Kapat
 
 Firmanı Ekle - Arama Arşivi - Site İçi Arama:      


  Tüm İlçeleri
 Adalar
 Avcılar
 Bağcılar
 Bahçelievler
 Bakırköy
 Bayrampaşa
 Beşiktaş
 Beykoz
 Beyoğlu
 Büyükçekmece
 Çatalca
 Eminönü
 Esenler
 Eyüp
 Fatih
 Gaziosmanpaşa
 Güngören
 Kadıköy
 Kağıthane
 Kartal
 Küçükçekmece
 Maltepe
 Pendik
 Sarıyer
 Silivri
 Sultanbeyli
 Şile
 Şişli
 Tuzla
 Ümraniye
 Üsküdar
 Zeytinburnu
  Gazete Oku
 Akşam
 Birgün
 Bugün
 Cumhuriyet
 Evrensel
 Güneş
 Halka Tercüman
 Hürriyet
 Kurultay
 Milli Gazete
 Milliyet
 Ortadoğu
 Radikal
 Sabah
 Star
 Şok Gazetesi
 Takvim
 Türkiye
 Vakit
 Vatan
 Yeni Asya
 Yeniçağ
 Yeni Mesaj
 Yeni Şafak
 Zaman
  Önemli Adresler
 118 Rehber
 Adsl Kota Bilgi
 Askerlik İşlemleri
 Aöf Sonuçları
 Çalıntı Oto Sorgu
 Ehliyet Sonuçları
 IETT Seferleri
 Igdaş Borç Sorma
 Iski Borç Sorma
 Kpss Sonuçları
 M.E.B Sınav Sonuç
 Pasaport Başvurusu
 Piyango Sonuçları
 Sahte Para Sorgu
 Sayısal Loto
 Ssk Gün Hesabı
 Sürücü Puanı Sorgu
 Tc No Sorgu
 Tren Bilet Satış
 Vergi No Sorgu
 Önemli Telefonlar
 Ösym Sonuçları

Fatih

Tarih: 05.06.2008

Fatih, Fatih semti, Türk döneminin en ünlü ve simgesel nitelikli yerleşim alanlarından biridir.


Tarihçe
İstanbul’un ilk büyük cami ve imaretinin çevresinde oluşan ve şehri fetheden sultanın lakabını taşıyan Fatih semti, Türk döneminin en ünlü ve simgesel nitelikli yerleşim alanlarından biridir. Constantinus Suru Fatih Külliyesinin hemen batısından geçer. Haliç’e inen vadiler arasında, “dördüncü tepe” denen bu yüksek plato, sı nırları kesin olmasa da eski şehrin XI. Bölgesine tekabül eder. Constantinus’un (hd 324-337) anıt mezarı ve Martirion’u daha sonra onun yerine yapılan İustinianos’un Havariyun Kilisesi, fetihten sonra da Fatih Sultan Mehmed’in büyük külliyesi ile taçlanmış ve şehir tarihinde, her zaman büyük imparator ve sultanların anılarıyla bütünleşmiştir. Constantinus’un Martirion’unun burada bulunması, şehirin kurulduğu d? ?nemde bu bölgeye özel bir önem kazandırmıştır.
Constantinus dö neminde şehrin ana ulaşım çizgisi Aksaray üzerinden Yedikule’ye uzandı ğı için, Osmanlı dönemine göre, şehir içinde ikincil bir statüde olmasına karşın, Bozdoğan Kemeri’nin su sağlama işlevi hem önemlidir - hem Haliç ’i ve hem de Marmara’yı gören bir yerleşme alanı olması nedeniyle Constantinus döneminin ve sonrasının önemli sarayları bu bölgede yoğunlaş mıştır. 1453 yılında İstanbul’un fethiyle Fatih Sultan Mehmet ilk inşaat olarak Fatih Camiini yaptırmıştı. Zamanla Fatih Camii çevresinde yeni yeni binalar kurulmuş, böylece ilçenin çekirdeği meydana gelmiştir. İlçe, Fatih Camiinin bittiği tarihten sonra Fatih adı ile anılmaya başlanmıştır.

