kuzey ve doğu kenarı aniden yükselir. Güney yükseltisi 100 m.yi bulan tara? ?a halindeki bir tepeyle çevrilmiştir. Uzunluğu 12.km.olan bu ovanın alanı 55.000 dekar kadardır. Bu ovanın uşak ekonomisindeki önemi büyüktür.

Banaz Ovası : Adını üzerinde kurulduğu Banaz ilçesinden alan bu ova kuzeydoğudan güneybatıya doğru uzanır. Alanı 65.000 dekardır. Düz bir ova olup ortasından Banaz çayı geçmekte ve araziyi verimli bir hale getirmektedir.


Yaylalar :

Uşak merkez ve Banaz ilç elerinin kuzey hudutları içinde kalan 1200-1800 metre yüksekliğindeki murat dağı eteklerinde, batıda ise, 1050-1150 metre yüksekliğindeki itecik dağı eteklerinde iyi otlak karakterinde yüksek yaylalar bulunmaktadır. Banaz ilçesinin doğusunda bulunan Ahır dağı uzantılarında da yüksek kaliteli otlaklar mevcuttur.

c) Akarsular ve Göller :

Akarsular: İlimizde iki önemli akarsu bulunmaktadır. Bunlar, Büyük Menderes’in kolu olan Banaz çayı ile Gediz Irmağıdır. Bu akarsular ilin kuzeyindeki dağlık kesimden doğmaktadır.

Banaz Çayı : Büyük menderes’in yukarı havzasından doğan bu çay, ilin en önemli akarsuyudur. Bu su, Murat dağından doğar. Genel olarak kuzey-güney doğrultusunda akarak denizli ilinde Büyük menderes’e karış ır. Banaz çayı’nın Murat dağı’ndaki kaynağından büyük Menderes’e ulaştığı noktaya dek uzunluğu 165 km.dir.

Kuzeydoğu güneybatı doğrultulu Kasura deresi ile kuzey-güney doğrultulu Kocadere’nin birleşmesi ile oluşan Demirciler Deresi, Banaz çayı’nın en önemli koludur.



Gediz Irmağı : Murat ve eğriöz dağlarından doğan Gediz Irmağı, Uşak’ın bir başka önemli akarsuyudur. Akarsuyun kimi küçük kaynakları il merkezindedir. Irmağın, kaynağ ını aldığı Muratdağı’ndan denize döküldüğü noktaya dek toplam uzunluğu 401 km.dir. Uşakta’ki en önemli kolu Karabol deresidir.

Doğal Ve Yapay Göller Uşak il merkezinde büyük barajlar bulunmamakla beraber, daha çok sulama amaçlı göletler vardır.

Göğem Göleti : Uşak-Ankara yolu üzerindeki, göğem yol ayrımından 7 km. iç eride bulunan bu gölete asfalt bir yolla ulaşılmaktadır. Göletin çevresi ormanlı ktır. Gölet çevresinde bulunan özel mülkiyetteki arazilerde ikinci konut gelişmesi gözlemlenmektedir.

Eşme-Takmak Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesi takmak köyünde bulunan bu gölet 280 ha. Arazinin sulanması amacıyla 21 m. Yüksekliğinde 3 hm3. depolama hacmindeki Takmak Göleti inşa edilmiştir. Takmak ve çevre köylerin içme suyu ihtiyacı dipsavak çıkışından su tahsisi de yapı lmaktadır.

Eşme Üçpınar Göleti ve Sulaması : Üçpınar göleti Eşme ilçesinin kuzeyinde caberdamı mevkiinde çiftlik deresi üzerinde yer almaktadır. Yüksekliği 27 m. Ve 5,3 hm3. depolama hacminde olan bu gölet 242 ha. alan sulamaktadır.

Merkez Karaağaç Göleti ve Sulaması : Merkez ilçe karaağaç köyünde 20 m.yüksekliğinde, 1,4 hm3. depolama hacminde 164 ha.alanı sulayacak olan göletin inşaatına 1993 yılında başlanmıştı r.

Eşme Karaahmetli Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesi karaahmetli köyünde 15 m.yüksekliğinde 0,16 hm3. depolama hacminde 18 ha.alanı sulayacak gölet inşaatı 1993 yılında tamamlanmıştır.

Merkez- Mesudiye- Altıntaş Göleti ve Sulaması : Merkez Altıntaş köyünde 39 metre yüksekliğinde, 2,8 hm3. depolama hacmindeki gölet inşaatı 1997 yılında tamamlanarak 350 ha.alan sulamaya açılmıştır.

Eşme-Gü neyköy Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesi Güneyköy’de talvegten 17,6 m.yüksekliğinde, 0.364 hm3. depolama hacmindeki gölet inşaatı 1997 yılında tamamlanarak 45 ha. arazi sulamaya açılmıştır.
Eşme Ahmetler Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesi Ahmetler köyünde talvegten yüksekliği 16.5 ve 0,45 hm3. depolama hacmine sahip gölet 1999 yılında tamamlanarak 67 ha. arazi sulamaya aç ılmıştır.





