Behçet Hastalığı’nda Üveit Tehlikesine Dikkat

Vücudun farklı bölümlerinde gözlemlenen yaraların yanı sıra, göz, deri, eklem, damar ve sinirlerde olumsuz etkiler yapan bir rahatsızlık olan Behçet Hastalığı, gözlerde üveit oluşumuna sebep olabiliyor.

Behçet Hastalığı’nda Üveit Tehlikesine Dikkat

Vücudun farklı bölümlerinde gözlemlenen yaraların yanı sıra, göz, deri, eklem, damar ve sinirlerde olumsuz etkiler yapan bir rahatsızlık olan Behçet Hastalığı, gözlerde üveit oluşumuna sebep olabiliyor.

BERKE EREN
BERKE EREN
31 Ekim 2017 Salı 08:49
40 Okunma
Behçet Hastalığı’nda Üveit Tehlikesine Dikkat

Vücudun farklı bölümlerinde gözlemlenen yaraların yanı sıra, göz, deri, eklem, damar ve sinirlerde olumsuz etkiler yapan bir rahatsızlık olan Behçet Hastalığı, gözlerde üveit oluşumuna sebep olabiliyor. Bugüne kadar dermatoloji alanında imza attığı başarılı çalışmalarına Dünyagöz Ankara’da devam edecek olan Doç. Dr. Celalettin Rumi Çelebi, Behçet hastalığı ve bu rahatsızlığın oluşturabileceği üveit


 

Behçet Hastalığı’nda Üveit Tehlikesine Dikkat

Vücudun farklı bölümlerinde gözlemlenen yaraların yanı sıra, göz, deri, eklem, damar ve sinirlerde olumsuz etkiler yapan bir rahatsızlık olan Behçet Hastalığı, gözlerde üveit oluşumuna sebep olabiliyor. Bugüne kadar dermatoloji alanında imza attığı başarılı çalışmalarına Dünyagöz Ankara’da devam edecek olan Doç. Dr. Celalettin Rumi Çelebi, Behçet hastalığı ve bu rahatsızlığın oluşturabileceği üveit riski hakkında önemli bilgiler paylaşıyor.

Çevresel faktörler etkili

Behçet hastalığının sebebinin tam olarak bilinmediğini belirten Doç. Dr. Celalettin Rumi Çelebi, “Hastalığın oluşumunda rol oynayan faktörler tam olarak belirlenmiş değil. Ancak Behçet Hastalığı, özellikle Türkiye, Irak ve İran gibi eski ipek yolu üzerinde bulunan ülkelerde daha sıkça gözlemleniyor. Bu sebepten dolayı, hastalığın oluşumunda genetik etkenlerin ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Kronik olarak gözlemlenen bu hastalık, kendisini ağızlar, gözler, deri ve genital bölgede oluşan ülserler ile kendisini belli ediyor. Özellikle gözlerde oluşan hasarlar, yaşanan her atakla birlikte körlüğe doğru gidebilecek sonuçlar yaşanmasına sebep olabiliyor. Eskiden Türkiye’de oluşan körlüklerde ciddi bir oran, bu hastalık sebebiyle oluşuyordu. Ancak günümüzde uygulanan etkin yöntemler ile bu risk büyük oranda azalmıştır” diyor.

Üveite yol açabiliyor

Behçet hastalığının gözlerde oluşturduğu en büyük problem olan Üveit rahatsızlığı hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Çelebi, “Göz yuvarlağının ortasındaki jel benzeri maddenin çevresini saran üç tabakadan ortadaki uvea’dır. Bu bölgede oluşan iltihaplara ise üveit denir. Üveit hastalarının %30 ila 40 arasındaki bir kesiminde, rahatsızlığın oluşma sebebi tam olarak tespit edilemez. Behçet hastalığı gibi sistematik hastalıklar ise, üveit oluşumunda büyük rol oynarlar. Göz kanlanması ve sulanması, ışığa karşı hassasiyet, lekeli ve bulanık görme, ani ışık çakmaları, göz küresinde ağrı ve ciddi görme kayıpları, bu rahatsızlığın en önemli belirtileridir” şeklinde konuşuyor.

Erken teşhis çok önemli

Behçet hastalığının tanısının, tamamen klinik bulgulara dayanarak konulduğunu belirten Doç. Dr. Çelebi, “Bu rahatsızlığın tanısında paterji testi kullanılır. Deri altına enjekte edilen bir madde yardımıyla yapılan bu test ile, 2 gün içinde iltihaplanma olup olmadığı izlenir. Pozitif çıkması halinde tanı koyulması konusunda büyük yol kat edilir. Yapılacak kan testleri ile, etkenlerin başka bir sebepten dolayı oluşmadığından emin olunur ve teşhir konulabilir. Uygulanan tedaviler, hastalığı tamamen ortadan kaldırmak yerine, şikayetlerin azalmasını sağlamak için uygulanır. Tedavinin şekli ise, hastalığın görüldüğü organa göre değişiklik gösterebilir. İltihapların çoğalmasını engellemek adına, kolsişin, kortikosteroid ve bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlar kullanılır. Tedavi süreci uzun olan bu rahatsızlık, sürekli takip gerektirir. Düzenli kan tahlilleri ve göz muayeneleri ile hastalığın durumu kontrol altında tutulabilmekte” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Celalettin Rumi Çelebi kimdir?

1955 yılında dünyaya gelen Doç. Dr. Celalettin Rumi Çelebi, deri ve zührevi hastalıklar uzmanıdır. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Dermatoloji eğitimlerini tamamlayan Çelebi, 1990 yılında Cenevre Üniversitesi Kanton Hastanesi’nde Dermatopalotoloji eğitimi aldı. ABD’de bulunan Miami Üniversitesi’nde Kuantöz Lazer Tedavisi Eğitim Programı’nı tamamlayan Doç. Dr. Çelebi, 40 yıla yakın süredir devam ettirdiği meslek hayatında tedavi ettiği on binlerce hastanın yanı sıra, önemli araştırmalara da imza attı. Dermatoloji ve Dermapatoloji konusunda pek çok ulusal ve uluslararası kurumun yönetim ve başkanlık pozisyonlarında bulunan Doç. Dr. Çelebi, meslek hayatına artık Dünyagöz Ankara’da devam edecek.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.