Kapat
 
 Firmanı Ekle - Arama Arşivi - Site İçi Arama:      


  Tüm İlçeleri
 Adalar
 Avcılar
 Bağcılar
 Bahçelievler
 Bakırköy
 Bayrampaşa
 Beşiktaş
 Beykoz
 Beyoğlu
 Büyükçekmece
 Çatalca
 Eminönü
 Esenler
 Eyüp
 Fatih
 Gaziosmanpaşa
 Güngören
 Kadıköy
 Kağıthane
 Kartal
 Küçükçekmece
 Maltepe
 Pendik
 Sarıyer
 Silivri
 Sultanbeyli
 Şile
 Şişli
 Tuzla
 Ümraniye
 Üsküdar
 Zeytinburnu
  Gazete Oku
 Akşam
 Birgün
 Bugün
 Cumhuriyet
 Evrensel
 Güneş
 Halka Tercüman
 Hürriyet
 Kurultay
 Milli Gazete
 Milliyet
 Ortadoğu
 Radikal
 Sabah
 Star
 Şok Gazetesi
 Takvim
 Türkiye
 Vakit
 Vatan
 Yeni Asya
 Yeniçağ
 Yeni Mesaj
 Yeni Şafak
 Zaman
  Önemli Adresler
 118 Rehber
 Adsl Kota Bilgi
 Askerlik İşlemleri
 Aöf Sonuçları
 Çalıntı Oto Sorgu
 Ehliyet Sonuçları
 IETT Seferleri
 Igdaş Borç Sorma
 Iski Borç Sorma
 Kpss Sonuçları
 M.E.B Sınav Sonuç
 Pasaport Başvurusu
 Piyango Sonuçları
 Sahte Para Sorgu
 Sayısal Loto
 Ssk Gün Hesabı
 Sürücü Puanı Sorgu
 Tc No Sorgu
 Tren Bilet Satış
 Vergi No Sorgu
 Önemli Telefonlar
 Ösym Sonuçları

Selahattin Pınar Afife Jale Aşkı

Tarih: 15.04.2008

Selahattin Pınar Afife Jale Aşkı, Denizli'den gelen eşraf için kurulmuş bir sofrada Sadık Bey'e oğlunu sordular; Selahattin de sofradaydı.


Bir Bahar akşamı rastladım size…'
SELAHATTİN PINAR - AFİFE JALE aşkı

1902 doğumlu Selahattin PINAR,Ticaret Mektebi'ni bırakıp müziğe başladı.

Oysa babası eski Denizli Milletvekili Sadık Bey, onun hukukçu olmasını istiyordu.

Bir gün Denizli'den gelen eşraf için kurulmuş bir sofrada Sadık Bey'e oğlunu sordular; Selahattin de sofradaydı.

Sadık Bey, o yokmuş gibi 'Selahattin çalgıcı oldu' dedi.

Selahattin ayağa fırladı ve

'Babacığım, rica ederim! Ben çalgıcı değil, sanatkârım' diye itiraz etti. Sadık Bey, pek sevimsiz bir küfürle yanıtladı bu çıkışı.

Bunun üzerine Selahattin Pınar , ceketini alıp sofrayı terk etti.

Kapıdan çıkarken döndü ve babasına ş öyle dedi;

'Bir gün gelecek, benim adımla anılacaksınız.'

Sadık Bey, yanı başında duran gaz lambasını oğluna doğru fı rlattı.

Çıkan yangını güç bela söndürdüler.

Selahattin kapıyı çarpıp çıkmıştı bile.

Asla baba evine geri dönmeyecekti…



1902 doğumlu Afife JALE , İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu. Ama onun aklı tiyatrodaydı. Oysa o yı llarda, Müslüman kadınların sahneye çıkmaları yasaktı. Buna rağmen 16 yaşında talebe olarak Darulbedai'ye başvurdu ve kabul edildi.

Babası Hidayet bey, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çok uğraştı. Baş aramayınca sertleşti. Ona 'Fahişe' dediği bir gün

'Benim Afife diye bir kızım yok' diye gürledi.

Zaten Afife artık sahnede, 'Jale' adını kullanıyordu.

Sanatı için baba evini terk etti…


Hicaz makamındaki O Selahattin Pınar bestesindeki gibi

'Bir Bahar Akşamı' rastlaştılar Kuşdili Çayırında...

Hafız Burhan konserinde... Selahattin Pınar , üstadın arkasında tambur çalıyordu. Nicedir saz salonlarının en sevilen besteci ve icracıları ndandı.

Afife Jale ise Darulbedai'de sahneye çıkıp

'Tiyatrodaki ilk Müslüman kadın oyuncu' olarak tarihe geçmiş, ancak tiyatro zaptiye tarafından basılınca kapı önüne konulmuştu.

İş siz, sahnesiz ve kimsesizdi. Acısını yatıştırıcı haplarla dindirmeye çalı şıyordu.

İkisi de 25 yaşındaydı. Belki de güftedeki gibi

'İçimde uyanan eski bir arzu, dedi ki yıllardır aradığın bu.

Şimdi soruyorum büküp boynumu, daha önceleri neredeydiniz?'

dediler ve evlenmeye karar verdiler.