Banaz Yazıtepe Yer altı Suyu Sulaması : Banaz ilçesi yazıtepe köyünde 80 ha. arazinin sulanması amacıyla 3 adet yer altı kuyusu açılarak 2000 yılında hizmete girmiştir.Bütün bu gö letlerden başka Merkez Sorkun Göleti, içme ve kullanma suyu amacıyla yapılmı ştır. Ayrıca, bu göletlerden başka uygulama programında olan DSİ tesisleri bulunmaktadır.

Küçükler Barajı ve Sulaması : Banaz ilç esindeki murat dağı eteklerinde ve Gediz Nehri havzası sınırları içinde kalan bu baraj uşak ilinde depolama ve sulama alanı açısından en büyük tesistir. Kü? ?ükler Barajı hem içme hem de sulama suyu sağlanması amacında sahiptir. Baraj ile Uşak il merkezine yılda ortalama 6,4 hm3.içme suyu sağlanacak ve Ayrancı ovasında 1604 ha.arazi sulamaya açılacaktır.Yüksekliği 35,3 m. Yükseklikte olan Küçükler barajı zonlu dolgu tipinde bir barajdır. Baraj inşaatına 1995 yı lında başlanmış olup, derivasyon kondüvisi ve baraj gövdesi tamamlanmış tır.

Banaz Kozviran Göleti ve Sulaması: Banaz ilçesinde Banaz ç ayının kolu üzerinde bulunan bu gölet 38.m.yüksekliktedir. Kozviran göleti ile 2,25 hm3. su depolanacaktır. Bu gölet 2000 yılında tamamlanmış ve su tutulmuş tur.Halen yüksek basınçlı borulu tipi olan sulama şebekesi inşaatına devam edilmektedir.

Eşme İsalar Göleti ve Sulaması : Eşme ilçesinde Gediz havzası sınırları içersinde bulunan İsalar göleti ile 88 ha. arazinin sulanması amaçlanmıştır.Zonlu toprak tipindeki gölet 27,5 m.yüksekliktedir. Bu gölet ile 0,67 hm3. su depolanacaktır.

Banaz Ahat Göleti ve Sulaması : Banaz ilçesinde banaz çayı kolu üzerinde bulunan bu gölet ile 88 ha. arazinin sulanması amaçlanmıştır.Zonlu toprak tipindeki gölet 35 m. yü ksekliktedir. Ahat göleti ile 3.05 hm3. su depolanacaktır.

PLANLANAN DSİ TESİSLERİ

Eşme Yeşilkavak Göleti ve Sulaması : Eşme ilç esinde Gediz havzası içerisinde yer alan bu gölet ile 40 ha. arazinin sulanması amaç lanmıştır. Yüksekliği 19 m.olup, bu gölet ile 0.51 hm3. su depolanacaktır.

Banaz Kızılcasöğüt Göleti ve Sulaması : Banaz ilçesinde Banaz çayının kolu olan derendere üzerinde yer alan bu gölet ile 809 ha. arazinin sulanması amaçlanmıştır. 25 m. yüksekleğindedir. Kızılcasöğüt göleti ile 4.17 hm3.su depolanacaktır. Sulama şebekesi yüksek basınçlı borulu tiptedir.

Merkez Zep Sulama Göleti ve Sulaması : Merkez ilçesinde banaz çayının kolu olan Zep deresi üzerinde yer alan bu gölet ile 297 ha. arazinin sulanması amaçlanmıştır. 24.6 m.yüksekliğindedir. bu gölet ile 2.5 hm3.su depolanacaktır. Sulama şebekesi yüksek basınçlı boru tiptedir.

Banaz Bahadır Göleti ve Sulaması : Banaz ilçesinde Banaz çayının kolu olan sıra cevizler deresi üzerinde yer alan bu gölet ile 285 ha.arazinin sulanması amaçlanmıştır. Bu göletin yüksekliği 25 m.dir. Bahadır göleti ile 1.80 hm3. su depolanacaktır. Sulama şebekesi yüksek basınçlı boru tiptedir.

d) Doğal Kaynaklar

Kaplıcalar ve Termal Tesisler

Hamamboğazı Kaplıcası : 40 lt/sn. debiye sahiptir. 60 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul edilen kaplıca, günde 12.000 kişiye hizmet verebilecek kapasitedir. Bunların % 75’i tesislerde konaklayacağı varsayımla, en az 300 nitelikli yatağa ihtiyaç duyulacaktır. Geri kalan, günübirlik kullanıma ayrılmıştır. Fiziko-kimyasal ile bakteriyolojik analizleri yapılmış, sağlık yönünden çok yararlı olduğu görülmüştür. Mide, bağırsak, karaciğer, özellikle kronik dejeneratif romatizmal hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.

