Firmanı Ekle - Arama Arşivi - Site İçi Arama:     

  Tüm İlçeleri
 Adalar
 Avcılar
 Bağcılar
 Bahçelievler
 Bakırköy
 Bayrampaşa
 Beşiktaş
 Beykoz
 Beyoğlu
 Büyükçekmece
 Çatalca
 Eminönü
 Esenler
 Eyüp
 Fatih
 Gaziosmanpaşa
 Güngören
 Kadıköy
 Kağıthane
 Kartal
 Küçükçekmece
 Maltepe
 Pendik
 Sarıyer
 Silivri
 Sultanbeyli
 Şile
 Şişli
 Tuzla
 Ümraniye
 Üsküdar
 Zeytinburnu
  Gazete Oku
 Akşam
 Birgün
 Bugün
 Cumhuriyet
 Evrensel
 Güneş
 Halka Tercüman
 Hürriyet
 Kurultay
 Milli Gazete
 Milliyet
 Ortadoğu
 Radikal
 Sabah
 Star
 Şok Gazetesi
 Takvim
 Türkiye
 Vakit
 Vatan
 Yeni Asya
 Yeniçağ
 Yeni Mesaj
 Yeni Şafak
 Zaman
  Önemli Adresler
 118 Rehber
 Adsl Kota Bilgi
 Askerlik İşlemleri
 Aöf Sonuçları
 Çalıntı Oto Sorgu
 Ehliyet Sonuçları
 IETT Seferleri
 Igdaş Borç Sorma
 Iski Borç Sorma
 Kpss Sonuçları
 M.E.B Sınav Sonuç
 Pasaport Başvurusu
 Piyango Sonuçları
 Sahte Para Sorgu
 Sayısal Loto
 Ssk Gün Hesabı
 Sürücü Puanı Sorgu
 Tc No Sorgu
 Tren Bilet Satış
 Vergi No Sorgu
 Önemli Telefonlar
 Ösym Sonuçları
İSTANBUL'U ÖZLERKEN
istanbulburda.com yazarı Sema TEMİZKAN sizin için tam 9 bin yıllık sevda SİYEZ'i yazdı.