1204 yılında yapılan 4. Haçlı Seferi sırasında İstanbul Latinler tarafından kuşatılmı? ?tı. Bu kuşatmada şehir merkezinin kurulu olduğu ilçe yakılıp yıkılmış tı. Daha sonraki tarihlerde depremden de zarar gören şehir, harap bir haldeydi. Nitekim, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiği zaman harabe halinde olan şehrin hemen imar ve onarımına girişmişti. Bu arada Fatih Sultan Mehmet’in yanında bulunan Akşemsettin, Molla Güranî, Molla Hüsrev ve Molla Zeyrek O’na ba? ?vurarak daha önce Ayasofya ve civarı ile Pantokrator’a (Zeyrek) yerleştirilen öğrenciler için bir medrese kurulmasını istemişlerdi. Fatih, ilim adamlarının isteğini kırmayarak büyük bir cami ile onun yanına Sahn-ı Semen (Sekizli Medrese) diye anılan binalar topluluğunun yapılmasını emretmişti. 17 yıl sonra tamamlanan bu eserler ilçenin gelişmesinde en önemli rolü oynamıştı. Fetihten sonra, Eyüp İmareti inşaatını izleyerek büyük bir sosyal ve kültürel etkinlik merkezi olan Fatih Külliyesi’nin kurulması (1463-1470) saraçların ve demircilerin çalıştığı büyük Saraçhane Çarşısı ve Şehzadebaşı ’ndaki yeniçeri odalarının yapımı bu bölgede yeni mahallelerin geliş mesine neden olmuştur. Fatih Külliyesi İstanbul’a Türk döneminin karakteristik görünümünü kazandıran büyük külliyeler dizisinin ilk halkasıdır. Bine yakın çalışanı ve çevresindeki çarşılarla, bu külliye şehrin bundan sonraki gelişmesinde etkili olan yeni bir ağırlık merkezi yaratmıştır. İstanbul’un Trakya çıkışı, Bizans döneminden farklı olarak Edirnekapı’ya gelince, fetihten sonra şehirde yapılan dini ve sosyal işlevli yapılar da Haliç yamaçlarında yoğunlaşmış ve sur içinin üçte bir nüfusu Edirnekapı, SultanSelim, Fatih üçgeninde yerleşmiştir.