Bakanlığımızca “ Termal Turizm Merkezi” olarak değerlendirilmesine yönelik talep edilen 1.298.542 m2.orman alan? ?nın Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 22.06.2004 tarih ve 262 sayılı olurları Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49 yıl süre ile tahsis edilmesi uygun görülmüştür.

Hamamboğazı termal alanında çift yataklı 26 adet bungalov tipi ev, 1 adet yüzme havuzu , 3 adet kaplıca, 1 adet idare birimi, 1 restoran, 1 sağlık odası ve 2 katlı 1 adet yüzme havuzu bulunmaktadı r.

Ormanlık alan 1.298.542 m2, ziraat şahısları, iskan yol, ve boş alan 988.652 m2. olup, tamamı 2.287.194 m2.dir.

1/1000 ile 1/5000 ö lçekli halihazır haritası yaptırılmıştır. İmar planına esas olmak üzere, Jeolojik-Jeoteknik etüdü yapılarak rapor haline getirilmesi için ihalesi yapılmış olup, süreç devam etmektedir.

Örencik Kaplıcası : 14 lt.sn. debiye sahiptir. 38 derece sıcaklıktadır. Kişi başına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul edilirse, kaplıca, kaplıca günde 750 kişiye hizmet verebilecek kapasiteye sahiptir.İl özel İdare Müdürlüğünce 52 vila tipi konaklama yerleri yapt? ?rılmıştır. Ayrıca iki tane bay-bayan Türk hamamları bulunmaktadı r.

Emirfakılı Kaplıcası : İl bazında önemli bir kaplıca olup, özel kişi mülkiyetindedir. 1976’dan bu yana halka hizmet vermektedir. 6 lt/sn. debiye sahiptir. 36 derece sıcaklıktadır. 1985’de analizi yapılmıştır. Sağlık açısından yararlı bir kaplıca olduğu belirlenmiştir.

Aksaz Kaplıcası : Kaplıca gerek kapasitesi, gerekse doğal çevresi ile olan kaynak bütünlüğünü göz önünde bulundurulduğunda il bazında önemli bir kaynaktır. 4 lt/sn. debiye sahiptir. 1994 yılında Ulubey Belediyesi ve dönemin turizm Bakanlığınca sondaj çalışmaları yapılmış, finansman yetersizliği ve suyun kaçması endişesiyle çalışmalara ara verilmiştir.Roma dönemine ait hamam kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

Mesire Yerleri

Atatürk Parkı : Uşak’ta bulunan park 85.000 m2.lik alana yayılmıştır. Park bünyesinde lunapark, gezinti alanları bulunmaktadır. 5000 metrekarelik bir alanda müze olması bir kültür sitesinin yapılması planlanmaktadır.

Çokkozlar Piknik Alanı : Uşak’ın kuzeyinde bulunan Belediye mülkiyetindeki alan, yaklaşık 10.000 m2.dir. 70.000 m2.ye genişletilebilecek olan spor alanı olarak değerlendirilebilir.

Sivaslı Evrenli Parkı : İlimiz,Sivaslı ilçesinde bulunan ve merkez ilçeye 1 km. uzaklıkta bulunan parke asfalt yolla bir yolla ulaşılmaktadır. Dağın eteklerinde bulunan parkta, kısmen doğal ağaçlık, kısmen de çam ağaçlandırılması yapılmış alanlar vardır. Piknik alanı olarak düzenlenmiştir.

Banaz Evrendede Mesire Yeri : Uşak-Ankara karayolundan ayrılan asfalt bir yolla, çam ormanları içerisinden ulaşılmaktadır. Alanda Orman Bakanlığı’nın tesisleri bekçi evi, açık yüzme havuzu bulunmaktadır. Mesire yerinin alt alt yapı sı tamamlanmış, çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Hamamboğazı Piknik Alanı : Uşak-Ankara yolu üzerinde, hamamboğazı kaplı calarından yaklaşık 1 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Piknik alanı olarak dü zenlenmiştir.

Ulubey Çamlığı : Ulubey kent girişinden 500 m. önce kanyona açılan bir alandır. 80.000 m2.lik alan 1969 yılında Belediye tarafından tesis edilmiştir. Mülkiyeti Belediye’ye aittir. Alanda 100 m2.civarında bir kafetaryatdan başka herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Çamlık alan? ?ndan vadi tabanına inen merdivenler bulunmaktadır.

Avgan Su Deposu : Ulubey-Karahallı yolu üzerinde 5 km.dedir. Avgan belediyesine ait su depolarının bulunduğu alan mesire yeri olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, ilimizde orman ağaçlandırma çalışmaları devam etmektedir. Bunlardan, başka Ulubey -Karahallı yolu girişinde (965 ha.) Azıtepe Orman Ağaçlandırması, Uşak-İzmir çıkışında (280 ha) Gençlik OrmanıOrganize Sanayi çevresinde Güre ve izci ağaçlandırma sahaları gibi, yerel halka açık mesire yerleri bulunmaktadır.

