Kapat
 
 Firmanı Ekle - Arama Arşivi - Site İçi Arama:      


  Tüm İlçeleri
 Adalar
 Avcılar
 Bağcılar
 Bahçelievler
 Bakırköy
 Bayrampaşa
 Beşiktaş
 Beykoz
 Beyoğlu
 Büyükçekmece
 Çatalca
 Eminönü
 Esenler
 Eyüp
 Fatih
 Gaziosmanpaşa
 Güngören
 Kadıköy
 Kağıthane
 Kartal
 Küçükçekmece
 Maltepe
 Pendik
 Sarıyer
 Silivri
 Sultanbeyli
 Şile
 Şişli
 Tuzla
 Ümraniye
 Üsküdar
 Zeytinburnu
  Gazete Oku
 Akşam
 Birgün
 Bugün
 Cumhuriyet
 Evrensel
 Güneş
 Halka Tercüman
 Hürriyet
 Kurultay
 Milli Gazete
 Milliyet
 Ortadoğu
 Radikal
 Sabah
 Star
 Şok Gazetesi
 Takvim
 Türkiye
 Vakit
 Vatan
 Yeni Asya
 Yeniçağ
 Yeni Mesaj
 Yeni Şafak
 Zaman
  Önemli Adresler
 118 Rehber
 Adsl Kota Bilgi
 Askerlik İşlemleri
 Aöf Sonuçları
 Çalıntı Oto Sorgu
 Ehliyet Sonuçları
 IETT Seferleri
 Igdaş Borç Sorma
 Iski Borç Sorma
 Kpss Sonuçları
 M.E.B Sınav Sonuç
 Pasaport Başvurusu
 Piyango Sonuçları
 Sahte Para Sorgu
 Sayısal Loto
 Ssk Gün Hesabı
 Sürücü Puanı Sorgu
 Tc No Sorgu
 Tren Bilet Satış
 Vergi No Sorgu
 Önemli Telefonlar
 Ösym Sonuçları

İstanbulda Nereye Gidelim

Tarih: 17.04.2011

İstanbulda Nereye Gidelim, Haftasonu İstanbulda nereye gidelim? Size Güzel bir rehber hazırladık. Buraları mutlaka görmelisiniz.. Çilingoz, Sapanca, Cunda, Gölcük, Assos, Durusu, Polonezköy, Kıyıköy.


Haftasonu İstanbulda nereye gidelim? Size Güzel bir rehber hazırladık. Buraları mutlaka görmelisiniz.. (Haberin sonunda ilgili yerlerin fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.)

Çilingoz

İstanbul'un kaos ortamından kurtulmak için kamp meraklılarının akın ettiği, Karadenizin kıyısında muhteşem bir koy olan Çilingoz. Gün geçtikçe ünlenmeye devam eden çilingoz'e gitmek için hafta içini tercih etmeniz daha sakin bir zaman geçirmenizi sağlıyacak olsada hafta sonu gitmek içinde biçilmiş kaftan yerlerden biri. Denizle orman, göl ve sazlıklar içiçe geçiyor koyda. Tabiatın güzelliği, koyun sakinliği, denizin temiz olması İstanbullu tatilcileri buraya çekiyor. Çilingoz, Çatalca'nın Binkılıç Beldesine bağlı. Koya varmak için iki farklı güzergahınız var; Çatalca-Saray yolu üzerindeki Binkılıç Beldesi'nin hemen çıkışından, sağa dönüp 17 km'lik orman içi yolu takip edebilir veya Terkos Gölü'nden sonra Ormanlı, Karacaköy ve Yalıköy yolunu tercih edebilirsiniz. Binkılıç'a kadar yol asfalt. Ama sonra Çilingoz sahilini gösteren tabeladan sağa sapıyorsunuz ve karşınıza oldukça bozuk bir stabilize yol çıkıyor. Yalıköy istikametinden gelirseniz, aynı şekilde Istıranca Dağları´nın arasından uzanan toprak yolda ilerlemek zorundasınız. Çatalca'nın güzel kumsalıyla bilinen, en turistik köylerinden Yalıköyü de görmüş olursunuz böylece. Çatalca merkezden, Binkılıç Beldesine yarım saatte ulaşıyorsunuz. Bu yol üzerinde pek çok piknik alanı ve et lokantaları göreceksiniz.