O dönemde Fatih Külliyesi, Edirnekapı yolunun tam ortasında bulunuyordu. Caminin dış avlusunun kuzeybatıya çıkan Boyacı ve Börekçi (ya da Çörekçi) kapıları ç evresinde bir çarşı daha oluşmuştu. 15. yy’ın sonunda ya da 16. yy’ın başında Edirnekapı yolu üzerinde Atik Ali Paşa Camii yapılmı ştır. Edirnekapı içinde Mihrimah Sultan Külliyesi’nin inşası sırası nda, cami avlusunun altında dükkânlar yapılması, Saraçhane’den Edirnekapı’ya kadar sürekli bir alışveriş ekseninin de bu yol üzerinde geliştiğini kanıtlar niteliktedir. 16. yy’da İstanbul’da yapılan mescit ve camilerin üçte biri bu bölgededir. Yine 16.yy’da, Edirne yolunun suriçindeki bö lümünde Fatih ile Edirnekapı arasında kara gümrüğü kurulmuştur. Sü leymaniye gibi Fatih’te de cami çevresinde devlet büyüklerinin, özellikle ulemanın konakları vardı. Nitekim Nicolay, Fatih Külliyesi’ne ilişkin gö zlemlerinde caminin çevresinde imam ve ulemanın oturduğunu ve her millet ve dine mensup misafirler için 200 adet kubbeli ev olduğunu yazmaktadır. (Burada külliye ç evresindeki medreseleri, tabhaneyi ve kervansarayı kastetmiş olmalıdır). Ancak, k? ?lliyenin dışında da 150 ev olduğundan söz edilir. Bunların imaretten her gün aş alanların barınakları olduğu söylenebilir. Bu odaların birçoğunun boş olduğunu da söylenmektedir. Külliyenin geniş bir sosyal program olduğu Fatih’in vakfiyesinden bilinmektedir. Sanderson bu külliyeye tahsis edilen yıllık gelirin 16. yy’ın sonunda 200.000 düka altını olduğunu kaydeder. İmaretin bu zenginliği, Fatih bölgesinde ilk 200 yılın yoğun yerleşmesinin nedenlerinden birini açıklamaktadır. Fatih Camii’nin, medreseler arasında bulunan Fatih Meydanı olarak anılan, çeşitli etkinliklere açık ve bütün kenarları düzenli bir mimari ile çevrili, dört hektar büyüklüğündeki dış avlusu Atmeydanı ’ndan sonraki en büyük şehir alanıdır. Burada medreselerde okuyan 300 ? ?ğrenciden başka, Evliya Çelebi’nin dediği gibi, “hal sahibi ve ehl-i dil olanlar da eksik değildi”. Çevresinde bulunan çarşılar, namaz vakitlerinde camiyi dolduran müminlerin çalıştığı yerlerdi. Cami avlusunda zengin bir sosyal alışveriş olduğu, şehirlinin yaşamını renklendiren birçok olayın bu avluda geçtiği açıktır. Evliya Çelebi, dış avluda Boyacı Kapısı’nın yanında, her katı minare yüksekliğinde kat kat kulübeler kuran Sultan Budala Hasan Dede’den de söz eder. 16. yy’da yapılan İskender Paşa Camii, Edirnekapı’ya doğru Bayrampaşa vadisi yamaçlarındaki Mesih Mehmed Paşa Camii, Çarşamba’daki Nişancı Mehmed Paşa Camii gibi yapılar semtin anıtsal çevresini zenginleştirmiştir. Bunlara 17. yy’da yapılan Saraç hane’deki Ankaravî Mehmed Efendi Medresesi, Bozdoğan Kemeri yanındaki Gazanfer Ağa Medresesi, yine Saraçhane’deki Amcazade Hüseyin Paşa Kü lliyesi, Fatih Külliyesi’nin karşı köşesindeki Feyzullah Efendi Medresesi gibi öğretim yapıları da eklenmiş, böylece Fatih 18. yy’a kadar başşehrin sosyal ve kültürel yaşamındaki önemli statüsünü korumuştur.



