Kapat
 
 Firmanı Ekle - Arama Arşivi - Site İçi Arama:      


  Tüm İlçeleri
 Adalar
 Avcılar
 Bağcılar
 Bahçelievler
 Bakırköy
 Bayrampaşa
 Beşiktaş
 Beykoz
 Beyoğlu
 Büyükçekmece
 Çatalca
 Eminönü
 Esenler
 Eyüp
 Fatih
 Gaziosmanpaşa
 Güngören
 Kadıköy
 Kağıthane
 Kartal
 Küçükçekmece
 Maltepe
 Pendik
 Sarıyer
 Silivri
 Sultanbeyli
 Şile
 Şişli
 Tuzla
 Ümraniye
 Üsküdar
 Zeytinburnu
  Gazete Oku
 Akşam
 Birgün
 Bugün
 Cumhuriyet
 Evrensel
 Güneş
 Halka Tercüman
 Hürriyet
 Kurultay
 Milli Gazete
 Milliyet
 Ortadoğu
 Radikal
 Sabah
 Star
 Şok Gazetesi
 Takvim
 Türkiye
 Vakit
 Vatan
 Yeni Asya
 Yeniçağ
 Yeni Mesaj
 Yeni Şafak
 Zaman
  Önemli Adresler
 118 Rehber
 Adsl Kota Bilgi
 Askerlik İşlemleri
 Aöf Sonuçları
 Çalıntı Oto Sorgu
 Ehliyet Sonuçları
 IETT Seferleri
 Igdaş Borç Sorma
 Iski Borç Sorma
 Kpss Sonuçları
 M.E.B Sınav Sonuç
 Pasaport Başvurusu
 Piyango Sonuçları
 Sahte Para Sorgu
 Sayısal Loto
 Ssk Gün Hesabı
 Sürücü Puanı Sorgu
 Tc No Sorgu
 Tren Bilet Satış
 Vergi No Sorgu
 Önemli Telefonlar
 Ösym Sonuçları

Balçiçek İlter İstanbul sohbeti

Tarih: 10.02.2012

Balçiçek İlter İstanbul Sohbeti, İsmim Yakar Çakar" dedi. "Hadi canım"diyecektim, yüzündeki ciddiyeti fark edip sustum. Talimhane'de eski usul döşenmiş, sanki başka bir tarihten kalan Çin restoranındayım


İstanbul güzel şehir, affeyle bizi!


HAFTANIN KONUĞU - BALÇİÇEK İLTER
İsmim Yakar Çakar" dedi. "Hadi canım"diyecektim, yüzündeki ciddiyeti fark edip sustum. Talimhane'de eski usul döşenmiş, sanki başka bir tarihten kalan Çin restoranındayım. İki canlı yayın arasında biraz da nefes almak için çıktığımda fark ettim kırmızı fenerlerini... "Siz mi servis yapıyorsunuz?" diye sordum karşımda dimdik duran, yaklaşık 85- 90 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim adama... "Evet" dedi. "Bugün ben sizinle ilgileneceğim. Ekşili acılı çorba içersiniz herhalde..." Yaptı. Ne zaman gitsem yakından ilgilendi. İsmi gerçekten de Yakar Çakar. Sohbet ettikçe, daha doğrusu biraz işitme problemi yüzünden karşılıklı bağrıştıkça ondan daha çok etkilenmeye başladım. O ve restoranın hikâyesi beni hep aynı düşünceye itti. "İstanbul... Her zaman beni şaşırtmayı ve büyülemeyi beceriyorsun..." İstanbul'daki ilk Çin lokantası Talimhane Lamartine Caddesi'nde 1957 yılında kurulmuş. Çin Komünist rejiminden kaçan Wang Zhensan, yanında eşi Fatima ve 8 çocuğuyla Himalaya Dağları'nı aşarak İstanbul'a gelmiş... Şaka değil. Wang Zhensan ile Yakar Çakar'ın tanışması da o tarihe rastlıyor. Yakar Çakar, kurulan ilk Çin restoranında hem kasaya bakmış, hem garsonluk yapmış, hem mutfağı idare etmiş hem de sekiz çocukla yakından ilgilenmiş. 1961 yılında restoranın sahibi vefat edince anne Fatime ile büyük oğlu İsa, Yakar Çakar'ın da yardımıyla mekânı ayakta tutmaya devam etmiş...
Mısır Çarşısı'na girer girmez sola döndüğünüzde, dimdik bir merdiven...