Sapanca

Marmara Bölgesi`nin doğu kesiminde, Adapazarı Ovasını İzmit Körfezi oluğuna birleştiren uzun bir çukurun doğu yarısında yer alan tatlı su gölüdür.

Sapanca`nın kıyıları, doğuda Sakarya ili, batı ucunda Kocaeli İlinde kalır. Havzası 252 km2`dir. Yüzölçümü 47 km2`dir. Doğu-batı uzunluğu 17 km`dir. Kuzey-güney genişliği 5 km olup yüzeyin denizden yüksekliği 31 m`dir. En derin yeri 61 m`dir.

Göl, adını güney kıyısında kurulmuş olan ilçeden alır. Eski Türk kaynaklarında Ayan Gölü olarak geçer. Özellikle güneyindeki dağlardan inen sellerle iyi beslenen göl, fazla suyunu, doğu ucundan Çark suyu aracılığı ile Sakarya ırmağına boşaltır. Gölü besleyen dereler, Karaçay, Kuruçay, Kurtköy, Mahmudiye, İstanbul, Karadere ve Kaymakçı Dereleridir. Kuzeyinde ve güneyinde uzanan dağ eteklerinde keklik, çulluk ve tavşan avı yapılmaktadır. Gölde her çeşit tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır.

Sapanca`yı Evliya Çelebi şöyle anlatır.: "Sapanca Gölünün çevresi 24 mil`dir. Dört çevresinde kasaba gibi yetmiş altı köy vardır. Cümle halkı bu haliçin suyundan içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır.

Ürünleri çok ise de, bağları yoktur. Bahçeleri hadden aşkındır. Bu gölün kenarında bir tür kavun ve karpuz olur ki, ancak ikisini bir eşek çekebilir. Bu göl içinde seksen pare (parça) kayık ve çırnaklar (tahıl kayığı) vardır ki, köyden adam, kereste ve eşya götürürler. Bu gölde bulunan yetmiş, seksen çeşit balıktan avlanıp kar ederler. Alabalığı, sazan balığı, turna balığı gibi tatlı su balıkları gayet lezzetli olur. Gölün derinliği ekseri yerlerinde yirmi kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısında olan köylerin kadınları elbise yıkadıklarında asla sabun sürmezler. Bu gölün doğusunda iki saat uzaklıktan Sakarya Nehri geçer.Kocaeli`nde İrva Kasabası kenarında Karadeniz`e dökülür. Sakarya azıcık bir himmet ile bu göle akıtılabilir. Bu göl, İzmit Körfezine üç saat kadar yakın olduğundan ayağı İzmit Tuzlası önünde deryaya karışır. Hatta bir asırda bu gölü İzmit Körfeine katmak için yüzbinlerce kazma ve çapalı ırgat toplattırılmış ise de, İzmit Halkının buna birçok hazineler ve Nuh ömrü gerektirir diye gevşeklik göstermesi işin tamamlanmasına engel olmuş. Ama Sakarya Nehri bu göle, bu gölde İzmit Körfezine karıştırılırsa Bolu`ya kadar beş konaklık yer mamür olurdu. İstanbul Gemileri ta Bolu`ya yetişir ve İstanbul`da bir tahta üç akçeye, bir kantar odun beş akçeye olup hayratı büyük olurdu".

Elektrik İşleri Etüt Dairesi tarafından ölçmelere göre, gölün suyu kış ve ilk bahar aylarında yükselir, sonbahara doğru alçalır. İki seviye arasında 70-90 cm, bazen 120-130 cm fark görülür.