9000 yıllık sevda SİYEZ
13.08.2008 06:50:17

9000 YILLIK SEVDA (SİYEZ) Bu sevda hikayesi, aslında Kastamonu’lulara ait, ama İstanbul’luların da bilmesi gereken bir hikaye… Kerem-Aslı, Leyla-Mecnun gibi, kavuşamamanın, efsanevi aşkı gibi olsa da, biraz da biz insanoğlunun gösterdiği vefasızlık hikayesidir… Geçmişi 9000 yıla dayanan bir hikaye olduğuna göre, masalsı bir anlatım yakışır. ( Hem de gayet yakışır!) Efendim, zaman-zaman içinde, evvel zaman içinde!Antik Dönemde, “Paflagonya” denen diyarın; dönem- dönem değişik uygarlıkların yaşadığı, ismininse, “Gas’ların” ülkesi anlamına gelen “Gas- Timoni”den gelme olduğu söylenen “Kastamonu” Kentinde, binlerce yıl önce bilinmesine rağmen, zamanla başka sevdalara kapılıp geri plana itilen, en önemli buğdaylardan biri olan “Siyez Buğdayı” denen bir buğday türü varmış… Bu geri planda olduğu dönemde, bu buğdayın nimetlerini bilen unutmayıp yaşayanlar, az da olsa varmış. Değirmenlere karşı savaşan “Don-Kişot’un” aksine, onlarla savaşma yerine, eski su değirmenlerini günümüze dek yaşamasını sağlayan, kendi tarlasında ki Siyez buğdayını bu değirmenlerde öğütüp, aile sofrasından eksik etmeyen kahramanlarmış bunlar… Onlardan daha önce dönemlerde yaşayanlar bu Siyez Buğdayınla daha fazla haşır neşir olduklarından, bu buğdayı nasıl un haline getireceklerini de keşfetmişler, ve bu elde ettikleri değerli buğdaydan çeşitli ekmekler de yapmayı başarmışlar. Ama bir vefasızlık öyküsü işte zamanla bu ekmeklerde unutulmuş gitmiş… Öğütme sırasında ayrışan kabukları yiyen hayvanların, etinin, sütünün, yumurtasının lezzetlerini tatmayanlar gerçekten çok şanssızlarmış… Aramızda vefasızların çok olmasına rağmen vefalılık bakımından da oldukça yetenekli insanlar var elbette ki! ( iyi ki varlar halimiz nice olur sonra?) Neyse efendim biz bu vefalı insanların devreye girdiği bölümüyle, masalımıza devam edelim… Aradan uzun yıllar geçmiş, Hitit’lerin, “Zız” dediği bu buğday türünün tekrar farkına varan “Gas’ların” Ülkesinde yaşayan bir avuç insan, “bu farkında olmanın coşkusunu, başka diyarlardan çağıracağımız konuklarla hep birlikte yaşayalım” demiş… Farklı diyarlardan gelen konuklar, şenliğin yapıldığı bölgenin ( İhsangazi) dağ havasından öylesine etkilenmişler ki, aralarından biri, eski su değirmenini görünce, “zaman tüneli dedikleri bu olsa gerek, acaba kaç bin yıl geride olan bir yaşamın içine katıldım?” Diye de düşünmeden edememiş. “Siyez Bulgurunun” yemek olarak tabaklarda yer almasının macerası ise, tam bu yörenin insanlarına has biçimde yaşanmış… Genişçe bir alana kurulan ocaklarda, geçmişten bu yana onu koruyan ve yaşatanlar (Kadınlar) kendi aralarında bir yarışma tertipleyerek, gelen konuklardan en güzelini seçmelerini istemişler. Yenilenlerin hepsi ayrı-ayrı çok güzelmiş. Gelen konuklar zor da olsa seçimlerini yapmışlar, derece alanlara, bölgenin yöneticisi altınlar dağıtarak ödüllendirmiş… Çağrılan misafirlerin bilge kişileri, bilgiler de vermişler… Sağlık açısından vücuda çok gerekli olan B vitaminin bol miktarda olduğu da, verilen bilgiler arasındaymış. Üstelik bu “Siyez Buğdayı” denen altından değerli cevher, öyle gübre filan da istemeyen hiç de naz etmeyen bir ürünmüş. Ve bu değerli ürün, köklü Anadolu Coğrafyasında, en çok bu diyarda bol miktarda yetişmekteymiş… Ağustos ayının ilk haftasında katıldığımız, “ İhsangazi Sepetçioğlu- Siyez Bulguru Festivali”, başka türlü de anlatılırdı belki, ama orası 9000 yıllık “Siyezi” ile, evlerin diğer binaların mimari dokusuyla, sıcacık insanlarıyla bir masal ülkesiymiş de, bizler de o masalın içindeymişiz duygusu öylesine yerleşmişti ki, başka türlü yansıtmak pek samimi olmazdı. (masal- masal içinde yaşanan bir de “İzbeli Çiftliği” rüyası var ki o da satır arasında değinilmeyecek kadar uzun. Başka bir yazıda inşallah!) Bu masalı yaşatıp bizim belleklerimizi zenginleştiren: Kastamonu Valisi, Nurullah Çakır’a, İhsangazi Kaymakamı, Ramazan Seçilmiş’e Öncelikle teşekkür ederken, bizim orda olmamıza sebep olan dost insan, Mustafa Afacan ve dostlarına da sonsuz teşekkürler… En kısa zamanda, İstanbul’da gıda alış- verişini yaptığımız tüm çarşılarda, “Siyez Bulguruna” rastlamak dileğiyle…( İtalya’nın, Toskana bölgesinde bol miktarda yetişiyormuş ve bir çok menüde, yerini çoktan almış vaziyette…)
Bu Haber Toplam 1279 Defa Okunmuştur.
PAYLAŞ
 
   
Henüz Bu Konu Hakkında Herhangibir Yorum Yapılmamış. Yorum Yapmak İstiyorsanız Tıklayınız!
Toplam Yorum Sayısı: 0

 


Ç O K   O K U N A N
 
Y O R U M L A N A N
 
A N K E T
Ne mutlu bana, bir ...... var?














  Sonuçları Göster.


Copyright © 2006-2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Grup Ajans Medya Adres: Opr. Raifbey Sokak No:25 Daire 1 ŞİŞLİ / İSTANBUL
Telefon: 0212 2342355 | Faks: 0212 2488504 | E-Posta: info@istanbulburda.com
Teknik Destek: Vitamin Bilişim