Dar ama çinilerin maviliği sonsuzluk hissi veriyor. Pandeli Restoran tam karşınızda... Şanslıysanız pencere kenarında yer bulursunuz ve Haliç manzarasına, Karaköy'e ve Galata Kulesi'ne uzaktan bakarsınız. Sahibi Pandeli, Niğdeli Rumlardan... İstanbul'da yapmadığı iş kalmamış. Hamallık, bakkallık... Bir gün bir köftecide bulaşıkçılık yapmaya başlamış ve iyi köftenin sırlarını öğrenmiş. Çukur Han'ın merdiven altında köfte satmaya başlayan Pandeli, Eminönü'nde şimdiki Ticaret Üniversitesi'nin olduğu yerde ilk mekânını açmış. Entelektüellerin, siyasilerin ve özellikle Atatürk'ün uğrak mekânı olan restoran 6-7 Eylül olaylarında yağmalanmış ve yıkılmış. Pandeli küsüp Atina'ya dönmek üzereyken Menderes ve Bayar'ın girişimiyle bugünkü Pandeli Restoran kurulmuş. Aşçı Nazım Telli ve Süleyman Çelik tam 45 yıldır o mutfakta görev yapıyor. Şef garson ise yine 45 yıllık deneyimli bir isim, Zeki Kösedağ...

80-90 yaşına kadar aynı restoranda hizmet vermek... Tam 45 yıldır her sabah aynı heyecanla kalkıp aynı heyecanla o mutfağa girmek...

İstanbul güzel şehir

Affeyle bizi

Gerçi övemedik ufkunu, mehtabını, denizini dizelerine bayılırım Fethi Giray'ın. İstanbul gerçekten güzel ama onu asıl özel kılan insanları diye düşünüyorum.

Her köşe başında, her yeni mekanda başka bir hikaye gizli.

Deştikçe, şöyle bir perdeyi araladıkça dökülüyor... Döküldükçe da şaşırtmaya devam ediyor.

Bugünlerde Karaköy ve çevresine sıkça gidiyorum. İstanbul deyince Levent, Bebek, Nişantaşı hatta Taksim bile gelmiyor ki benim aklıma... Fatih geliyor en başta... Ne bileyim, Karaköy, Eminönü, Galata... Bu karlı günlerde Şişhane'ye kadar Metro ardından ünlü tünel... 1 dakika sürüyor mu sürmüyor mu bilinmez... Tünel'e her binişimde "Ne hayatlar gelmiş geçmiş" diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Örneğin bizim Tünel'in dünyanın Londra'dan sonra en eski ikinci metrosu olduğunu biliyor muydunuz? Fransız mühendis Eugene Henri Gavand, dönemin ticaret ve bankacılık merkezi olan Galata ile sosyal hayatın kalbinin attığı Pera arasında sürekli mekik dokuyan insanlar için yapmış bu alternatif yolu. Tünel 17 Ocak 1875'te ilk yolculuğunu yapmış. İlk yapım maliyeti 180 bin Osmanlı Lirası. Tesislerinin enerjisi 150 beygir gücünde iki buhar makinesiyle sağlanmış. İlk sefere başladığında iki tarafı açık olan vagonlar, elektrik olmadığı için gaz lambalarıyla aydınlatılmış. Müthiş değil mi?

Şimdi bizler hala o tünele binip Karaköy meydanına ulaşabiliyoruz.

Neden mi yazdım tüm bunları?

Bir şehrin gelişmesi, modernleşmesi, alt yapı çalışmaları, eklenen alternatif yolları, toplu taşımanın ilerlemesi iyi hoş güzel de...

