Kapat

Ayazağa Nilüfer Gökay İlköğretim Okulu

Tarih: 29.03.2012

Ayazağa Nilüfer Gökay İlköğretim Okulu, İlköğretim Okulu sanki bir spor kulübü. Bin 200 öğrencisi olan okulun yarısı kulüpte top koşturuyor, karateyle ilgileniyor, smaç basıyor.


FriendFeed ile Paylaş
Ayazağa'da bir başarı öyküsü
FATMA TURAN
Ayazağa'daki Nilüfer Gökay İlköğretim Okulu sanki bir spor kulübü. Bin 200 öğrencisi olan okulun yarısı kulüpte top koşturuyor, karateyle ilgileniyor, smaç basıyor. Üstelik 220'si de resmî lisanslı. Ayrıca okulda kulüp kurulduktan sonra şiddet olaylarında hızlı bir azalma olmuş.
Okullarda şiddeti önlemenin yolu nedir? Çıkış kapılarında polis nöbetleri mi, rehber öğretmenlerin uyarıları mı yoksa büyüklerin öğütleri mi? Bu çözüm yolları bugüne kadar elbette denendi ancak faydası olduğu gibi sonuç vermediği zamanlar da oldu. Peki, başka bir alternatif denense nasıl olur? Mesela, şiddet sporla önlenmeye çalışılsa...

İstanbul'un en kozmopolit semtlerinden biri Ayazağa... 21. YY Eğitim ve Kültür Vakfı Nilüfer Gökay İlköğretim Okulu, buradaki bir eğitim kurumu. Bu okulu diğerlerinden ayıran bir özellik var: Zamanında çokça yaşanan şiddet olaylarını önlemek amacıyla spor kulübü kurulması. Hikâyesi şöyle: Bundan beş yıl önce Milli Eğitim Bakanlığı, ilköğretim ve lise öğrencilerinde şiddeti önlemek için her okulun spor kulübü kurmasını ister. Bazı okullar bunu kâğıt üzerinde gösterirken bazıları da bizzat uygulamaya geçirir. Sözünü ettiğimiz okul da bakanlığın isteğini eyleme geçirenlerden. Ancak bu okul, kulüp kurmakla yetinmez, başarı üstüne başarı sağlar.

İsmail Çakır, spor kulübünün sorumlu hocası. Aslında o tahmin edildiği gibi beden eğitimi öğretmeni değil, müdür yardımcısı. Ama spora oldukça meraklı. Bakanlıktan proje önerisi gelince hemen kolları sıvayıp işe koyulmuş. Atletizm, voleybol, basketbol, karate, kız ve erkek futbol takımları kurmuş. Tabii düşündüğü kadar kolay olmamış kulüpleşmek. Tahmin ettiğinden daha çok zorlanmış işin içine girince. 2007'de kulübün tescil olması için Türkiye Futbol Federasyonu'na 8 bin lira ücret ödemiş mesela. Tüm bunları kendi çabalarıyla yapmış. Sanatçıların davet edildiği bir gece ayarlamış, kermesler yapmış, organizasyonlar düzenlemiş.

İsmail hoca, iki yıl boyunca antrenör olmadığı için bütün öğrencilerle tek başına ilgilenmiş. Okulun mevcudu bin 200. Spora gönül veren öğrenci sayısıysa 550. Üstelik çocukların 220'si de resmi lisanslı. Çakır, bu öğrencilerle öyle yoğun çalışıyor ki, "Dört çocuğum var. Onlara vakit ayıramaz oldum. Bir antrenman bitiyor, diğeri başlıyor." diyor. Bunca emek boşa gitmiyor tabii. Kız futbol takımı geçtiğimiz ay yapılan müsabakada birinci olmuş. Türkiye şampiyonasında İstanbul'u onlar temsil edecek. Karatede de bir öğrencinin Türkiye üçüncülüğü var.

Antrenman yapacağına ders çalış!

İsmail Çakır'a göre öğrenciler hem çok gayretli hem de başarılı. Ancak onların önünde bir engel var: Ebeveynleri. Birçoğunun velisi çocuğunun kulübe gitmesine izin vermiyor. "Derslerini olumsuz etkileyecek" ya da "antrenman yapacağına ders çalış." diyorlar çocuklarına. Oysa gerçek böyle değil. Sınıf öğretmenleri başta olmak üzere rehber öğretmen ve idari kadro tersini düşünüyor. Zira öğrencilerin başarı durumunu takibe almışlar. Kulübe devam eden öğrencilerin derslerini aksatmadığı tespit edilmiş. Üstelik kulüp kurulmadan önce yaşanan şiddet olayları da yok denecek kadar azalmış.