Kanyonlar Uşak ilinin güney ve güneybatı kesiminde, jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşmuş kanyonlar bulunmaktadır.

Ulubey ilçesinde, sırtlarda bulunan Belediye, Uşak-Karahallı yolu’nun doğ usunda bulunan Kazancı deresinin ve Banaz Çay’ının oluşturduğu kanyonların toplam uzunluğu 75 km.ye ulaşmaktadır.

Ulubey Belediye’si, İller Bankası vasıtasıyla peyzaj çalışmaları yaptırmı ştır. Vadinin sırtlarında düzenleme ve doğal yapıyı bozmayacak günü birlik tesisler yapılması düşünülmektedir. Sırtlarda bulunan Belediye’ye ait çamlığı bağlayan bir merdiven bulunmaktadır.

Kaynak bü tünlüğü görülebilen bir başka yer ise, Blaundus Kentidir.

Kent, kanyona açılan hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur.Kanyonları oluşturan Kazancı Deresi ve Banaz Çayı’nda, Uşak atıksuyu dolayısıyla kirlenme görülmektedir.

Deri Organize Sanayi ve arıtma tesislerinin kullanı lmaya başlanmasıyla kirlilik ortadan kaldırılabilecektir.

Anıt Ağaç

İlimiz,Banaz İlçesi, Bahadır Köyü Tepedelen mevkiinde bulunan çam ağacının;

Boyu : 11 m.

Çapı : 3.05 m.

Çevresi : 9.60 m.

Rakım : 1.870 m.

Yaşı : 500-1000 yıl arası

Kapladığ ı alan : 380 m2.dir.

Yedi kişinin kollarıyla ancak sarabildiği “ Çam Ağacı” Orman Bakanlığı tarafından “ Anıt Ağaç” tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Gerçekten görü lmeye değer nadide tabiat değerlerinden birisidir.

SPORTİF TURİZM FAALİYETLERİ

Cirit Sporu : ata sporlarımızdan olan Atlı Cirit sporunu örf, adet ve geleneklerimize uygun olarak yaptırmak, spor disiplinine sahip sağ lıklı nesillerin yetişmesine yardımcı olmaktır.

İlimizde her yı ıl Nisan ayında Türkiye genelinde müsabakalar düzenlenmektedir.

Cirit sporu, ekipler arasında sahada karşılıklı olarak yerlerini alırlar, hakem oyunu başlatır, bir oyuncu çıkarak ekibe giderek ve ekibe en az on (10) metre mesafeden ciritini atar, atını geri döndürerek süratle kendi kendine döner. Ciritini atan oyuncu rakip olmuştur. Karşı ekipten bir oyuncu çıkarak rakibini kovalar ve yine en az on ( 10) metre yükseklikten ciritini atarak, rakip oyuncuya vurmak ister. Ciritini atan oyuncu geri dönerek süratle yerine döner.

Rakibine cirit vuran veya vurma pozisyonuna girerek ciritini atmayıp, bağışlayan, rakip oyuncunun attğı ciriti eliyle yakalayan sporcuya puan verilir. On metreden az mesafeden cirit atan, ata cirit vuran karşı ekibin içerisine giren, oyun sahasının dışına çıkan oyuncuya da ceza puanı verilir.

Atlı cirit sporu çeviklik, ata binmede ustalık ve zeka isteyen çok yönlü bir spordur. Bu spor da atla binicisi birbirini tamamlar. Hiçbir atlı spor dalında atla binicisi kadar bütünleşmemiştir.

Geliştirilmesi Öngö rülen Turizm Kaynakları

1- Turistik açıdan tarihi ve kültürel özelliğe sahip merkezlere etkin ve sürekli bir ulaşım sağlanmalı ve ö renyerlerimize çevre düzenlemesi yapılırsa, turistik açıdan çok yararlı olacağı kanısındayız.

2- İlin kuzeyinde bulunan Muratdağı rekreasyon ve dağ yürüyüşleri için elverişli bir alandır.

3- Ulubey ilçesinde bulunan kanyonlar, doğal çevre ve diğer kaynaklarla olan ilişkileri nedeniyle doğa yürüyüşlerinin ve atla yapılacak gezintilerin gerçekleştirilebileceği alanlardır.

4- Yöremizde oynanan cirit sporu geliştirilecek başlıca sportif faaliyetlerdendir.

5- İl’deki kentsel yerleşmelerin yakınında bulunan mesire yerleri, il ölç eğinde ve kentler ölçeğinde geliştirilebilecek kaynaklardır. Her kentin çevresinde, kent için, bu nitelikteki alanların üretilmesi ile turizme kazandırılabilir.

6- Son Osmanlı döneminin izlerini taşıyan uşak kenti sivil mimari örnekleri, dini yapılar, hanlar ve hamamlardan oluşmuş tarihi doku, kent merkezi ile yapılacak projeler sonucunda il turizminin gelişmesinde işlev kazanacak niteliktedir.