Gençliklerini acılar içinde harcamışlardı. Evlenince hayat boyu ıskaladıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar. Evde saklambaç oynadılar. Bahçede enginar yetiş tirip yarıştılar. 'Bir çocuk resmi' kıvamında şiirler yazdılar. Pınar çaldı; Afife dinledi. Ancak güzel günler uzun sürmedi. Afife, tiyatrosuz yaşayamıyordu ve tiyatronun boşluğunu uyuşturucularla dolduruyordu. Suriye'li bir eczacı onu morfine alıştırmıştı. Selahattin Pınar, bir gün eşinin öğle uykusu için ç ekildiği odanın anahtar deliğinden içeri baktığında, damarına morfin şırı nga ettiğini gördü ve çöktü. Morfin için eczacıyla ilişkiye girmişti Afife .

Ama Pınar , eşine öfkeden çok, merhamet duyuyordu. Onu hayata dö ndürebilmek için çırpınmaya başladı. Sürekli melankolik besteler yapar olmuştu.

'Nereden Sevdim O Zalim Kadını',



'Yalnız Benim Ol, El Yüzüne Bakma Sakın Sen',



'Ne Demiştin Niçin Caydın Sözünden' bunlardan yalnızca bir kaç ıydı.



Çırpındılar, bu gidişi geri çevirebilmek için... Olmadı!

Selahattin Pınar , kendisi de morfin tuzağına düşer gibi oldu.

Bunun üzerine Afife, 'Terk et beni' diye yalvardı ona.

'Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim' dedi.

Pınar, 6 ay sonra Afife Jale'yi terk etti. Şimdi ikisi için de en kötü yıllar başlıyordu. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkar, aşevlerinde karnını doyururken, ayrıld? ?ğı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağlardı.

Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise, hiç birlikte yatmadığı bu ikinci eşinden kısa sürede ayr? ?ldı.

Afife Jale , kimsesizliğin, terk edilmişliğin, yoksulluğun son durağı olan Balıklı Rum Hastanesi'nde bir deri bir kemik veda etti hayata… Ölümü gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi katıldı.

Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup gitti. Unutuldu.

Selahattin P? ?nar, Afife'nin ölümünün ardından paraladı kendini...



'Ayrılık Yarı Ölmekmiş',



'Kalbim Yine Üzgü n, Seni Andım da Derinden',



'Bakışı Çağırır Beni Uzaktan'



gibi nice, hicran dolu besteye imza attı. Son katıld? ?ğı radyo programında

'Hatıralar' şarkısını seslendirdi;



'Beni de alın koynunuza hatıralar. Dolanıp kalayım bir an boynunuza hatıralar...'

Bir süre sonra müdavimi olduğu Todori meyhanesine gitti, doktorların yasak ettiği ne varsa hepsini ısmarlayıp sofrayı donattı. Rakı sını yudumlarken, son nefesini verdi. 'Her yıl ölüm yıldönümümde mezar? ?ma bir büyük rakı dökün' diye vasiyet etti. 58 yıllık ömrünün son yolculuğuna mezarlıkta kendi bestesi çalınarak uğurlandı;

'Söndü yâdımda akisler gibi aşkın seheri...'






Etiketler:
Bu Haber Toplam 12727 Defa Okunmuştur.
Facebook hesabınızla yorum yapın, Onay Beklemeyin!
   
Bilgi HAKKı
14/11/2010 - 15:39
Baba ahının bir neticesi gibi görüldüğü çok aşikar, ama aşkın sersemleten rüzgarının ise onalara bir bahar verememesinin de ayrı bir gizemini görmemek mümkün değil. Bu yukarıda anlatılanların bir bölümünü de ben yazmak durumundayım. 1954 yılı İstanbul radyo evinde ilk defa reklam programı yapma teklifimi radyo evi müdürü Baki Suha Edipoğlu un erddetmesinden sonra Afife Edipoğlu kanalı ile program yapmamın temininde Üstat ile karşılaşmış ve teklifimin uygulamasındaki nakaratların kaldırılaraak kazanılan zaman içinde reklam spotu okumamızın sakıncalarını söylerken donuk ve bir okadar boş bakışlar içinde "TÜRK SANAT MUSİKİSİNE BÖYLE BİR İHANETİ BEN YAPAMAYACAĞIM BENİ AFFEDİN BİR DAHA BEN YOKUM" deyişi halen aradan geçen bunca zamana rağmen karşımdan gitmedi. Bu sözler de ilk ve son programımızın yapımına vesile oldu. Allah af ve mağfiret nasip etsin.

yasemin S.
16/02/2009 - 22:30
Sonu dram olsada,gerçek aşk

mehmet KUNC
04/07/2008 - 16:57
bu anektodu okuyanlar bana sorarsanız üzülmesinler!bu kadar ölümsüz bestelere vasıta olmuş bir aşkı kaç kişi yaşayabilir onu düşünsünler!bir insanı yaşayan bir varlık olarak hissedip yaşamı paylaşabilmenin mutluluğunun bedeli buysa herkes bu bedel için s? ?raya girsin dostlar.şarkılarda yaşayanlara ve yaşatmaya çalışanlara dinleyenlerin hakları helaldir sanırım!herkese şarkılar gibi yaşanan bir ömür diliyorum.saygılar

V. FEDAKAR
19/04/2008 - 15:07
içim acıdı, sevginin ne demek olduğunu bilirim

hüseyin ÜSTER
16/04/2008 - 14:23
ŞAHANE,,elinize sağlık.

[1]
Toplam Yorum Sayısı: 5

Copyright © 2006-2014 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
E-Posta: istanbulburda[@]gmail.com
Etik Anlayışımız! - Site Haritası