E-5 Karayolu gölün kuzey kıyısını, TEM Otoyolu ve demiryolu ise güney kısmından geçmektedir.

Sakarya` da tektonik oluşumlar sonucu meydana gelen Sapanca Gölü ve çevresi içerdiği son derece çarpıcı doğal güzellikleri ve yoğun yerleşim merkezlerinin ulaşabildiği bir konumda bulunması nedeniyle il merkezinin yanı sıra başta İstanbul olmak üzere çevredeki büyük kentlerin özellikler hafta sonları rekreasyon ve konaklama amaçlı taleplerine açık bir merkez niteliğindedir. Sapanca Gölü`nün yüksekliklerindeki Arifiye Ormanı`nda güzel kamping ve piknik alanları bulunmaktadır.

Ulusal ve uluslar arası sörf, yelken ve kürek müsabakalarının yapıldığı Sapanca Gölü bu organizasyonlarla sportif amaçlı çok sayıda ziyaretçi çekmektedir.

Cunda

Güzelliklerine doyulmayan,adeta Tanrının kullarına bir lutfu gibi olan Ayvalık’ın karşısındaki adaya Cunda deniyor.Bu adanın, Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyasindeki Yund Adaları olduğu, Yund adının giderek Cunda’ya dönüştüğü, sonucuna varıyoruz.. Ayvalık’ta, emperyalist düşmana karşı ilk asker kurşununu attırmış Komutan Ali Çetinkaya anısına, ‘Alibey Adası’ dendi. Her iki isimde kullanıla geliyor, kimse yadırgamasın, yabancı kaynaklı isim sanmasın. Bazı yetki sahibi kimseler, 1980 darbesinde, bu isimde Rumluk arama sevdasına düşmüşlerdi de... Çünkü Rum taba oraya ‘Moshonisi’ (Kokulu Ada) diyordu, bu bir... İkincisi, Piri Reis’tenyola çıktık yorum yaptık; fakat birde bakıyoruz ki, İtalyanca’da da izi var Cunda’nın, gemilerin yatay sereni anlamına geliyor. Gerçekten haritaya da baktığımızda Cunda, Yatay Seren gibi! Kısacası Piri Reis’in Yund Adaları’yla İtalyanların Cunda sözcüğü birbirine çok yakın. Üstelik Cunda’nın bir yığın adası var. Yani Piri Reis, coğrafyayla da doğrulanıyor.

Bu görüşü doğrulayan, Osmanlı döneminden kalma bir mührüde yayımladık. İşte çevirisi: Mühürde biri Arapça, diğeri Latin rakamlarıyla kazılmış tarih 1862 dir. Mührün dış kenarında büyük harflerle ve Yunanca ‘Dimarhia Moshonision’ , ortasında da Arapça harflerle ‘Daire-i Belediye, Cezire-i Cunda’ yazılıdır. Biri Yunanca, diğeri Osmanlıca yazılmış, eşanlamlı bir mühür yazısıdır bu: Cunda Adası Belediye Dairesi deniliyor. Ama ne varki Osmanlı Türkü bu adaya Cunda derken , Ortodoks Osmanlı ise ‘Moshonis’ (Kokulu Ada) diyordu!

Cunda Adası doğrusunu isterseniz ağzımızdan kimi zaman, hemde kendiliğinden, Cunda, kimi zamanda Alibey Adası olarak çıkıyor; Ayvalık’ı açık denize, iki boğazıylada kapayan ya açık denizden sonra mühürleyen, bir görünüm taşıyor. Bu adanın Ayvalık tan bakıldığında solundaki boğaza Dalyan Boğazı, sağındakine de Dolap Boğazı adı verilir. Çok eskiden bir sandalın geçebileceği kadar sığ olan Dalyan Boğazı, 1880 yılın da iki yıllık bir çalışmayla açıldı; En derin yeri bir kulaçtan üçe indirildi, yirmi kulaçta genişletildi.