Bugün ilçemizi süsleyen Fatih Camii, daha sonraki tarihlerde y? ?kılmaya yüz tutan camiin yerine yeniden padişah III. Mustafa tarafından inşa ettirilmiştir. Fatih’in yaptırdığı eserler kümesi (külliye) içinde cami, medrese, hastahane, misafirhane, imaret, hamam, kervansaray, okul, kütüphane ve tü rbeler (Fatih Sultan Mehmet Türbesi, Gülbahar Hatun Türbesi, Nakşıdil Valide Sultan Türbesi) vardı. Zamanla Anadolu ve Rumeli’nin çeşitli yerlerinden getirilen halk İstanbul’a yerleştirilmişti. Bu arada Yenişehir’den getirilenler Yenikap? ?’ya, Konya Aksarayı’ndan getirilenler Aksaray’a, Arnavutluktan getirilenler Silivrikapıya, Ermeniler Langa’ya ve Kumkapı’ya, Eğ ri’den getirilenler Eğrikapı’ya, Karaman’dan getirilenler Karaman’a, Tiri’den getirilenler Vefa’ya, Üsküp’ten getirilenler Cibali’ye, Bursalılar çoğunlukla Eyüp’e, Kastamonulular Kazancı’ya, Trabzon’dan özel olarak seçilip getirilen gençler Fener’e, Akkâ, Gazze ve Remle Arapları Tahtakale’ye, Karamanlı Hı ristiyan Türkler Yedikule civarına, Gelibolulular Tersane civarına, İzmirliler Büyü kgalata Mahallesi’ne, Karamanlı Müslüman Türkler Büyü kkaraman’a, Konyalılar Küçükkaraman’a, Sinop ve Samsun göç menleri Tophane’ye, Manisalılar Macuncu Mahallesi’ne, Çarş amba’dan getirilenler Çarşamba’ya yerleştirilmişlerdi. Böylece ilçeye bağlı olan ünlü semt ve mahalleler yavaş yavaş oluşmaya ve şenlenmeye başlamıştı. Fatih bu arada ünlü bilginlerden Şeyh Ebü’l Vefa için bugünkü Vefa Lisesi’nin arkasındaki yere büyük bir külliye yaptırmı ştı. Külliye, Konya’da doğan Mevlânâ Celâleddin soyundan olan Şeyh Ebü’l Vefa için kurdurulmuştu.
İstanbul’a geldikten sonra ünü daha çok artan bu bilgine Fatih’in aşırı bir sevgisi vardı. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra Osmanlı Devleti’nin başına geçen padişahlarla onların sadrâzam ya da paşaları, ilçemize yaptırdıkları cami, medrese, hamam ve çeşmelerle ün kazanmışlardı. Fatih semtinin kısa zamanda geliş mesi, şenlenmesi bunlar zamanında ve bu kişilerin yaptırdıkları eserler sayesinde olmuştur. Fatih’in paşalarından Has Murat Paşa’nın kurdurduğu cami ve çevresi bugün Murat Paşa mahallesi olarak bilinir. Bunu Koca Mustafa Paşa, Küçük Mustafa Paşa, İskender Paşa ve Atik Ali Paşaların yaptırdığı külliyeler izlemiştir. Külliye yapılan yerde yerleşme daha çabuk olmuş ve Fatih semtinin çehresi daha çabuk değişmiştir. Kanunî Sultan Süleyman, Süleymaniye ve Çarşamba’daki Selimiye Camilerini yaptırmıştır. Zamanla ünlü kiş iler de ilçeye büyük eserler bırakmışlardı. Bu arada Mimar Sinan, Mihrimah Sultan, Davut Paşa, Fatma Sultan, Hacı Evhattin, Abdi Çelebi, Kâtip Muslıhıddin ve diğerleri de ilçemize ünlü eserler bırakan ve semt ve mahallelerin oluşmasını sağlayan kişilerdir. İlçe, Şehremanetinin bir ara merkezliğini yapmış ve o zaman Şehremini semti meydana gelmiştir. 18. yy, İstanbul’un eski şehri bırakarak k? ?yılar boyunca surlar dışında büyümesine tanık olur. Nitekim, Fatih semti de 18. yy’ dan sonra fazla bir gelişme göstermemiştir.