7- ilimiz, Banaz İlçesi, Bahadır köyü, tepedelen mevkiinde bulunan tarihi “Anıt Ağaç “ görülmeye değer nadide tabiat varlı klarından birisidir.

8- Turizm açısından gerekli görülen kültür varlıklarının özelikle ,tarihi “Uşak Evleri’nin restorasyonunun yapı larak bulundukları alan içerisinde ev pansiyonculuğu olarak değerlendirilebilir.

Özel Kutlama Günleri

Tablo-119: Özel Kutlama Günleri

Faaliyet Yapıldığı Yer Başladığı Yıl Kutlama Tarihi Süresi (Gün)
Atatürk’ün Uşak’a Geliş Yıl Dönümü Uşak 2 Eylül 1
Banaz İlçesi Kurtuluş Günü Banaz 31 Agustos 1
Çilek Festivali Sivaslı 1987 Mayıs Ayı Son Hafta 2
Eşme İlçesi Kurtuluş Günü Eş me 3 Ağustos 1
Karahallı İlçesi Kurtuluş Günü Karahallı 2000 2 Eylül 1
Kiraz Ve Kültür Festivali Banaz 2002 27-31 Temmuz 5
Kurtuluş Yıldö mü Uşak 1-2 Eylül Günü 1
Pınarbaşı Kültür Ve Sanat Festivali Sivaslı 2000 Temmuz Ayı 1
Sivaslı İlçesi Kurtuluş Günü Sivaslı 31 Ağustos 1
Ulubey İlçesi Kurtuluş Günü Ulubey 2 Eylül 1
Uluslararası Kilim Festivali Eşme 1993 Mayıs Ayı 3
Uşak Zafer Ve Kurtuluş Haftası Uşak 1994 28.08-02.09 5
Yayla Şenlikleri Uşak 2000 10 Haziran 1



Uşak İli Arazi Dağılımı

İLÇ ELER
Tarım Alanı (ha)
Orman ve Fundalık (ha)
Çayır ve Mera (ha)
Tarım Dışı Arazi (ha)




TOPLAM

MERKEZ
87.801
39.432
3.120
6.294
136.647

BANAZ
33.949
66.948
3.000
2.403
106.300

EŞME
43.170
62.286
21.365
3.632
130.453

KARAHALLI
14.734
12.045
3.205
2.316
32.300

SİVASLI
27.358
18.655
1.561
1.026
48.600

ULUBEY
35.102
37.312
4.586
2.800
79.800

TOPLAM
242.114
236.678
36.837
18.471
534.100

YÜZDESİ
45,33
44,31
6,90
3,46
100


Tarım İl Müdürlüğü

Elma Dağı, merkez ilçenin kuzeyinde bulunmaktadır. En yüksek noktası 1805 m. olan dağın üzerinde geniş yaylalar ve otlaklar yer almaktadır.

İlin diğer önemli yükselti noktalarını Ahır Dağı ( 1915 m), Tahtalı Tepe ( 1644 m) ve Kocatepe (1298 m) oluşturmaktadır.

En önemli ovalar, U? ?ak ve Banaz ovalarıdır. İl yüzölçümünün % 5.5 lik küçük bir bölü münü kaplayan bu ovalar genelikle alüvyonlarla kaplıdır.

Uşak ovası 5 500 hektar büyüklüğünde, Uşak şehrinin kenarında bulunmaktad? ?r. 890 m. yüksekliğe sahip olan bu ova, doğu-batı uzanımlıdır. Kalın bir alüvyon tabakasıyla örtülü bulunan Uşak ovası, oldukça verimli topraklardan oluşmaktadır. Ova üzerinde de az yüksek, koyu renkli volkanik tepeler sıralanm? ?ştır. Banaz ovası 6 500 hektardır ve Büyük Menderes nehrinin önemli kollarından birisi olan Banaz çayının kenarında oluşmuştur. Kuzeydoğu-gü neybatı uzanımlı olan bu ova da oldukça verimli bir özelliğe sahiptir

Uşak ili sınırları içinde bulunan akarsular küçük çaplıdır. Üzerlerinde sulama veya elektrik üretimi amaçlı baraj kurulmamıştır. Banaz ve Gediz çayları üzerinde vatandaşlar kendi imkanları ile motopomp kurarak sulama yapmaktadır.

Akarsular

AKARSU ADI
TOPLAM UZUNLUĞU
İLİ Çİ UZUNLUĞU
DEBİSİ (M3/SN)
BAĞLANDIĞI AKARSU

BANAZ ÇAYI
155 km
133 km
146,48
BÜYÜKMENDERES

EŞME DERESİ
28,7 km
23 km
12,87
BÜYÜKMENDERES

GEDİZ ÇAYI
386 km
58,5
318,73
GEDİZ

HAMAM ÇAYI
38 km
38 km
21,44
BÜYÜKMENDERES

YAVU ÇAYI
31 km
31 km
17,34
BÜYÜKMENDERES
Bunları Biliyormusunuz.