Balıkesirin Ayvalık ilçesine yakın, bir Ege kasabasıdır. Cunda Adasına yapılan Boğaz Köprüsü sayesinde karayolu ulaşımı bağlanmıştır.

İstanbuldan Cunda Adasına Nasıl gidilir? İstanbuldan Cunda adasına Ulaşım Bilgileri
İstanbul’dan Cunda’ya feribot sayesinde rahatça gelinebilinir. Yenikapı’dan Bandırma’ya giden feribotlara binerseniz yolu epey kısaltmış olursunuz. Bandırmadan da Cunda adasına Susurluk ve Balıkesir üzerinden yaklaşık 3,5 saat süren bir yolunuz var.

İsterseniz uzun yolu da deneyebilirsiniz. İstanbul - İzmit - Bursa - Cunda yolu 528km uzunluğunda.

Gölcük

Her mevsim ayrı güzelliğe bürünen aladağlar eteğindeki göllerden biri de gölcük.

göknar cinsi çam ormanının ortasında yüzük taşı gibi parıldayan göl, her mevsim bir başka hoş...

günübirlik veya hafta sonu şehir atmosferinden çarçabuk kurtulmak, bölgesel yemeklerle damak zevkini yaşamak, tertemiz havada yürüyüş yapıp, görsel güzellikleri doyasıya seyretmek isteyenler bolu gölcük'e kesinlikle uğramalı.

yaz aylarında yemyeşil çimenlerin arasında yürüyüş yapmanın zevkini en iyi çıkarabileceğiniz gölcük'te, kışın bembeyaz karlar altında pastoral güzellikler sizi bekliyor. gölcük, günübirlik piknikçilerin yanısıra, şifalı suya sahip termal kaplıcaları ve turistik dinlenme tesisleriyle de ilgi çekiyor.

* nasıl gidilir ?

özel araçla yola çıkanlar, istanbul yönünden bolu dağı eteklerine kadar otobanı kullanabilir. çift yön olarak trafiğe açılan bolu dağını rahatça geçtikten sonra, bolu şehir merkezinden 13 kilometre süren, gölcük - seben - kıbrıscık yoluna sapılıyor.

orman yolunun milli parka yaklaşan bölümleri kışın sert geçtiği aylarda zincir takmak gerektiriyor. bolu'dan minübüsle gitmek isteyenler, gölcük'e gelmeden 2 kilometre önce ayrılan köy yolunda inmeliler.

* nerede kalınır ?

gölcük yolu üstündeki karacasu mevkiinde bolu termal oteli bulunuyor. bolu'ya 5 kilometre mesafedeki otel gölcük'e en yakın tesis. bölgeye tedavi için gelenlere daha ekonomik fiyatların uygulandığı tesis 5'i suit 75 odalı.

uydu yayın televizyon, direk telefon, müzik yayın gibi hizmetlerin yanı sıra restoranda canlı müzik eşliğinde bölgesel yemeklerden örnekler hazırlanıyor. konferans salonu, pastane, lobi, bar, bilardo, tenis kortu, profesyonel spor kulüpleri için sahalar, çocuk oyun odaları, disko, oyun salonu, market, jimnastik salonu ve özel otopark gibi üniteler bulunuyor.

otelin sabah kahvaltısı açık büfe. öğlen ve akşam yemeklerinde et türü ızgaralı menüler uygulanıyor. bay bayan karışık kullanılan genel termal banyolardan yararlanmak isteyenler otel müşterisi ise akşam, 21. 00-03. 00 arası ücret alınmıyor.

bölgedeki diğer oteller, köroğlu oteli, yurdaer otel(bolu), koru otel(bolu), esentepe oteli (gerede).