18. yy’da meydana gelen yangınlar bu eski mahalleleri yer yer yok ettiği gibi, 1766’daki bü yük depremde Fatih Külliyesi de büyük ölçüde tahrip olmuş, cami tümüyle yıkılmıştır. III. Mustafa (hd 1757-1774) tarafından yeniden yaptırılan cami 1771’de tekrar hizmete açılmış, Fatih’in ve Gülbahar Hatun’un türbeleri de ancak I. Abdülhamid döneminde (1774-1789) bitmiştir. Caminin arkasındaki kitaplık binası da 18. yy’da yapılmıştır. Kü lliyenin bir parçası olan darüşşifanın yerinde bugün, İstanbul’ un en güzel barok yapılarından biri olan Nakşıdil Sultan Türbesi ve Sebili vardır. Sonradan arsasına bir askeri rüştiye yapılan kervansaray da aynı depremde yı kılmış olmalıdır. Fatih Külliyesi’nin hamamı olan ve camiden önce yapılmış olan Irgadlar (ya da Karaman) Hamamı I. Dünya Savaşı sırası nda yanmıştır. Külliyenin bazı yapılarının depremden sonra tekrar yapı lmamış olmaları, bölgenin yerleşim alanı olarak öneminin 18.yy’ın sonunda azaldığına işaret eder. Fakat Sultan Abdülmecid’in 1851’de, Hz. Peygamber (SAV)’ in ikinci hırkası için yaptırdığı Hırka-i Şerif Camii bölgenin dini statüsünü koruduğunu gösterir. Hırka-i Şerif, giderek halkın dini yaşamında özel bir yer tutmuş ve çevresine bir semt kimliği kazandırmıştır. Fatih 1908’deki Çırçır yangınında büyük ö lçüde tahrip olmuş, 31 Mayıs 1918’deki Cibali yangınında ise yöredeki binlerce bina yok olmuştur. I. Dünya Savaşı’ndan önce ortogonal (birbirini dik açılarla kesen) sistemde bir yol dokusuyla planlanan semtte ahşap yapılar giderek küçük ölçekli iki-üç katlı apartman ve evlerle yer değiştirmiş; günüm? ?zde Fatih Belediyesi’nin Başkanlık binası olarak kullanılan yapının ? ?nüne de Filistin’de şehit olan ilk Türk havacılarının anıtı dikilmiş ve çevresine bir park yapılmıştır.

Yine de, Saraçhane’den geçen Atatürk Bulvarı ve Fatih Medreselerinin temellerini ortaya çıkararak Edirnekapı’ya uzanan büyük bulvar (Macar Kardeşler ve Fevzi Paşa caddeleri) açılana kadar, yangın yerleri dışında, Fatih’te eski sokak dokusunu ve ahşap yapılarını koruyan mahalleler vardı. Menderes’in imar hareketleri döneminde (1954-1960) yapı yoğunluğu artmaya başlayınca çok katlı beton apartmanlar giderek çoğalmış, semtin eski sakinleri yeni nüfus karş? ?sında azınlıkta kalmış, çoğu aile Fatih’i terk etmiştir. Böylece Fatih’in tarihi dokusu ve sivil mimarisinin izleri silinmeye başladığı gibi, sosyal dokusu da tümüyle değişmiştir. 1960’ta hizmete giren Belediye Sarayı ’nın da etkisiyle, artan nüfus yoğunluğu alt ticaret bölgelerinin gelişmesini teşvik etmiş ve Fevzi Paşa Caddesi boyunca, konut alanlarını işgal eden bir ticaret ekseni ortaya çıkmıştır. Bu eksen üzerinde eski Fatih Kervansarayı, bazı değişikliklerle, ticari amaçlı işlevlerle restore edilmiştir. Fatih Camii’nin, Evliya Çelebi’nin deyimiyle, “ruhaniyetli” bir mabet olması günümüze de yansımıştır. Fatih ilçesi uzun yıllar ilimiz İstanbul’un merkez ilçesi olmuştu. 1928 yılında alınan bir kararla ilçemiz, Fatih ve Eminönü olarak ikiye ayrılmıştı. Gene bu tarihte Fatih ilçesi ayrı bir ilçe yapılmıştı. 28.6.1967 tarihli ve 5366 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile il? ?emizdeki bütün bucaklar kaldırılmıştı.






Etiketler:
Bu Haber Toplam 9283 Defa Okunmuştur.
Facebook hesabınızla yorum yapın, Onay Beklemeyin!
   
Henüz Bu Konu Hakkında Herhangibir Yorum Yapılmamış. Yorum Yapmak İstiyorsanız Tıklayınız!
Toplam Yorum Sayısı: 0

Copyright © 2006-2014 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
E-Posta: istanbulburda[@]gmail.com
Etik Anlayışımız! - Site Haritası