Bir de şehri şehir yapan detaylara, o neredeyse tarihi oluşturacak özel mekanlara, hatta o özel insanlara sahip çıkmak gerekiyor. İstanbul'u özel, güzel ve aşık olunası kılan kuşkusuz alt geçitleri, otobanları, gökdelenleri ya da yeni metrosu değil...

Yaşadığımız hatırlanası en özel anlar da oralarda değil...

Şehri geliştirelim ama genlerine sahip çıkalım derken budur kastettiğim...

İnci pastanesinden, Emek sinemasına kadar koparılan yaygara budur.

Lafı uzatmayalım... Karlı bir İstanbul gününde, kendinize bir tatil verdiyseniz eğer, Karaköy'e uğramanızı öneririm. Namlı'da müthiş bir kahvaltı, ardından daracık sokakların birinde bir köşe başında, 'Karabatak'ta kahve ya da çay öneririm. Yerleşin rahat koltuklardan birine ve düşünün "Kimler geldi kimler geçti bu şehirden" diye...



Etiketler: İsmim Yakar Çakar dedi Hadi canımdiyecektim, yüzündeki ciddiyeti fark edip sustum, Talimhanede eski usul döşenmiş, sanki başka bir tarihten kalan Çin restoranındayım, İki canlı yayın arasında biraz da nefes almak için çıktığımda fark ettim kırmızı fenerlerini, , , Siz mi servis yapıyorsunuz? diye sordum karşımda dimdik duran, yaklaşık 85- 90 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim adama, , , Evet dedi, Bugün ben sizinle ilgileneceğim, Ekşili acılı çorba içersiniz herhalde, , , Yaptı, Ne zaman gitsem yakından ilgilendi, İsmi gerçekten de Yakar Çakar, Sohbet ettikçe, daha doğrusu biraz işitme problemi yüzünden karşılıklı bağrıştıkça ondan daha çok etkilenmeye başladım, O ve restoranın hikâyesi beni hep aynı düşünceye itti, İstanbul, , , Her zaman beni şaşırtmayı ve büyülemeyi beceriyorsun, , , İstanbuldaki ilk Çin lokantası Talimhane Lamartine Caddesinde 1957 yılında kurulmuş, Çin Komünist rejiminden kaçan Wang Zhensan, yanında eşi Fatima ve 8 çocuğuyla Himalaya Dağlarını aşarak İstanbula gelmiş, , , Şaka değil, Wang Zhensan ile Yakar Çakarın tanışması da o tarihe rastlıyor, Yakar Çakar, kurulan ilk Çin restoranında hem kasaya bakmış, hem garsonluk yapmış, hem mutfağı idare etmiş hem de sekiz çocukla yakından ilgilenmiş, 1961 yılında restoranın sahibi vefat edince anne Fatime ile büyük oğlu İsa, Yakar Çakarın da yardımıyla mekânı ayakta tutmaya devam etmiş, , , Mısır Çarşısına girer girmez sola döndüğünüzde, dimdik bir merdiven, , , Dar ama çinilerin maviliği sonsuzluk hissi veriyor, Pandeli Restoran tam karşınızda, , , Şanslıysanız pencere kenarında yer bulursunuz ve Haliç manzarasına, Karaköye ve Galata Kulesine uzaktan bakarsınız, Sahibi Pandeli, Niğdeli Rumlardan, , , İstanbulda yapmadığı iş kalmamış, Hamallık, bakkallık, , , Bir gün bir köftecide bulaşıkçılık yapmaya başlamış ve iyi köftenin sırlarını öğrenmiş, Çukur Hanın merdiven altında köfte satmaya başlayan Pandeli, Eminönünde şimdiki Ticaret Üniversitesinin olduğu yerde ilk mekânını açmış, Entelektüellerin, siyasilerin ve özellikle Atatürkün uğrak mekânı olan restoran 6-7 Eylül olaylarında yağmalanmış ve yıkılmış, Pandeli küsüp Atinaya dönmek üzereyken Menderes ve Bayarın girişimiyle bugünkü