* ne yenir ?

gölcük kır gazinosu'nun açık ve kapalı bölümleri ile göl etrafında, yemek ve piknik yapmak olası. kiremitte odun ateşinde, köy tereyağı ile pişirilen alabalıklar, kılçığı alınmış olarak servis ediliyor. kiremitte yapılan et sote ise büyük ilgi görüyor.

kiremitte yapılan diğer bir yemek çeşidi ise, "gölcük kebabı".

bölgenin mantarlarıyla terayağı terbiye edilmiş etle yapılan kebaba tane karabiber, soğan, yeşil biber, dokates ilave edilerek pişiriliyor. "mantar mantı" sevilen yemekler arasında. kaşarlı, mantar, pastırma karışımıyla hazırlanan "gölcük böreği" bir başka lezzet.

"keşni cevizli erişte makarnası", üstüne kurutulmuş yoğurt rendelenmiş, içerisine ceviz ve tereyağı ezilerek lezzetlendiriliyor.

* alışveriş

gölcük'te alışveriş yapacak bir yer yok. çünk çevresinde yoğun yerleşim bulunmuyor. ama bolu'ya kadar gitmişken, en iyi alışverişi bolu içerisinde kurulan köy pazarından yapabilirsiniz. burada lezzetini unuttuğunuz tadlarda her türlü meyveyi ve sebzeyi mevsimine göre burada bulma şansınız var. bundan başka istanbul'dan gidenler için alışveriş yapılacak yerlerin başında koru oteli'nde satılan reçeller ve diğer yöresel ürünler geliyor.

bir de otobandan çıktıktan sonra, bolu dağı'na tırmanırken yol boyunca satılan ağaç ürünleri de alınabilecekler arasında...


* ilginç yerler

başta istanbul, ankara ve bolu'dan gelen doğaseverlerin bozulmamış bitki dokusuyla başbaşa kaldıkları göl etrafında dolaşıp piknik yaptıkları gölcük, milli park alanı içerisinde bulunuyor.

Assos

Eski adı Pedasos olan bölge Homeros’un ilk halkı leleg’lerdi. İlk yerleşim Midillli adasından İ.Ö 7.yy başlarında gelen bir gruptu. Bundan sonra İ.Ö 560 Lydia, İ.Ö 545′te Pers Hakimiyetinde yaşamıştır. Şehrin zenginleri arasında yer alan Eubolos İ.Ö 378 de krallığını ilan etti. Fakat aradan biraz zaman geçtikten sonra kölesi Hermaios onu öldürüp yerine geçti. Daha sonra Aristotales ile birlikte Platonun öğrencisi olmuştur. bölgenin kontrolünü eline geçirdikten sonra Aristotales’i Assos’ta bir felsefe okulu açmak üzere buraya çağırdı. Assos’ta 3 yıl ders verenlerden biri de Ariston’un öğrencilerinden filozof Kleantes’ti.
Bölgenin en eski yapısı bir kayalık üzerinde yer alan Athena Tapınağıdır. İ.Ö 6.yy’da Anadolu’da bulunan Dor düzeninde inşa edilen en eski yapılardan biridir ayrıca. Türkiye mimari yapısında seçkin örneklerden biri olan tapınak frizlerinde kabarmalara sahiptir.

Çanakkale-Ayvacık ilçesi Behramkale köyü civarı günümüzde Assos olarak isimlendiriliyor. İsmini antik liman kenti olan Assos’tan alıyor. Assos’ta eylül sonunda gösteri sanatları festivali düzenleniyor.

*** Assos’a Nasıl Gidilir?
* İstanbul 400
* Ankara 734
* İzmir 238
* Ayvalık 17 km illerine bu mesafede bulunan Assos’a direk otobüs bulma olanağınız yok. Çanakkale-Ayvacık-Behramkale otogarları güzergahını takip etmek gerekiyor. Dolmuşlar sahil yönüne hizmet veriyorlar. İzmir-Edremit-Küçükkuyu-Assos takip edilip Assos kavşağına ulaşılıyor. Ankaradan gelecekler için Eskişehir-Bursa-Balıkesir-Edremit güzergahı takip edilecek.

