9000 yıllık sevda SİYEZ
13.08.2008 06:50:17
9000 YILLIK SEVDA (SİYEZ)
Bu sevda hikayesi, aslında Kastamonu’lulara ait, ama İstanbul’luların da bilmesi gereken bir hikaye…
Kerem-Aslı, Leyla-Mecnun gibi, kavuşamamanın, efsanevi aşkı gibi olsa da, biraz da biz insanoğlunun gösterdiği vefasızlık hikayesidir…
Geçmişi 9000 yıla dayanan bir hikaye olduğuna göre, masalsı bir anlatım yakışır. ( Hem de gayet yakışır!)
Efendim, zaman-zaman içinde, evvel zaman içinde!Antik Dönemde, “Paflagonya” denen diyarın; dönem- dönem değişik uygarlıkların yaşadığı, ismininse, “Gas’ların” ülkesi anlamına gelen “Gas- Timoni”den gelme olduğu söylenen “Kastamonu” Kentinde, binlerce yıl önce bilinmesine rağmen, zamanla başka sevdalara kapılıp geri plana itilen, en önemli buğdaylardan biri olan “Siyez Buğdayı” denen bir buğday türü varmış…
Bu geri planda olduğu dönemde, bu buğdayın nimetlerini bilen unutmayıp yaşayanlar, az da olsa varmış. Değirmenlere karşı savaşan “Don-Kişot’un” aksine, onlarla savaşma yerine, eski su değirmenlerini günümüze dek yaşamasını sağlayan, kendi tarlasında ki Siyez buğdayını bu değirmenlerde öğütüp, aile sofrasından eksik etmeyen kahramanlarmış bunlar…
Onlardan daha önce dönemlerde yaşayanlar bu Siyez Buğdayınla daha fazla haşır neşir olduklarından, bu buğdayı nasıl un haline getireceklerini de keşfetmişler, ve bu elde ettikleri değerli buğdaydan çeşitli ekmekler de yapmayı başarmışlar. Ama bir vefasızlık öyküsü işte zamanla bu ekmeklerde unutulmuş gitmiş…
Öğütme sırasında ayrışan kabukları yiyen hayvanların, etinin, sütünün, yumurtasının lezzetlerini tatmayanlar gerçekten çok şanssızlarmış…
Aramızda vefasızların çok olmasına rağmen vefalılık bakımından da oldukça yetenekli insanlar var elbette ki! ( iyi ki varlar halimiz nice olur sonra?) Neyse efendim biz bu vefalı insanların devreye girdiği bölümüyle, masalımıza devam edelim…
Aradan uzun yıllar geçmiş, Hitit’lerin, “Zız” dediği bu buğday türünün tekrar farkına varan “Gas’ların” Ülkesinde yaşayan bir avuç insan, “bu farkında olmanın coşkusunu, başka diyarlardan çağıracağımız konuklarla hep birlikte yaşayalım” demiş…
Farklı diyarlardan gelen konuklar, şenliğin yapıldığı bölgenin ( İhsangazi) dağ havasından öylesine etkilenmişler ki, aralarından biri, eski su değirmenini görünce, “zaman tüneli dedikleri bu olsa gerek, acaba kaç bin yıl geride olan bir yaşamın içine katıldım?” Diye de düşünmeden edememiş.
“Siyez Bulgurunun” yemek olarak tabaklarda yer almasının macerası ise, tam bu yörenin insanlarına has biçimde yaşanmış…
Genişçe bir alana kurulan ocaklarda, geçmişten bu yana onu koruyan ve yaşatanlar (Kadınlar) kendi aralarında bir yarışma tertipleyerek, gelen konuklardan en güzelini seçmelerini istemişler. Yenilenlerin hepsi ayrı-ayrı çok güzelmiş. Gelen konuklar zor da olsa seçimlerini yapmışlar, derece alanlara, bölgenin yöneticisi altınlar dağıtarak ödüllendirmiş…
Çağrılan misafirlerin bilge kişileri, bilgiler de vermişler…
Sağlık açısından vücuda çok gerekli olan B vitaminin bol miktarda olduğu da, verilen bilgiler arasındaymış. Üstelik bu “Siyez Buğdayı” denen altından değerli cevher, öyle gübre filan da istemeyen hiç de naz etmeyen bir ürünmüş. Ve bu değerli ürün, köklü Anadolu Coğrafyasında, en çok bu diyarda bol miktarda yetişmekteymiş…
Ağustos ayının ilk haftasında katıldığımız, “ İhsangazi Sepetçioğlu- Siyez Bulguru Festivali”, başka türlü de anlatılırdı belki, ama orası 9000 yıllık “Siyezi” ile, evlerin diğer binaların mimari dokusuyla, sıcacık insanlarıyla bir masal ülkesiymiş de, bizler de o masalın içindeymişiz duygusu öylesine yerleşmişti ki, başka türlü yansıtmak pek samimi olmazdı. (masal- masal içinde yaşanan bir de “İzbeli Çiftliği” rüyası var ki o da satır arasında değinilmeyecek kadar uzun. Başka bir yazıda inşallah!)
Bu masalı yaşatıp bizim belleklerimizi zenginleştiren:
Kastamonu Valisi, Nurullah Çakır’a,
İhsangazi Kaymakamı, Ramazan Seçilmiş’e
Öncelikle teşekkür ederken, bizim orda olmamıza sebep olan dost insan, Mustafa Afacan ve dostlarına da sonsuz teşekkürler…
En kısa zamanda, İstanbul’da gıda alış- verişini yaptığımız tüm çarşılarda, “Siyez Bulguruna” rastlamak dileğiyle…( İtalya’nın, Toskana bölgesinde bol miktarda yetişiyormuş ve bir çok menüde, yerini çoktan almış vaziyette…)
|