Pandeli Restoran kurulmuş, Aşçı Nazım Telli ve Süleyman Çelik tam 45 yıldır o mutfakta görev yapıyor, Şef garson ise yine 45 yıllık deneyimli bir isim, Zeki Kösedağ, , , 80-90 yaşına kadar aynı restoranda hizmet vermek, , , Tam 45 yıldır her sabah aynı heyecanla kalkıp aynı heyecanla o mutfağa girmek, , , İstanbul güzel şehir Affeyle bizi Gerçi övemedik ufkunu, mehtabını, denizini dizelerine bayılırım Fethi Girayın, İstanbul gerçekten güzel ama onu asıl özel kılan insanları diye düşünüyorum, Her köşe başında, her yeni mekanda başka bir hikaye gizli, Deştikçe, şöyle bir perdeyi araladıkça dökülüyor, , , Döküldükçe da şaşırtmaya devam ediyor, Bugünlerde Karaköy ve çevresine sıkça gidiyorum, İstanbul deyince Levent, Bebek, Nişantaşı hatta Taksim bile gelmiyor ki benim aklıma, , , Fatih geliyor en başta, , , Ne bileyim, Karaköy, Eminönü, Galata, , , Bu karlı günlerde Şişhaneye kadar Metro ardından ünlü tünel, , , 1 dakika sürüyor mu sürmüyor mu bilinmez, , , Tünele her binişimde Ne hayatlar gelmiş geçmiş diye düşünmeden kendimi alamıyorum, Örneğin bizim Tünelin dünyanın Londradan sonra en eski ikinci metrosu olduğunu biliyor muydunuz? Fransız mühendis Eugene Henri Gavand, dönemin ticaret ve bankacılık merkezi olan Galata ile sosyal hayatın kalbinin attığı Pera arasında sürekli mekik dokuyan insanlar için yapmış bu alternatif yolu, Tünel 17 Ocak 1875te ilk yolculuğunu yapmış, İlk yapım maliyeti 180 bin Osmanlı Lirası, Tesislerinin enerjisi 150 beygir gücünde iki buhar makinesiyle sağlanmış, İlk sefere başladığında iki tarafı açık olan vagonlar, elektrik olmadığı için gaz lambalarıyla aydınlatılmış, Müthiş değil mi? Şimdi bizler hala o tünele binip Karaköy meydanına ulaşabiliyoruz, Neden mi yazdım tüm bunları? Bir şehrin gelişmesi, modernleşmesi, alt yapı çalışmaları, eklenen alternatif yolları, toplu taşımanın ilerlemesi iyi hoş güzel de, , , Bir de şehri şehir yapan detaylara, o neredeyse tarihi oluşturacak özel mekanlara, hatta o özel insanlara sahip çıkmak gerekiyor, İstanbulu özel, güzel ve aşık olunası kılan kuşkusuz alt geçitleri, otobanları, gökdelenleri ya da yeni metrosu değil, , , Yaşadığımız hatırlanası en özel anlar da oralarda değil, , , Şehri geliştirelim ama genlerine sahip çıkalım derken budur kastettiğim, , , İnci pastanesinden, Emek sinemasına kadar koparılan yaygara budur, Lafı uzatmayalım, , , Karlı bir İstanbul gününde, kendinize bir tatil verdiyseniz eğer, Karaköye uğramanızı öneririm, Namlıda müthiş bir kahvaltı, ardından daracık sokakların birinde bir köşe başında, Karabatakta kahve ya da çay öneririm, Yerleşin rahat koltuklardan birine ve düşünün Kimler geldi kimler geçti bu şehirden diye, , ,
Bu Haber Toplam 1227 Defa Okunmuştur.
Facebook hesabınızla yorum yapın, Onay Beklemeyin!
   
Henüz Bu Konu Hakkında Herhangibir Yorum Yapılmamış. Yorum Yapmak İstiyorsanız Tıklayınız!
Toplam Yorum Sayısı: 0

Copyright © 2006-2014 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
E-Posta: istanbulburda[@]gmail.com
Etik Anlayışımız! - Site Haritası