Durusu

Durusu (Terkos), İstanbul ilinin Avrupa yakasında bulunan bir göl

İstanbul’un kuzey-batısında, kente yaklaşık 40–50 km. uzaklıkta olup, 40’ 19’’ kuzey ve 28’ 32’’ doğu koordinatları arasında bulunan, lagün kökenli, az tuzlu bir göldür. Gölün denizden yüksekliği +4,5 ile -1 metre arasındadır. Fındık Dere, Deli Yunus deresi ve çok sayıda kaynak suyu ile beslenen Durusu’nun, 39 km² su alanı vardır ve en derin yeri 11 metredir.

162 milyon m³/yıl su potansiyeli ile İstanbul çevresindeki tatlı su rezervlerinin %22’sine sahiptir. Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.

Köyün tarihi yaklaşık 1000 yıl öncesine kadar dayanır. Bugünkü köyün kuzey batı istikametinde göl kenarında kale içi olarak bilinen yarım ada üzerinde Cenevizliler tarafından bir korsan yatağı olarak kurulmuştur. O zamanlar deniz ve gölün irtibat halinde olduğu, daha sonraları doğal etkenler ile bir birinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kaleiçi olarak bilinen yarım ada üzerinde bulunan kale kalıntılarında kale içinde Trikos adında bir manastırın bulunduğu ve köy ile gölün adının buradan geldiği anlaşılmaktadır.

19 yy. da İstanbul’a gelen bir Fransız elçisi şehrin susuzluğunu gözlemler ve Osmanlı Sarayından bir heyeti Fransa’ya davet eder. Fransızlar istenirse şehrin su probleminin çözümlenebileceğini belirtirler. Çizilen krokilerde Terkos gölünü su kaynağı olarak gösterirler. 1855 yılında şimdiki fabrika binasının temeli atılır ve 2 sene süresinde fabrika inşaatı bitirilerek İstanbul’a su sağlanır.

* Nasıl Gidilir ?

İstanbul'dan TEM otoyolunu kullanarak gitmek isterseniz, Hadımköy gişelerini geçtikten sonra, Hadımköy ve Durusu levhasının önünden sağa sapın. Yaklaşık 10 kilometre ilerledikten sonra karşınıza 'Tank ve Süngü' adlı bir heykel çıkıyor. Heykelin solundan düz devam edin. Yolun bitimindeki benzin istasyonu yakındaki Durusu Yassıören yönüne sapın. Askeri bölgenin bitiminde karşınıza yine Durusu levhası çıkacak. Yine sağdan yola devam edin. Yaklaşık 3 kilometre sonra Yassıören köyüne ulaşıyorsunuz. Köyün bitimindeki kavşaktan da sola saptıktan sonra ilk yol ayrımında yine karşınıza Durusu levhası çıkacak. Bunun önünden sağa sapın. Kısa bir süre sonra solunuzdaki araziyi çevreleyen büyük bir duvarın yanındaki yoldan devam edin. 10 dakika sonra Durusu köyündesiniz. İstanbul'dan Durusu, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden itibaren 80 kilometre, TEM İkitelli gişelerinden sonra da 50 kilometre, Hadımköy çıkışından itibaren 35 kilometre uzaklıkta. Durusu - Karaburun arası ise 20 kilometre

Polonezköy

İstanbul’un Anadolu yakasında Beykoz sırtlarına kurulu şirin bir yer, eski bir Polonya köyü. Polonezköy 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükümet başkanı, daha sonra da Polonyalı sürgünlerin siyasi lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kurulmuş.