Birkaç ay önce İsmail hocanın tayini başka okula çıkmış. Bu yüzden daha çok hafta sonları ilgilenebiliyor kulüple. Hafta içiyse üç antrenör Mehmet Aksoy, Fatih Çayır ve Cimşit Kılıç çalıştırıyor öğrencileri. Futbolda 150, karatede 40, voleybolda da 15 resmi lisanslı öğrencileri var. Kulübün en büyük avantajı da öğrencilerin okuldan mezun olduktan sonra da buraya devam edebilmeleri.

Spor kulübüne katılmak isteyen hiçbir öğrenciden ücret alınmıyor. İsmail hocanın tek isteği çocukların sporla ilgilenmesi. Bunun için kendi mesaisinden feragat ettiği gibi kulübün diğer üç antrenör hocası da gönüllü çalışıyor. Bu fedakârlıklar da meyvelerini veriyor. Birkaç ay önce bir ödül töreninde neredeyse bütün kupaları onlar kaldırmış. Öyle ki okula dönerken kupaları iki çuvala doldurmak zorunda kalmışlar.

En büyük destekçisi ailesi

Ebru Çap, sekizinci sınıfa gidiyor. Dört yıldan beri futbol takımında koşturuyor. Aslında ailesinin gönlü razı değil ama futbolu çok sevdiği için devam ediyor. Onun hayalinde komiser olmak var fakat futbolu da bırakacak gibi durmuyor. Funda Arslan ise takımın kalecisi. Önceleri kale önünde oynuyormuş. Kaleciyi yönlendirirken birdenbire kendini kalede bulmuş. Şampiyon oldukları maçta sadece bir gol yemiş. Penaltılara kalınca üç gol daha girmiş kaleye ama bir penaltıyı kurtarınca kazanan takım onlar olmuş. Altay Şentürk ise altıncı sınıf öğrencisi. Dört yıldan beri karate yapıyor. Bu alanı seçmesinin tek sebebi enerjisini boşaltabilmek. Altay öyle hareketli ki yerinde duramıyor. Onu düz duvara tırmanmasını engelleyen tek şey karate. Bu yüzden ailesi en büyük destekçisi.