Dünyanın en büyük 7. anıtı Uşak iline yapıldı.
Bilinen ilk büyük yangın felaketinin 1897 de yaşandığım; nakledilen bir bilgiye göre Bu yangının büt? ?n şehri kül ettiğini ve Devletin Karakıran’daki çamlıktan çam kesimine ruhsat vererek yeniden evler yapılmasına kolaylık sağlandığını,

Uşak’ta ilk şube açan bankanın 1891 yılında Osmanlı Bankası olduğunu,

Yabancı bir yazara göre 1894 te Uşak nüfusunun 11 000’i Müslüman, 1484’u Ortodoks ve 600’u ermeni olmak ü zere 13084 kişi olduğunu,

Uşak ilinin Osmanlı döneminde ticaret ve sanayide büyük bir yer tuttuğunu,
Balkan harbinde ordunun şayak kumaş ye battaniye ihtiyacının Uşak’ta bulunan dört büyük şayak fabrikasından temin edildiğini,

Dokuz mekikli Alman Jagar tezgahları ile Uşakla dokunan elbiselik kumaşların İstanbul’da Rum tüccar tarafından ‘london’ damgası vurularak Avrupa’ya gönderildiğini,
Şam’da Camii Ümmi’de 800 yıllık Konya Mevlana Camisinde 700 yıllık Uşak Halısı olduğunu,

Sultan Abdülhamit’in meclisi kapatmasına karsı ilk tepkinin Uşak tan geldiğini ve su telgrafın çekildiğini, ‘Zatı şahaneleri yıldız ISTANBUL. Mebuslarımızı dağıttığı nızdan metbuuluk hakkımızı nezlediyoruz. Uşak halkı adına Kaymakam ibrahim Tahta kılıç ve on arkadaşı’
Uşaktan gecen Alaşehir- Afyon demiryolu hattının 1897de isletmeye açıldığını
1910’da Uşak nüfusunun 15000 Müslüman, 2400 Rum, 1000 ermeni olmak üzere 18400 kişi olduğunu,

1910’da Uşak’ta iki ay devı kar yağdı ğını trenin 25 gün islemediğini, her şeyin pahalandığını.

1915’de Uşak’ta Balkanlardan gelen Türk göçmen sayısı nın 1337 kişi olduğunu,

1922’de sayıları 3920 olan azınl? ?ğın Uşak’ın yunan işgalinden kurtuluşu ile şehri terk ediklerini,

Uşak Semalarında ilk uçak sesinin (düşman) 13 Ağustos 1920 tarihinde duyulduğunu,

Uşak Seker Fabrikasının 17 Aralık 1926 yılında islemeye açıldığını,
1935 sayımında Uşak nüfusunun 9176’sı kadın, 3391’i erkek olmak üzere 17567 kişi olduğunu.

Uşakta Aksam Kız Sanat okulunun 1940 yılında öğretime baş ladığını,
1950 sayımında Uşak şehir nüfusunun 9618 l kadın 10018’i erkek olmak üzere 19636 kişi olduğunu,

2004 yılına Uşak Üniversitesinin 777 öğrenci kontenjanı 31 öğretim üyesi ve birikimli toplam 271 milyar 953 milyon TL’lik yatırımla öğretime başlayacağını; bu bilgilerin ‘YÜKSEK ÖĞRETİM GELİŞME PLANI 1992-2012” isimli dokü manda yer aldığını biliyor muydunuz.

Uşak Belediyesinin 1767 yıl? ?na kurulup İstanbul sokaklarında ve Türkiye’nin bütün yörelerinde; petrol ürünleri ve hava gazı vs. maddelerle aydınlatılırken Uşak’ta ilk elektrik santralinin kurularak, Uşak sokaklarının elektrikle aydınlandığını,Türkiye de özel girişimciliğinin sembolü olan ve ilk Şeker Fabrikasını kurmayı başaran Mollaomaroğlu Nuri Şeker’in köy, kasaba ve şehirden yumurta vs. toplayarak bu fabrikayı kurduğunu,

Dünyada ilk para basan uygarlığın Sart krallı ğı ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hazinelerine sahip olan Karun Hazinelerinin Uşak bölgesinde bulunduğu 1965 yılarında yurt dışına kaçı rılan bu hazinelerin 28 yıl aradan sonra 14 şubat 1993 Sevgililer gününde kaçı rıldığı topraklara geri döndüğünü , şimdi Uşak Müzesinde sergilendiğ ini,

Avrupanın 13000 firmasının oluşturduğu Avrupa Ticari Liderler Kulübü tarafından Fransa’ya çağrılan Sesli Tekstil Firmamıza Avrupa Kalite ödülü verildiğini, Tanrıların tanrısı, Tanrıçaların ana tanrısı Kybele’nin asıl tapıldığı yerin Dindimos (Murat Dağı) olduğunu,