Polonezköy... Şehirden uzak nefes almak için, yabani kuş sesleri ve yemyeşil tabiat eşliğinde, doğayı ve kültürü aynı anda yaşayabileceğiniz eşsiz bir cennet kösesi, İstanbul'un arka bahçesi... Bir taşra atmosferinde yemek yemek, trafik kargaşasından uzak bir yürüyüş yapmak istiyorsanız, İstanbul Beykoz ilçesinin bu şirin beldesi Polonezköy'de birkaç saat geçirebilirsiniz. Türkiye'de Polonyalıların yaşadığı bu köy, sosyolojik ve coğrafi açıdan, ilk duyuşta insana biraz çarpıcı geliyor. İşte burası İstanbul'un en güzel sürprizlerinden biridir. İstanbul'un arka bahçesinde doğanın yeşilini korumayı başardığı, insanın gerekli saygıyı gördüğü nadir yerlerden biridir Polonezköy.

Köye gelmeden, etrafı çam ağaçları ve yeşilliklerle çevrili yollardan geçerken kendinizi bir anda İstanbul'un kalabalıklığı, gürültüsü ve stresinden arınmış hissedersiniz. Polonezköy; Kilyos, Ağva ve Şile gibi İstanbul'da hafta sonu aktiviteleri için en çok tercih edilen beldelerden birisi konumunda. Yaz kış her dönemde kendine özgü güzellikleriyle pek çok aktiviteleriniz için idealdir.

Polonezköy'de hafta sonu tatili, günübirlik gezi, piknik, mangal keyfi, kaliteli ve lüks restoranlarda akşam yemeği, düğün ve muhtelif partiler gibi pek çok imkanı değerlendirebilirsiniz...

* Nasıl Gidilir?

Polonezköy'e ulaşım için en kolay ve konforlu seçenek; Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Kavacık çıkışı ve yeni Riva yolu üzerinden. Avrupa yakasından gelenler için Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü geçtikten sonraki ilk sapak, Anadolu yakasından gelenler için Fatih Sultan Mehmet Köprüsü son çıkış olan "KAVACIK" sapağından girdikten sonra biraz ilerledikten sonra "YENİ OTOBAN (Riva Yolu)" na girilir. [Düz olarak ilerleyen ve köprü altından giden yol, yeni otobandır. Düz olarak devam edin, sağdaki tali yola girmeyin. Ayrıca burada POLONEZKÖY tabelasını da göreceksiniz.]

Yeni yol asfalt ve çok konforlu. Viyadüklerden ilerlerken sağ tarafınızda Acarkent'i göreceksiniz. Bu yolda yaklaşık 4,5 km. gittikten sonra sağa "Polonezköy" sapağını göreceksiniz. Otobandan buradan çıkarak içeri doğru ilerlemeye ve sık sık karşınıza çıkacak "Polonezköy" tabelalarını izlemeye devam edin.

Bir müddet sonra karşınıza çıkacak dört yoldan yine "Polonezköy" tabelasının gösterdiği istikamette düz devam edin. Dört yoldan yaklaşık 2,5 km. sonra yine "Polonezköy" tabelasının gösterdiği istikamette sola doğru devam ederek ilerleyin. Yaklaşık 3,5 km. sonra Polonezköy'e ulaşacaksınız.

Kavacık sapapağından sonra yeni yol üzerinden Polonezköy 13-14 kilometre kadar.

Kavacık üzerinden ikinci seçeneğiniz; Kavacık çıkışından sonra yeni yola girmeyip sağa saparak BP benzin istasyonu önünden ilerleyerek de Çavuşbaşı üzerinden yine Polonezköy tabelalarını izleyerek Polonezköy'e ulaşmak mümkün.

TEM üzerinden üçüncü seçeneğiniz; TEM’in “Ümraniye Sarıgazi” çıkısından Eski şile yolu istikametine yönelip, Alemdağ’a gelindiğinde Cumhuriyet köyü doğrultusunda ilerleyip, Cumhuriyet köyüne gelindiğinde de sola dönerek ulaşılabilir.