Etiketler: Ayazağada bir başarı öyküsü FATMA TURAN Ayazağadaki Nilüfer Gökay İlköğretim Okulu sanki bir spor kulübü Bin 200 öğrencisi olan okulun yarısı kulüpte top koşturuyor, karateyle ilgileniyor, smaç basıyor, Üstelik 220si de resmî lisanslı, Ayrıca okulda kulüp kurulduktan sonra şiddet olaylarında hızlı bir azalma olmuş, Okullarda şiddeti önlemenin yolu nedir? Çıkış kapılarında polis nöbetleri mi, rehber öğretmenlerin uyarıları mı yoksa büyüklerin öğütleri mi? Bu çözüm yolları bugüne kadar elbette denendi ancak faydası olduğu gibi sonuç vermediği zamanlar da oldu, Peki, başka bir alternatif denense nasıl olur? Mesela, şiddet sporla önlenmeye çalışılsa, , , İstanbulun en kozmopolit semtlerinden biri Ayazağa, , , 21, YY Eğitim ve Kültür Vakfı Nilüfer Gökay İlköğretim Okulu, buradaki bir eğitim kurumu, Bu okulu diğerlerinden ayıran bir özellik var: Zamanında çokça yaşanan şiddet olaylarını önlemek amacıyla spor kulübü kurulması, Hikâyesi şöyle: Bundan beş yıl önce Milli Eğitim Bakanlığı, ilköğretim ve lise öğrencilerinde şiddeti önlemek için her okulun spor kulübü kurmasını ister, Bazı okullar bunu kâğıt üzerinde gösterirken bazıları da bizzat uygulamaya geçirir, Sözünü ettiğimiz okul da bakanlığın isteğini eyleme geçirenlerden, Ancak bu okul, kulüp kurmakla yetinmez, başarı üstüne başarı sağlar, İsmail Çakır, spor kulübünün sorumlu hocası, Aslında o tahmin edildiği gibi beden eğitimi öğretmeni değil, müdür yardımcısı, Ama spora oldukça meraklı, Bakanlıktan proje önerisi gelince hemen kolları sıvayıp işe koyulmuş, Atletizm, voleybol, basketbol, karate, kız ve erkek futbol takımları kurmuş, Tabii düşündüğü kadar kolay olmamış kulüpleşmek, Tahmin ettiğinden daha çok zorlanmış işin içine girince, 2007de kulübün tescil olması için Türkiye Futbol Federasyonuna 8 bin lira ücret ödemiş mesela, Tüm bunları kendi çabalarıyla yapmış, Sanatçıların davet edildiği bir gece ayarlamış, kermesler yapmış, organizasyonlar düzenlemiş, İsmail hoca, iki yıl boyunca antrenör olmadığı için bütün öğrencilerle tek başına ilgilenmiş, Okulun mevcudu bin 200, Spora gönül veren öğrenci sayısıysa 550, Üstelik çocukların 220si de resmi lisanslı, Çakır, bu öğrencilerle öyle yoğun çalışıyor ki, Dört çocuğum var, Onlara vakit ayıramaz oldum, Bir antrenman bitiyor, diğeri başlıyor, diyor, Bunca emek boşa gitmiyor tabii, Kız futbol takımı geçtiğimiz ay yapılan müsabakada birinci olmuş, Türkiye şampiyonasında İstanbulu onlar temsil edecek, Karatede de bir öğrencinin Türkiye üçüncülüğü var, Antrenman yapacağına ders çalış! İsmail Çakıra göre öğrenciler hem çok gayretli hem de başarılı, Ancak onların önünde bir engel var: Ebeveynleri, Birçoğunun velisi çocuğunun kulübe gitmesine izin vermiyor, Derslerini olumsuz etkileyecek ya da antrenman yapacağına ders çalış, diyorlar çocuklarına, Oysa gerçek böyle değil, Sınıf öğretmenleri başta olmak üzere rehber öğretmen ve idari kadro tersini düşünüyor, Zira öğrencilerin başarı durumunu takibe almışlar, Kulübe devam eden öğrencilerin derslerini aksatmadığı tespit edilmiş, Üstelik kulüp kurulmadan önce yaşanan şiddet olayları da yok denecek kadar azalmış, Birkaç ay önce İsmail hocanın tayini başka okula çıkmış, Bu yüzden daha çok hafta sonları ilgilenebiliyor kulüple, Hafta içiyse üç antrenör Mehmet Aksoy, Fatih Çayır ve Cimşit Kılıç çalıştırıyor öğrencileri, Futbolda 150, karatede 40, voleybolda da 15 resmi lisanslı öğrencileri var, Kulübün en büyük avantajı da öğrencilerin okuldan mezun olduktan sonra da buraya devam edebilmeleri, Spor kulübüne katılmak isteyen hiçbir öğrenciden ücret alınmıyor, İsmail hocanın tek isteği çocukların sporla ilgilenmesi, Bunun için kendi mesaisinden feragat ettiği gibi kulübün diğer üç antrenör hocası da gönüllü çalışıyor, Bu fedakârlıklar da meyvelerini veriyor, Birkaç ay önce bir ödül töreninde neredeyse bütün kupaları onlar kaldırmış, Öyle ki okula dönerken kupaları iki çuvala doldurmak zorunda kalmışlar, En büyük destekçisi ailesi Ebru Çap, sekizinci sınıfa gidiyor, Dört yıldan beri futbol takımında koşturuyor, Aslında ailesinin gönlü razı değil ama futbolu çok sevdiği için devam ediyor, Onun hayalinde komiser olmak var fakat futbolu da bırakacak gibi durmuyor, Funda Arslan ise takımın kalecisi, Önceleri kale önünde oynuyormuş, Kaleciyi yönlendirirken birdenbire kendini kalede bulmuş, Şampiyon oldukları maçta sadece bir gol yemiş, Penaltılara kalınca üç gol daha girmiş kaleye ama bir penaltıyı kurtarınca kazanan takım onlar olmuş, Altay Şentürk ise altıncı sınıf öğrencisi, Dört yıldan beri karate yapıyor, Bu alanı seçmesinin tek sebebi enerjisini boşaltabilmek, Altay öyle hareketli ki yerinde duramıyor, Onu düz duvara tırmanmasını engelleyen tek şey karate, Bu yüzden ailesi en büyük destekçisi,
Bu Haber Toplam 2991 Defa Okunmuştur.
Facebook hesabınızla yorum yapın, Onay Beklemeyin!
   
Henüz Bu Konu Hakkında Herhangibir Yorum Yapılmamış. Yorum Yapmak İstiyorsanız Tıklayınız!
Toplam Yorum Sayısı:

Künye

Siteye ait künye bu bölümde sergilenecektir.

Son Twitler

  • @kullaniciOto paylasim özellikli twitter sosyal box

    - 2 saat önce
  • @kullaniciOto paylasim özellikli twitter sosyal box

    - 3 saat önce

Sosyal Medya