Osmanlı Döneminde ilk yazılı toplu sözleşmenin Uşak deri işçileri ile işverenleri arasında yapıldığını,

Tanrı Kybele döneminde d? ?nyada ilk sünnet törenlerinin Murat Dağında yapıldığını,

1970 öncesi Büyük Çokkozlardan, Küçük Çokkozlara kadar uzanan bağların iç ersindeki cevizlerin Uşaklıların gereksinimlerini karşıladığı gibi, arttığı nı ve Uşak dışına satıldığını

1970 öncesi en güzel ? ?zümlerin Dikilitaş’taki bağlarda, en güzel domateslerin istasyon ardındaki sebze bahçelerinde yetiştiğini

Halı diyarı Uşak’ta kök boyaların çoğunun Çokkozlardaki ceviz ağaçlarının meyve kabuklarından ve çeyiz yapraklarından elde edildiğini,

1976 yılında Uşak halkevi ş ubesinin çıkardığı Yarın isimli derginin yurt içinde ve yurt dışında 1000 abonesi olduğunu biliyor muydunuz.

Konya Mevlana Müzesindeki XII. Yü zyıl yapımı Uşak halısının cm2 sinde 144 ilmik bulunduğunu

Türkiye’mizin Pamuklu gaz hidrofil bezinin tamamına yakını Uş ak’ta bulunan 16.000 pamuklu dokuma tezgahlarında dokunduğunu

1976 sonrası ABD etkisiyle Türkiye’de haşhaş ekiminin yasaklandı ğını Uşak’lı köylülerimiz ve Aydınlarımız "Şarap Üretildiği için uzum bağları sökülmez" diyerek Hür-Emek isimli bin ortaklı bir kooperatif kurduklarını. Alkolid fabrikası kurmak üzere Hükümete müracaat ettiklerini, o günkü Hükümetten Alkolid Fabrikası kurma izni alamayınca. Kooperatif Ortakları aralarına fırın işçilerini de olarak günde on bin ekmek üretebilecek bir Hür-Emek ekmek fabrikaları kurup üretime geçtiklerini

Cumhuriyet ö ncesinde Uşak’ta bulunan çeşitli öğretim kurumlarının yanında Anaokullarının da bulunduğunu
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın görev süresinin tek bir "red oyuyla" karşı çıkıp uzatılmasını engelleyenin Uşak Milletvekili Adil Turan olduğunu

Daha hormon bilinmezken Uşak bahçıvanlarının yetiştirdiği domateslerin bir kg’a yakın geldiğini.
Ulubey Derelerinde yetişen nar ve ayvaların ününü bilhassa Ulubey ekmek ayvasının ekmekle yenen bir katık olduğunu şimdi ise Yavu Çayının kurumasıyla o dilberim bağ ve bahçelerin nar ayva ağaçlarının yerinde yeller estiğini
1-13Ağustos 1920 tarihinde Uşak semalarında görülen ilk Yunan uç ağından sonra, direniş hareketlerinin her gün katlanarak arttığını
Uş ak’ın Kurtuluşundan sonra yerli azınlıkların tümünün Uş ak’tan ayrılmak zorunda kaldıklarını

Uşak’a 1915 ve 1955 lerde Balkanlardan kitlesel göçlerin geldiğini 1915 gelen göçmen sayısının 1327 olduğunu
Orgeneral Fevzi Paşa’nın Dumlupınar zaferi üzerine Müşürliğe (Mareşalliğe) 31 Ağustos 1922’de yükseltilip 1 Eylül 1922’de tebliğ edildiğini Mareşal Fevzi Çakmak’ın mareşallik rü tbesini ilk defa Uşak’ta taktığını Mareşal Fevzi Çakmağın Apoletini Kaftancıların gelini Pakize Hanım’ın işlediğini. Kemal Paşa’n? ?n ceketindeki apoleti numune olarak kullandığını. Her iki ceketi de ütüleyip g? ?nderdiğinde paşaların pek memnun kaldıklarını ve teşekkür ettiklerini “Bir özencim ve üzüntüm vardır Evimizi şereflendiren paşalarımıza o zaman (bir hoş geldiniz) diyemedim, ellerini öpemedim. O günlerin görenekleri buna mani idi. Bu medeni davranışı yapamadım diye aklımaa geldikçe üzülürüm hala” diyen Uşak’lı Hemşiremizin Kaftancıların Pakize hanım olduğunu, biliyormuydunuz?.