Beykoz üzerinden dördüncü seçeneğiniz; Beykoz üzerinden Toygar’a oradan Mahmut Şevket Paşa’ya, oradan da Üçpınarlar mevkiine güneye yönelerek ulaşılabilir.


Kıyıköy

Kıyıköy, Kırklareli’nin Trakya’nın Karadeniz sahilinde, Kırklareli- Vize’ye 40 km uzaklıkta yer alan şirin bir köydür.Kıyıköy, Karadeniz’in dalgalarıyla şekillendirdiği ilginç kaya oluşumları, temiz havası, doğal dokusunun bozulmadığı, bir kısmı halen kullanılan eski köy evleri, eşsiz güzellikteki tabiatı ve lezzetli deniz ürünleri ile, huzurlu, sessiz, sakin bir tatil yeridir.

Antik çağlardan bu yana yerleşim merkezi olan Kıyıköy, Trakya’nın Karadeniz sahilinde, Kırklareli’nin bir ilçesi. Koruma altındaki yöre, İstanbul’a 164 km. uzaklıkta şirin, huzurlu, sakin bir tatil merkezi. Her iki yanından akarak denize ulaşan “Pabuç” ve “Kazan” adlı derelerin arasında yarımada gibi uzanan yüksek bir tepede yer alan Kıyıköy, çarpıcı coğrafyasıyla ilgi çekiyor. Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla oyulan kıyı kayaların kimisi anıt kaya olarak, kimi de derin mağaralar olarak göze çarpıyor. Bir zamanlar korsan teknelerin saklandığı koylar içindeki dev mağaralar günümüzde de ziyaretçilerin akınına uğrarken, Kartaltepe’den görünen manzara ziyaretçileri büyülüyor.

Mağara Manastırı: 9.yüzyılda yapılan ve Bizans döneminin dini eserleri arasında yer alan bu manastır, kayalara oyularak inşa edilmiş. İlçenin kuzeybatısındaki vadinin yamacında yonca planlı bir şapel, tek nefli büyük planlı bir kilise ile bunun yanında düzensiz yerleştirilmiş odalar, mezar şapeli ile düzgün hücrelerden oluşan kompleksin duvarlarında kazınmış haçlar, bazı resimler, çeşitli kabartmalar bulunuyor. Kıyıköy ortaçağ Salmydessosu ‘nun surla çevrili alanı içinde yer almış doğusu Karadeniz’e, kuzey ve güneye bakan yamaçları dere vadisine dimdik inerken, sadece batı yönü geçit vermiş antik kentin surları, ilk kez Lustirianus döneminde 6. yüzyılda yapılmış. 9 ve 10. yüzyılda da onarım görmüş. Duvar yüksekliği yer yer 6 metreyi bulan surların kalınlığı ise 2.20 metre.

* Kıyıköy’e Nasıl Gidilir?
İstanbul’a 160 kilometre uzaklıkta olan Kıyıköy’e gitmek için önce İstanbul üzerinden Edirne yönüne doğru giderken Çerkezköy’e ulaşmalısınız. Daha sonra buradan Saray istikametine doğru gitmek gerekiyor. Yaklaşık olarak 20 kilometre sonra Saray’a vardığınızda ilçe içinden Kıyıköy’e bir yol ayrımı olduğunu göreceksiniz. Bu yola girdikten 30 kilometre sonra Kıyıköy’e geliyoruz.



Etiketler:
Bu Haberle İlgili Fotoğrafları Görüntüleyebilirsiniz.
Bu Haber Toplam 6032 Defa Okunmuştur.
Facebook hesabınızla yorum yapın, Onay Beklemeyin!
   
Henüz Bu Konu Hakkında Herhangibir Yorum Yapılmamış. Yorum Yapmak İstiyorsanız Tıklayınız!
Toplam Yorum Sayısı: 0

Copyright © 2006-2014 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
E-Posta: istanbulburda[@]gmail.com
Etik Anlayışımız! - Site Haritası