II.Abdülhamit’in devri saltanatım zamanında meclisi kapatmasına tepki olarak işini aşını güzele ve demokrasiye aşık beldenin insanları tarafından bugünkü bedestenin arkasındaki üst katta bulunan p.t.t. Dairesinden serbest Fırka Başkanı İbrahim Tahtakılıç, Muhuttin Atalay ve o günün kaymakçımı ve maiyeti şu telgrafı çektiğini Zat-f Şahaneleri Yıldız İstanbul Mebuslarımızı dağıtıp meclisi kapattığı nızdan metbuulup hakkımızı nez ediyoruz.Uşak Serbest Fırka 12 Azası (Derleyen Mustafa Tiritoğlu) .Bugünkü diliyle anlam: Milleti vekillerimizi dağıtıp, meclisi kapaklığınızdan, size olan uyrukluk bağımızı koparıyoruz, ayrı lıyoruz, diyerek telgraf çektiklerini biliyor muydunuz.
1980 Öncesi Uşak Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından İstanbul Fındıkzade de 99 öğrenciye hizmet verecek olan bir yurt binası yapılmaya başlanmış bu inşaat bitmeden 12 Eylül Harekatı olmuş, daha sonra bu yurt binası Uşak Valiliğince (Vali Nurettin Turan ) inşası tamamlanıp Otel olarak çalıştırılmak ve 1995 yılında terk etmek üzere Çanakkaleli bir işadamına cüzi bir fiyatla kiralandığını daha k? ?ra sözleşmesi bitmeden Uşak İl Genel Meclisince Öğrenci Yurdunun satılmasına karar verildiğini. Buna karşın Uşak halkı buna büyük tepki gösterip kısa bir sürede 15 bin imza toplayarak satışı önlediklerini biliyor muydunuz?

1993-1994 Öğretim yılında Uşak’ta Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı Tekstil Mühendislik Fakültesi ile Eğilim Fakültesinin açıldığını, bunun yanında Tekstil ve Dericilik Yüksek okulunun Öğretimine başladığını Banaz’da Seramik Yüksek Okulu Eşme’de Muhasebe Yüksek Okulu Karahallıda Tekstil Meslek Yüksekokullarını Öğretime açıldığını biliyor muydunuz.

Uşak ve Karahallı Köyleri içinde, ilk Latin Harfi öğreten Okullardan birinin Kır yaren Köyünde açıldığını Muallim Lakabıyla Seril Ağaoğlunun Uşak’ta ,Konya’da kurslar alarak Öğretmenlik Mazbatası nı aldığını bu sebepten Kırkyaren Köyü Halkının yüzde yüz okur yazar olduğunu biliyor muydunuz.

Uşaklı Ünlülerimiz.
· Prof. Dr. Siyami Ersek ( Türkiye'de İlk Kalp Naklini Yapan)
·Mehmet Tacettinoğlu (1968 - 2005)
· Hacım Muhittin Çarıklı ((1881 - 1965))
· Cengiz Küçü kayvaz (1968-)
· İskender Pala (1958-)
· Halit Ziya Uşaklıgil (1867-1945)
· ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI (1904-1946)
· Ufuk ÇAKIR
· Besim ATALAY (1882 - 1965)
· Haydar Dümen (Hakkında tartışmaların hiç bitmediği ve gündemden düşmeyen hemşehrimiz)
· Tevfik Oktay Kabakçı oğlu (Astronomide doktora yapan ilk Türk)
· Devrim Erbil (Ressam)
· Ahmedi Tacettin ibrahim
· Remzi Savaş (Heykeltıraş)
· Cemal Madanoğlu (Asker, politikacı)
· Orhan Dengiz (Eski Milli Eğitim Bakanlarımızdan..)
· İbrahim Tahtakılıç (1870-1871)
· Nuri Şeker (Torunun anlatımıyla)
· Atatü rk'ün Hanımı Latife Hanım
· İplikçi Nedim (İsmail İNCEKARA)
· Azra AKIN (Biyografi eklenecek...)
· Bülent DEMİRLEK (1. Lig Hakemlerinden)
· Akrep Nalan (Aslen Uşaklı olan sanatçı hemşehrimiz)
· Suat (Eski GS'li futbolcu)
· Turgay Tanülkü
· Şükran ŞAH
· İsmail Yalçı nlar
· Durmuş Yılmaz (1947 - .... )
· KÜTAHYA VALİSİ ŞÜKRÜ KOCATEPE
· Tuncer Salman
· Adıyaman Valisi Halil IŞIK
· Çatalca Kaymakamı Yüksel Ayhan
· Faruk SELÇUK
· Fevzi Kahraman (İha Genel Müdürü)
· Ali ÜNAL (Ünü Türkiye dışına taşmış ünlü yazar)










Etiketler:
Bu Haberle İlgili Fotoğrafları Görüntüleyebilirsiniz.
Bu Haber Toplam 2782 Defa Okunmuştur.
Facebook hesabınızla yorum yapın, Onay Beklemeyin!
   
Henüz Bu Konu Hakkında Herhangibir Yorum Yapılmamış. Yorum Yapmak İstiyorsanız Tıklayınız!
Toplam Yorum Sayısı: 0

Copyright © 2006-2014 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
E-Posta: istanbulburda[@]gmail.com
Etik Anlayışımız! - Site Haritası